30 Nisan 2017 Pazar

CHP Fransa Birliğinin Maskesi Düştü

CHP Fransa Birliğinin Maskesi Düştü

CHP Fransa Birliği Facebook sayfasının 28 Nisan 2017 saat 12.37 de paylaştığı etkinlikte cumhuriyete karşı isyanların bastırılması "katliam" gibi gösterilip Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'den "Dersim'i bombalayan" kişi olarak sözedildi.

Söz konusu etkinlikte; "Türkiye'nin ilk savaş pilotu, Naim Bürküt'ün fotoğraf arşivi Cumhuriyet dönemi Kürt katliamlarına ışık tutuyor. Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen'in Eskişehir Hava Harp Okulu'nda hocası olan Naim Bürküt ,1927-1932 yılları arasında Ağrı bölgesini sayısız defa havadan yangın bombalarıyla bombaladı. Kuşkusuz en büyük bombardımanı 1930 yazında Van'ın Erciş ilçesinin Zilan bölgesinde gerçekleştirdi. Dönemin gazetelerine ve askeri kaynaklarına göre bu bombardımanlar ve muhtelif askeri operasyonlar sonucu, birkaç ay içinde on beş bin sivil katledildi. Dersim Katliamı'nın bir nevi provası olan Zilan Katliamı'na dair görsel belge kıtlığı sizlere göstereceğim bu fotoğraf albümünü paha biçilemez kılıyor." deniliyor.


İhanetin resmini çizebilir misin ABİDİN? CHP Fransa Birliğine bakarsan çizersin.

Cumhuriyet Halk partisini Fransa birliği 28 Nisan 2017 de saat 12.37 de, Fransa da PKK'ya yakınlığı ile bilinen NOGOZON 'un facebook sayfasının 28 Nisan 2017 de saat 1930 düzenleyeceği 'AP Vol.5 Fotoğraflar dilinden Cumhuriyet Dönemi Kürt Katliamları' etkinliğini paylaşarak gerçek zihniyetlerinin CHP olmadığını ve HDPKK olduğunu bir kez daha kanıtladılar.
CHP Fransa sayfasının dün paylaştığı etkinlikte cumhuriyete karşı isyanların bastırılması "katliam" gibi gösterilip Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'den "Dersim'i bombalayan" kişi olarak sözedildi. Söyler misiniz hangi CHP'li böyle bir etkinliğe gider ve kendi sayfasında paylaşım yapar. Cevabı basit CHP maskesini kullanan HDPKK'lılar ancak bu paylaşımı yapabilir, destekler ve gider,

