Türk
tarihini ve Atatürk'ü iyi öğrenemiş, doğru anlayamamış
günümüz yöneticileri masa başında, mangalda kül bırakmayan
açıklamalar yapmakta ve davranışlar sergilemektedirler. Sağlam
bir bilgiye sahip olmayan bu kişilerin fikirleri kendileri gibi,
eğilmeye, bükülmeye, çıkar ve menfaatlerine göre değişmeye
müsaittir. Savunduğu ideolojik düşüncelerin derinliğini
bilmeden kendilerini her düşünce kavramının altına
yerleştirmektedirler. Fakat yaptıkları eylem ve faaliyetleri ile
kendilerini inkar etmekte ve sığ bir düşüncenin ötesine
gidemektedirler.
Chp yurtdışı
örgütlenme çalışması ile önemli bir adım attı. Fakat
Atatürkçü ve CHP'li olmayanların bu örgütlenmeleri işgal
etmesi yurtdışı yapılanmalarını kangeren haline getirdi. Bugün
CHP'yi temsil edenleri büyük bir çoğunluğu Atatürkçü Düşünce
Derneklerine üye değildirler. CHP yi temsil edenlerde (CHP'li
gibi görünenler) bir Atatürk fobisi vardır. Atatürkçü Düşünce
Dernekleri içinde de Atatürk'le Aldatanlar çoğunluktadır.
Bu kişiler kendilerini hem Atatürkçü olarak göstermekteler hemde
CHP'yi gerek yurt içinde ve gerekse yurtdışında temsil etmelerine
rağmen HDP düşüncesinde hareket etmektedirler.
Bu kişiler,
kaprisli, itici ve yaşamları boyunca gerçek anlamda hiç bir
başarıya imza atamamıştırlar. Her konuyu en iyi onlar bilir, çok
konuşurlar. Ne kendilerini kurtarabilmişlerdir nede emek
verdiklerini iddia ettikleri derneklere yarar sağlayabilmişlerdir.
Çoğunun geçmişte yöneticilik yaptıkları derneklerle ilgili
olarak yüz kızartıcı şuçlamalar vardır. Bu gerçekleri
görmemezlikten gelerek yaşadıkları ülkelerde kendilerini o
ülkenin en önemli kişisi olarak görmekteler ve kendilerini bu
şekilde pazarlamaktadırlar. Sürekli ayak altında dolaşır göz
önünde bulunurlar ve herşeyi ben yapıyorum bakın ben burdayım
mesajı verirler. Kurnazdırlar her şeyden kendilerine pay
çıkartırlar. Fakat çuvallamaktadırlar ve herkes bu gerçeğin
farkındadır. Emperyalizme
karşı olduğunu belirtir ama ABD ve Batı'nın beslemesi olan HDP
karşı net bir tavır koyamaz. Atatürkçü olduğunu iddia eder
ama Atatürk'ü kendi koltuk altında saklamaya Gardrobundan
çıkartmamaya özen gösteririr. Çok Atatürkçü değildirler, çok
Atatürkçü olanları sevmezler, Çok Atatürkçülerden korkarlar,
Türkçülüğü savunmazlar ama kürtçülüğü desteklerler.
Atatürk'ün halk fırkasından bugünün CHP'sinin tüzük ve
programından haberleri yoktur. Okumazlar, araştırmazlar bunun
için okuyan, araştıran yani kendilerinden daha akıllı kişileri
sevmezler. O kişileri CHP'den uzaklaştırmak için her türlü Ali
Cengiz oyunlarını yazıp çizip oynarlar. Kendi küçük
iktidarlarını sağlama almak için kontrol altında tutabilecekleri
insanları çevrelerine toplarlar. Tüm bunları yaparken Atatürk'ün
CHP'sine en büyük zararı kendilerinin verdiklerinin farkında
değillerdir. Bu yazıda her ne kadar CHP ele alınsada durum diğer
siyasi partilerde de çok farklı değildir.
