Teşekkürler ADD Dortmund
Add Dortmund'un davetlisi olarak hem
'Ermeni Sorunu Dün, Bugün, Yarın' konulu konferansımızı
ve Genel Kurmay arşivlerinden hazırladığımız belge ve
fotoğraflardan oluşan 'Kanayan Yara:Ermeni Mezalimi' isimli
fotoğraf sergimizi açmak için 11 Şubat'ta Dortmund'daydık.
Yol uzun. Dile kolay Kiel'den kalk
Dortmund'a git. Hem de bu karda kışta kıyamette. Bu sene çok kar
yağdı Kiel'e. Yollar kötü bu nedenle tren yolculuğunu tercih
ettim. Saat 5'te düştüm yollara trene biner bitmez kar yine
yağmaya başladı. Eyvah kar devam ederse trenler gecikmeli
kalkacak. Peki ben yetişebilecek miyim? Elimde bir valizde kitap,
bir valizde sergi malzemesi ve bir elimde bir kova yumurta. Gülmeyin
tavuklarım var benim, dokuz tane güzel cins kızım. Çikolata
renkli, beyaz, mavi yumurtalar. Kış nedeniyle biraz tenbellik
yapıyor bizim kızlar fazla yumurtlamıyorlar. Zor zoruna
biriktirdiğim yumurtaları Nariye öğretmenime götürüyorum.
Mustafa kemal Atatürk'ün idealist öğretmenlerinden.
Hava soğuk ellerim dolu, bir yandan
aman yumurtalar kırılmasın, sergi malzemelerim bozulmasın,
kitaplara birşey olmasın, bir yandan hangi peronda indim, hangi
perona gideceğim, bindiğim tren doğrumu, kaç dakikam var,
kahretsin tren kaçtı, sonraki treni bekle... Tam bir kızılca
kıyamet. Kemal hocam dün uçakla geldi İzmir'den. Bana mesaj
yazıyor, Halil gel kahvaltı yapalım. Ah hocam keşke mümkün
olsa. Bir savaşın içinde gibiyim. Neyse ite kaka , düşe kalka,
yumurtaları kırmadan geldim Dortmund'a.
Merhaba Dortmund. Şanslıyım
konferansı yapacağımız yer tren garının hemen yanında. Fazla
yürümeme ve adres aramama gerek kalmadan buluyorum adresi. Add
Dortmund'un çalışkan yönetimi salonu hazırlanmaya başlamışlar
bile. Bir kaç hanımefendi evlerinden yaptıkları leziz
yiyecekleri masalrın üzerine yerleştiriyorlar küçük salonda.
Büyük salonda iki genç bayrakları asma telaşında. Genç
dediğime bakmayın, 50'lili yaşlarda ama pek çok gençle yarışacak
güce sahip hep genç kalmayı başarmış Mustafa Kemal'in
askerleri. Ben Tülay ADD Dortmund kadın kolları başkanıyım
diyor bir hanımefendi. Tanışıyoruz ayak üstü. Biri bana yardım
edebilir mi diyorum. Fırlayıp gidiyor diğer salona sanki içerdeki
gruptan en çalışkanını bana getiriyor. İsmi Neslişah diyor
birde tembihliyor Halil beye yardım et. 20'li yaşlarda genç bir
arkadaşımız. Yumurtaları bir sandalyenin üstüne koyarak yer
ayırıyorum Nariye öğretmenime. Bir ara Kemal hocamı beklesem mi
diye düşünüyorum. Ya geç kalırsa. Riske atmaya gerek yok.
Hemen başlıyoruz Neslişah ile İçerdeki masalara bir masa daha
ilave ediyoruz. Kitapları çıkartıp sayarak masanın üzerine
diziyoruz. Sonrasında sergiyi hazırlıyoruz beraberce. Ben bir şey
demiyorum. Elime aldığım her işin ucunda hemen tutuyor Neslişah.
Yani laf demeden leblebiyi anlıyor. Hal böyle olunca çabukcak
bitiyor işimiz. Neslişah içinde cevher saklı gençlerimizden.