Etkinliğe konuşmacı olarak katılan isim Sedat Ulugana ise çok renkli bir isim. Etkinliğin tanıtımında Sedat Ulugana nasıl tanıtılıyor. Nogozon'un etkinlik tanıtım yazısı; "Beşinci buluşmamızda doktora öğrencisi ve araştırmacı Sedat Ulugana'nın 'Fotoğrafların dilinden Cumhuriyet Dönemi Kürt Katliamları : 1930 Zilan Katliamı' sunumunu dinleyeceğiz."
"Ağrı Kürt Direnişi ve Zilan Katliamı" kitabının yazarı ve Cumhuriyet karşıtı "araştırmalarıyla" bilinen Sedat Ulanga'nın sunumunu Facebook sayfasında paylaşan ve Atatürk döneminde Türk ordularının Tunceli'de, Zilan'da katliam yaptığını savunan CHP Fransa'nın paylaşımına CHP'den ne tepki geleceği merakla bekleniyor.
CHP den herhangi bir tepki gelmeyeceği aslında çok açık. Çünkü bu oluşumlar kurulmaya başlandığında merkezdekilerin koltuklarını daha sağlama alabilmek adına Avrupa'da kendi akraba, hısım, tanıtık gibi isimleri bulup bu örgütlenmeleri kurmuşlardır. Bugün CHP yönetimi HDP'ye yakınlığı, Atatürkçülükten uzak gibi kavramlarla eleştiriliyor. Avrupadakilerin de bunlardan pek bir farkı yok. HDP'yi kardeş parti ilan eden, Apo posterli yürüyüşlere katılıp bunları Facebook sayfalarında utanmadan paylaşanlar, kendi kitlelerini HDPKK mitinglerine yönlediren, neredeyse alevi dernekleri dışında etkinlik düzenleyemeyen, yaptıkları etkinliklerde Atatürk ve Türk bayrağı asmayan bırakın bunu CHP flmasını dahi kullanmayan, ermeni soykırımını savunan, yurtdışında bulunan Atatürkçü Düşünce Derneklerine üye olmayan, bırakın üye olmayı kapısından dahi içeriye girmeyen, Atatürk'e hakeret etmeyi düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendiren, Atatürkçülerin dışlandığı, yönetim kadrolarının eş dost ve akrabalarla doldurululup bir aile, akraba şirketine dönüştürülmüş bu birliklerin amaçları sadece milletvekili olup rahat yaşam koşullarına kavuşmak isteyen (ki bu nedenle genel kurulda yaptıkları PM üyesi olma kavgaları hala sıcaklığını koruyor.) CHP Yurtdışı yöneticileri mevcut. Bunlar kendi küçük iktidarlarını ele geçirebilmek için CHP doluşan ve geçmişlerinde CHP ve Atatürk olmayan kişilerdir. CHP yurtdışında gerek kültür, eğitim, ahlak, siyasi donanım, CHP nin program ve tüzüğüne uygun olmayan kişilere teslim edilmiştir. CHP yurtdışında verimli olmayı yakalayamamış hatta bu belirsiz zihniyetler yüzünden kangrene dönüşmüştür. Tüm birlikler de ciddi problemler mevcuttur. Yurtdışında yaşayan pek çok gerçek CHP'li bu durumları defalarda genel merkeze ve yurtdışına konferans için gelen milletvekillerine ve bu yurtdışı birliklerinden sorumlu olan Tekin Bingöl ve Necdet Saraç'a iletmelerine rağmen bir çözüm getirelemiştir veya getirilmek istenmemiştir. CHP'nin iktidar olamama nedenlerinden biri vatanseverlerin CHP de siyaset yapamamalarıdır. Mevcut koltukların vatasever olmayanlar tarafından işgal edilmesidir. Ve demokrasi ile çelişen ve yakışmayan delege sistemidir. Ve bu sisteminin değişmesini istemeyen genel kurulu gereksiz gören zihniyettir.
CHP Fransa birliğinin maskesi düşmüştür. Hiç bir gerekse bu yapılanı aklamaya yetmeyecektir. CHP'yi partimizi yurtdışında bu duruma düşürenleri kınıyoruz. Ait oldukları yer CHP değildir bilakis HDPKK dır.

CHP'de köklü bir değişim şart. Yoksa bu zihniyetin yönettiği CHP gelecek yıllarda yok olacaktır. Partine ve ülkene sahip.

İlgili paylaşımın fotoğrafları;


Söz konusu etkinlik Fransa da NOGOZON isminde PKK destekçilerininin sayfasında paylaşıldı.

Etkinlik ulusal basında yer aldıktan sonra CHP Fransa birliği sayfasından çıkartılmıştır. Korkunun ecele faydası yok. Maskeniz bir kez daha düştü.



30 Nisan 2017 Heidelberg




20 Nisan 2017 Perşembe

CHP NRW Mi HDP NRW Mi?

