28 Aralık 2017 Perşembe

Gardrop Atatürkçülüğü ve CHP Berlin Birliği

     Türk tarihini ve Atatürk'ü iyi öğrenemiş, doğru anlayamamış günümüz yöneticileri masa başında, mangalda kül bırakmayan açıklamalar yapmakta ve davranışlar sergilemektedirler. Sağlam bir bilgiye sahip olmayan bu kişilerin fikirleri kendileri gibi, eğilmeye, bükülmeye, çıkar ve menfaatlerine göre değişmeye müsaittir. Savunduğu ideolojik düşüncelerin derinliğini bilmeden kendilerini her düşünce kavramının altına yerleştirmektedirler. Fakat yaptıkları eylem ve faaliyetleri ile kendilerini inkar etmekte ve sığ bir düşüncenin ötesine gidemektedirler.
     Chp yurtdışı örgütlenme çalışması ile önemli bir adım attı. Fakat Atatürkçü ve CHP'li olmayanların bu örgütlenmeleri işgal etmesi yurtdışı yapılanmalarını kangeren haline getirdi. Bugün CHP'yi temsil edenleri büyük bir çoğunluğu Atatürkçü Düşünce Derneklerine üye değildirler. CHP yi temsil edenlerde (CHP'li gibi görünenler) bir Atatürk fobisi vardır. Atatürkçü Düşünce Dernekleri içinde de Atatürk'le Aldatanlar çoğunluktadır. Bu kişiler kendilerini hem Atatürkçü olarak göstermekteler hemde CHP'yi gerek yurt içinde ve gerekse yurtdışında temsil etmelerine rağmen HDP düşüncesinde hareket etmektedirler.
     Bu kişiler, kaprisli, itici ve yaşamları boyunca gerçek anlamda hiç bir başarıya imza atamamıştırlar. Her konuyu en iyi onlar bilir, çok konuşurlar. Ne kendilerini kurtarabilmişlerdir nede emek verdiklerini iddia ettikleri derneklere yarar sağlayabilmişlerdir. Çoğunun geçmişte yöneticilik yaptıkları derneklerle ilgili olarak yüz kızartıcı şuçlamalar vardır. Bu gerçekleri görmemezlikten gelerek yaşadıkları ülkelerde kendilerini o ülkenin en önemli kişisi olarak görmekteler ve kendilerini bu şekilde pazarlamaktadırlar. Sürekli ayak altında dolaşır göz önünde bulunurlar ve herşeyi ben yapıyorum bakın ben burdayım mesajı verirler. Kurnazdırlar her şeyden kendilerine pay çıkartırlar. Fakat çuvallamaktadırlar ve herkes bu gerçeğin farkındadır. Emperyalizme karşı olduğunu belirtir ama ABD ve Batı'nın beslemesi olan HDP karşı net bir tavır koyamaz. Atatürkçü olduğunu iddia eder ama Atatürk'ü kendi koltuk altında saklamaya Gardrobundan çıkartmamaya özen gösteririr. Çok Atatürkçü değildirler, çok Atatürkçü olanları sevmezler, Çok Atatürkçülerden korkarlar, Türkçülüğü savunmazlar ama kürtçülüğü desteklerler. Atatürk'ün halk fırkasından bugünün CHP'sinin tüzük ve programından haberleri yoktur. Okumazlar, araştırmazlar bunun için okuyan, araştıran yani kendilerinden daha akıllı kişileri sevmezler. O kişileri CHP'den uzaklaştırmak için her türlü Ali Cengiz oyunlarını yazıp çizip oynarlar. Kendi küçük iktidarlarını sağlama almak için kontrol altında tutabilecekleri insanları çevrelerine toplarlar. Tüm bunları yaparken Atatürk'ün CHP'sine en büyük zararı kendilerinin verdiklerinin farkında değillerdir. Bu yazıda her ne kadar CHP ele alınsada durum diğer siyasi partilerde de çok farklı değildir.

