Ey Türk Evladı İşgale Dur De!
Ermeni sorunu, CHP'nin programında
sayfa 131 ve 132 'de ele alınmıştır. CHP'nin ve CHP'lilerin bu
sorun karşısında nasıl bir tutum takınmaları gerektiğinin
altı çizilmiştir.
Chp'nin programına göre; 'Ermenistan
ile ilişkilerin geliştirilmesinde, Ermenistan'ın işgal ettiği
Azeri topraklarından çekilmesi, dünyadaki ermeni örgütleri
vasıtasıyla Türkiye'ye karşı uluslararası hukuka aykırı
biçimde soykırım iddiasıyla girişimlerde bulunmaktan vazgeçmesi
ve Ermeni devletinin resmi belgelerinde Türkiye'ye ait bazı
topraklarda Ermenistan'ın emelleri olduğu izlenimini veren ifade ve
sembollerin çıkartılması koşullarına bağlıdır.'
Bugün Ermeni
igalinde olan Azeri toprakları ve Karabağ yoğun bir Ermeni
yayılmacılığı tehditindedir. Bölge hızlı bir şekilde
Ermenileştirilmektedir.
CHP, Ermeni Sorunu ile
ilgili duruşunu şu şekilde belirtiyor; 'CHP, Sözde Ermeni
Soykırımı iddiası ile ülkemizin haksız önyargılarla
suçlanmasına karşı bugüne kadar partimiz öncülüğünde
sürdürülen kararlı duruşa sahip çıkmaya devam edecektir.'
Sizce günümüzde bu duruşa sahip çıkılıyor mu? Birazdan detaylıca ele
alarak durum analizi yapacağız.
Ermeni sorunu ile ilgili CHP'nin programındaki çözüm ise şöyledir; 'Türkiye Cumhuriyeti'nin
kuruluşundan önceki dönemde gerçekleştirdiği iddia edilen sözde
Ermeni soykırımı konusunda ülkemizi suçlayıcı keyfi kararlar
alınmaktadır. CHP, 1948'de BM Genel Kurulu'nda oybirliği ile kabul
edilen Soykırım Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi
tarafından yapılan açık tanım çerçevesinde, konunun bağımsız
tarihçiler tarafından, Türkiye, Ermenistan ve Rusya dahil ilgili
tüm ülke arşivlerine erişim olanakları kendilerine tanınarak,
iddiaların gerçekçi ve doğru zeminde, önyargılara kapılmadan
incelenmesi gerektiği görüşündedir.'
Görüldüğü gibi Chp'nin programında, CHP'nin 'Ermeni Sorunu'na karşı tutumu ortadır. Fakat gerçek yaşamda
durum nasıldır? Gelin hafızalarımızı tazeleyerek neler yaşandığını hatırlayalım.
1. 19 Ocak 2015, yer İstanbul Hrant Dink adına düzenlenen anma yürüyüşü amacından saptırılarak soykırım propagandasına dönüştürülmüştü. Yürüyüşte kullanılan pankartlarda 'Yüzleşin Hrant'la, Soykırımla', '100 Yıldır Susuyor 8 Yıldır Katilleri Koruyorsunuz' gibi sloganlar yazıyordu. Ne acıdır ki Atatürk'ün partisinde vekil olanlar bu pankartların arkasından yürüyerek CHP'ye resmen ihanet etmiştir. İhanet gözlerimiz önünde gerçekleşmiştir bu rezilliğe güzel kılıflar takarak bu ihaneti aklamaya çalışmakta suça dahil olmaktır. Kim bu soykırım meraklısı ve dektekçisi vekiller? Hatırlayanınız var mı? Yoksa hepiniz balık hafızalı mı oldunuz? Ben teker teker sayabilirim size. CHP Genel Başkan Yardımcısı Şafak Pavey, CIA ajanlığı tescillenmiş olan Sezgin Tanrıkulu, milletin vergisiyle karnını doyuran milleti sırtıntan bıcaklayan milletin vekilleri Umut Oran, Süleyman Çelebi,Hüseyin Aygün, Kadir Gökmen Öğüt, Alaattin Yüksel ile Mustafa Moroğlu'dur. Bu rezillik sonrasında sadece hatırladığım kadar Umut Oran yanlış yaptığını açıklamış ve pankartdaki yazıyı okuduktan sonra olay yerinden ayrıldığını açıklamıştı. Diğerlerinden bir şey duymadık. Chp eski üyesi Prof. Dr. Kayhan Kantarlı bu soykırım sevicilerinin partiden ihraçı için bir dilekçe göndermiştir. Sonrasında ne oldu? Olay hasır altı edildi. O yıllarda bu rezilliğe imza atanları CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler ise cesurca sert bir şekilde eleştirerek, 'Emperyalist soykırım yalanına pankart olan CHP genel başkan yardımcısı ve parti meclisi üyelerinin bu sıfatları düşmüştür' derken Atatürk'ün partisinde vekil olanlar sessizliğini korumuş ve hatta bazıları bu 'Ermeni Soykırım'cılarını savunmuştu. Şimdi çoğunuz hemen atlayıp şunu diyecek o kadın zaten ulusalcı. Yahu siz o kadının saçının teli olamazsınız. O kadın kadar vatansever, milliyetçi ve Atatürkçü olabilseydiniz eğer CHP şimdi hayal ettiğiniz ve bir ütopyadan öteye gidemediğiniz iktidarı çoktan elde etmiş olacaktınız.