CHP NRW Mi HDP NRW Mi?
Bu programın tek iyi noktası, CHP NRW gençlik kollarını temsil eden gençimizin, gerek konuya hakimiyet ve soruları doğru anlayıp yerinde cevap vermesi ve güzel bir Türkçe'ye sahip olmasıdır. Diğer iki katılımcı (Başkan İbrahim VURAL ve kadın kolları temsilcisi Nil Kara) ise program izlendiğinde bozuk Türkçelerinden tutun, CHP'nin 94 yıllık bilgi, kültür, disiplin, CHP'nin programına ve ilkelerine vakıf olmadığı çok net açıktır. HDP'ye yakın olduğu anlaşılan program sunucusu programın 4 dakika 50 saniyesinde aynen şunları söylüyor. 'Kürt illerinin oy oranları' diyerek Türkiye Cumhuriyetinin doğu anadolumuzun bazı ilçelerimizin ve şehirlerimizin referandum sonuçlarını açıklıyor. CHP'nin ahlakıyla, kültürüyle yetişen hiç bir CHP'li bu duruma kayıtsız kalmaz.CHP NRW birliği sunucunun kürt illeri sözünü düzeltme gereği dahi görmeyerek kendilerininde HDP çizgisinde olduklarını kanıtlıyorlar. Zaten kuruldukları günden bugüne CHP yurtdışı birliklerinin eleştirildiği en ciddi mesele örgütlenmeyi HDP'li zihniyetler tarafından gerçekleştirildiğidir.
Programa devamında sunucu CHP NRW birliği kadın temsilcisi Nil Kara'ya,
Diğer Hayırcı kesimle çalışmalarınızı nasıldı? Diye soruyor.
Nil Kara, Hayırcı cephe ile kendi aralarında yaptıkları sohbetlerde, HDP, Vatan partisi ile koalisyon kurmaktan bahsedildiğini hatta işi daha ciddi hale getirerek Birleşmiş Millet Partisi kuracaklarını dile getiriyor. Nil Kara'ya yeni partisinde başarılar diliyoruz.
Program süresince sunucunun sadece HDP genel merkezi ve Diyabakır HDP merkezinde canlı bağlantılar kurması da programın özünü çok net ortaya koyuyor.
CHP NRW birliğinin dillere destan eski başkanı Cemal Bulut'u aratmayan yeni başkan İbrahim Vural'ın ise program izlendiğinde oturduğu 94 yıllık dev çınarımız CHP'nin koltuğuna uygun olmadığı çok net anlaşılıyor. NRW bölgesinde eğitimiyle, kültürüyle CHP'yi temsil edebilecek hiç kimse yok mu?
Bu bozuk ve CHP zarar veren örgütlenmelerin acilen tedavi edilmesi şarttır.
CHP'nin gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında acil bir değişime ihtiyacı vardır. Mevcut yönetimlerle Türkiye'yi sürüklendiği bataklıktan kurtaramayız.
 
https://www.youtube.com/watch?v=O19gvD-_Buc

Heidelberg 20 Nisan 2017



18 Nisan 2017 Salı

Mücadeleye Devam!

Pes Etmek Yok

Değerli dostlar, değerli yurttaşlar;

İktidara geldikleri günden itibaren mevcut sistemi yok etmek için çalışan bir hükümetin iktidarlığı boyunca nasıl yozlaştırılmış bir siyasetle karşı karşıya olduğumuzu hiç bir zaman unutmayın. Devlet yönetme bilgi, kültür ve ahlakına sahip olmayanların, halkımızı nasıl ayrıştırdığını, etnik, mezhep bazda bölerek aramıza kin ve nifak tohumlarını ektiğini asla unutmayın.
Asla unutmayın bu ülkenin kaynaklarını ailecek ve yandaşlara peşkeş çekilişini. Yarattıkları, güçlendirdikleri Cemaat (Fetö) ile bu ülkenin zenginliklerini paylaşmada anlaşmazlığa düşünce birbirlerini terör örgütü ilan etmeleri kabul edilemez. Zira gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında (Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve daha pekçok ülkede.) Cemaatin okullarının AKP nin desteği ile büyüdüğünü Wikileaks belgelerinde hep birlikte okuduk gördük. Gerek Cemaat gerekse AKP'nin amacı Türkiye Cumhuriyetini yıkmaktır. Bu bağlamda her ikiside tehlikelidir.
Unutmayalım 17- 25 Aralık'ta bulaştıkları büyük yolsuzluk, dolandırıcılık ve hırsızlık bataklığında nasıl kurtulmak için depelendiklerini.