Pırıl pırıl umut vaad edici. Atatürk'ün her zaman güvendiği
ve Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerimizden sadece biri. Bu telaş
arasında ADD Dortmund'un başkanı Ahmet beyin eşi Naciye hanımı
görüyorum. Konuşuyoruz ayak üstü. Karaağaç'tan yeni
dönmüşler. Karaağaç benim köyümdür aynı zamanda. Yani bir
köylü dayanışması bu konferans. Köylüyüz, topraktan
çıkartırız ekmeğimizi, alın terimizi karıştırdığımız
toprağımız memleketimiz kadar bereketlidir. Toprağına sahip
çıkan, savaşmaktan ve ölmekten yılmayan kuvvayı milliyenin
torunlarıyız biz.
Gözüm yumurtalarda Nariye öğretmenim
gelemedi henüz. Unuttu mu yoksa? Salon dolmaya başladı. Değerli
basın mensubu Ahmet Birinci ile karşılaşıyoruz. 'Ermeni
Sorunu Dün Bugün Yarın' kitabımız çıktığında bir tane
göndermiştim kendisine. Okuyup güzel bir değerlendime yazısı
ile gazetede yayınlayarak destek vermişti bize. Uzun uzun
konuşuyoruz Ahmet beyle. Trabzon'da basımı yapılan ama artık
yayınlanmayan bir edebiyat dergisini okumam için bana hediye
ediyor. Ahmet bey çok iyi biliyor o derginin her satırını
okuyacağımı. Bu nedenle hep
söylüyorum; 'Okudukça bu prangalardan kurtulacağız.'
Okumaya mecburuz.
Salon
kalabalıklaşıyor. Gözüm yumurtalarda. İnsanlardan göremiyorum
yumurtalar sandalyenin üzerinde mi değil mi, kırıldı mı
kırılmadı mı? Gözlerim Nariye öğretmenimde aklım
yumurtalarda. Kemal Hocamda yok ortalıklarda. Acaba bir terslik mi
oldu? Boş durmuyoruz. Sergiyi gezenlere sergiyi anlatıyorum bazen
de kitapları almak isteyenlere kitaplar hakkında kısa bilgiler
veriyorum. Neslişah sağ kolum. Birden Wuppertal'dan Ali Özgün
çıka geliyor. CHP yurtdışını yorumlarıyla tir tir titreden
adam. En son bir buçuk yıl önce görüşmüştük. Kitabımından
bir tane de Ali'ye göndermiştim. Okumuş beğenmiş. Biraz siyasete
dalıyoruz ama çabuk bunalıyoruz. Türkiye'nin çakma siyaseti
çabuk bunaltıyor insanı.
Hay allah saat
ilerliyor. Yumurtalar duruyor sandalyenin üzerinde. Nariye
öğretmenim yok, Kemal hocamda yok. Nazan hanımı telefonla
arıyorum pat diye telefon kapanıyor. Tam da sırası. İlknur
Yorulmaz beliriyor o kalabalıkta. Yalnız gelmiş eşi Abdurrahman
bey küçük bir ameliyat geçirmiş evde dinleniyormuş. Geçmiş
olsun Abdurahman bey. Çok zariftir İlknur hanım sağolsunlar
eşiyle beraber tüm çalışmalarımızı takip ediyor ve destek
veriyorlar. Konferansımızın başlama saati geçti. Nihayet Kemal
hocam içeriye girdi. Hocam her şeyi halletim. Yine her zaman ki
gibi başlayabiliriz diyorum. Kitap imzalıyoruz ve fotoğraf
çektiriyoruz. Bu arada ADD Dortmund başkanı Ahmet Singör ile
biraz konuşma fırsatımız oluyor. İkimizde yoğunuz. Sorun değil
yazın bol bol görüşeceğiz. Aynı köylü değil miyiz? Nariye
öğretmenim ortalıklarda yok. Yumurtalar elimde kaldı.
