14 Mayıs 2017 Pazar

A.G'ın Adaleti / Almanya'da Türk Gencine Komplo

 Almanya'da Türk Gencine Komplo
Türk ailesine kumpas. Türk gençinin desteğinize ihtiyacı var. 

(Bir gönül ilişkisinde kıskançlık ve iftiraya kurban giden Türk gençinin desteğe ihtiyacı var.)




A. G'nin Adaleti / Almanya'da Türk Gencine Komplo
(Bir gönül ilişkisinde kıskançlık ve iftiraya kurban giden Bora'nn desteğe ihtiyacı var.)
Bora.Ç, tıp eğitimi için Almanya'dan Türkiye'ye gidiyor, eğitimi süresince Türkiye'de tanıştığı bir kıza aşık oluyor. Almanya'ya geri dönüşünde 4 yıllık sevgilisi Alman A. G'den ayrılmak istediğini söylüyor ve yazdığı son mektupta da bunu açıkca dile getiriyor. İşte sorun ayrılığı kabul etmek istemeyen ve şuan Heidelberg Hukuk fakültesinde hukuk eğitimi alan A.G'nin kıskançlından başlıyor.  A. G, ilişkisini kurtarmak için araya arkadaşlarını sokup Bora ile tekrar bir araya gelme yollarını arıyor. Her iki gençte Frankenthal da ve birbirlerine yakın oturuyor. Bora bu ilişkinin tekrar başlayabilme ihtimalinin olmadığını tekrar tekrar dile getiriyor. Bora bu ayrılığın başına neler açağından ve nasıl bir bataklığın içine çekileceğinden habersiz normal bir şekilde yaşamaya devam ediyor.

Bora'yı bir gün dostu Stefan arıyor. (Burada Stefan ismini sakın unutmayın.) Stefan yapılacak olan partiye gelmesi için Bora'yı telefonda ikna ediyor. Bora bu mekanda yapılan partilere daha önce hiç katılmamıştır. Partinin yapılacağı yere Bora arkadaşı Viktor ile gidiyor, telefonla kendisini arayan arkadaşı Stefan dışarda Bora'yı bekliyor ve beraber mekana giriyorlar. Mekana girdikleri gibi Bora  eski kız arkadaşı A.G'nin de orada olduğunu görüyor. A. G, Bora'yı gördüğünde yanına geliyor ve Bora'ya iltifatlar yaparak (çok yakışıklısın, kilo vermişsin vb) tekrartan Bora'nın ilgisini çekmeye çalışıyor. Bora bu durum karşısında lütfen mesafe koyalım aramıza diyor. Lakin A.G gece boyunca Bora'yı sürekli takip ve taciz ediyor. Bu durum şahitler tarafından da doğrulandı. Bora kendisine kurulan tuzaktan habersiz. Ve nasıl bir komploya kurban gideceğini bilmiyor. Bora o gece A.G'ye hiç pas vermiyor.

A.G tanıklara göre partiye (Polonyalı) Fabian P ile geliyor. Zaten A.G, Bora'dan ayrıldıktan sonra F. P ile çıkmaya başlıyor. Bora'nın bundan haberi yok ve F. P'yi. Bora tanımıyor. A.G, F. P  ile çıkıyor olmasına ve partiye onunla gelmesine rağmen sürekli, gece boyunca Bora ile flört etmeye, Bora'nın dikkatini çekmeye çalışıyor ve Bora'nın peşini bırakmıyor. Bora mekanı terketmeye yakın, arkadaşı Stefan ile tuvalete gidiyor. Fakat A.G, Bora'yı tekrar yakalıyor ve konuşmak istiyor. Stefan rahat konuşmaları için oradan uzaklaşıyor. Hepimizin sorgulaması gereken bir durum bu ve hepimizin çoğunun başına bu tarz olaylar gelebilir. Ayrılığı kabul etmek istemeyen A.G'nin o gece gerçekten amacı neydi? Dtefan'ın ifadesi bu yöndedir.

Bora ve A.G yaklaşık 10 dakika konuşuyor. Sonrasında Bora tuvalete gidiyor. Tuvaletin yanında  üç erkek  duruyor. Bora'ya bu kişileri tanımıyor. Bora tuvalete gireceği sırada üç erkek Bora'ya saldırıyor. Bora bir yumruk atabiliyor, devamında yere düşüyor ve elleriyle yüzünü saklıyor. Diğer üç erkek tekmelerle Bora'yı dövmeye başlıyor. Gençler alkollü. Bora'nın arkadaşları Stefan ve Victor geliyor ve araya girerek yere düşen Bora'yı yerden kaldırıyorlar. Bu esnada eğlence yerinin güvenlik görevlileri geliyor ve olayın büyümesini engellemek için Bora ve iki arkadaşını dışarıya çıkartıyor.

Bu dakika'dan sonra partide yaşanan olumsuzluklar ise Bora'ya mal edilmek isteniyor. Tek derdi tıp eğitimi almak ve insalara fayda sağlamak olan Bora'nın, kıskançlık krizlerine giren eski sevgilinin desteği ile geleceği karartılıyor. Ak ve kara birbirine karıştırılıyor neden? Lütfen dikkat ve duyarlı olalım. Olayı doğru anlayıp doğru analiz etmeye mecburuz. Ve hiç kimsenin başka bir kişinin hayatını iftiralarla ve adaleti yanıltarak yok etmeye hakkı yoktur. Hepimiz gerçek suçlunun ortaya çıkmasını istiyoruz.

Mekandan ayrılan Bora evine geliyor ve yatıyor. Ertesi sabah Bora'nın annesi Bora'yı uyandırdığında Bora'nın darp edildiğini görüyor. Ne oldu diye sorduğunda, Bora, partide sarhoş ve tanımadığı kişilerin saldırısına uğradığını söylüyor. Bora bu arada şarjı biten telefonunu şarja takıyor. Gece A.G tarafından arandığını ve ondan gelen mesajları görüyor. A.G mesajlarında 'F. P'ye ne oldu ' diye soruyor Bora'ya.  Bora,  F. P'yi tanımadığını ve F. P'nin kim olduğunu arkadaşları Stefan  ve Viktor'a soruyor onlardan da net bir cevap alamayınca hep birlikte Facebook 'ta A.G'nin sayfasına bakıyorlar ve F.P'yi buluyorlar. Bora,  F.P'yi tanıyor ve dün gece bana saldıranlardan biri bu diyor. Annesi Bora'yı hemen hastaneye götürüyor. Sonrasında polise giderek F.P'yi şikayet ediyorlar. 