Ayrıca Hrant kim soykırımı savunmak kim. Hrant Dink 1915 olayları tehciri için “Atalarım ‘kıyım’ derdi, ben ‘yıkım’ diyorum ve o yıkım olmasaydı ülkem daha güzel bir yer olurdu, biliyorum. Ve geleceğimi geçmişimin içinde boğmaya çabalayan emperyalizmin, alçak hakemliğini, kabul etmiyorum” demiştir. Yani Emperyalizme meydan okumuş karşı çıkmış ve Emperyalizmden Ermeni sorununu üzerinden kirli ellerini çekmesini istemiştir. Bir takım cahiller sürüsüde kalkıp Hrant'ı soykırım ile yan yana getirerek Hrant'ın ruhuna ihanet etmektedir. .
2. Chp'nin
Ermeni Sorunu karşısında zora düştüğü durumlardan bir diğeri ise, Ermeni
Lobisinin sözde soykırım iddiasının 100. yılında Ermeni asıllı
Selina Doğan'ın Haziran 2015 seçimlerinde İstanbul 2. bölgeden
adaylığı ile ortaya çıktı. Bu hanımefendi CHP'ye bu zamana
kadar nasıl bir emek vermiş? Bu konuda bilgisi olan varsa çıkıp
açıklasın? Bu hanımefendinin adaylığını kim istedi veya neden
bu kişi aday yapıldı? Selina Doğan yaptığı adaylık
açıklamasında; 'Ermeni
Soykırımı'nın 100 yılında aday gösterilmemin simgesel bir
anlamı var. Böyle bir dönemde aday gösterilmem çok anlamlıdır.
1915 olaylarının 100'üncü yılında mağduriyet aynı şekilde
devam ediyor. O mağduriyetleri yasal zeminde gidermek için
elimizden geleni yapacağız.' demiştir.
Ermeni lobisinin Atatürk'ün partisi CHP'nin hücrelerine kadar
nasıl nüfuz ettiğini görebiliyor musunuz? Soykırım savunucusu
bu hanımefendi bununla yetinmedi ve Almanya'nın 2 Haziran 2016
soykırım tasarısını kabul etmesi üzerine; 'Bizim
de artık kafamızı kuma gömmekten vazgeçmemiz gerekiyor'
diyerek,
'CHP'nin TBMM'de komisyon kurması'
gerektiğini belirtmiştir. Bunların ne anlama geldiğini lütfen
dikkatlice düşünün. Yok böyle birşey yandaş medyanın
karalaması bunlar demekten vazgeçin. Açık gözünüzü adım adım
işgal ediliyoruz. Ayrıca Selina Doğan'ın eşi Erdal Doğan soykırımcılar
tarafından sevilen ve sayılan bir isimdir. Soykırımcı Doğan
ailesinin soykırım çalışmalarını Prof.Dr.
Suat Çağlayan
şu şekilde derleyip sıralamış.
a-Ermeni
olaylarının bir soykırım olduğunu kanıtlamak ve uluslar arası
hukuk mekanizmalarını bu yönde harekete geçirmek için büyük
gayretler göstermiştir.
b-Türkiye’yi, kültürel soykırım
yapmakta olduğu iddiasıyla uluslararası mahkemelere şikayet
etmiştir.
c-Dersim
olaylarının bir soykırım olduğunu iddia eden yazılar yazmıştır.
d-“Atatürk,
Dersim soykırımının siyasi sorumluluğunun tartışmasız birinci
dereceden sorumlusudur!” diye yazmıştır. (Bakınız; Kurmeş
Derneği Resmi Web Sitesi)
e-“Son
yüzyıl içinde soykırımın (Dersim) en başarılı aktörü
kuşkusuz CHP’dir” demiştir.



Bunların
kabul edilmesi mümkün değil. Türkiye'nin tarihine ve toprak
bütünlüğüne açıkça yapılan bir saldırıdır bu. TBMM'de çok sesliliğin olması elbette gereklidir ve çok önemlidir. Fakat Ermeni Lobisinin temsilciliğine soyunanların veya PKK'ya terör örtgütü diyemeyenlerin, Emperyalizmin kuklalalığını yapanların, Türkiye'nin varlığını ortada kaldırmayı amaçlayanların TBMM'de yeri olması olması sizce ne kadar doğru. Almanya, Fransa, İngitere veya başka bir Avrupa ülkesinin parlamentosunda o ülkenin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığı tehdit eden bir düşünceyi temsil edebilir misiniz? Yada Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde hangi partinin içinde olursanız olun bu partilerin içinde Ermeni Soykırımı yoktur, YPG terör örgütüdür dediğinizde sizi siyasi kariyeriniz o an bitirirler. Bu konularla ilgili pek çok yurttaşımız ciddi sorunlar yaşamış ve siyasi kariyerlerini bitirmek zorunda bırakılmışlardır. Bırakın Avrupa parlamentolarını, Ermenistan'da bir Türk millet vekili seçilebiliyor mu? Seçildi diyelim Ermenistan meclisinde 'Ermeni Sorkırımı Yoktur, Ermeniler Hocalı'a Soykırım Yapmıştır', diyebilir mi? Hani nerede hürriyet, nerede demokrasi?
3. 10 Kasım 2015 tarihinde yani Atatürk'ün ölüm yıldönümünde kurucusu olduğu partisinin bir temsilcisi Ankara'nın CHP'li Çankaya ilçesi belediye başkanı Alper Taşdelen tarafından 1915 olaylarını soykırım olduğunu anlatan 'Dildilan Kardeşlerin Objektifinden Bir Ermeni Ailesinin Yitik Geçmişi' isimli bir 'soykırım' sergisi açıldı. Kısaca hatırlatalım bu serginin mimarı Tsolag Dildilian’ın torunu olan Armen Marsoobian'dır. Armen Marsoobian, Güney Connecticut Eyalet Üniversitesinde (Southern Connecticut State University) profesörlük yapmakta ve 1915 Soykırımında Ermenilerin Edebiyatı ve Sanatsal Yaklaşımları (Armenian Literary and Artistic Responses to the Genocide of 1915) isimli dersler vermektedir. Ermeni lobisi içinde önemli bir isimli olup soykırım kitapları bulunmaktadır. Soykırım serginin açılışını Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya “Bu sergiye ev sahipliği yapmak gurur verici”diyerek yapmıştı. Bu nasıl bir zihniyet bu nasıl bir açıklama. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'da açılışta hazır yeralmıştı. Alper Taşdelen 6 Kasım’daki facebook mesajında 'Dünyanın en güzel sergilerini getirmeye devam edeceğiz', demiştir. Dünyada çok güzel sergiler mevcuttur. Fakat Soykırım sergisini dünyanın en güzel sergisi olarak tanıtması akıllara zarar bir durumdur. Bu soykırım sergisinin hayata geçirilmesi Soros'un derneği olan Tesev'in kurucu üyelerinden Osman Kavala'nın desteği ile gerçeklşetirilmiştir. Görüldüğü gibi Yahudiler, Ermeniler, Emperyalizm ve onların uşakları işbirliği içinde. Bu Atatürk'ün partisi CHP ve Türkiye için büyük bir tehlike değil mi? Hala bu olaylara pembe gözlüklerimizin ardından bakmaya devam mı edelim?


4. Ermeni Soykırımcısı İstanbul İl Başkanı. CHP
içinde Ermeni soykırım savunucuları bunlarla sınırlı değildir.
Daha geçenlerde bir enkaz daha yaşandı. CHP'nin İstanbul il
başkanlığına CHP'li demeye bin şahit gerektirecek Canan
Kaftancıoğlu, Kılıçdaroğlu'nun adayı olarak seçime girdi ve
kazandırıldı. Kaftancıoğlu'nun Twitter hesabında yaptığı
soykırımı destekleyici ve bazı paylaşımları tartışma konusu
oldu. Bu kriz CHP'de ciddi anlamda bir ikili gruplaşmaya neden oldu.
Bu gerginliği genel kurultaya da yansıdığını hep birlikte gördük.
Kaftancıoğlu'ndan bir CHP'li yaratmak mümkün değil. Hanımefendi
aynı zamanda Birleşik Haziran Hareketinin yürütme kurulunda. Bir
zahmet edinde araştırın nedir bu BHH, arkasında kimler ve hangi güçler var ve görevi nedir?

Siz işin basitine kaçın, tüm bu yaşananlara komplo deyin, suçu yandaş medyanın, trollerin
üzerine atın. Güzel kardeşim Ermeni lobisinin bu birbirinden
becerikli ve sevimli ajanları tarafından soykırımcılığa
alıştırılıyoruz. Üzerimizde büyük bir algı operasyonu
yapılıyor. Sanal alemde, basında, çevremizdeki çeşitli
derneklerde takip ediyorum, Ermeni Soykırımı Yoktur
diyenler gittikçe azalıyor. Şimdiden Türk halkının beyni
bulandırılmış, büyük bir kısmı bu yalana inandırılmış. Türkiye, Ermeni lobisinin mağdur edebiyatı ile kandırılıyor. Gelecek yıllarda TBMM'de Ermeni soykırım tasarısı oylamaya
sunulursa şaşırmayın. Eğer TBMM içinde bu düşüncenin temsilcileri çoğalırsa ortaya soykırımı kabul eden bir TBBM gerçeği ile karşılaşır ve yapılan soykırım tasarısı oylaması kabul edilir. Bu imkansız değil bilakis bizleri bekleyen gerçek bir tehlikedir. Gelişmeler bu yöndedir.
Türkiye sınırları içinde ne kadar yabancı konsolosluğu varsa (ihanet listesine dahil olanlar) kapısına kilit vurulmalı ve sınır dışı edilmelidir. Sonrasında onların işbirlikçilerine hukuki yaptırımlar uygulanmalıdır. Türk halkına, Türk milliyetçiliği tekrar aşılanmalı ve Türk tarihi yeniden öğretilmelidir. Türkiye ve Türk halkı Emperyalizmin zehirinden arındırılmalı milli duygularla tekrar doğması sağlanmalıdır. Hala CHP'yi kurtarıcı bir güç olarak görenlerin bu yazılanları doğru anlamalrı çok önemlidir. Bu ülkede vatan hainleri, vatanseverlerden daha cesur ve hepsi siyasetle uğraşıyor. Çünkü siyaseti ele geçirdiklerinde istediklerini çok rahat alacaklarını çok iyi biliyorlar. Vatanseverlerinde cesur olma zamanı gelmedi mi? Bu ülkenin sorunu, vatanseverlerin siyasetten uzak, vatan hainlerinin ise siyasette aktif rol almasıdır.
Prof.
Dr Kemal Arı ile ortaklaşa 'Ermeni Sorunu Dün Bugün Yarın'
isimli bir söyleşi kitabı çıkarttık Bu sorunla ilgili
Almanya'nın şu ana kadar Bremen, Hannover ve Hamburg şehrinde üç konferans gerçekleştirdik. Konferanslarımızın devamı gelecek. Yine bu konferanslarımızda Genel kurmay
Arşivinden elde ettiğimiz özel fotoğraflardan oluşan 'Kanayan
Yara: Ermeni Mezalimi' isimli sergimizi açtık. Bir konferansımızın
bitiminde CHP'li bir katılımcı kitabımızı aldı ve ayak üstü
'Hocanın anlattıklarına katılmıyorum' dedi. Bende bu konu
hakkında yeteri kadar araştırma yapmadığını ilettim kendisine. Adam
400 tane kitap okudum demez mi? Cevap olarak 400 tane kitap okuyan
birisi bu olaya soykırım vardır diyemez. Senin 400 tane kitap
okuduğuna inanmıyorum dedim. Görün bu gerçekleri. Bu kitabı
yazmama neden olanlar ise kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptığım
bir CHP birliğinde 'Ermeni Soykırım'ını kabul edenlerdir. Bu
kitap bu soykırım sevicilerine cevap niteliğindedir. Sen hem CHP'yi temsil
edeceksin hemde utanmadan soykırım vardır diyeceksin. Orada
duracaksın haddini bileceksin. CHP'nin programı ortadadır açıp
okuyacaksın ya uyacaksın yada ait olduğun partiye gideceksin.
Cehaletinle Türkiye'yi karalamaya izin vermem. Sende sevgili
kardeşim CHP'nin tüzüğü ve programı ortadadır. Bunları yok
sayarak hem Türkiye'ye hemde CHP'ye zarar vermek isteyenlere dur de.
Fırsat verme! Ülkeni ve partini bu ihanet şebekesinden ve bu
cehaletten koru.

Atatürk 'Cumhuriyet Halk Partisi'nin bende sonra, sonuna kadar partim olarak kalacağını nereden bileyim' diyerek
kaygısını belirtmiştir. Gerçek vatansever , gerçek CHP'li,
CHP'nin Atatürk'ün partisi olarak kalması için mücadele edendir.
Açın gözünüzü bu amansız işgale dur de, Emperyalizme bir kez
daha Türk'ün gücünü göster ve emellerine ulaşmasına geçit verme.
9
Şubat 2018 Heidelberg
Halil
Fehmi Dağ