23 Mart 2018 Cuma

Faşist Mussolini'nin Ölümü ve Aşk İçin Ölümü Göze Alan Metres Claretta


Dongo Köyü; Menaggio kasabasına 14 dakika uzaklıkta. Bu köyün tarihi bir önemi var. Hitler'in İtalyan ikizi faşist lider Benito Mussolini bu köyde yakalanıyor ve infaz ediliyor. İsterseniz biraz belleklerimi tazeleyelim ve Mussolini kimdir ve ne yapmıştır. Hep gezecek değiliz ya. Gezmek kadar gezdiğin yerlerin tarihsel bir önemi var mı yok mu bilmek önemli benim için. Meşhur faşist lider Mussolini 1922 ile 1945 yılları arasında İtalya'yı yönetmiştir. Gazeteci ve öğretmen olması rağmen o siyasetle uğraşmayı tercih edere adını tarihe ağır ithamlarla yazdırmıştır. Mussolini Po nehrinin şirin bir kasabası olan Forli'de 20 Temmuz 1883 de doğmuştur. Kavgacı, kurallara uymayan, haylaz kişiliğinden dolayı okulundan uzaklaştırılmış bir çocuktur. Lozan Üniversitesinde eğitimini tamamlamış ve öğretmek olarak çalışmaya başlamıştır. Askerliğe karşı ve sosyalist bir düşünce yapısından dolayı askere gitmemek için 1902'de İsviçreye kaçar. İtalyanlar 'Keşke orada kalsaydı geriye dönmeseydi' diyor. O zaman daha mı farklı olurdu herşey. Mussolini 1904 İtalya'ya geri döner ve siyasete atılır. İtalyanın Faşist lideri tarih sahnesindeki yerini alır.
Önceleri üyesi olduğu Sosyalist partisinin yayın organı olan Avanti gaztesinde çalışır, yazılar yazar. Birinci dünya savaşında orduya yazılır. Sosyalizmden vazgeçip sağ görüşü benimser. Bu davranışı sosyalist partiden atılmasına neden olur. 1914 de sağ görüşlü yayın organı olan Il Popolo d'Italia (İtalyan Halk gazetesi) kurar. Mussolini önce tüm sağ görüşte olan oluşumları bir araya getirerek 1921 de Ulusal Faşist partiyi kurar. Seçimlerde başarısız olur ama o pes etmeden çalışmaya devam eder. Kendisine de 'IL Duce' lider lakabını takar. Savaş sonrasında her alanda ciddi krizlerle boğuşmak zorunda kalır İtalya. Birinci dünya savaşı bitmiş ve istediğini elde edememiştir. Halk aç, yorgun ve İtalya yıkık döküktür. Kral 3. Vittoria Emanuele zor durumdadır. Mussolini'nin yükselişte olduğunu görür. İtalya'yı komünistlerin değil sağcıların kurturabileceğine inanır. Mussolini 26 bin sağ görüşlü destekçisi ile 1922 Ekim'de Napoli'den Roma'ya bir yürüyüş gerçekleştirir. İtalya celladına aşık olur. Ülkenin her yerinden ve değişik dini temsilcilerden destek gelir. Hatta Torino şehrinden yahudi bir baker Ettore Ovazza'da Mussolini'yi desteklemiş ve yapılan bu yürüyüşe katılmıştır. Ettore daha sonra başına geleceklerden habersizdi. Mussolini'nin bu önlenemez yükselişi karşısında Kral 3. Vittoria Emanuele 31 Ekim 1922'de Mussolini'ye başbakanlık yetkisi verir. Mussolini gururludur yetki elindedir. Artık İtalya'yı istediği biçimde şekillendire bilecekti. 6 Nisan 1924 seçimleri hileyle kazandı. Birlik sosyalist şefi Matteotti seçimlerin hileli olduğunu ortaya çıkartı. Matteotti bir cinayete kurban gitti.