     Anlatmaya çalıştığım bu kişileri Attila İlhan yıllar evvel şöyle tanımlamıştı; 'Halktan görünen maskeli ihanet şebekeleridir onlar. Allah ile aldatırlar, Atatürk'le aldatırlar, kendi milletlerini aldatma karşılığı, küresel efendilerden parsa kapmaya çalışırlar. Küresel islamcıdırlar, küresel Türkçüdürler, küresel solcudurlar...' der.

     İlhan Selçuk ise 1966 yılında yazdığı 'Gardrop Atatürkçülüğü' yazısı ile bu kişileri bakın nasıl tanımlıyor. 'Türkiye'de hiç kimse gardrop Atatürkçüsü kadar Atatürkçülüğe zarar vermedi. Hiç kimse gardrop Atatürkçüsü kadar devrimleri kemirmedi. Hiç kimse Türkiye'nin çağdaş medeniyet seviyesine erişmek çabasını gardrop Atatürkçüsü kadar baltalayamadı. Atatürk'ün milli kurtuluş savaşını, Amerikan kapitalizmine, emperyalizmine satmakta mezat memuru... Çünkü onlar gerçekte Atatürkçü değil. Atatürk'ün bükülmez iradesi altına girip hizmet görmeyi hiç bir zaman için çıkarlarına uygun bulmamışlardır. Gerçek Atatürkçülere ve Atatürkçülüğün devrimcilik, devletçilik, halkçılık temel ilkelerine düşmandırlar. Atatürk'ün yaptıkları devrimlerin yanında görünürler, ama Atatürkçülüğün devletçilik, devrimcilik, halkçılık ilkeleri köklü reformlar gerektirdiği için karşıdırlar. Milliyetçiliği milliyetsizlerin, müslümanları sahtecilerin elinden kurtarmak gerektiği gibi Atatürkçülüğü , Atatürkçülüğün A'sından nasipsiz bu kişilerden kurtarmak gerekir.'

