14 Şubat 2018 Çarşamba

Teşekkürler ADD Dortmund


Teşekkürler ADD Dortmund
Add Dortmund'un davetlisi olarak hem 'Ermeni Sorunu Dün, Bugün, Yarın' konulu konferansımızı ve Genel Kurmay arşivlerinden hazırladığımız belge ve fotoğraflardan oluşan 'Kanayan Yara:Ermeni Mezalimi' isimli fotoğraf sergimizi açmak için 11 Şubat'ta Dortmund'daydık.

Yol uzun. Dile kolay Kiel'den kalk Dortmund'a git. Hem de bu karda kışta kıyamette. Bu sene çok kar yağdı Kiel'e. Yollar kötü bu nedenle tren yolculuğunu tercih ettim. Saat 5'te düştüm yollara trene biner bitmez kar yine yağmaya başladı. Eyvah kar devam ederse trenler gecikmeli kalkacak. Peki ben yetişebilecek miyim? Elimde bir valizde kitap, bir valizde sergi malzemesi ve bir elimde bir kova yumurta. Gülmeyin tavuklarım var benim, dokuz tane güzel cins kızım. Çikolata renkli, beyaz, mavi yumurtalar. Kış nedeniyle biraz tenbellik yapıyor bizim kızlar fazla yumurtlamıyorlar. Zor zoruna biriktirdiğim yumurtaları Nariye öğretmenime götürüyorum. Mustafa kemal Atatürk'ün idealist öğretmenlerinden.

Hava soğuk ellerim dolu, bir yandan aman yumurtalar kırılmasın, sergi malzemelerim bozulmasın, kitaplara birşey olmasın, bir yandan hangi peronda indim, hangi perona gideceğim, bindiğim tren doğrumu, kaç dakikam var, kahretsin tren kaçtı, sonraki treni bekle... Tam bir kızılca kıyamet. Kemal hocam dün uçakla geldi İzmir'den. Bana mesaj yazıyor, Halil gel kahvaltı yapalım. Ah hocam keşke mümkün olsa. Bir savaşın içinde gibiyim. Neyse ite kaka , düşe kalka, yumurtaları kırmadan geldim Dortmund'a.


Merhaba Dortmund. Şanslıyım konferansı yapacağımız yer tren garının hemen yanında. Fazla yürümeme ve adres aramama gerek kalmadan buluyorum adresi. Add Dortmund'un çalışkan yönetimi salonu hazırlanmaya başlamışlar bile. Bir kaç hanımefendi evlerinden yaptıkları leziz yiyecekleri masalrın üzerine yerleştiriyorlar küçük salonda. Büyük salonda iki genç bayrakları asma telaşında. Genç dediğime bakmayın, 50'lili yaşlarda ama pek çok gençle yarışacak güce sahip hep genç kalmayı başarmış Mustafa Kemal'in askerleri. Ben Tülay ADD Dortmund kadın kolları başkanıyım diyor bir hanımefendi. Tanışıyoruz ayak üstü. Biri bana yardım edebilir mi diyorum. Fırlayıp gidiyor diğer salona sanki içerdeki gruptan en çalışkanını bana getiriyor. İsmi Neslişah diyor birde tembihliyor Halil beye yardım et. 20'li yaşlarda genç bir arkadaşımız. Yumurtaları bir sandalyenin üstüne koyarak yer ayırıyorum Nariye öğretmenime. Bir ara Kemal hocamı beklesem mi diye düşünüyorum. Ya geç kalırsa. Riske atmaya gerek yok. Hemen başlıyoruz Neslişah ile İçerdeki masalara bir masa daha ilave ediyoruz. Kitapları çıkartıp sayarak masanın üzerine diziyoruz. Sonrasında sergiyi hazırlıyoruz beraberce. Ben bir şey demiyorum. Elime aldığım her işin ucunda hemen tutuyor Neslişah. Yani laf demeden leblebiyi anlıyor. Hal böyle olunca çabukcak bitiyor işimiz. Neslişah içinde cevher saklı gençlerimizden. Pırıl pırıl umut vaad edici. Atatürk'ün her zaman güvendiği ve Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerimizden sadece biri. Bu telaş arasında ADD Dortmund'un başkanı Ahmet beyin eşi Naciye hanımı görüyorum. Konuşuyoruz ayak üstü. Karaağaç'tan yeni dönmüşler. Karaağaç benim köyümdür aynı zamanda. Yani bir köylü dayanışması bu konferans. Köylüyüz, topraktan çıkartırız ekmeğimizi, alın terimizi karıştırdığımız toprağımız memleketimiz kadar bereketlidir. Toprağına sahip çıkan, savaşmaktan ve ölmekten yılmayan kuvvayı milliyenin torunlarıyız biz.