Mussolini hiç tereddüt etmeden hemen faşist bir yönetim sistemini uygulamaya sokar. Basına sansür getirilir, seçim sisteminde değişiklik yapar, muhalefet partilerini kapatır, eğitim sistemini kendisine bağlar, tüm İtalya'da tren rayları ve otobanlar yapar. Bunları okudukça yaşadığımız çağdaş tanıdık bir ismi tarif ediyorum hissine kapıldınız mı. Ne çok benziyor değil mi? Bununla yetinmez Mussolini, polis devleti kurar, orduyu ele geçirir, tüm bakanlıkların yetkisini kendisine bağlar. İçinizden bu Mussolini değil Erdoğan'ın ta kendisi dediğinizi duyar gibiyim. Durun daha bitmedi. Kendi kanunlarını yazar, Üniversiteye, gazetelere istediğini atamaya başlar partisine sadık kalacaklarına dair yemin ettirir. Mussolini kısa sürece tüm İtalya'yı ele geçirir. Kurnazdır dini arkasına alması gerektiğini bilir. Karl Marx'ın dediği gibi 'Din toplumların afyonudur.' Zira din olmadan hiç bir şey olmaz. Dini kullanarak istediğinden daha fazla kitleleri etkisi altına alabilir hayran kitlesini çoğaltabilirdi. Bu nedenle kilise ile 1929 da yaptığı Patti Lerenensi anlaşması ile İtalya'nın dinini katolik olduğunu ve Vatikan'ın bağımsızlığını ilan etti. Doğduğunda vaftiz edilmeyen Mussolini hemen vaftiz edilerek katoliklerin desteğinin alması sağlandı. Vatikan Mussolini'nin güçlü bir destekçisi oldu. Komünistleri yok etme girişiminde bulunan Mussolini onları hapishanelere attırdı. Yeri geldiğinde öldürttü ve çoğu ülkeyi terk etmeye zorlandı. Nasıl ama sinsice bir politik oyun. Gücünü arttırmak için her şeyi yapabilirsin. Ruhunu bile satabilirsin. Mussolini ayrıca balkon konuşmalarıyla İtalyanları etkilemeyi ve kendisine duyulan hayranlığı arttırmayı başarmıştır. Tesadüfe bakar mısın bizimkisi de balkon konuşmalarını seviyor. Hitler'de çok severdi balkon konuşmalarını. Diktatörlüğü boyunca ülkesini savaştan savaşa sürekleyen Mussolini milyonlarca asker ve sivilin ölmesine neden oldu. 1943 yılında Dino Grandi Yüksek Faşist konseyine Mussolini'nin görevden alınmasına dair bir öneri sundu. 19'a oya karşılık 7 oy sonucunda Mussolini Kral 3. Vittoria Emanuele tarafından görevden alınarak tutuklatıltı. Görevden alınmasına dair evet oyu kullananlardan bir ise damadı ve güvenilir adamlarından biri olan Galeazzo Ciano'dur.
Alman özel havacı birliği tarafından Mussolini tutuklu olduğu yerden kaçırıldı. Almanya'nın koruması altında Garda gölünde bir kasabaya yerleşti. Fakat hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmadı. Diktatörün sonu yavaş yavaş geldi.

Hitler ve Mussolini'nin yok etmek istediği kitap 'Savaş Günlükleri' yazarı Galeazzo Ciano Mussolini'nin damadı.