     Bu yazılanları somutlaştırmak ve yukarıdaki açıklamaların daha iyi anlaşılabilmesi için Kenan Kolat başkanlığında CHP Berlin birliğini ele alalım. Tabii bir dernek çatısı altında alınan kararlar yönetimin ortak rızası ile alındığını baz alırsak burada Kenan Kolat ve yönetimi demek daha doğru olacağı kanısındayım.
     23 Aralık 2018 de Berlin'deydim. Yaptığım görüşmelerde hoş olmayan şeyler duydum. CHP adına üzüldüm. CHP Berlin Birliği Mustafa Kemal Atatürk'ün Berlin'e gelişinin 100. yıl nedeniyle Atatürk'ün kaldığı Adlon Hotel'de bir kutlama gecesi yaptı. Takdir edilmesi gereken bir durum. Fakat kurnazca bir yöntemle bu etkiliğe herkesin daha doğrusu kendilerine muhalafet olanların katılması engellenmiş. Atatürk belli bir kesimin malı haline getirilmiş ve halktan koparılmış. Giriş yapılabilmesi için verilen telefon numarasından geri bildirim almanız gerekiyor. Zaten davet edilecekler daha önceden belirlenmiş. Fakat yinede muhalafetten birileri gelmek isterse diye bu yol bulunmuş. Mevcut telefon numarasına gelmek istediğinizi belirten bir mesaj gönderdiğinizde öncelikle kara listede olup olmadığınıza bakılıyor. Eğer kara listede iseniz kibarca bu etkinlik sadece CHP üyelerimize yöneliktir diye bir cevap gönderiliyor. Oysa o gece oraya CHP'ye üye olmayan hatta CHP'nin program ve tüzüğünü bilmeyen ve Atatürk'ü iyi ve doğru idrak edememiş kişiler, Atatürkle Aldatanlar, Gardrop Atatürkçüleri, Recep Tayyip Erdoğan'a eliyle döner yedirenler. HDP'ye sempatiyle bakan kişiler vardı. Halktan kopuk bir CHP yönetiminin, hayatını halkına adamış bir lideri halktan uzaklaştırması yanlıştır. Atatürk'ün CHP'si belli bir zümrenin değil halkındır. Bu kadar hassas bir dönemde tüm halkın katılımına açık olan birleştirici ve bütünleştirici etkinlik yapılması şarttır. Hala particilik adı altında ego tahmini yapmaya çalışanların bu tutumu kabul edilemez. Adlon Hotel'de yapılacak bir etkinlik yerine daha çok katılımın sağlanacağı daha halkçı daha birleştirici ve bütünleştirici bir kutlama yapılabilirdi. Atatürkçülük, Atatürk'ü lüks salonlara hapsedip sadece belli bir zümre arasında karşılıklı hava atma, ben yaptım diyerek böbürlenme faaliyeti değildir. Atatürk yaşasaydı bu salonda yer almak yerinde dışarda halkının yanında yer almayı tercih ederdi. Kendisini salonlara ve kişisel çıkarlarına alet edenlerin yüzüne bakmazdı. Mustafa Kemal gibi halkına mal olmuş yaptığı bütün devrimlerini halkıyla sohbetler ederek fikir alışverişinde bulunarak gerçekleştirmiştir.
     Atatürk'ün CHP'yi (Halk Fırkası) kurarken ilke edindiği fikir şuydu; 'fırka bir devrim partisidir. Yalnızca halktan yana olanların üye olabileceği fırka, ulusal egemenliğin halk tarafından halk için uygulanmasına öncülük edecekti. Fırka üyeleri hiç bir aile sınıf cemaat ve kişi ayrıcalığını kabul etmeyen ve mutlak özgürlük ve bağımsızlığı tanıyan bireylerden oluşacaktı.' Chp Berlin birliğinin bu tanımla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. CHP'nin özüne ihanet içindedir.
     Yukarda kullandığım HDP ve PKK kelimelerini okuyanlar hop oturup hop kalkacak böyle bir şey yoktur yalan diye nutuk atacaktır. Ya da geçmişte yapılan bazı hatalara kendilerince bir kılıf giydirip kendilerini hatalarından aforoz etme telaşına düşecektirler. Suçu başkalarının üzerine yükleyeceklerdir. Oysa bu tarz bir yaklaşıma girenleri Temmuz 2017'de Berlinde gerçekleştirilen Adalet Yürüyüşü adı altında düzenlenen PKK nın show yaptığı etkinliğe göz atmalıdır. Olay şu güya Berlin'de Adalet Yürüyüşüne destek amaçlı bazı dernekler bir araya gelerek bir yürüyüş organize ediliyor. CHP Berlin Birliği, Atatürkçü Düşünce Derneği Berlin, Halkçı Devrimci Birliği (HDF), bu derneğin çatı örgütü olan Halkçı Devrimci Birliği Federasyonu (HDF) ve Dersim Cemaati Berlin. Üç aşağı beş yukarı PKK nın showuna dönüşen yürüyüşü organize eden dernekler bunlar.Yapılan yürüyüş Pkk'ya, Kürtlere adalet şeklinde yorumlanması ise ayrı bir skandaldı.  