Gözüm yumurtalarda Nariye öğretmenim gelemedi henüz. Unuttu mu yoksa? Salon dolmaya başladı. Değerli basın mensubu Ahmet Birinci ile karşılaşıyoruz. 'Ermeni Sorunu Dün Bugün Yarın' kitabımız çıktığında bir tane göndermiştim kendisine. Okuyup güzel bir değerlendime yazısı ile gazetede yayınlayarak destek vermişti bize. Uzun uzun konuşuyoruz Ahmet beyle. Trabzon'da basımı yapılan ama artık yayınlanmayan bir edebiyat dergisini okumam için bana hediye ediyor. Ahmet bey çok iyi biliyor o derginin her satırını okuyacağımı. Bu nedenle hep söylüyorum; 'Okudukça bu prangalardan kurtulacağız.' Okumaya mecburuz.


Salon kalabalıklaşıyor. Gözüm yumurtalarda. İnsanlardan göremiyorum yumurtalar sandalyenin üzerinde mi değil mi, kırıldı mı kırılmadı mı? Gözlerim Nariye öğretmenimde aklım yumurtalarda. Kemal Hocamda yok ortalıklarda. Acaba bir terslik mi oldu? Boş durmuyoruz. Sergiyi gezenlere sergiyi anlatıyorum bazen de kitapları almak isteyenlere kitaplar hakkında kısa bilgiler veriyorum. Neslişah sağ kolum. Birden Wuppertal'dan Ali Özgün çıka geliyor. CHP yurtdışını yorumlarıyla tir tir titreden adam. En son bir buçuk yıl önce görüşmüştük. Kitabımından bir tane de Ali'ye göndermiştim. Okumuş beğenmiş. Biraz siyasete dalıyoruz ama çabuk bunalıyoruz. Türkiye'nin çakma siyaseti çabuk bunaltıyor insanı.

Hay allah saat ilerliyor. Yumurtalar duruyor sandalyenin üzerinde. Nariye öğretmenim yok, Kemal hocamda yok. Nazan hanımı telefonla arıyorum pat diye telefon kapanıyor. Tam da sırası. İlknur Yorulmaz beliriyor o kalabalıkta. Yalnız gelmiş eşi Abdurrahman bey küçük bir ameliyat geçirmiş evde dinleniyormuş. Geçmiş olsun Abdurahman bey. Çok zariftir İlknur hanım sağolsunlar eşiyle beraber tüm çalışmalarımızı takip ediyor ve destek veriyorlar. Konferansımızın başlama saati geçti. Nihayet Kemal hocam içeriye girdi. Hocam her şeyi halletim. Yine her zaman ki gibi başlayabiliriz diyorum. Kitap imzalıyoruz ve fotoğraf çektiriyoruz. Bu arada ADD Dortmund başkanı Ahmet Singör ile biraz konuşma fırsatımız oluyor. İkimizde yoğunuz. Sorun değil yazın bol bol görüşeceğiz. Aynı köylü değil miyiz? Nariye öğretmenim ortalıklarda yok. Yumurtalar elimde kaldı.