Bu noktada özel bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu kitap Mussolininin damadı olarak bilinen ve Mussolini'ye çok yakın bir isim olan Galeazzo Ciano'nun 'Savaş Günlükleri' kitabı. Ciano Mussolini'nin kızı Edda ile evlidir. Edda'nın gönül ilişkileride karışıktır. 1946'da sürgüne gönderildiği Tiren kasabasına ait Lipari adasında bir komünistte aşık olmuştur. Faşist bir baba, faşist bir koca sonra komünist bir sevgili... Edda'nın gönül ilişkilerini bırakıp damat Ciano'ya ve kitabına dönelim. 
Kitap Ciano'nun 2. Dünya savaşına şekil veren, yönlendiren pek çok önemli isimle yaptığı görüşmeler ve bu görüşmelere dair düşünceleri ve anılarından oluşmaktadır. Almanlar ve Mussolini bu günlükleri yok etmek için çok çaba sarfetmelerine rağmen eşi Edda bu günlükleri İsviçre'ye
kaçırarak yayımlanmasını sağlamıştır. 2 Dünya savaşından sonra savaş suçlularını cezalandırmak üzere Nürnberg mahkemelerinin kurulduğunu biliyorsunuzdur. Bu günlükler bu mahkemeye savaş döneminde Almaya'nın dışişleri bakanı olan Joachim von Ribbentrop alehine delil olarak sunulmuştur. Kitap, savaşın arka planında yapılan paylaşımları örneğin Hırvatistan üzerindeki planlar, İtalya'nın hazırlıksız olarak bu savaşa sokulduğunu, Arnavutluk'un nasıl işgal edildiğine. Mussoloni'nin kamuoyunda kendisine karşı yapılan eleştirilere kulak asmadığına dair daha pek çok konuda tarihi bir kanıt niteliğinde. 'Biz sadece Almanlara karşı fazla sadık kalmakla suçluyuz' diyen Ciano almanya'nın İtalya'yı kandırdığını itiraf ediyor. Ayrıca Ciano Belçika'ya, Almanların ülkelerini istila edeceğine dair belgeleri sızdırıyor. Daha önemlisi Ciano'nun Pearl Harbor baskınından dört gün önce Almanya ve İtalya hükümetini bilgilendirmesi. Kitabın Türkiye açısından da ayrı bir önemi var. İtalya'nın Türkiye üzerine yaptığı planlar ve Mussolini'nin Türkiye'ye yönelik tutumundan da bahsetmektedir.
Medeniyeti şiddet yoluyla kana bulayarak yok etmek amacıyla sahneye çıkan faşist liderlerin veya yöneticilerinin iç yüzlerinin deşifre edildiği bir kitap.
Kitapta Atatürk ve İnönü ile ilgili kısmlarda mevcut. Örneğin; '31 Aralık 1939: Türk Büyükelçisi geldi! Bilmem kaçıncı kez Ankara'ya davet etti. Halbuki ben 1936'dan başlayarak 1938'in yazına kadar Ankara'ya gidip Kemal'le görüşmek istediğimi bildirmiştim, hem Büyükelçiye hemde Ankara'daki büyükelçimiz kanalıyla Türk Dışişleri Bakanlığı'na. Doğru dürüst cevap alamamıştım bir türlü. Sonra, Türk Büyükelçiliği'nde çalısan bir adamımızın çalarak getirdiği telgrafları okudum. Kemal, bizden de Hitler'den de nefret ediyormuş meğer! Hani 1937'de bazı CHP'li milletvekilleri ziyarete gelmişti ya? İçlerinden, Mussolini hayranı, Şükrü Kaya adında bir milletvekili, bir rapor yazmış, bizim Faşist Konsey gibi bir kurulun kendi meclislerinin çıkaracağı kanunları denetlemesini önermiş. İsmet de bu raporu imzalayarak Kemal'e vermiş. Kemal küplere binmiş ve İsmet'i görevden almış. "Çok yorulduğu için kendine sunulan raporları bile okuyamayacak kadar beyin yorgunluğuda' görevden alma gerekçesiymiş. Çünkü İsmet'e bu raporu sorduğunda, İsmet çok yorgun olduğu için raporu okumadan imzaladığını söylemiş.
Şimdi İsmet başta, Bizimle dost olmak istiyor Türkiye. Hele biraz daha beklesinler ...
Kitapta yer alan başka bir dipnot ise şöyle;
28 Temmuz 1939: Alman dışişleri bakanı Ribbentrop Türkiye'ye yüz vermezsek İngiliz'lerle kol kola girebileceğini söyledi. Kemal, sağlığında, İngiliz desteğiyle Balkanlar'da at oynatmak istiyordu. Yunan ve Bulgar sınırına asker bile yığmıştı. İsmet böyle bir şeye hayatta kalkışamaz tabi. Ante Markovic, (Yugoslavya Krallığı başbakanı 1939-1941) telaşlanmış; yüzyılların Türkler geliyor korkusu adamın ruhuna işlemiş. Balkan ülkelerini Türkiye'ye karşı kışkırtmayı düşündümse de vazgeçtim. Kemal'den Sonra Türkiye'nin pek bir anlamı kalmadı Balkanlar'da. Hitler'de, Ribbentrop'a aynı şeyi söylemiş "Kemal olsa Türkiye'yle yakından ilgilenmemiz gerekirdi ... O Öldükten sonra, ONUN çapında kimse yok Ankara'da." Ayrıca İsmet kendine Milli sef dedirtiyor, Hitler'in "Führer" Mussolini'nin de"lider"dedirtmesi gibi. Partiside faşizme son derece yatkın artık; her ne kadar içlerindeki Kemal taraftarlarından çatlak sesler çıksada arada bir.
Çarpıcı detaylar bunlar. Bir örnek daha vermek istiyorum.
Eylül 1939 11: İngiliz Büyükelçisi Percy Loraine geldi. Önce Lloyd George'un aleyhimize yazdığı yazı için özür diledi. Bu arada Türklerle de konuşmuşlar; Balkanlar'dan uzak durmalarını, İtalya ne derse onu yapmalarını önermişler. Ankara Kemal'den sonra, Türkiye'nin var olan sınırları dışında hiçbir ülkeyle ilgilenmediğini açık açık söylemiş ... Ne Balkanlar'da ne de Ortadoğu'da.
İlginç ve mutlaka okunmalı.

Faşistmin doğduğu topraklardan dünyaya hediye edilen ibret verici bir kitap. Mussolini ve Hitler yani Naziler kitabı yok etmek için çok mücadele veriyor ama başaramıyor. Kızı Edda yani Ciano'nun eşi kocasının anılarını müttefiklere verek basılmasına yardım ediyor. Kim bilir belkide kocası Ciano'nun öldürülme emrini veren babası Mussolini'den bu şekilde intikam almıştır. Evet damadı, kızının kocası, torunlarının babası Ciano'nun öldürülme emrini Mussolini vermiştir. 1943 yılında Dino Grandi, Yüksek Faşist Konseyine Mussolini'nin görevden alınmasına dair bir öneri sundu. 19'a oya karşılık 7 oy sonucunda Mussolini Kral 3. Vittoria Emanuele tarafından görevden alınarak tutuklandı. Görevden alınmasına dair evet oyu kullananlardan bir ise damadı ve güvenilir adamlarından biri olan Galeazzo Ciano'dur. Almanlar İtalya'yı işgal edip Mussolini'yi serbet bıraktı. Ciano yakalanıp Musolloni'nin adamlarına teslim edildi. Yargılandı ve vatana ihanet suçundan 11 Ocak 1944'de İtalyanın güzel şehri Verona'da sandalyeye bağlandı ve kurşunlandı. Mussolini'nin biricik kızı Edda dul, üç torunuda yetim kaldı. Katil baba, katil dede...


Hep kan, hep ihanet, hep korku... İnsanlar neden kendilerine ve sevdiklerine cehennemi yaşatırlar ki...



Mussolini'nin Son Günleri

24 Nisan 1945
'Son yaklaşıyor. Artık oturmuş, benim hiç bir katkımın olamayacağı ve bir daha sahneye çıkamayacağım bir acı oyunun perdesinin inmesini bekliyorum. Bir hata yaptım ve bunu ödeyeceğim.' başına gelecekleri bu sözleriyle anlatır Mussolini. Ulusal Kurtuluş orduları teker teker tüm kentleri faşist Mussolinin adamlarından temizleyerek ilerliyordu. Bologno, Parma kentleri derken Milano'ya kadar ilerlemişti Ulusal Kurtuluş ordusu. Faşistler ve liderleri Mussolini panik haldeydi. Ulusal kurtuluş komitesi, İtalyayı bu faşizmden kurtarmaya kararlıydı. 'Faşist liderler yargılamasız öldürülebilirler' şeklinde bir emir yayımlamıştı. Mussolini ve adamları korkuyorlardı. Hitlerin yardımına başvurdular ve liderlerini İspanya kaçırabilecek bir uçak istediler. Cevap olumsuzdu. Almanya'nın içine düştüğü yangın daha büyüktü. Kızıl Ordu Berlin'e girmişti. Hitler, Mussolini'ye yardım edebilecek durumda değildi bilakis kendisinin yardıma ihtiyacı vardı. Ulusal Kurtuluş üyesi olan Gian Riccardo Cella, Mussollini ile bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya bunların dışında, Meraşal Graziani, bakanlardan faşist Barracu ve Zerbino, Milano valisi, Genaral Cardona, Marazza ve avukat Arpesani katılır. Amaçları Milano'yu bir iç savaştan kurtarmaktır. Sıkı pazarlıklar yapılır. Mussolini'nin derdi ise bu kargaşadan kendisi ve adamlarını nasıl kurtarabilmekti.
Mussolini, 'Faşistlere ne gibi güvence vereceksiniz?
Cella, 'Savaş tutsakları için kabul edilen genel güvenceler'.
Komutan Graziani konuşmayı keser ve sert bir üslupla, 'Bu dostumuz Almanların arkasından çalışmak olur. Böyle bir davranış ne dostluğa nede dostluğun onuruna sığar.'
Genatel Cardona, alaylı bir ses tonuyla tartışmaya dahil olur. Gülerek, 'Almanlar hakkındaki bu sözleriniz oldukça hatalı.Çünkü onlar çok önceden bizim arkamızdan çalışmaya başladılar bile.
Kardinal Schuter ise 'Almanların bir süreden beri İtalyan direnişçilerle görüşmeler yaptığını doğrular.'
Mussolini kendisinden habersiz gelişen bu olayarlara çok kızar. Öfkeden deliye dönen Mussolini ' 'Bizi her zaman köpek yerine koydular. Sonunda da arkamızdan vurarak ihanet ediyorlar işte.'
Duydukları karşısında şok geçiren Mussolini'nin yüzü öfkeden kızarır. Bir müddet sessiz kalarak nasıl davranacağını düşünür. Bir müddet sonra. Komite üyelerine dönerek; 'Koşullarınızı tümüyle kabul ediyorum. Ancak her şeyden önce gidip Almanları görmek isterdim. Onların suratlarına ihanetlerini, kalleşliklerini ve ne aşağılık yaratıklar olduklarını haykıracağım. Onlar ki yıllardır bizi ihanetle suçladılar. Sonra buraya döner ve ne imzalamam gerekiyorsa imzlarım.'
Mussolini dediğini yapar ve Almanlarla görüşüp yüzlerine karşı ihanetlerini söyler. Fakat Mussolini geriye dönmez. Çünkü Milano polis şefi konuşmalarıyla ikna etmiştir Mussolini'yi. Ona göre Ulusal kurtuluş komitesine güvenilmemeliydi. Sözlerinde durmayacaklarını ve kendisini halk mahkemesine çıkaracaklarını söyledi. Bu mahkemeye çıkan faşistlerin yaşama şansı yoktu.

Tarih 25 Nisan 1945 akşam saatlerinde Mussolini tüm belgeleri ve İtalya'nın hazinesini arabalara yükletir ve metresi Claretta Petacci'yi de alarak Alman birliklerinin öderliğinde Milano'yu terk eder. Milano'da zaten kıvılcım ateşlenmiş bir iç savaş patlak vermişti.
Mussolini tedirgindi bu kaçıştan kurtuluşunun olmayacağını biliyordu. Claretti'de bunu hissediyor ve sonuna kadar onunla kalacağını söylüyordu. İstikametleri Como'ya ve akabinde İsviçre'ye gitmekti. Oysa İsviçre Mussolini'yi kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Buna rağmen yine bir umutla İsviçre'ye doğru gidiyordu. Fırsat bulduğunda Garda gölünde bıraktığı karısı Rachele şu satırları yazdı. ' Burada yaşantımın son durağında ve kitabımın son sayfasındayım. Valtelline'ye doğru giyorum. Zaman kaybetmeden çocukları al İsviçre'ye sığın yada müttefiklere teslim ol. Size istemeyerek verdiğim tüm acılar ve zarar için özürdilerim. Fakat şunu bilmeni isterim ki yaşamım boyunca sevdiğim tek kadın sen oldun.'
Teker teker terkediliyordu Mussolini. Çaresiz ve pişmandı. Birkez şans daha verilseydi belki siyasete hiç atılmaz bir öğretmen olarak mutlu bir şekilde ölmeyi yeğlerdi. Gece eşi Rachael ile bir telefon görüşmesi yapar, 'Rachele burada kimse kalmadı, yapayalnızım. Sen yeni bir yaşama başla, bense yazgımı izlemek zorundayım.'

27 Nisan 1945 Güvendiği adamları gece kaçmış ve yalnız kalmıştı Mussolini. Yolda karşılaştıkları bir Alman konvuyuna dahil oldular ve gizlendiler. Musso köyünden Dongo istikametinde ilerliyorladı. Garibaldi partizan Tugayı Urbano Lazzaro yolları kapatmıştı. Konvoyu durdurarak arama yapmaya başladı. En son araçta perdesinin altında yatar vaziyette Alman üniformalı birinin olduğunu farkettiler. Almanlar sarhoş dedi... Fakat güneş gözlüğü takmış olan bu sarhoş en iyi marka deri ayakkabılara sahipti. Durumdan şüphelendiler ve araçtan inmesini emrettiler. Gözlüğü çıkarıldı. Almanlar partizanlardan biri bu yüzü tanıdı ve mussolini diye bağırdı. Mussolini o an sonunun geldiğini farketti ve bembeyaz kesildi. Dongo kasabasında belediye binasında sorguya çekildi. O gece az uyuyabildi ve gece yarısı yola Milano'ya doğru yola çıkıldı. Mussolini'nin korunması ve sağ kalması gerekiyordu. Öldürülmesinden korkuluyordu. Amerikalılara teslim edilecekti. Metresi Claretta'da onlara yetişmiş ve Mussoloni ile aynı arabada yola koyulmuşlardı.
Ulusal Kurtuluş komitesi kendi arasında radikal bir karar alarak Mussoloni'nin ABD tarafından yargılanmasına karşı çıktı. 'Mussolini'yi biz yargılayıp cezalandıracağız'. Görev Albay Valerio lakaplı Walter Audisio'ya verildi. Mussolini'nin konvoyu o gece Balzanigo köyünde bir çiftçi ailenin evinde konakladı.