Eksik varsa eksikleri tamamlayabilirsiniz. Olması gerekeni söylüyorum ilk dört dernek Atatürk'ü ve onun kurduğu Bağımsız Türkiye Cumhuriyetini tartışmasız her yerde savunması gereken dernekler olması gerekiyor. Son dernek bölücü faaliyetlerle tanınan ve değişik şehirlerde şubesi olan Atatürk'ü ve onun kurduğu Bağımsız Türkiye Cumhuriyetini kabul etmeyen bir dernektir. Fakat yürüyüş öncesi bu dernekler kendi aralarında anlaşarak miting alanına Atatürk bayrağının sokulmaması için bir karar alıyorlar. Atatürkçü olduğunu iddia edenler derneklerde bunu kabul ediyor. Tepki çekmemek için buna bir kılftı bulunuyor bütün bayrak ve flamalar yasak. Gardrop Atatürkçüleri eski köye yeni adet getiriyor. Atatürklü Türk bayraklarını miting alanlarında istemeyen PKK dır. Ne acıdır ki Atatürkçü olduklarını iddia edenler PKK'nın bu isteğine karşı çık(a)mamaktadır. Bu sistem uzun zamandır Avrupa'da çok moda. Şu çok iyi bilinmektedir ki Pkk meydanlarda kendini güçlü göstermek için özellikle CHP ile (CHP'li gibi görünenler) flört etmekte ve yaptıkları mitinglere CHP üyelerini çekerek gövde gösterişi yapmaktadır. 2014 de Erdoğan'nın Berlin'e gelişini protesto etmek amaçlı düzenlenen miting ve Kasım 2016 da Köln de düzenlenen mitingler bu anlamda büyük tepkilere neden olmuştur. PKK'nın, Atatürkçüleri (Gardrop) etkisi altına aldığı Berlin mitinginde kahraman bir Türk kadını Al bayrağı ile doğru olanı yapıyor ve bu cahiller sürüsüne büyük bir ders veriyor. 'Ben CHP üyesiyim bana kimse bayrağımla gelme demedi. Bu herhangi bir Bayrak değil.' diye haykırıyor. Ne olduğu belli olmayan bir grup sinirli erkek ise kahraman Türk kadınının başarısı karşısında çıldırıyor. Aşağıdaki linkte bulunan haberi ve vidoyu lütfen izleyin. http://www.ensonhaber.com/berlinde-chp-yuruyusune-turk-bayragi-almadilar.html
Yukarıda Atatürkçü olarak saydığımız derneklerin hepsini toplayıp bin ile çarpsınız bu Türk kadının yanına yaklaşamaz. Hem Atatürkçü olup hemde Atatürk'ün Halk fırkasını temsil edenlerin beyinleri önce temizlenmeli sonra Atatürkçülük ve CHP yeniden öğretilmelidir. Hatalarını kabul etmeyen bu tipler yok Vatan Partililer geldi yok Ulusalcılar provoke amaçlı bayrak açtı gibi söylemlerle bu büyük ayıptan kendilerini kurtarma derdindedir. Atatürk'e en çok halk fırkası (CHP) sahip çıkmalıdır.
     Gelelim bu kadar başarısızlıklara imza atan hakkında hala negatif dedikoduların konuşulduğu CHP Berlin başkanı Kenan Kolat'ın ilk başkan seçilmesiyle büyük bir kriz yaşanmasına neden olan olaya. Bu yüz kızartıcı olayı ben şahsen yazmak veya eleştirmek istemiyorum. Bu tür suçlamalara maruz kalanların CHP'yi temsil etme yetkisinin olmaması gerektiğine inanıyorum. Zira AKP'yi dolandırıcılık ve hırzılıkları ortadayken CHP'yi temsil edenlerin bu suçlara karışması kabul edilemez.  Daha çnce başkanlığını yaptığı Türk toplumu derneğinin 13.000 avrosu almasıyla suçlanıyor. Yaptığı bu yüz kızartıcı suçu hafifletebilmek için kendini dolandırıcılık yaptığını Alman makamlarına ihbar etmiş. Namuslu bir insanın yapamayacağı yapsada toplum önünü bir daha çıkamayacağı bir utanç değil midir bu? Aşağıdaki linklerde Kenan Kolat'ın karıştığı yolsuzluk ile ilgili bazı haberleri bulabilirsiniz. 
http://www.yeniposta.de/chpnin-almanya-orgutlenmesinde-kenan-kolat-krizi.html
https://odatv.com/chpde-yolsuzluk-kavgasi-2710161200.html

http://www.tagesspiegel.de/politik/tuerkische-gemeinde-krach-um-kenan-kolat-spaltet-den-verband/11953648.html
http://www.zeit.de/gesellschaft/2015-04/kenan-kolat-untreue-tuerkische-gemeinde-deutschland


     CHP'nin bu tarz kişilerle başarı elde etmesi mümkün değildir. Mustafa Kemal Atatürk'ün 1923 yılında Eskişehirde yaptığı konuşmada izlenmesi gereken siyaseti şöyle anlatmıştır. ' Bugünkü gücümüzün kaynağı, milletin ruhuna, vicdanına, eğilimlerine dayanmamızdır. İzlenmesi akla uygun siyaset, milletin doğal yeteneklerine ve ihtiyaçlarına uyumlu olandır.' Ben siyaset yapıyorum diyenlerin Atatürk'ü yeniden öğrenmeleri şart.

Halil Fehmi Dağ
28 Aralık 2017 Heidelberg



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder