Corona
mı yoksa Irkçılık mı daha tehlikeli?
Haziran
tüm sıcaklığıyla sarıyor insanlığı. Haziranda ölmek zor be
Nazım. Doğa en ihtişamlı döneminde. Kelebeği, börtü böceği,
yeni doğmuş kuzuları, ağaç dallarında yavru kuşlar... Al
duvaklı gelincik tarlaları, buram buram kokan güller, ya ıhlamur
ağaçlarına ne demeli. Denizde esen meltem, yosun kokusu canımın
için İzmir'im gibi... Canım şiir çekti, şimdi okkalı bir şiir
okuma zamanı Nazım'dan. Bardağımda kendi suyunda sarhoş olan
üzüm. Şimdi beni dinle İnsanoğlu.
“İkimiz
de biliyoruz, sevgilim
öğrettiler:
aç kalmayı, üşümeyi,
yorgunluğu ölesiye
ve birbirimizden ayrı düşmeyi.
Henüz öldürmek zorunda bırakılmadık
ve öldürülmek işi geçmedi başımızdan. Nazım
öğrettiler:
aç kalmayı, üşümeyi,
yorgunluğu ölesiye
ve birbirimizden ayrı düşmeyi.
Henüz öldürmek zorunda bırakılmadık
ve öldürülmek işi geçmedi başımızdan. Nazım
İnsanoğlu
tüm bu güzelliklerden yoksun, bilinçsizce doğayı ve insanlığı
yok etmeye devam ediyor. İnsanlık tarihinden daha eski olan
Okjokull buzulu öldü İzlanda'da. Ağlamadık çünkü anlayamadık.
Kuruyan dereler, nehirler, göller, yok olan yer altı suları, nesli
tükenen hayvanlar, kirlenen denizler, hava, gittikçe ısınan
dünya... Koca bir kıta Avustralya aylarca yandı. Yanan ağaçlar
mıydı sizce? Hepsi daha çok zenginleşebilmek ve daha çok lüks
yaşayabilmek uğruna. Dünyamız gibi ölüyor insanlığımızda.
Dünya
sistemini değiştirmek isteyen büyük güçlerin senaryosuyla
2019'un sonlarında tanıştık. Corona salgınıyla telef oldu
insanlık. Tedavi etmeye, gömmeye yetişemez olduk. Coronadan kaç
kişinin öldüğü gerçeğini hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz.
Bizler Coronadan korkarken Almanya'nın Hanau şehrinde ırkçı bir
saldırı ile sarsıldık. 11 göçmen daha nedensiz yere öldürüldü.
Acı vatan Almanya'nın şansız insanları göçmenler,
öldürüldükçe sessizliğe gömüldüler. Zaten 'En iyi göçmen
sessiz göçmen' değil midir? Irkçılıkla hepimiz tanışacağız.
Kaçış yok. Bir rakı şisesine kurulmuş hıyar turşusu gibi
hissediyorum kendimi... İçmeden şarhoş olmak bu olsa gerek.
Ağlamalı mıyım? Şiir konuşabileceğim hiç kimse yok çevremde.
Öyle
yıkma kendini, / Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,/ içerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne, / Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile / Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni. Ahmet Arif
Nerede olursan ol,/ içerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne, / Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile / Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni. Ahmet Arif
Bugünlerde
Amerika yangın yeri. Çikolata renkli George Flyod bir polis
tarafından öldürüldü. Bizler Sezen Cumhur Önal'ın anonsuyla
çikolata renkli şarkıcıları dinleyerek büyüdük. Kristof
Klomb'un katil torunları ise tıpkı dedeleri gibi yerli halkı ve
siyahileri öldürerek büyüyor. İnsanlar sokaklarda hak adalet
peşinde. Hak adalet bu dünyada hiç var olmadı ki. Bu dünyada hak
ve adaletin olduğu yanılgısından kurtarın kendinizi.
Bu
sene Haziran çok sıcak, petunyalarım ölmüş. Kafam kaynar
kazan, unuttum sulamayı, bol su versem yeşerir mi yine. Kurtulurlar
değil mi. Bu kadar çabuk ölemezler. Bak Corona da öldürmedi
bizi. Ölüm müdür yoksa gerçek midir acı olan. Hayatımda
karşılaştığım en zor soru buydu. Bügünlerde karşılaştığım
bir soru daha var. Cevabını 9 yaşında ki çocuğuma vermekte
zorlandığım. Irkçılık. 9 yaşında ki oğlum okulunda ırkçılık
ile tanıştı. 22 kişilk sınıfı öğretmeni iki gruba bölmüş,
bir grupta müslüman öğrenciler ile öğrenme zorluğu çeken
öğrenciler diğer grupta ise saf Alman ve güya çalışkan
çocuklar. İki büklümdü eve geldiğinde. Bir terslik olduğunu
anladım sordum.
-Baba
sen haklı çıktın. Dediğin gibi oldu müslümanları engelli
çocuklarla bir grup, Almanları bir grup yapmışlar. Onlardan
nefret ediyorum.
Aklım
almıyor çocukların nefretini neden alır büyükler. Çocukları
neden kirletiriz büyütürken.
Evet,
ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam,
nasıl ıssız, nasıl karanlık…
Ve zehir-zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda, Ahmet Arif...
Ve zehir-zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda, Ahmet Arif...
Haziranda
doğa bu kadar güzel ve Nazım'ın, Orhan Kemal'in, Ahmet Arif'in
şiirleride olmasa çekilmeyecek bu dünya. Haziranda ölmek zor. Bu
üç büyük şaiiri Haziran da kaybettik. Çocuğuma, herşeye
karşı onu koruyabileceğimi söylerdim. Fakat bugün Irkçılığa
karşı koruyamayacağımı farkettim. Bugün, Irkçılığa karşı
bizleri hiç kimsenin koruyamayacağı gerçeği ile yüzleştim.
Haziranda ölmek zor. Ama ölmeyeceğiz. İnadına şiirler okumaya
devam edeceğiz inadına savaşmaya...
Gurbete düşersin
Sıla
çağırır
Sılana kavuşursun
gurbet el eder...
Orhan Kemal.
Corona
mı yoksa Irkçılık mı daha tehlikeli?
3
Haziran/Kiel

















