Türkiye
Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 3
Kemal
Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü
Adalet
yürüyüşü tüm şaşaası ile devam ediyor. Türkiye, yürükmekle
ADALET'i tekar elde edeceğini inanıyor. AKP iktidarı karşısında
pasif bir muhalefet sergileyerek AKP'nin her türlü hukusuzluğu
rahatça yapmasına zemin hazırlayan Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü
ile AKP'den umduğunu geri alabilecek mi? Adalet yürüyüşü
şimdiden milyonlarca insanın umudu haline gelmiş durumda. Adalet
yürüyüşüne uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan ve wikileaks
raporlarında ABD'liler ile yaptığı pazarlıkları ortaya çıkan,
İstanbul belediye başkanlığı adaylığını CHP'lilerden önce
Gülenin haberdar olduğu, CHP genel başkanı olmak için
Amerika'lılara beni seçin pişman olmazsınız diyerek, kendisinin
başbakan olarak seçimi ile dengelendiği sürece, Erdoğan'ın
cumhurbaşkanlığı ile bir sorunu olmayacağını söyleyen
Mustafa Sarıgül de yürüyüşün 5. gününde ortaya çıkarak
ADALET yürüyüşüne destek verdi. Mustafa Sarıgül'ün gözü
hala Oscar heykelciğinde.
Bu
yürüyüş ile bu ülkeye kaybedilen değerlerin ve özellikle
ADALET'in geri gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Peki Türkiye bu
ADALET yürüyüşüne kilitlenmişken ülkemiz ve çevremizde neler
olduğuna ve nelerden habersiz kaldığımıza kısaca bir göz
atalım mı?
14
Haziran'da Kılıçdaroğlu'nun Adalet yürüuyüşünden bir gün
önce, 2000’lerde
Pentagon’a ve eski ABD Başkan George W. Bush’a İran, Irak ve
Türkiye konularında danışmanlık yapan ve çeşitli gazetelerde
Türkiye ve ortadoğu bataklığı hakkında tuhaf öngörülerde
bulunan ve yazılar yazan Michael Rubin twitter hesabından şu
açıklamayı yaptı.
'Bugün
Katar yarın Türkiye''.
2016
da Türkiye'de darbe olacağını yazan Rubin diplomasız
Cumhurbaşkanımızıda ölümle tehdit etmişti. Peki tehdit gibi
algılanan 'Bugün Katar yarın Türkiye' ne demek? Katar'da noldu
takip edebildiniz mi? Yoksa sizin işiniz gücünüz ADALET yürüyüşü
filminde ki uysal ve iyi kalpli esas oğlanda mı?
Katar
arabistandaki ABD dir. Suudi ve Bahreyn de aynı özelliktedir.
Bölgede her ülke söz sahibi olma derdinde ve bu bağlamda kendini
ABD'ye en iyi ve en sadık şekilde pazarlayarak çıkartılmak
istenen İran savaşında pastadan büyük bir dilim kapma
peşindeler. Suudilerin
esasen ABD himayesinde İran'a saldırmayı hedeflediklerini açıkca
dile getirdiler. Bu senaryoda başka bir ülkenin söz sahibi
olmasını istemiyor Suudiler. Suudilerin İran'a saldırma istekleri
yeni değil bu istekleri Irak savaşında da vardı, Afganistan
savaşında da. Suudiler milyar dolarlık silah anlaşmalarıyla bu
sefer Trump yönetiminden benzer taleplerde bulundular.
Suudilere
göz dağı verme derdinde olan Katar İran'la sıcak ilişkiler
kurarak bölgede fay hatlarının gerilmesine neden oluyor. Tüm bu
oyunların altında İran köşeye sıkıştırılıyor ve savaş
tamtamları çalınıyor. Yoksa amerikanın kölesi olmuş küçücük
ülke Katar başından büyük sorunların içinde nasıl
varolabilirdi. Ve bölgenin güvenliğini sağlamak için Mehmetçik
20 Haziran'da Katar' ayak bastı. Ülkemizde hedef haline gelen
Mehmetçik yemeklerle zehirleniyor, hain saldırılarla ve El Bab
gibi sınır dışı operasyonlarla telef edilip güvenliği
sağlanamazken Mehmetçik Katar da ne görev görecek derseniz?
Mehmetçik Kore savaşında kalkan olarak kullanıldığını
hatırlatırım size. Yoksa Mehmetçik'e Katar'da yine kalkan olma
görevi mi verildi. Çıkacak bir İran savaşında yeni bir tezkere
ile Mehmetçik yine ortadoğu bataklığında telef olmaya sürgün
mü edilecek? Bunlar önemli değil önemli olan şimdi ADALET
yürüyüşü değil mi?
Büyük
israil gözümüzün önünde kuruluyor, Barzani Türkmen şehir
Kerkük'e işgal etti 25 Eylül'de referandum yapacak. Bize ne büyük
İsrail, bize ne Kerkük, bize ne referandum. Bize ADALET yürüyüşü
yeter!
Ege
denizinde kaybettiğimiz adalarımıza dahi sahip çıkamayan
muhalefet ADALET yüyüşü yapıyor. Ve bu eylemlerle diplomasızın
tüm gücüne karşılık ADALET'İ elde edeceğine inanıyor.
Diplomasız nasıl bu kadar güçlü oldu hiç sorguladınız mı?
Yunanistan
Ege'yi gaspetmiş, resmen kuşatma ve bir paylaşım altındayız.
Ama bu sorun değil ülkem için. Çünkü tüm sorunlar ADALET
yürüyüşü ile çözülecek değil mi?
Ya
yıllardır yavru vatan diyerek bağrımıza bastığımız
Kıbrıs'ta neler oluyor takip edeneniz varmı? 28 Haziran'da
Cenevre Zirvesinde Kıbrıs için önemli bir toplantı yapılacak.
Bu Kıbrıs'ın faydasına yapılan bir toplantı değil bilakis
Kıbrıs yutma ve yok etme toplantısı. Bu zirve de emeperyalist
güçler Kıbrıs üzerinde garantörlükten vazgeçmemiz ve asker
çekmemiz konuşulacak. Rum medyası yüzde 80 asker azaltmayı kabul
ettiğimizden bahsediyor... Duydunuz mu? Kıbrıs'tan bize ne bizim
tek derdimiz ADALET yürüyüşü değil mi? Diplomasızı başımıza
musallat ederek ve yer yer basamak görevi görerek AKP nin
güçlenmesini ve her kalemizi resmen işgal etmesine izin veren
muhalefet tüm varlığımızı bu dikta rejimine teslim ettikten
sonra ADALET için sokaklarda. Bizler ADALET ADALET diye daha çok
yanacağız, ağlayacağız, kanayacağız.
Bu
arada unutmadan belirtmekte fayda var, 8 ay önce Erdoğan'ın
gazetesi Sabah'ta, “Suudi Arabistan'dan İsrail'e 'Bağımsız
Kürdistan'ı birlikte kuralım' teklifi” başlıklı bir haber
yayınlandı. Eminim bu haberide görmediniz. Bizler ADALET yürüyüşü
ile uyutulurken emperyalizm adım adım hedefe yaklaşıyor. Herşeye
rağmen ADALET yürüyüşü... ADALET yavaş yavaş yok edilirken
neden önlem alınmadı. Muhalefet, ADALET'in bu kadar mühim
olduğunu, ADALETİ kaybettikten sonra anladıysa vay halimize.
20
Haziran 2017 Heidelberg
