20 Haziran 2017 Salı

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü/Türkiye Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 3

Türkiye Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 3
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü

Adalet yürüyüşü tüm şaşaası ile devam ediyor. Türkiye, yürükmekle ADALET'i tekar elde edeceğini inanıyor. AKP iktidarı karşısında pasif bir muhalefet sergileyerek AKP'nin her türlü hukusuzluğu rahatça yapmasına zemin hazırlayan Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü ile AKP'den umduğunu geri alabilecek mi? Adalet yürüyüşü şimdiden milyonlarca insanın umudu haline gelmiş durumda. Adalet yürüyüşüne uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan ve wikileaks raporlarında ABD'liler ile yaptığı pazarlıkları ortaya çıkan, İstanbul belediye başkanlığı adaylığını CHP'lilerden önce Gülenin haberdar olduğu, CHP genel başkanı olmak için Amerika'lılara beni seçin pişman olmazsınız diyerek, kendisinin başbakan olarak seçimi ile dengelendiği sürece, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı ile bir sorunu olmayacağını söyleyen Mustafa Sarıgül de yürüyüşün 5. gününde ortaya çıkarak ADALET yürüyüşüne destek verdi. Mustafa Sarıgül'ün gözü hala Oscar heykelciğinde.

Bu yürüyüş ile bu ülkeye kaybedilen değerlerin ve özellikle ADALET'in geri gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Peki Türkiye bu ADALET yürüyüşüne kilitlenmişken ülkemiz ve çevremizde neler olduğuna ve nelerden habersiz kaldığımıza kısaca bir göz atalım mı?

14 Haziran'da Kılıçdaroğlu'nun Adalet yürüuyüşünden bir gün önce, 2000’lerde Pentagon’a ve eski ABD Başkan George W. Bush’a İran, Irak ve Türkiye konularında danışmanlık yapan ve çeşitli gazetelerde Türkiye ve ortadoğu bataklığı hakkında tuhaf öngörülerde bulunan ve yazılar yazan Michael Rubin twitter hesabından şu açıklamayı yaptı.
'Bugün Katar yarın Türkiye''.
2016 da Türkiye'de darbe olacağını yazan Rubin diplomasız Cumhurbaşkanımızıda ölümle tehdit etmişti. Peki tehdit gibi algılanan 'Bugün Katar yarın Türkiye' ne demek? Katar'da noldu takip edebildiniz mi? Yoksa sizin işiniz gücünüz ADALET yürüyüşü filminde ki uysal ve iyi kalpli esas oğlanda mı?
Katar arabistandaki ABD dir. Suudi ve Bahreyn de aynı özelliktedir. Bölgede her ülke söz sahibi olma derdinde ve bu bağlamda kendini ABD'ye en iyi ve en sadık şekilde pazarlayarak çıkartılmak istenen İran savaşında pastadan büyük bir dilim kapma peşindeler. Suudilerin esasen ABD himayesinde İran'a saldırmayı hedeflediklerini açıkca dile getirdiler. Bu senaryoda başka bir ülkenin söz sahibi olmasını istemiyor Suudiler. Suudilerin İran'a saldırma istekleri yeni değil bu istekleri Irak savaşında da vardı, Afganistan savaşında da. Suudiler milyar dolarlık silah anlaşmalarıyla bu sefer Trump yönetiminden benzer taleplerde bulundular.
Suudilere göz dağı verme derdinde olan Katar İran'la sıcak ilişkiler kurarak bölgede fay hatlarının gerilmesine neden oluyor. Tüm bu oyunların altında İran köşeye sıkıştırılıyor ve savaş tamtamları çalınıyor. Yoksa amerikanın kölesi olmuş küçücük ülke Katar başından büyük sorunların içinde nasıl varolabilirdi. Ve bölgenin güvenliğini sağlamak için Mehmetçik 20 Haziran'da Katar' ayak bastı. Ülkemizde hedef haline gelen Mehmetçik yemeklerle zehirleniyor, hain saldırılarla ve El Bab gibi sınır dışı operasyonlarla telef edilip güvenliği sağlanamazken Mehmetçik Katar da ne görev görecek derseniz? Mehmetçik Kore savaşında kalkan olarak kullanıldığını hatırlatırım size. Yoksa Mehmetçik'e Katar'da yine kalkan olma görevi mi verildi. Çıkacak bir İran savaşında yeni bir tezkere ile Mehmetçik yine ortadoğu bataklığında telef olmaya sürgün mü edilecek? Bunlar önemli değil önemli olan şimdi ADALET yürüyüşü değil mi?

Büyük israil gözümüzün önünde kuruluyor, Barzani Türkmen şehir Kerkük'e işgal etti 25 Eylül'de referandum yapacak. Bize ne büyük İsrail, bize ne Kerkük, bize ne referandum. Bize ADALET yürüyüşü yeter!

Ege denizinde kaybettiğimiz adalarımıza dahi sahip çıkamayan muhalefet ADALET yüyüşü yapıyor. Ve bu eylemlerle diplomasızın tüm gücüne karşılık ADALET'İ elde edeceğine inanıyor. Diplomasız nasıl bu kadar güçlü oldu hiç sorguladınız mı?
Yunanistan Ege'yi gaspetmiş, resmen kuşatma ve bir paylaşım altındayız. Ama bu sorun değil ülkem için. Çünkü tüm sorunlar ADALET yürüyüşü ile çözülecek değil mi?
Ya yıllardır yavru vatan diyerek bağrımıza bastığımız Kıbrıs'ta neler oluyor takip edeneniz varmı? 28 Haziran'da Cenevre Zirvesinde Kıbrıs için önemli bir toplantı yapılacak. Bu Kıbrıs'ın faydasına yapılan bir toplantı değil bilakis Kıbrıs yutma ve yok etme toplantısı. Bu zirve de emeperyalist güçler Kıbrıs üzerinde garantörlükten vazgeçmemiz ve asker çekmemiz konuşulacak. Rum medyası yüzde 80 asker azaltmayı kabul ettiğimizden bahsediyor... Duydunuz mu? Kıbrıs'tan bize ne bizim tek derdimiz ADALET yürüyüşü değil mi? Diplomasızı başımıza musallat ederek ve yer yer basamak görevi görerek AKP nin güçlenmesini ve her kalemizi resmen işgal etmesine izin veren muhalefet tüm varlığımızı bu dikta rejimine teslim ettikten sonra ADALET için sokaklarda. Bizler ADALET ADALET diye daha çok yanacağız, ağlayacağız, kanayacağız.
Bu arada unutmadan belirtmekte fayda var, 8 ay önce Erdoğan'ın gazetesi Sabah'ta, “Suudi Arabistan'dan İsrail'e 'Bağımsız Kürdistan'ı birlikte kuralım' teklifi” başlıklı bir haber yayınlandı. Eminim bu haberide görmediniz. Bizler ADALET yürüyüşü ile uyutulurken emperyalizm adım adım hedefe yaklaşıyor. Herşeye rağmen ADALET yürüyüşü... ADALET yavaş yavaş yok edilirken neden önlem alınmadı. Muhalefet, ADALET'in bu kadar mühim olduğunu, ADALETİ kaybettikten sonra anladıysa vay halimize.

20 Haziran 2017 Heidelberg