Dongo
Köyü; Menaggio kasabasına 14 dakika uzaklıkta. Bu köyün
tarihi bir önemi var. Hitler'in İtalyan ikizi faşist lider Benito
Mussolini bu köyde yakalanıyor ve infaz ediliyor. İsterseniz biraz
belleklerimi tazeleyelim ve Mussolini kimdir ve ne yapmıştır. Hep
gezecek değiliz ya. Gezmek kadar gezdiğin yerlerin tarihsel bir
önemi var mı yok mu bilmek önemli benim için. Meşhur faşist
lider Mussolini 1922 ile 1945 yılları arasında İtalya'yı
yönetmiştir. Gazeteci ve öğretmen olması rağmen o siyasetle
uğraşmayı tercih edere adını tarihe ağır ithamlarla
yazdırmıştır. Mussolini Po nehrinin şirin bir kasabası olan
Forli'de 20 Temmuz 1883 de doğmuştur. Kavgacı, kurallara uymayan,
haylaz kişiliğinden dolayı okulundan uzaklaştırılmış bir
çocuktur. Lozan Üniversitesinde eğitimini tamamlamış ve öğretmek
olarak çalışmaya başlamıştır. Askerliğe karşı ve sosyalist
bir düşünce yapısından dolayı askere gitmemek için 1902'de
İsviçreye kaçar. İtalyanlar 'Keşke orada kalsaydı geriye
dönmeseydi' diyor. O zaman daha mı farklı olurdu herşey.
Mussolini 1904 İtalya'ya geri döner ve siyasete atılır. İtalyanın
Faşist lideri tarih sahnesindeki yerini alır.
Önceleri
üyesi olduğu Sosyalist partisinin yayın organı olan Avanti
gaztesinde çalışır, yazılar yazar. Birinci dünya savaşında
orduya yazılır. Sosyalizmden vazgeçip sağ görüşü benimser.
Bu davranışı sosyalist partiden atılmasına neden olur. 1914 de
sağ görüşlü yayın organı olan Il Popolo d'Italia (İtalyan
Halk gazetesi) kurar. Mussolini önce tüm sağ görüşte olan
oluşumları bir araya getirerek 1921 de Ulusal Faşist partiyi
kurar. Seçimlerde başarısız olur ama o pes etmeden çalışmaya
devam eder. Kendisine de 'IL Duce' lider lakabını
takar. Savaş sonrasında her alanda ciddi krizlerle boğuşmak
zorunda kalır İtalya. Birinci dünya savaşı bitmiş ve
istediğini elde edememiştir. Halk aç, yorgun ve İtalya yıkık
döküktür. Kral 3. Vittoria Emanuele zor durumdadır. Mussolini'nin
yükselişte olduğunu görür. İtalya'yı komünistlerin değil
sağcıların kurturabileceğine inanır. Mussolini 26 bin sağ
görüşlü destekçisi ile 1922 Ekim'de Napoli'den Roma'ya bir
yürüyüş gerçekleştirir. İtalya celladına aşık olur. Ülkenin
her yerinden ve değişik dini temsilcilerden destek gelir. Hatta
Torino şehrinden yahudi bir baker Ettore Ovazza'da Mussolini'yi
desteklemiş ve yapılan bu yürüyüşe katılmıştır. Ettore daha
sonra başına geleceklerden habersizdi. Mussolini'nin bu önlenemez
yükselişi karşısında Kral 3. Vittoria Emanuele 31 Ekim 1922'de
Mussolini'ye başbakanlık yetkisi verir. Mussolini gururludur yetki
elindedir. Artık İtalya'yı istediği biçimde şekillendire
bilecekti. 6 Nisan 1924 seçimleri hileyle kazandı. Birlik sosyalist
şefi Matteotti seçimlerin hileli olduğunu ortaya çıkartı.
Matteotti bir cinayete kurban gitti.