Akşam Bora ve annesi F.P'nin kafasında dün gece bir şişe kırıldığını ve komada olduğunu öğreniyorlar. Ertesi gün Bora'nın annesi avukatlarına giderek kavga olayını polise anlattıklarını ve takipcisi olmasını rica ediyor. Ayrıca F.P'nin başına gelenlerden de bahsediyor olayın Bora'nın olayı ile bağlantılı olup olmayacağını soruyor. Avukat, polisin gelip gelmediğini soruyor. Anne 'hayır' gelmedi diyor. (Almanya'da yapılan bu tarz partilerde gençler aşırı derecede alkol ve uyuşturucu maddeler kullanıyor ve ne yazık ki bu tarz olaylarda çok sık yaşanıyor.) Bu olaydan 6 hafta sonra F.P yaralama ile ilgili suç duyurusu geliyor B'ye. F.P'nin ailesi neden 6 hafta bekliyor? 6 hafta içinde suçlayabilecekleri bir kurban mı arıyorlar? Neden 6 hafta bekleniyor? F.P'ye gerçekten ne oldu? F.P'yi kim bu hale getirdi? Gerçek neden saklanıyor? Tanıklar neden çelişkili ifadeler veriyor? Çağan ailesi bu durumu hemen avukata götürüyor.
Söz konusu isimler yani tanıklar polise ifade veriyor. İfade verenlerin hepsi Bora'yı suçluyor. Polis ifade verenlere 'peki siz Bora'nın yaptığını gördünüz mü? diye sorduğunda , ifade verenler 'Hayır biz görmedik, bize Bora'nın eski kız arkadaşı A.G söyledi. O görmüş.' diye ifade veriyorlar. Dava boyunca verilen ifadeler hep birbiri ile çelişiyor. Tanıklardan biri F.P'nin arkadaşı şişeyi ben kumun içine sakladım diyor. Deliller karartılıyor. Ama o şişe bulunup parmak izi kontrolü yapılmıyor. Savcılık 14 ay araştırma yapıyor ve Bora'yı suçlayacak hiç bir kanıt bulunamıyor. Ve dava açılamıyor.
A.G ise  inatla ben görmedim F. P arkadaşları görmüş bana onlar söyledi diyerek olayın karmaşık bir hal almasına sebep veriyor. F. P arkadaşları A.G'yi suçluyor, A.G ise F.P'nin arkadaşlarına suçu atıyor. Bu kanıtsızlık karşısında F. P babası olayı medyaya intikal ettiriyor. Alman medyası kendisine verilen yalan yanlış bilgilere itibar ediyor ve suçlanan kişinin bir Türk olduğu için olayı bir Türk düşmanlığına çeviriyorlar. Oysa Alman medyası dürüst davranıp gerçek kanıt ve tanıkları dinleseydi bu tür bir davranış içinde bulunmazlardı. Alman medyası bu gerçekleri görmeyerek yani görmek istemeyerek kasıtlı bir şekilde olayı Türk düşmanlığına getirmekte ve adeta tüm Türkler Almanyada huzuru bozan kitle gibi gösterilmek istenmektedir. Alman medyası olaya tarafsız yaklaşamamış doğru ve ahlaklı bir basın olarak hareket edememiştir. Medyanın amacı kamuoyunu yanıltmak mıdır yoksa aydınlatmak mı?  Ve bilakis Bora'nın durumunu son dönemde Türkiye'nin Almanya ve diğer ülkelerle yaşadığı diplomatik sorunlarla bağdaştırılmak istenmektedir.

Oysa Bora'nın Türk olmasına karşılık F. P'de Polonyalıdır. Yani her iki isimde göçmendir. Fakat basın sadece Bora'nın Türklüğü üzerinde durmaktadır. Sizce bu haksızlık değil midir? Adalet herkes için eşit değil midir? Adalet kişilerin ırklarına, dinlerine, dillerine göre farklı mı uygulanıyor? Olay neden saptırılıyor ve içinden çıkılmaz bir hale getiriliyor?
Gelen iddialara göre A.G bu arada herkese olayı ben gördüm ve Bora'nın yaptığını söylüyor ve polise bu şekilde bir ifade verdiğini söyleyerek Bora'yı suçlu olarak anlatmıştır. Fakat A.G'nin polis raporu farklıdır. Polis raporunda olayı görmediğini ifade etmiştir. Peki neden A.G yanlış beyanlarda bulunmaktadır? A.G bu olayda kilit isimdir. Hukuk okuyan A.G neden mahkemeyi yanlış bir boyuta sürüklemektedir? Gerçekleri neden anlatmamaktadır? F.P ve Stefan'da gerçekleri konuşmamaktadır. Bunlar gerçeği neden saklıyor. Gerçeği saklayarak adaleti kandırabileceklerini mi sanıyorlar.