Dış siyaset becerinsinden yoksun bu grubun Türkiye Cumhuriyetini dünya arenasında nasıl itibarsızlaştırdığına, bölgesel olarak güçlü bir TSK sahip olan ülkemizin TSK'nın biliçli bir şekilde etkinliğinin, itibarının ve gücünün azaltığına hep birlikte tanıklık ettik.
Son olarak kurucu devlet anayasamızı değiştirmek ve ülkemizi belirsiz ve tehlikeli bir sona götürmek niyetiyle hazırladıkları veya emperyalizmin bize kabul ettirmek istediği Başkanlık sistemi referandumunda yapılan haksızlıkları hileleri kabul etmiyoruz.

Devletin tüm kaynaklarını kullanarak yanlış manipüle edilmiş bilgilerle, ellerinde tuttukları yandaş medya ile ve Hayırcı diyenleri terörist ilan ederek yeri geldiğinde halkımızı tehdit etmelerine rağmen, gerçekleri farkında olan onurlu yurttaşlarımız, kıt kaynaklarla, imece usulüyle emek gücüyle, alın teriyle, vatan sevgisiyle ve kurtuluş savaşında verdiğimiz onurlu mücadeleye, dayanışmaya benzer bir mücadele ve dayanışmayla %48.79 oy oranıyla yani 23 milyon 173 bin 124 kişi bu yanlışlığın karşısında onurlu bir dik duruş sergilemiştir. Galibiyet bizimdir. Yenilgiye tahammülü olmayanların daha önceden hazırladıkları B planı devreye sokulmuş ve mühürsüz kullanılan 1.5milyon ve 2.5 milyon arasında rakamların teleafuz edilen mühürsüz oylar YSK tarafından seçim kanuna aykırı olmasına rağmen kabul edilmiştir. İhanetin resmi apaçık ortadadır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün 20 Ekim 1927 de kaleme aldığı Gençliğe Hitabe'de 16 Nisan'da ve son 15 yılımız çok net anlatılmıştır. Şöyle ki, ''Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.'' demiştir.
Değeri dostlar, değerli yurttaşlar;
Asla pes etmek yok! Mücadeleye devam. Bizler bu ihanetlere, bu hilelere kayıtsız kalmayacağız. Damarlarında asil kan taşımayanların güzel ülkemizi Emperyalizme, Siyonizme peşkeş çekmesine izin vermeyeceğiz.
Unutmayalım ki Mustafa Kemal Atatürk Gençliğe Hitabenin son bölümünde bu görevi bizlere vermiş ve vatanımızı bizlere emanet etmiştir.
Demiştir ki;
'Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!'
Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda fazlasıyla mevcut. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Bu memleket bizim.