Mussolini
hiç tereddüt etmeden hemen faşist bir yönetim sistemini
uygulamaya sokar. Basına sansür getirilir, seçim sisteminde
değişiklik yapar, muhalefet partilerini kapatır, eğitim sistemini
kendisine bağlar, tüm İtalya'da tren rayları ve otobanlar yapar.
Bunları okudukça yaşadığımız çağdaş tanıdık bir ismi
tarif ediyorum hissine kapıldınız mı. Ne çok benziyor değil mi?
Bununla yetinmez Mussolini, polis devleti kurar, orduyu ele geçirir,
tüm bakanlıkların yetkisini kendisine bağlar. İçinizden bu
Mussolini değil Erdoğan'ın ta kendisi dediğinizi duyar gibiyim.
Durun daha bitmedi. Kendi kanunlarını yazar, Üniversiteye,
gazetelere istediğini atamaya başlar partisine sadık kalacaklarına
dair yemin ettirir. Mussolini kısa sürece tüm İtalya'yı ele
geçirir. Kurnazdır dini arkasına alması gerektiğini bilir. Karl
Marx'ın dediği gibi 'Din toplumların afyonudur.' Zira din
olmadan hiç bir şey olmaz. Dini kullanarak istediğinden daha fazla
kitleleri etkisi altına alabilir hayran kitlesini çoğaltabilirdi.
Bu nedenle kilise ile 1929 da yaptığı Patti Lerenensi
anlaşması ile İtalya'nın dinini katolik olduğunu ve Vatikan'ın
bağımsızlığını ilan etti. Doğduğunda vaftiz edilmeyen
Mussolini hemen vaftiz edilerek katoliklerin desteğinin alması
sağlandı. Vatikan Mussolini'nin güçlü bir destekçisi oldu.
Komünistleri yok etme girişiminde bulunan Mussolini onları
hapishanelere attırdı. Yeri geldiğinde öldürttü ve çoğu
ülkeyi terk etmeye zorlandı. Nasıl ama sinsice bir politik oyun.
Gücünü arttırmak için her şeyi yapabilirsin. Ruhunu bile
satabilirsin. Mussolini ayrıca balkon konuşmalarıyla İtalyanları
etkilemeyi ve kendisine duyulan hayranlığı arttırmayı
başarmıştır. Tesadüfe bakar mısın bizimkisi de balkon
konuşmalarını seviyor. Hitler'de çok severdi balkon
konuşmalarını. Diktatörlüğü boyunca ülkesini savaştan
savaşa sürekleyen Mussolini milyonlarca asker ve sivilin ölmesine
neden oldu. 1943 yılında Dino Grandi Yüksek Faşist konseyine
Mussolini'nin görevden alınmasına dair bir öneri sundu. 19'a oya
karşılık 7 oy sonucunda Mussolini Kral 3. Vittoria Emanuele
tarafından görevden alınarak tutuklatıltı. Görevden alınmasına
dair evet oyu kullananlardan bir ise damadı ve güvenilir
adamlarından biri olan Galeazzo Ciano'dur.
Alman
özel havacı birliği tarafından Mussolini tutuklu olduğu yerden
kaçırıldı. Almanya'nın koruması altında Garda gölünde bir
kasabaya yerleşti. Fakat hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmadı.
Diktatörün sonu yavaş yavaş geldi.
Hitler
ve Mussolini'nin yok etmek istediği kitap 'Savaş Günlükleri'
yazarı Galeazzo Ciano
Mussolini'nin damadı.
Bu
noktada özel bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu kitap Mussolininin
damadı olarak bilinen ve Mussolini'ye çok yakın bir isim olan
Galeazzo Ciano'nun 'Savaş Günlükleri' kitabı. Ciano
Mussolini'nin kızı Edda ile evlidir. Edda'nın gönül ilişkileride
karışıktır. 1946'da sürgüne gönderildiği Tiren kasabasına
ait Lipari adasında bir komünistte aşık olmuştur. Faşist bir
baba, faşist bir koca sonra komünist bir sevgili... Edda'nın gönül
ilişkilerini bırakıp damat Ciano'ya ve kitabına dönelim.