Gelelim davaya Bora'nın 4 Mayıs'ta yapılan mahkemesinde F.P'nin babası tarafından tutulan üç şahit gerçeği itiraf etti. Şahitler 'biz vuranı görmedik vuranın Bora olduğunu bize A.G söyledi' dediler. Verilen ifadeler polis tutanakları ve herşey çelişkili. Ortada büyük bir komplonun döndüğü açık ve net. Bora saat 23:30 mekanı terk ediyor ve güvenlik bunu onayladı. Partide veya başka bir yerde yaşanan olay sonradan gelişiyor ve F. P çıkan başka bir kavgada yaralanıyor. olayın ne olduğunuda kimse bilmiyor. F.P'yi gerçekten yaralayan kim? Gerçek saldırgan biliniyor mu? Biliniyorsa neden açıklanmıyor? Suç hemen neden Bora'nın üzerine yıkılmak isteniyor?
Suçlama ise gerçeği yansıtmıyor F. P'nin ifadesine göre 'F.P,  A.G ile konuşurken 'Bora arkadan gelip kafasına şişe ile vurduğunu söylüyor'. Doktor raporunda kafaya yandan vurulduğu ortaya çıkıyor. F.P neden açıkca konuşmaktan kaçıyor ve kendisine zarar vereni söylemek yerine Bora'yı suçluyor. F.P neden gerçekten kendisine zarar veren kişiyi açıklamıyor. Yoksa F.P'yi yaralayan bir tanıdığı mı? 
Üç tanık mahkemede Bora'nın avukatı ve savcı tarafından sıkıştırılınca gerçeği itiraf ediyor. Üç tanık, mahkemeden bir hafta önce Fabian P'nin babasının evlerine davet ettiğini, kendilerine  pizza ısmarladığını ve  mahkemede neler söylemeleri gerektiğini söylediğini itiraf ettiler. F.P''ye vuranın Bora olduğunu görmediklerini ve Bora'nin resmini A.G'nin telefonundan F.P'nin babası tarafından kendilerine gösterildiğini açıkladılar. Bu ne demek şimdi. Tanıklara pizza ısmarlanıyor ve Bora'yı suçlayacaksınız deniliyor. Onurlu hiç bir insan böylesine onursuz bir planın parçası olamaz. İnsanlığını, ahlakını, onurunu bir dilim pizzaya satamaz. Bu kadar mı insanlığımıza ait saf ve temiz duygularımız çürüdü. 
11 Mayıs'ta yapılan mahkemede iki şahitten birisinin hakim ve avukatın sıkıştırması sonrası paralı şahit olduğu ortaya çıktı. Diğeri ise polise verdiği ilk ifadesinde vuranın kısa saçlı ve esmer olduğunu söylemesine rağmen bu mahkemede vuranın uzun saçlı olduğunu (Bora uzun saçlı) söylemesi mahkemenin dikkatinden kaçmadı ve yalan açıklamaları deşifre edildi.
Herşey Bora'nın masum olduğunu kanıtlıyor ve kurtulma imkanı yüksekken, olay kapanacakken ilginç bir gelişme oluyor.
Burasıda çok ilginç ve sorgulanması gereken başka bir ayrıtıdır. Gelin beraber okuyalım ve iyice düşünelim. Bora'yı telefon ile arayarak partiye gelmesini isteyen arkadaşı Stefan ortaya çıkıyor. Olay günü Bora'yı yerden kaldıran, kavgayı ayıran ve Bora'nın yanında hareket eden ve Bora'ya destek veren en yakın arkadaşıdır. Fakat tesadüfe bakar mısınız, Bora'nın en yakın dostu, olayın tanığı, Stefan ddialara göre  A.G'nin F.P'den sonra ki yeni sevgilisi. Sevgili olduklarına dair yeteri kadar delil mevcuttur. Stefan uzun zamandan beri Bora ile zaten konuşmamaktadır. Çünkü A.G ile birliktedir. Olayın karmaşıklığını anlayabildiniz mi ve A.G'nın bu olayda ki rolü nedir sizce? Stefan gerçekleri neden saklıyorsun? Kendini bu hatanın içinde harcanmana neden fırsat veriyorsun? Yaptığın bu davranışın hayatın boyunca hep karşına çıkabileceğinin farkında değil misin? Yanlış ifadeler vererek hem gerçek dostunu Bora'yı hem kendini hem kendi ailene zarar verdiğini ve adaleti yanıltığının bilinçinde değil misin?