Halil Fehmi Dağ
18 Nisan 2017 Heidelberg


10 Nisan 2017 Pazartesi

Bir Amerikalının Gözünden Suriye Savaşı, BOP ve Ortadoğu Cehennemi

 Bir Amerikalının Gözünden Suriye Savaşı, BOP ve Ortadoğu Cehennemi
'Ken O'Keefe going off on Israel and wars' Stupıd Wars programının Türkçe çevirisi. Porgramın ilgili linki en alta verilmiştir.
STUPID WARS programında Ken O'Keefe'nin konuşması.
Mücahitlere terör yardımı yapan bu sözde savaşın asıl amacı, terörle mücadele yada dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek olduğu varsayımını önermesini redediyorum. Ortadoğu politikasının gerçekten ne olduğunu anlamak istiyorsanız, Oded Yinon'nun '1980'lerde İsrailin Stratejisi'ni okumanız gerektiğini savunuyorum. Bu belgedekiler şimdiye kadar harbiyen gerçekleşti. Uzun yıllardır İsrail'in ciddi hedefleri vardı. İsrail'in temel hedefi 'Büyük İsrail Projesi' doğrultusunda genişlemek ve büyümekti. Bunun için genişlemesini meşrulaştıracak bir mazerete ihtiyacı vardı. Bunun içinde bölgede mezhep ve şiddetin tohumlarını ekmemiz gerekiyordu. Bu planın bir numarı hedefi Irak'tı, bunu başardık, hayır Irak bi,r başarısızlık değil aksine bakarsanız bir başarıdır. Irak büzük ölçüde batmış bir devlettir, mutlak suretle bunalımdadır, mezhepçi nefret tamamen kontrolden çıkmış durumda, insanların başlarının kesildiğini ve tüm bu çılgınlığı görüyoruz ve bunun bir felaket olduğunu düşünüyoruz. Hayır hiç de değil gerçekte hepsi bir planın parçası, Irak'ı üç farklı devlete bölme planının bir parçası. Suriye'ye baktığımızda da amacın yine aynı olduğunu görüyoruz, mezhepçi nefretin tohumlarını ek ve ülkeyi umutsuz bir duruma düşür ki bu da planlandığı gibi oluyor. Komik gelebilir ama DEAŞ'ın açılımı İsrail Gizli İhtibarat Servisi ( İsrael Secret İntelligence Service) olabilir. Bir çok kişi çevresindeki ülkelerin parçalanmasının ve Balkanlaşmasının, İsrail devletine ya da sözde İsrail Yahudi Devletine sağladığı büyük faydaları görebiliyor. Bu nedenle size söylenenlere inanıyorsanız, Obama, Bush yada diğerleri olsun, herhangi Batılı bir liderin ağzından çıkacak sözlere neden inansınlar bilemiyorum. Tüm bu insanlar gerçek yalancılardan başka bir şey değil, söyledikleri herşey gerçeğin tam tersi. Ve onların söylediği hiç bir şeyi kabul etmiyorum. Irak'ı parçalamaya yönelik politikalar ile, Suriye'yi bölmeye amaçlayanlar arasında kati bir süreklilik var. DEAŞ'ın üzerinde ABD'nin parmak işaretlerinin olmadığını söylemek saflıktan ötedir. Bana şu sorunun yanıtını verin. Neden Deaş olsun, El Nusra olsun, ya da El Kaide bir kez olsun İsrai'e saldırmadı? Bırakın saldırmayı DEAŞ militanları Golan tepelerinde, hatta İsrail'de tıbbi tedavi görüyorlar. Sizce bu ne anlama geliyor? Tam bir süreklilik var; gerçek politika açıkça tasarlanan, 'Yeni Amerikan Yüzyılın Projesinde' gibi. Şöyle deniliyor orada; 'Bu küresel tam hakimiyet hedefine ulaşmak için yeni bir Pearl Harbor'a ihtiyaç var.' Bu olmadan ne Amerikan halkına nede dünya milletlerine anlatamazsınız, biz dünya genelinde savaşlar açacağız, istila ve işgal yürüteceğiz, bunun için tam hakimyet hedefi için, denizde, havada, karada, uzayda ve siber uzayda tam kontrol sağlamak için, milyarlar belkide trilyonlar harcayacağız. Amerika halkı bunu kabul etmez, onlara bunu anlatamazsınız. Bunun için bunlara bazı yalanlar söylemeniz lazım. İşte gün be gün gördüğümüz ve yaşadığımız şey tam da budur. Daima bir önceye ihtiyaç olduğu meselesine gelirsek, oysa siz şimdi Rusya'dasınız, 50 yıldan daha uzun sürede verdiğiniz soğuk savaş daha en başından bir saçmalıktı. Aslında bir Sovyet işgali tehditi hiç bir zaman olmadı. Ama yıllarca nükleer silahlar geliştirmek için çılgınca para harcadık. Bu gerçek anlamda tamamen ve topyekun