Türkiye
Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 2
Kemal
Kılıçdaroğlu'nun ADALET yürüyüşü.
ADALET'i
altın tepsiyle AKP'ye sunan ve ırzına geçilmesine göz yumanlar
ADALET yürüyüşüne devam ediyor. Yürüyüşe ilave eylemler
eklenerek daha çok ses getirilmek isteniyor. Burada ki amaç daha
çok etki yaratmak ve daha fazla kitleyi gündelik gerçek
sorunlardan uzaklaştırıp bu yapay gündem ile oyalamak olabilir
mi? Bu bağlamda Kılıçdaroğlu yürüyüş eylemine ilave olarak
her gün saat 18:30'da iki dakikalık "DURAN ADAM" eylemi
yapacak. 25 gün daha bu ADALET yürüyüşü ile meşgul olacağız.
Ülkede ki tüm sorunların bu ADALET yürüyüşü ile son
bulacağını sananlar, bu ADALET yürüyüşü esnasında ülkemizde
ve çevresinde dönen gerçek sorunları göremeyecek ve tepkisini
veremeyecek. Adalet yürüyüşü bittiğinde bizler köprülerin
altından akan suyun ve yapılan pazarlıkların hesabını idrak
edememiş olacağız. Bunu lütfen iyice sorgulayın.
Önce
bizlerden bu yapay eylem ile neler kaçırıldığına, saklandığına
geçmeden önce, bu yapay eylemin bizlere nasıl sunulduğuna ve bu
eylem üzerine nasıl odaklaştırıdığımıza bir bakalım. Yandaş
meyda ve muhahelefet medyası gibi görünüp aslında yine
emperyalizmin kontrolünde olan medyalar bu yürüyüşü hergün
maşetten vererek halkımızı sadece bu haber doğrultusunda
kutuplaştırmaya devam ediyor.
İlk
önce Kılıçdaroğlu bu eylemi için kendi resmini ve arkada buğulu
askerlerin bulunduğu bir afiş kullandı. Bu afiş Ankara belediye
başkanı Melih Gökçek tarafından eleştirildi ve 'DARBE Girşimi'
olarak değerlendirdi. Fotograf daha sonra CHP'nin resmi sitesinden
çıkartıldı. Gökçek'in bir diğer eleştiri okları ise Eren
Erdem'in 'bıçak kemiğe dayandı' 'Bıçak kemikte' isimli
paylaştığı bir şiiri provaktör olarak göstermesiydi. (Eren
Erdem kim olduğunu Mehmet Beşeri'nin 'Şifre Bizim Ölülerimiz'
kitabında şu cümleler ile anlatılıyor, alevi görünümlü
ermeni. Şaşırdınız değil mi? İçimizdeki truva atlarına
dikkat edelim .) Gökçek gibi her türlü hukuksuzluğa bulaşmış
birine bu kozlar neden verilir. Neden böyle bir afiş hazırlanır,
neden 'Bıçak kemikte' gibi kışkırtıcı, ayrıştırıcı
paylaşımlar yapılır. Neden biliyor musunuz ortalığı
kızıştırmak, tartışmaları ve şiddeti tırmandırmak için
yapılır.
Başarılıda
olundu, CHP'nin
Ankara'dan İstanbul'a 'Adalet Yürüyüşü' başlatma kararı
almasından sonra, Düzce’de
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Gençlik Kolları Yönetim Kurulu
üyesi Mehmet Aybek
MP5 makineli tabanca ile çektirdiği fotoğrafı sosyal paylaşım
sitesi Facebook hesabında paylaştı. "Vur
de vuralım, öl de ölelim. Reis meydanlar boş değil, emrin yeter"
notunu yazması dikkat çekti. Toplum olarak tedavi edilemez bir
hastalığa kapıldığımızın en güzel örneği bu. Birbirini
öldürmeye hazır bir toplum haline getirilimişiz. Emperyalizm bunu
başarmış.