Kitap
Ciano'nun 2. Dünya savaşına şekil veren, yönlendiren pek çok
önemli isimle yaptığı görüşmeler ve bu görüşmelere dair
düşünceleri ve anılarından oluşmaktadır. Almanlar ve Mussolini
bu günlükleri yok etmek için çok çaba sarfetmelerine rağmen
eşi Edda bu günlükleri İsviçre'ye
kaçırarak
yayımlanmasını sağlamıştır. 2 Dünya savaşından sonra savaş
suçlularını cezalandırmak üzere Nürnberg mahkemelerinin
kurulduğunu biliyorsunuzdur. Bu günlükler bu mahkemeye savaş
döneminde Almaya'nın dışişleri bakanı olan Joachim von
Ribbentrop alehine delil olarak sunulmuştur. Kitap, savaşın arka
planında yapılan paylaşımları örneğin Hırvatistan üzerindeki
planlar, İtalya'nın hazırlıksız olarak bu savaşa sokulduğunu,
Arnavutluk'un nasıl işgal edildiğine. Mussoloni'nin kamuoyunda
kendisine karşı yapılan eleştirilere kulak asmadığına dair
daha pek çok konuda tarihi bir kanıt niteliğinde. 'Biz sadece
Almanlara karşı fazla sadık kalmakla suçluyuz' diyen Ciano
almanya'nın İtalya'yı kandırdığını itiraf ediyor. Ayrıca
Ciano Belçika'ya, Almanların ülkelerini istila edeceğine dair
belgeleri sızdırıyor. Daha önemlisi Ciano'nun Pearl Harbor
baskınından dört gün önce Almanya ve İtalya hükümetini
bilgilendirmesi. Kitabın Türkiye açısından da ayrı bir önemi
var. İtalya'nın Türkiye üzerine yaptığı planlar ve
Mussolini'nin Türkiye'ye yönelik tutumundan da bahsetmektedir.
Medeniyeti
şiddet yoluyla kana bulayarak yok etmek amacıyla sahneye çıkan
faşist liderlerin veya yöneticilerinin iç yüzlerinin deşifre
edildiği bir kitap.
Kitapta
Atatürk ve İnönü ile ilgili kısmlarda mevcut. Örneğin; '31
Aralık 1939: Türk Büyükelçisi geldi! Bilmem kaçıncı kez
Ankara'ya davet etti. Halbuki ben 1936'dan başlayarak 1938'in yazına
kadar Ankara'ya gidip Kemal'le görüşmek istediğimi bildirmiştim,
hem Büyükelçiye hemde Ankara'daki büyükelçimiz kanalıyla Türk
Dışişleri Bakanlığı'na. Doğru dürüst cevap alamamıştım
bir türlü. Sonra, Türk Büyükelçiliği'nde çalısan bir
adamımızın çalarak getirdiği telgrafları okudum. Kemal, bizden
de Hitler'den de nefret ediyormuş meğer! Hani 1937'de bazı CHP'li
milletvekilleri ziyarete gelmişti ya? İçlerinden, Mussolini
hayranı, Şükrü Kaya adında bir milletvekili, bir rapor
yazmış, bizim Faşist Konsey gibi bir kurulun kendi meclislerinin
çıkaracağı kanunları denetlemesini önermiş. İsmet de bu
raporu imzalayarak Kemal'e vermiş. Kemal küplere binmiş ve İsmet'i
görevden almış. "Çok yorulduğu için kendine sunulan
raporları bile okuyamayacak kadar beyin yorgunluğuda' görevden
alma gerekçesiymiş. Çünkü İsmet'e bu raporu sorduğunda, İsmet
çok yorgun olduğu için raporu okumadan imzaladığını söylemiş.