Anlatmaya çalıştığım
bu kişileri Attila
İlhan yıllar evvel şöyle tanımlamıştı; 'Halktan
görünen maskeli ihanet şebekeleridir onlar. Allah ile aldatırlar,
Atatürk'le aldatırlar, kendi milletlerini aldatma karşılığı,
küresel efendilerden parsa kapmaya çalışırlar. Küresel
islamcıdırlar, küresel Türkçüdürler, küresel solcudurlar...'
der.
İlhan Selçuk ise
1966 yılında yazdığı 'Gardrop Atatürkçülüğü' yazısı
ile bu kişileri bakın nasıl tanımlıyor. 'Türkiye'de hiç
kimse gardrop Atatürkçüsü kadar Atatürkçülüğe zarar vermedi.
Hiç kimse gardrop Atatürkçüsü kadar devrimleri kemirmedi. Hiç
kimse Türkiye'nin çağdaş medeniyet seviyesine erişmek çabasını
gardrop Atatürkçüsü kadar baltalayamadı. Atatürk'ün milli
kurtuluş savaşını, Amerikan kapitalizmine, emperyalizmine
satmakta mezat memuru... Çünkü onlar gerçekte Atatürkçü değil.
Atatürk'ün bükülmez iradesi altına girip hizmet görmeyi hiç
bir zaman için çıkarlarına uygun bulmamışlardır. Gerçek
Atatürkçülere ve Atatürkçülüğün devrimcilik, devletçilik,
halkçılık temel ilkelerine düşmandırlar. Atatürk'ün
yaptıkları devrimlerin yanında görünürler, ama Atatürkçülüğün
devletçilik, devrimcilik, halkçılık ilkeleri köklü reformlar
gerektirdiği için karşıdırlar. Milliyetçiliği
milliyetsizlerin, müslümanları sahtecilerin elinden kurtarmak
gerektiği gibi Atatürkçülüğü , Atatürkçülüğün A'sından
nasipsiz bu kişilerden kurtarmak gerekir.'
Bu
yazılanları somutlaştırmak ve yukarıdaki açıklamaların daha
iyi anlaşılabilmesi için Kenan Kolat başkanlığında CHP Berlin
birliğini ele alalım. Tabii bir dernek çatısı altında alınan
kararlar yönetimin ortak rızası ile alındığını baz alırsak
burada Kenan Kolat ve yönetimi demek daha doğru olacağı
kanısındayım.
23
Aralık 2018 de Berlin'deydim. Yaptığım görüşmelerde hoş
olmayan şeyler duydum. CHP adına üzüldüm. CHP Berlin Birliği
Mustafa Kemal Atatürk'ün Berlin'e gelişinin 100. yıl nedeniyle
Atatürk'ün kaldığı Adlon Hotel'de bir kutlama gecesi yaptı.
Takdir edilmesi gereken bir durum. Fakat kurnazca bir yöntemle bu
etkiliğe herkesin daha doğrusu kendilerine muhalafet olanların
katılması engellenmiş. Atatürk belli bir kesimin malı haline
getirilmiş ve halktan koparılmış. Giriş yapılabilmesi için
verilen telefon numarasından geri bildirim almanız gerekiyor. Zaten
davet edilecekler daha önceden belirlenmiş. Fakat yinede
muhalafetten birileri gelmek isterse diye bu yol bulunmuş. Mevcut
telefon numarasına gelmek istediğinizi belirten bir mesaj
gönderdiğinizde öncelikle kara listede olup olmadığınıza
bakılıyor. Eğer kara listede iseniz kibarca bu etkinlik sadece CHP
üyelerimize yöneliktir diye bir cevap gönderiliyor. Oysa o gece
oraya CHP'ye üye olmayan hatta CHP'nin program ve tüzüğünü
bilmeyen ve Atatürk'ü iyi ve doğru idrak edememiş kişiler,
Atatürkle Aldatanlar, Gardrop Atatürkçüleri, Recep Tayyip
Erdoğan'a eliyle döner yedirenler. HDP'ye sempatiyle bakan kişiler
vardı. Halktan kopuk bir CHP yönetiminin, hayatını halkına
adamış bir lideri halktan uzaklaştırması yanlıştır.
Atatürk'ün CHP'si belli bir zümrenin değil halkındır. Bu kadar
hassas bir dönemde tüm halkın katılımına açık olan
birleştirici ve bütünleştirici etkinlik yapılması şarttır.