28 Nisan 1945 Albay Valerio öğlenden sonra Mussolini ile görüştü. 'Sizi serbest bırakacağız'.
Mussolini, 'sana imparatorluklar vereceğim' der. Claretta'da kurtulacaklarına mutludur. Fakat içini kemiren bir derdi vardı. Mussolini ya tekrar karısı Rachele dönerse. Hep birlikte Mezeggra'ya doğru yola çıkarlar. Mazeggra'da bulunan Villa Belmonti'ye geldiklerinde, Albay Valerio arabadan inmelerini ve duvarın yanına geçmelerini söyler. Claretta bunun kurtuluş olmayacağını anlamıştır. 'Hayır bunu yapmazsınız' diyerek Mussoliniye sarılır. Albay Valerio ölüm emrini açıklar. Mussoloni sessizdir. Clara durumu hala kabullenememektedir. Albay Valerio Claretta'ya çelkilmesini emreder. O emre uymaz. Albay Valerio silahı ateşler tutukluk yapar tekrar dener yine olmaz ve üçüncü denemede Claretta yere yığılır kalır. Oracıkta hemen can verir. Mussolini kendisini vurması için göğsünü açar. Kursunlar göğsüne saplanır hırıltılar içinde yere doğru diz çöker. Hala yaşamaktadır. Albay Valerio kalbine nişan alır ve Faşist lider yaşamdan koparılır.
Cesetleri Milano'ya getirilerek Lorento meydanında halk tarafından teşhir edilmesi için bırakılır.. Halk cesetlere bakarak tükürüyor, küfrediyor, işiyor ve ellerine geçirdikleri herşeyi atıyordu. Lorento meydanı Mussoloni'nin muhalefetlerini kurşuna dizdirdiği bir meydandır. Bu kez bu meydanda kendisi vardı ve halkı kendisine öfke kusuyordu. Sonrasında meydanda bulunan benzin istasyonuna ayaklarından asılır cesetler. Ceset tanınmaz hale gelir. Amerikalıların gelmesiyle indirilir cesetler. Mussoloni Milano'nun Musocco mezarlığına gömülür. 1946 yılında mezarı kazılarak ceseti fanatik hayranları tarafından kaçırılır. Mezarda da rahat edememiştir Mussolini. Sergio Luzzato 'Duce'nın ceseti' isminde bir roman yazar. Bu roman daha sonra Fabrio Kaurenti tarafında belgesel bir film tarzında beyaz perdeye aktarılır. Filmde İtalyan ve Amerikan arşivlerinde bulunan fotoğraflar ve belgeler kullanılır. Belgesel ve kitap tamamen Mussoloni'nin cesedi üzerinedir. Sağ ve öldükten sonra insan bedenine yapılan şiddeti konu almaktadır. İtalyan basını tarafından çok eleştirilen bu belgesel yapımda Mussoloni'nin cesedinin hikayesi ve bilinmeyen fotoğraflarına tanıklık edebilirsiniz. 12 yıl Milano'da özel mekanlarda bekletilen Mussolini'nin cesedi 1957 yılında ailesine teslim edilir. Ve ailesi tarafından doğduğu Forli kasabasına gömülür.
Ölümünden sonra hala bugün bile geniş bir kitle tarafından kahraman olarak görülür Mussoloni. Öldürüldüğü Villa Belmonte'nin önünde her yıl ölüm yıldönümünde sevenleri tarafından anılır.

İnsanlık, tarihten hiç ders almıyor. Bu nedenle tarih hep tekerrür ediyor...
Diktatörler her daim sahneye çıkıyor ve kendilerine biçilen rolü oynuyor. 

Eylül 2017 Kiel