Şimdi
İsmet başta, Bizimle dost olmak istiyor Türkiye. Hele biraz daha
beklesinler ...
Kitapta
yer alan başka bir dipnot ise şöyle;
28
Temmuz 1939: Alman dışişleri bakanı Ribbentrop Türkiye'ye yüz
vermezsek İngiliz'lerle kol kola girebileceğini söyledi. Kemal,
sağlığında, İngiliz desteğiyle Balkanlar'da at oynatmak
istiyordu. Yunan ve Bulgar sınırına asker bile yığmıştı.
İsmet böyle bir şeye hayatta kalkışamaz tabi. Ante Markovic,
(Yugoslavya Krallığı başbakanı 1939-1941) telaşlanmış;
yüzyılların Türkler geliyor korkusu adamın ruhuna işlemiş.
Balkan ülkelerini Türkiye'ye karşı kışkırtmayı düşündümse
de vazgeçtim. Kemal'den Sonra Türkiye'nin pek bir anlamı kalmadı
Balkanlar'da. Hitler'de, Ribbentrop'a aynı şeyi söylemiş "Kemal
olsa Türkiye'yle yakından ilgilenmemiz gerekirdi ... O Öldükten
sonra, ONUN çapında kimse yok Ankara'da." Ayrıca İsmet
kendine Milli sef dedirtiyor, Hitler'in "Führer"
Mussolini'nin de"lider"dedirtmesi gibi. Partiside faşizme
son derece yatkın artık; her ne kadar içlerindeki Kemal
taraftarlarından çatlak sesler çıksada arada bir.
Çarpıcı
detaylar bunlar. Bir örnek daha vermek istiyorum.
Eylül
1939 11: İngiliz Büyükelçisi Percy Loraine geldi. Önce Lloyd
George'un aleyhimize yazdığı yazı için özür diledi. Bu arada
Türklerle de konuşmuşlar; Balkanlar'dan uzak durmalarını, İtalya
ne derse onu yapmalarını önermişler. Ankara Kemal'den sonra,
Türkiye'nin var olan sınırları dışında hiçbir ülkeyle
ilgilenmediğini açık açık söylemiş ... Ne Balkanlar'da ne de
Ortadoğu'da.
İlginç
ve mutlaka okunmalı.
Faşistmin
doğduğu topraklardan dünyaya hediye edilen ibret verici bir kitap.
Mussolini ve Hitler yani Naziler kitabı yok etmek için çok
mücadele veriyor ama başaramıyor. Kızı Edda yani Ciano'nun eşi
kocasının anılarını müttefiklere verek basılmasına yardım
ediyor. Kim bilir belkide kocası Ciano'nun öldürülme emrini veren
babası Mussolini'den bu şekilde intikam almıştır. Evet damadı,
kızının kocası, torunlarının babası Ciano'nun öldürülme
emrini Mussolini vermiştir. 1943 yılında Dino Grandi, Yüksek
Faşist Konseyine Mussolini'nin görevden alınmasına dair bir öneri
sundu. 19'a oya karşılık 7 oy sonucunda Mussolini Kral 3.
Vittoria Emanuele tarafından görevden alınarak tutuklandı.
Görevden alınmasına dair evet oyu kullananlardan bir ise damadı
ve güvenilir adamlarından biri olan Galeazzo Ciano'dur. Almanlar
İtalya'yı işgal edip Mussolini'yi serbet bıraktı. Ciano
yakalanıp Musolloni'nin adamlarına teslim edildi. Yargılandı ve
vatana ihanet suçundan 11 Ocak 1944'de İtalyanın güzel şehri
Verona'da sandalyeye bağlandı ve kurşunlandı. Mussolini'nin
biricik kızı Edda dul, üç torunuda yetim kaldı. Katil baba,
katil dede...
Hep
kan, hep ihanet, hep korku... İnsanlar neden kendilerine ve
sevdiklerine cehennemi yaşatırlar ki...
Mussolini'nin
Son Günleri
24
Nisan 1945
'Son
yaklaşıyor. Artık oturmuş, benim hiç bir katkımın olamayacağı
ve bir daha sahneye çıkamayacağım bir acı oyunun perdesinin
inmesini bekliyorum. Bir hata yaptım ve bunu ödeyeceğim.' başına
gelecekleri bu sözleriyle anlatır Mussolini. Ulusal Kurtuluş
orduları teker teker tüm kentleri faşist Mussolinin adamlarından
temizleyerek ilerliyordu. Bologno, Parma kentleri derken Milano'ya
kadar ilerlemişti Ulusal Kurtuluş ordusu. Faşistler ve liderleri
Mussolini panik haldeydi. Ulusal kurtuluş komitesi, İtalyayı bu
faşizmden kurtarmaya kararlıydı. 'Faşist liderler yargılamasız
öldürülebilirler' şeklinde bir emir yayımlamıştı.
Mussolini ve adamları korkuyorlardı. Hitlerin yardımına
başvurdular ve liderlerini İspanya kaçırabilecek bir uçak
istediler. Cevap olumsuzdu. Almanya'nın içine düştüğü yangın
daha büyüktü. Kızıl Ordu Berlin'e girmişti. Hitler,
Mussolini'ye yardım edebilecek durumda değildi bilakis kendisinin
yardıma ihtiyacı vardı. Ulusal Kurtuluş üyesi olan Gian Riccardo
Cella, Mussollini ile bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya
bunların dışında, Meraşal Graziani, bakanlardan faşist Barracu
ve Zerbino, Milano valisi, Genaral Cardona, Marazza ve avukat
Arpesani katılır. Amaçları Milano'yu bir iç savaştan
kurtarmaktır. Sıkı pazarlıklar yapılır. Mussolini'nin derdi ise
bu kargaşadan kendisi ve adamlarını nasıl kurtarabilmekti.
Mussolini,
'Faşistlere ne gibi güvence vereceksiniz?
Cella,
'Savaş tutsakları için kabul edilen genel güvenceler'.
Komutan
Graziani konuşmayı keser ve sert bir üslupla, 'Bu dostumuz
Almanların arkasından çalışmak olur. Böyle bir davranış ne
dostluğa nede dostluğun onuruna sığar.'
Genatel
Cardona, alaylı bir ses tonuyla tartışmaya dahil olur. Gülerek,
'Almanlar hakkındaki bu sözleriniz oldukça hatalı.Çünkü
onlar çok önceden bizim arkamızdan çalışmaya başladılar bile.
Kardinal
Schuter ise 'Almanların bir süreden beri İtalyan direnişçilerle
görüşmeler yaptığını doğrular.'
Mussolini
kendisinden habersiz gelişen bu olayarlara çok kızar. Öfkeden
deliye dönen Mussolini ' 'Bizi her zaman köpek yerine koydular.
Sonunda da arkamızdan vurarak ihanet ediyorlar işte.'
Duydukları
karşısında şok geçiren Mussolini'nin yüzü öfkeden kızarır.
Bir müddet sessiz kalarak nasıl davranacağını düşünür. Bir
müddet sonra. Komite üyelerine dönerek; 'Koşullarınızı
tümüyle kabul ediyorum. Ancak her şeyden önce gidip Almanları
görmek isterdim. Onların suratlarına ihanetlerini, kalleşliklerini
ve ne aşağılık yaratıklar olduklarını haykıracağım. Onlar
ki yıllardır bizi ihanetle suçladılar. Sonra buraya döner ve ne
imzalamam gerekiyorsa imzlarım.'