Hala particilik adı altında ego tahmini yapmaya çalışanların bu
tutumu kabul edilemez. Adlon Hotel'de yapılacak bir etkinlik yerine
daha çok katılımın sağlanacağı daha halkçı daha birleştirici
ve bütünleştirici bir kutlama yapılabilirdi. Atatürkçülük,
Atatürk'ü lüks salonlara hapsedip sadece belli bir zümre arasında
karşılıklı hava atma, ben yaptım diyerek böbürlenme faaliyeti
değildir. Atatürk yaşasaydı bu salonda yer almak yerinde dışarda
halkının yanında yer almayı tercih ederdi. Kendisini salonlara ve
kişisel çıkarlarına alet edenlerin yüzüne bakmazdı. Mustafa
Kemal gibi halkına mal olmuş yaptığı bütün devrimlerini
halkıyla sohbetler ederek fikir alışverişinde bulunarak
gerçekleştirmiştir.
Atatürk'ün
CHP'yi (Halk Fırkası) kurarken ilke edindiği fikir şuydu;
'fırka bir devrim partisidir. Yalnızca halktan yana olanların üye
olabileceği fırka, ulusal egemenliğin halk tarafından halk için
uygulanmasına öncülük edecekti. Fırka üyeleri hiç bir aile
sınıf cemaat ve kişi ayrıcalığını kabul etmeyen ve mutlak
özgürlük ve bağımsızlığı tanıyan bireylerden oluşacaktı.'
Chp
Berlin birliğinin bu tanımla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
CHP'nin özüne ihanet içindedir.

Yukarda
kullandığım HDP ve PKK kelimelerini okuyanlar hop oturup hop
kalkacak böyle bir şey yoktur yalan diye nutuk atacaktır. Ya da
geçmişte yapılan bazı hatalara kendilerince bir kılıf giydirip
kendilerini hatalarından aforoz etme telaşına düşecektirler.
Suçu başkalarının üzerine yükleyeceklerdir. Oysa bu tarz bir
yaklaşıma girenleri Temmuz 2017'de Berlinde gerçekleştirilen
Adalet Yürüyüşü
adı altında düzenlenen PKK nın show yaptığı etkinliğe göz
atmalıdır. Olay şu güya Berlin'de Adalet Yürüyüşüne destek
amaçlı bazı dernekler bir araya gelerek bir yürüyüş organize
ediliyor. CHP Berlin Birliği, Atatürkçü Düşünce
Derneği Berlin, Halkçı Devrimci Birliği (HDF),
bu derneğin çatı örgütü olan Halkçı Devrimci
Birliği Federasyonu (HDF) ve
Dersim Cemaati Berlin.
Üç aşağı beş yukarı PKK nın showuna dönüşen yürüyüşü
organize eden dernekler bunlar.Yapılan yürüyüş Pkk'ya, Kürtlere adalet şeklinde yorumlanması ise ayrı bir skandaldı. Eksik varsa eksikleri
tamamlayabilirsiniz. Olması gerekeni söylüyorum ilk dört dernek
Atatürk'ü ve onun kurduğu Bağımsız Türkiye Cumhuriyetini
tartışmasız her yerde savunması gereken dernekler olması
gerekiyor. Son dernek bölücü faaliyetlerle tanınan ve değişik
şehirlerde şubesi olan Atatürk'ü ve onun kurduğu Bağımsız
Türkiye Cumhuriyetini kabul etmeyen bir dernektir. Fakat yürüyüş
öncesi bu dernekler kendi aralarında anlaşarak miting alanına
Atatürk bayrağının sokulmaması için bir karar alıyorlar.
Atatürkçü olduğunu iddia edenler derneklerde bunu kabul ediyor.