Kemal hocamla programın akışı hakkında kısa bir plan yapıyoruz. Ahmet Singör'ün kısa açıklayıcı konuşmasından sonra mikrofon Kemal hocama geçiyor ve başlıyoruz. Nariye öğretmenim hala yok. Yumurtalar duruyor. Genel kurmay arşivindeki fotoğraflardan oluşturduğumuz 'Kanayan Yara: Ermeni Mezalimi' isimli sergimizi Kemal Hocam katılımcılara anlatıyor. Sonrasında kısa bir kitap tanıtımı yapıyoruz. Her kitabın konusu hakkında kısa bilgiler veriyor hocam. Akabinde konferansa başlamak üzere masaya oturuyoruz. Kemal hocam, ilk cümlesine başlamadan Nariye öğretmenim, eşi Ahmet abi ve kızları Nazan hanımla kapıdan içeriye giriyor. Birden ayağa kalkıp yer vermek isteyenler, Nariye öğretmenimi öpenler, hoşgeldiniz diyenler. Kemal hocam soruyor bana. 'Halil devam edelim mi?' Hocamda şaşırdı bu ilgiye, biraz bekleyelim Nariye öğretmenim önemli biri. Nariye öğretmenime güzel bir karşılama merasimi yapılıyor. Kemal hocamla tokalaşıyor Nariye öğretmenim, biz sarılıyoruz birbirimize. Hemen tanıtıyorum, Kemal hocam Nariye öğretmenim bu. Bende bir rahatladma. Nazan hanım oturmuş yumurtaların yanına. Hemen yanına gidip selamlaşmadan sandalyenin üzerinde yumurtalar var dikkat edin kırılmasın diyorum. Galiba beni anlamadı... Ön sırada oturan Ahmet Singör yerini Nariye öğretmenim ve ailesine veriyor. Eyvah yumurtalar yine arkada yalnız kaldı.


Bu karşılama merasimi bittikten sonra Kemal hocam başladı konuşmasına. Konuştukça salon büyülendi. Genel kurmay arşivlerinden, Osmanlıda ki ermenilerin durumundan, Ermeni lobisinin adamını olan Justin McCarthy'nin nasıl Türkçe ve Osmanlıca öğrenerek arşivlerde çalıştığını ve sonunda elde ettiği bilgiler doğrultusunda soykırıma uğrayanların Ermenilerin değil aslında Türklerin olduğunu dünya kanuoyuna duyurduğu anlattı. Benim gözüm yumurtalarda. Kemal hocam mikrofonu bana uzattı sıra sende dedi. Tamam, saat 5'de kaltım uykusuz, yorgun ve açım üstelik aklım yumurtalarda. Bende kısa olarak Avrupada yaşayan bizleri ilgilendiren Ermeni lobisi ve Türklerin durumu hakkında bazı değerlendirmelerde, eleştirilerde ve önerilerde bulundum. Soru ve cevap bölümüyle programın tamamladık. Tekrardan kitap imzalama ve fotoğraf faslı. Sergiyi ve kitapları topla. Ne çok yoruldum. Ama değdi.


Halkımız bu konulara duyarlı. Bu pazar gününü 'Ermeni Sorunu'nu dinlemek için bize ayırdılar. Benim Anadolu insanım vefalıdır. Vatanına nerde olursa olsun sahip çıkar. Vedalaştık her biriyle. Onlarda bizde memnun ayrıldık. En sonunda sağ sağlim teslim edebildim yumurtaları Nariye öğretmenime. Halil seni bırakmıyoruz bize gidiyoruz demez mi Nariye öğretmenim. Ah keşke mümkün olsa. Vaktim yoktu yine trenle geri dönmeliydim. Kemal hocamla'da vedalaşıp ayrıldık. tren garında beni evime götürecek trene bindim. Trende oturduğumda farkettim ne kadar yorulduğumu. Gözlerim açmakta zorlandım. Yarı uyur bir halde döndüm evime.



Dortmund'a büyük bir emek ve ilgi vardı. Add Dortmund Başkanı Ahmet Singör ve ekibine, sevgili Neslişah'a değerli basın mensubu Ahmet Birinci'ye, sevgili Ali Özgün'e ve İlknur Yorulmaz'a, yumurtaları kırmadan teslim ettiğim Nariye öüretmenim ve ailesine, pazar gününü bizlere ayırarak orda bulunan herkese sonsuz teşekkürlerimizle. Artık konuşma zamanı. Konuşacağımız anlatacağımız çok konularımız var. Teşekkürler Dortmund.




13 Şubat 2017 Kiel
Halil Fehmi Dağ