Mahkeme de Stefan  olay sonrasında polise verdiği normal ifadesinin tam tersini söylüyor. Bora'nın yakın 
arkadaşı ve olay günü partiye çağırmak için Bora'ya telefon açan Stefan 11 Mayıs'ta ki mahkemeye tanık olduğunda diyor ki,
'Bora bana dedi ben o çocuğun kafasına vurdum'.
Hakim 'bunu Bora'mı sana mı dedi diyerek' sorduğunda,
Stefan  'yok Viktor (olay günü partiye beraber katıldıkları üçüncü kişi) bana dedi, Bora, Viktor'a demiş' diyor.
Hakim Stefan'nın verdiği çelişkili ifadelerden dolayı kendisinin tutuklanabileceğini söylüyor Stefan'a. Korkuya kapılan Stefan mahkemede,
'Susma hakkımı kulanmak istiyorum, kendimi suçlu duruma düşürmek istemiyorum 'dedi.
17 Mayıs'ta bu durumu netleştirilmesi için polisler mahkemeye davet edildi. Stefan sonrasında tanık olarak Viktor dinlendi.
Hakim Stefan'ın anlatığını 'Bora sana Fabian P'nin kafasına vurduğunu söylemiş ve sende bunu Stefan'a söylemişsin' doğrumu diye soruyor.
Viktor iddiaları yalanlıyor. Ve yaşadıklarını açıkca anlatıyor. Böyle birşeyin olmadığını ve Stefan'a böyle bir şey söylemediğini anlatıyor.
Bora'nın eski dostu ve Bora'ya telefon açarak partiye davet eden ve yaşanan ilk olayın tanığı olan Stefan'ın yalanı ortaya çıkıyor. Stefan adaleti neden yanıltmaktadır? Gerçekleri bildiği çok açıktır fakat gerçekleri konuşmamaktadır. Anlatığı şeyler bunu çok net ortaya koymaktadır. Stefan adaleti yanıltmaktan vazgeç ve gerçeği anlat.