Mussolini
dediğini yapar ve Almanlarla görüşüp yüzlerine karşı
ihanetlerini söyler. Fakat Mussolini geriye dönmez. Çünkü
Milano polis şefi konuşmalarıyla ikna etmiştir Mussolini'yi. Ona
göre Ulusal kurtuluş komitesine güvenilmemeliydi. Sözlerinde
durmayacaklarını ve kendisini halk mahkemesine çıkaracaklarını
söyledi. Bu mahkemeye çıkan faşistlerin yaşama şansı yoktu.
Tarih
25 Nisan 1945 akşam saatlerinde Mussolini tüm belgeleri ve
İtalya'nın hazinesini arabalara yükletir ve metresi Claretta
Petacci'yi de alarak Alman birliklerinin öderliğinde Milano'yu
terk eder. Milano'da zaten kıvılcım ateşlenmiş bir iç savaş
patlak vermişti.
Mussolini
tedirgindi bu kaçıştan kurtuluşunun olmayacağını biliyordu.
Claretti'de bunu hissediyor ve sonuna kadar onunla kalacağını
söylüyordu. İstikametleri Como'ya ve akabinde İsviçre'ye
gitmekti. Oysa İsviçre Mussolini'yi kabul etmeyeceğini
açıklamıştı. Buna rağmen yine bir umutla İsviçre'ye doğru
gidiyordu. Fırsat bulduğunda Garda gölünde bıraktığı karısı
Rachele şu satırları yazdı. ' Burada yaşantımın son
durağında ve kitabımın son sayfasındayım. Valtelline'ye doğru
giyorum. Zaman kaybetmeden çocukları al İsviçre'ye sığın yada
müttefiklere teslim ol. Size istemeyerek verdiğim tüm acılar ve
zarar için özürdilerim. Fakat şunu bilmeni isterim ki yaşamım
boyunca sevdiğim tek kadın sen oldun.'
Teker
teker terkediliyordu Mussolini. Çaresiz ve pişmandı. Birkez şans
daha verilseydi belki siyasete hiç atılmaz bir öğretmen olarak
mutlu bir şekilde ölmeyi yeğlerdi. Gece eşi Rachael ile bir
telefon görüşmesi yapar, 'Rachele burada kimse kalmadı,
yapayalnızım. Sen yeni bir yaşama başla, bense yazgımı izlemek
zorundayım.'
27 Nisan 1945 Güvendiği adamları
gece kaçmış ve yalnız kalmıştı Mussolini. Yolda
karşılaştıkları bir Alman konvuyuna dahil oldular ve
gizlendiler. Musso köyünden Dongo istikametinde ilerliyorladı.
Garibaldi partizan Tugayı Urbano Lazzaro yolları kapatmıştı.
Konvoyu durdurarak arama yapmaya başladı. En son araçta
perdesinin altında yatar vaziyette Alman üniformalı birinin
olduğunu farkettiler. Almanlar sarhoş dedi... Fakat güneş gözlüğü
takmış olan bu sarhoş en iyi marka deri ayakkabılara sahipti.
Durumdan şüphelendiler ve araçtan inmesini emrettiler. Gözlüğü
çıkarıldı. Almanlar partizanlardan biri bu yüzü tanıdı ve
mussolini diye bağırdı. Mussolini o an sonunun geldiğini farketti
ve bembeyaz kesildi. Dongo kasabasında belediye binasında sorguya
çekildi. O gece az uyuyabildi ve gece yarısı yola Milano'ya doğru
yola çıkıldı. Mussolini'nin korunması ve sağ kalması
gerekiyordu. Öldürülmesinden korkuluyordu. Amerikalılara teslim
edilecekti. Metresi Claretta'da onlara yetişmiş ve Mussoloni ile
aynı arabada yola koyulmuşlardı.
Ulusal Kurtuluş komitesi kendi
arasında radikal bir karar alarak Mussoloni'nin ABD tarafından
yargılanmasına karşı çıktı. 'Mussolini'yi biz yargılayıp
cezalandıracağız'. Görev Albay Valerio lakaplı Walter
Audisio'ya verildi. Mussolini'nin konvoyu o gece Balzanigo köyünde
bir çiftçi ailenin evinde konakladı.