Tepki çekmemek için buna bir kılftı bulunuyor bütün bayrak ve
flamalar yasak. Gardrop Atatürkçüleri eski köye yeni adet
getiriyor. Atatürklü Türk bayraklarını miting alanlarında
istemeyen PKK dır. Ne acıdır ki Atatürkçü olduklarını iddia
edenler PKK'nın bu isteğine karşı çık(a)mamaktadır. Bu
sistem uzun zamandır Avrupa'da çok moda. Şu çok iyi bilinmektedir
ki Pkk meydanlarda kendini güçlü göstermek için özellikle CHP
ile (CHP'li gibi görünenler) flört etmekte ve yaptıkları
mitinglere CHP üyelerini çekerek gövde gösterişi yapmaktadır.
2014 de Erdoğan'nın Berlin'e gelişini protesto etmek amaçlı
düzenlenen miting ve Kasım 2016 da Köln de düzenlenen mitingler
bu anlamda büyük tepkilere neden olmuştur. PKK'nın, Atatürkçüleri
(Gardrop) etkisi altına aldığı Berlin mitinginde kahraman bir
Türk kadını Al bayrağı ile doğru olanı yapıyor ve bu cahiller
sürüsüne büyük bir ders veriyor. 'Ben CHP üyesiyim
bana kimse bayrağımla gelme demedi. Bu herhangi bir Bayrak değil.'
diye haykırıyor. Ne olduğu belli olmayan bir grup sinirli erkek
ise kahraman Türk kadınının başarısı karşısında çıldırıyor.
Aşağıdaki linkte bulunan haberi ve vidoyu lütfen izleyin.
http://www.ensonhaber.com/berlinde-chp-yuruyusune-turk-bayragi-almadilar.html
Yukarıda
Atatürkçü olarak saydığımız derneklerin hepsini toplayıp bin
ile çarpsınız bu Türk kadının yanına yaklaşamaz. Hem
Atatürkçü olup hemde Atatürk'ün Halk fırkasını temsil
edenlerin beyinleri önce temizlenmeli sonra Atatürkçülük ve CHP
yeniden öğretilmelidir. Hatalarını kabul etmeyen bu tipler yok
Vatan Partililer geldi yok Ulusalcılar provoke amaçlı bayrak açtı
gibi söylemlerle bu büyük ayıptan kendilerini kurtarma
derdindedir. Atatürk'e en çok halk fırkası (CHP) sahip
çıkmalıdır.

Gelelim
bu kadar başarısızlıklara imza atan hakkında hala negatif dedikoduların konuşulduğu CHP Berlin başkanı Kenan Kolat'ın ilk
başkan seçilmesiyle büyük bir kriz yaşanmasına neden olan
olaya. Bu yüz kızartıcı olayı ben şahsen yazmak veya
eleştirmek istemiyorum. Bu tür suçlamalara maruz kalanların
CHP'yi temsil etme yetkisinin olmaması gerektiğine inanıyorum. Zira AKP'yi dolandırıcılık ve hırzılıkları ortadayken CHP'yi temsil edenlerin bu suçlara karışması kabul edilemez. Daha çnce başkanlığını yaptığı Türk toplumu derneğinin 13.000 avrosu almasıyla suçlanıyor. Yaptığı bu yüz kızartıcı suçu hafifletebilmek için kendini dolandırıcılık yaptığını Alman makamlarına ihbar etmiş. Namuslu bir insanın yapamayacağı yapsada toplum önünü bir daha çıkamayacağı bir utanç değil midir bu? Aşağıdaki linklerde Kenan Kolat'ın karıştığı yolsuzluk ile
ilgili bazı haberleri bulabilirsiniz.
http://www.yeniposta.de/chpnin-almanya-orgutlenmesinde-kenan-kolat-krizi.html
CHP'nin
bu tarz kişilerle başarı elde etmesi mümkün değildir. Mustafa
Kemal Atatürk'ün 1923 yılında Eskişehirde yaptığı konuşmada
izlenmesi gereken siyaseti şöyle anlatmıştır. '
Bugünkü gücümüzün kaynağı, milletin ruhuna, vicdanına,
eğilimlerine dayanmamızdır. İzlenmesi akla uygun siyaset,
milletin doğal yeteneklerine ve ihtiyaçlarına uyumlu olandır.'
Ben siyaset yapıyorum
diyenlerin Atatürk'ü yeniden öğrenmeleri şart.
Halil Fehmi Dağ
28
Aralık 2017 Heidelberg