Farkettiniz mi A.G'nin yakınında olan herkes bu konuda gerçekleri çarptırıcak açıklamalarda bulunuyor. Neden? Neden hiç kimse F.P'ye gerçekten zarar verenin ceza alması için çaba sarfetmiyor. Lakin gerçek olmayan ifadelerle Bora resmen linç ediliyor. Bu kişiler yoksa F.P'yi yaralayanı gerçekten tanıyor olabilirler mi? Peki neden Bora suçlanıyor.
Alman medyası bu gerçekleri görmek istemiyor. Ve olayı çok farklı bir şekilde kamuoyuna anlatarak Bora'yı suçlu gösteriyor.
Bora büyük bir haksızlık ve iftiranın kurbanı ve billinçli bir şekilde linç kampanyası yürütülüyor. Bora ağır adam yaralama suçundan 6 ay ile 11 yıl arasında hapis cezası ile yargılanıyor. Alman medyası anlattığımız bu gerçekleri yansıtmıyor ve olayı Türk düşmanlığı noktasında ele alıyor. Bu olayın kaybedeni Bora ve ailesi. Bora'nin ailesi, maddi manevi olarak yıpranıyor ve bu kirli ve gerçek dışı iftiralardan oğulları Bora'yi kurtarmak için tüm paralarını harcıyorlar. Bora'nin ailesi A. G'den uzaklaşmak ve rahatlamak için Frankentahl'da bulunan evlerini satmak zorunda kalıyor ve şuan Mannheim'da kirada yaşıyorlar. Ama mağduru oynayan F.P ve ailesi bu işten epey karlı çıkıyor. F.P için bir yardım kampanyası düzenleniyor iddialara göre yüklü bir para toplanıyor ve hala para toplanmaya devam ediliyor. F. P ve ailesi bu olay sayesinde hayatları boyunca elde edemeyecekleri bir rahatlığa kavuşuyor. Aile Almanyadaki sosyal haklardan biri olan hastalık kasasından bonkörce faydalanmaya başlıyorlar. Evlerine temizlikçi, kuaför getirttiyorlar ve istekleri hiç bitmiyor. Hastalık kasası bu isteklere tepkisini gösterek 'yeter artık' diyor ve ödeme yapmaktan vazgeçiyor. Olayda F.P ve ailesi bu işten karlı çıktı şimdi Alman medyasıda arkalarında ve olay iyice karıştı. Akla karayı ayırmak zorlaştı. Bu noktada görev Türk medyasına ve tarafsız gerçekci yayın yapan Alman medyasına ve tabiki bizlere düşüyor. Adaleti yanıltanlara ve adalet ile oyun oynayanlara karşılık birleşmeli ve adaleti yanıltan bu kişilerin gerçek yüzlerini ortaya çıkartmaya mecburuz.
Bu olayın merkezi A.G gibi görünüyor.  Bora'nın ayrılalım teklifi üzerine bu ayrılığı kabul etmeyerek bir takım  gerçek olmayan ifadeler vererek ve tanıkları etkileyerek olayı çıkmaz bir hale soktu. Ve mahkeme A.G'nin dinlenmesine karar veriyor. 23 Mayıs'ta A.G Frankenthal da tanık olarak mahkemeye çıkıyor. A.G'nin mahkemede anlatacakları çok önemli ya gerçekleri açıkça anlatacak yada sürdürülen bu yanlış senaryoya gerçek dışı ifadelerini ekleyerek Bora'nın ceza almasını sağlayacak. A.G farkında olmadan kendi geleceğini baltalıyor. A.G Heidelberg'de hukuk öğrencisi. Yani geleğin hakimi, savcısı, avukatı olacak. Peki söyler misiniz şimdi şuan Bora'nın olayında adaleti yanıltan, Alman mahkemelerini oyalayan şahitleri istediği gibi yönlendiren A.G mesleğini eline aldığında ne kadar dürüst bir avukat, savcı, hakim olacak. A.G'nin adalet anlayışı Alman adalet sistemine ne kadar fayda sağlayacak sizce? İddialara göre çevresine 'Bora'ya Almanya'da doktorluk yaptırmayacağım' diyen A.G'nin adaletine ne kadar güvenebileceğiz.
Kendi değirmeninin olduğu araziye saray yaptırmak isteyen Alman imparatoru 2. Frederick'e karşı çıkarak. 'Berlinde Hakimler var' diyerek adaletin yüceliğini savunan değirmenci Sanssouci'nin adalet anlayışı ile A.G'nin adalet anlayışında dağlar kadar fark var. Sanssouci ve 2. Frederick bugün yaşasaydı eğer, A.G'nin adalet anlayışından ve adalete inancından dolayı şüpheye düşerlerdi.
Bora'nın mahkemesi 17 Mayıs da Frankenthal'da o gün ifadeleri alan polisler dinlenecek. 23 Mayıs ta 
yapılacak olan mahkemenin yıldızı ise A.G. Lütfen bu haksızlığa ve yanlışa dur demek zorundayız. Mahkeme herkese açık. Bora'nın ve ailesinin manevi desteğe ihtiyacı. Türk medyasının desteğine ihtiyacı var. Adaleti yanıltmanın yanlış olduğunu mahkemede toplanarak ve Bora'ya ve ailesine destek çıkarak göstermek zorundayız. Hatta görevimiz gerçek suçluyu bularak yani F.P'nin kafasında kim şişeyi kırdıysa ve komaya soktuysa o kişiyide bulup adalete teslim etmeye mecburuz.

Bora ve F.P hepimizin çoçuğu, hepimizin geleceği bu gerçek dışı olayda bu gençlerimize zarar vermek isteyenler cezalandırılmalıdır. Bugün Bora'nın ve F.B'nin başına gelenler yarın bizim çocuklarımızın başına gelme ihtimali yüksek talihsiz bir olaydır. Alman medyasının yanlış tutumuna ve Bora'ya kurulan kumpas ve akabinde Türklere yönelik yapılan bu haksızlığa dur demeye mecburuz. Kayıtsız kalmayın. Bana ne demeyin. Ancak bir oldukça bu zorlukların üstesinden gelebiliriz. Haydi Bora'nın geleceğine yapılan bu suikast girişimine hep birlikte engel olalım. Ve F.P'ye zarar verenleri bulup adalete teslim edelim.

Alman medyasının yaptığı haber linki: https://www.rnf.de/mediathek/video/rnf-life-vom-donnerstag-04-mai-2017/
14 Mayıs 2017 Heidelberg

14 Mayıs 2017 Heidelberg