28 Nisan 1945 Albay Valerio
öğlenden sonra Mussolini ile görüştü. 'Sizi serbest
bırakacağız'.
Mussolini, 'sana imparatorluklar
vereceğim' der. Claretta'da kurtulacaklarına mutludur. Fakat
içini kemiren bir derdi vardı. Mussolini ya tekrar karısı Rachele
dönerse. Hep birlikte Mezeggra'ya doğru yola çıkarlar.
Mazeggra'da bulunan Villa Belmonti'ye geldiklerinde, Albay Valerio
arabadan inmelerini ve duvarın yanına geçmelerini söyler.
Claretta bunun kurtuluş olmayacağını anlamıştır. 'Hayır
bunu yapmazsınız' diyerek Mussoliniye sarılır. Albay Valerio
ölüm emrini açıklar. Mussoloni sessizdir. Clara durumu hala
kabullenememektedir. Albay Valerio Claretta'ya çelkilmesini emreder.
O emre uymaz. Albay Valerio silahı ateşler tutukluk yapar tekrar
dener yine olmaz ve üçüncü denemede Claretta yere yığılır
kalır. Oracıkta hemen can verir. Mussolini kendisini vurması için
göğsünü açar. Kursunlar göğsüne saplanır hırıltılar
içinde yere doğru diz çöker. Hala yaşamaktadır. Albay Valerio
kalbine nişan alır ve Faşist lider yaşamdan koparılır.
Cesetleri Milano'ya getirilerek Lorento
meydanında halk tarafından teşhir edilmesi için bırakılır..
Halk cesetlere bakarak tükürüyor, küfrediyor, işiyor ve ellerine
geçirdikleri herşeyi atıyordu. Lorento meydanı Mussoloni'nin
muhalefetlerini kurşuna dizdirdiği bir meydandır. Bu kez bu
meydanda kendisi vardı ve halkı kendisine öfke kusuyordu.
Sonrasında meydanda bulunan benzin istasyonuna ayaklarından asılır
cesetler. Ceset tanınmaz hale gelir. Amerikalıların gelmesiyle
indirilir cesetler. Mussoloni Milano'nun Musocco mezarlığına
gömülür. 1946 yılında mezarı kazılarak ceseti fanatik
hayranları tarafından kaçırılır. Mezarda da rahat edememiştir
Mussolini. Sergio Luzzato 'Duce'nın ceseti' isminde bir roman
yazar. Bu roman daha sonra Fabrio Kaurenti tarafında belgesel bir
film tarzında beyaz perdeye aktarılır. Filmde İtalyan ve Amerikan
arşivlerinde bulunan fotoğraflar ve belgeler kullanılır. Belgesel
ve kitap tamamen Mussoloni'nin cesedi üzerinedir. Sağ ve öldükten
sonra insan bedenine yapılan şiddeti konu almaktadır. İtalyan
basını tarafından çok eleştirilen bu belgesel yapımda
Mussoloni'nin cesedinin hikayesi ve bilinmeyen fotoğraflarına
tanıklık edebilirsiniz. 12 yıl Milano'da özel mekanlarda
bekletilen Mussolini'nin cesedi 1957 yılında ailesine teslim
edilir. Ve ailesi tarafından doğduğu Forli kasabasına gömülür.
Ölümünden sonra hala bugün bile
geniş bir kitle tarafından kahraman olarak görülür Mussoloni.
Öldürüldüğü Villa Belmonte'nin önünde her yıl ölüm
yıldönümünde sevenleri tarafından anılır.
İnsanlık, tarihten hiç ders
almıyor. Bu nedenle tarih hep tekerrür ediyor...
Diktatörler her daim sahneye çıkıyor ve kendilerine biçilen rolü oynuyor.
Eylül 2017 Kiel