Gerçek
bir Cemaatci ve Gülen hayranı olan adalet bakanımız Bekir Bozdağ
ise ADALET yürüyüşüne ilişkin olarak şu açıklamayı yaptı.
Bozdağ 'Kılıçdaroğlu'nu
yargıya karşı toplumu tahrik etmekle suçladı.'
Yargıyı güle oynaya oy kullanarak yok edenler hala yargıdan söz
edebiliyorlarsa vay halimize. Hangi yargı Bozdağ?
Diplomasız
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 'Bu
yolla hukuk elde edeceklerse mümkün değil"
dedi. Unutmayalım ki hukuğu beraber yok ettiler ve hukuğun bir
daha geri gelmeyeceğini çok iyi biliyorlar. Çünkü ipler
emperyalizmin elinde. Erdoğan "Sizin
15 Temmuz'dakilerden ne farkınız var!"
diyerek sözüne devam etti. Bitti mi hayır, tüm devlet kurumlarını
diploması olmamasına rağmen işgal eden Erdoğan, Adalet için
yürüyen Kılıçdaroğlu'yu yargı ile tehdit etti:
'Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın.' Bu
açıklamalara baktığımızda ilerleyen günlerde bizler için
belirlenen gündem maddeleri belli. Kılıçdaroğlu ADALET
yürüyüşünü tamamladıktan sonra yada tamamlayamadan Berberoğlu
gibi hapishaneye atılma olasılığı yüksek. Eğer
Kılıçdaroğlu'nun tutuklanması Emperyalizme daha fazla fayda
sağlayacak ise bunun gerçekleşmesi büyük bir ihtimaldir. Biz
bunları konuşurken yada bu konularla beynimize darbe yapılmasına
izin verirken, ülkemizi, topraklarımız biraz daha avucumuzdan
gittiğinin farkına varamayacağız. Oltadaki ülke Türkiye zoka yı
gittikçe yutuyor.
Erdoğan'a
muhalefet olanlar Kılıçdaroğlu'nu Gandy olarak nitelendirirken,
Erdoğan destekçileri, 'Fetö'nün siyasi ayağı yürüyüşe
geçti, Fetö'nün zombisi yürüyüşe geçti! tarzında haberler
yayımlayarak halkı kutuplaştırmaya devam etmektedirler. Bir
tarafta Gandy bir tarafta Zombi! Türkiye şimdide Gandy ve Zombi
olarak bölündü. Emperyalizme birlik olup dur demezsek, İncilik'e
kilit vurmazsak, ABD ve benzeri ülkelerin konsolosluklarına kilit
vurmazsak ufalana ufalana buhar olacak Türkiye Cumhuriyeti.
Daha
detaylara girmek istemiyorum zira bunları okumak ve yazmak için
zaman yetmez. Sizden ricam bildik söylemlerle birbirimize hakaret
etmeden, birbirimiz suçlamadan, fikirlerimizi tartışalım ve cözüm
için ortak yol bulalım. Yapılan bu yapay gündem ile gerek Türkiye
ve gerekse çevremizdeki ülkeler için hazırlanan kirli oyunların
farkına varalım. Ve bu kirli oyunların üzerine gidelim. Türkiyede
bağımsız bir medya neredeyse yoktur. Bizden gibi görünen
medyanın haberlerine körü körüne inanmayın. Adalet yürüyüşü
Türkiye'ye ADALETİ getirmez aksine Türkiye'yi daha çok sorunların
içine çeker. Ankara'dan İstanbul'a yürümekle mi ADALET'i elde
edebilirsiniz yoksa TBMM'nin önünde sürekli toplanarak, çadır
kurarak ve tepkimizi göstererek mi daha faydalı bir eyleme imza
atabiliriz. İyi düşünün. Adalet yürüyüşü ile bizlerin neler
saklandığını ise bir sonraki yazımda paylaşacağım.
18
Haziran 2017 Heidelberg