bir kolletif deliliğe dönüştü. Bugün yine oturmuş burada Suriye'yi açıkça tamamen yok etmeyi amaçlayan bir politikayla dünyayı tehdit eden üçüncü dünya savaşı tehlikesinden bahsediyoruz. Azıcık aklı olan biri, Beşar Esad'ı devre dışı bıraktığımızda ortaya çıkan güç boşluğunun en güçlü çıkar odakları tarafından, doldurulacağını bilir. O odaklar kim şuanda? Bizim dostlarımız ve müttefiklerimiz, bizim yarattığımız küçük Frankeştaynlar, buna ister El Nusra deyin, ister El Kaide, isterseniz son yarattığımız canavar DEAŞ, bu boşluğu bunlar dolduracak. Aynen Oded Yinon'un 1980'lerde İsrail için öngördüğü stratejideki gibi. (Porgramda konuk olan diğer iki katılımcıya yönelil olarak) Eğer buradaki iki beyfendi o belgeyi okumadılarsa okumalarını mutlaka tavsiye ederim. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan sözde İslam Devleti. Evet İslam'a yönelik bir savaş var. Dünyada çoğu müslümanın idrak ettiği haliyle İslam, birini zorla müslüman yapmayı veya onu öldürmeyi mutlak anlamda yüzde yüz yasaklıyor. Bu tamamen asılsız. Ortaçağda müslüman ömparatorluklar döneminde, yönetimdeki müslümanlar arasındaki kesin anlayış ve politika, kim hangi dine inanıyorsa dinini yaşamasına izin verilmesiydi ve hatta Müslüman imparatorluklara vergi vermeye bile zorlanmıyorlardı. Bununla birlikte insanların, kendi dinlerini sürdürmeleri halinde vergi ve benzeri nimetlerden faydalanmalarının önünde bir engel yoktu. Uzun lafın kısası hiç bir Müslüman, din değiştirmiyorlar, müslüman olmuyorlar diye, erkekleri, kadınları, çocukları infaz etmeyi meşru görmez. Bu insanlar Müslüman olamaz. Onlar, Birleşik devletler canavarı ve onun yardakçıları İsrail, İngiltere ve diğerleriniin yarttığı canavarlar. Bu canavarlar ABD gözünü oluşturan asla bitmeyen savaş politıkasını ve devam eden cinnet halini meşrulaştırmak için bilinçli yaratıldılar. İşte tam olarak bu sebeple ben de ABD vatandaşlığından çıktım. Bu delilik dünya için büyük bir tehdit dışında başka bir şey olarak düşünülemez. Çok açık çözümler var. Bir tanesi Abd'nin Kongresi ve Beyaz Saray'daki ABD anayasası üzerine yemin eden hainler tutuklanmalı. Bir şekilde Amerikalılar kılını bile kıpırdatmadan izlerken Başkanın, herhangi bir ABD vatandaşının her hangi bir yerde, herhangi bir zamanda, göz altına alınmasına yetkis var, hiç bir temsil yetkisi olmadan, hukuki süreç gözetmeksizin, kimliğini gizleyerek ve teorik olarak askeri mahkemede yargılayıp idama mahkum edilip gizlice infaz edebillir. Tüm bunlar sözüm ona ABD anayasası çercevesinda işletilir. Evvela tüm bu hainler tutuklanmalı. Netanyahu bir kaç yıl evvel kongreye geldiğinde, korkak tavşan yürekli 29 hain tarafından ayakta alkışlandı. Yani Amerikalı yurtseverler ayağa kalkıp, cesaretini toplamalı eninde sonunda birlik içinde bu hainlerden kurtulmalı. İkincisi İsrail tüm finansmanının kesilmesi, İsrail'in Black'in hukuk terimleri sözlüğüne göre, kelimenin yasal anlamıyla sözlük anlamıyla aktif soykırım politikaları izleyen korsan bir devlet suçlu bir devlettir. Bu ülkey ile ilişkiler derhal kesilmeli. Küçük imparatorluğuna, yanlış spekturumlu tahakümüne ve bu tarz deliliklerine son ver. Yeniden evindeki altapıyla ilgilenmeye başla. Tüm hayatları çalışarak geçen ve kafasının üstündeki çatıyı koruyabilecek mi diye kaygılanan Amerikan vatandaşlarıyla ilgilenmeye başla. Bunların hepsi çok açık ve mantıklı. Tüm Amerika, mutlak tehlikelerle dolu devlet olarak tüm dünyanın nefret ettiği ve içerlediği bir yer olmaya devam ederek, tüm dünyaya üçüncü dünya savaşını getirebilir. Ciddi bir takım hükümet değişikliklerine ihtiyacımız var. Bu da hainlerden kurtulmakla olur.

https://www.youtube.com/watch?v=pcKbNyWw-JE



Halil Fehmi Dağ

10 Nisan 2016 Heidelberg