Kemal hocamla
programın akışı hakkında kısa bir plan yapıyoruz. Ahmet
Singör'ün kısa açıklayıcı konuşmasından sonra mikrofon
Kemal hocama geçiyor ve başlıyoruz. Nariye öğretmenim hala yok.
Yumurtalar duruyor. Genel kurmay arşivindeki fotoğraflardan
oluşturduğumuz 'Kanayan Yara: Ermeni Mezalimi' isimli
sergimizi Kemal Hocam katılımcılara anlatıyor. Sonrasında kısa
bir kitap tanıtımı yapıyoruz. Her kitabın konusu hakkında kısa
bilgiler veriyor hocam. Akabinde konferansa başlamak üzere masaya
oturuyoruz. Kemal hocam, ilk cümlesine başlamadan Nariye
öğretmenim, eşi Ahmet abi ve kızları Nazan hanımla kapıdan
içeriye giriyor. Birden ayağa kalkıp yer vermek isteyenler, Nariye
öğretmenimi öpenler, hoşgeldiniz diyenler. Kemal hocam soruyor
bana. 'Halil devam edelim mi?' Hocamda şaşırdı bu ilgiye,
biraz bekleyelim Nariye öğretmenim önemli biri. Nariye öğretmenime
güzel bir karşılama merasimi yapılıyor. Kemal hocamla
tokalaşıyor Nariye öğretmenim, biz sarılıyoruz birbirimize.
Hemen tanıtıyorum, Kemal hocam Nariye öğretmenim bu. Bende bir
rahatladma. Nazan hanım oturmuş yumurtaların yanına. Hemen yanına
gidip selamlaşmadan sandalyenin üzerinde yumurtalar var dikkat
edin kırılmasın diyorum. Galiba beni anlamadı... Ön sırada
oturan Ahmet Singör yerini Nariye öğretmenim ve ailesine veriyor.
Eyvah yumurtalar yine arkada yalnız kaldı.
Bu karşılama
merasimi bittikten sonra Kemal hocam başladı konuşmasına.
Konuştukça salon büyülendi. Genel kurmay arşivlerinden,
Osmanlıda ki ermenilerin durumundan, Ermeni lobisinin adamını
olan Justin McCarthy'nin nasıl Türkçe ve Osmanlıca öğrenerek
arşivlerde çalıştığını ve sonunda elde ettiği bilgiler
doğrultusunda soykırıma uğrayanların Ermenilerin değil aslında
Türklerin olduğunu dünya kanuoyuna duyurduğu anlattı. Benim
gözüm yumurtalarda. Kemal hocam mikrofonu bana uzattı sıra sende
dedi. Tamam, saat 5'de kaltım uykusuz, yorgun ve açım üstelik
aklım yumurtalarda. Bende kısa olarak Avrupada yaşayan bizleri
ilgilendiren Ermeni lobisi ve Türklerin durumu hakkında bazı
değerlendirmelerde, eleştirilerde ve önerilerde bulundum. Soru ve
cevap bölümüyle programın tamamladık. Tekrardan kitap imzalama
ve fotoğraf faslı. Sergiyi ve kitapları topla. Ne çok yoruldum.
Ama değdi.
Halkımız bu
konulara duyarlı. Bu pazar gününü 'Ermeni Sorunu'nu
dinlemek için bize ayırdılar. Benim Anadolu insanım vefalıdır.
Vatanına nerde olursa olsun sahip çıkar. Vedalaştık her biriyle.
Onlarda bizde memnun ayrıldık. En sonunda sağ sağlim teslim
edebildim yumurtaları Nariye öğretmenime. Halil seni bırakmıyoruz
bize gidiyoruz demez mi Nariye öğretmenim. Ah keşke mümkün olsa.
Vaktim yoktu yine trenle geri dönmeliydim. Kemal hocamla'da
vedalaşıp ayrıldık. tren garında beni evime götürecek trene
bindim. Trende oturduğumda farkettim ne kadar yorulduğumu.
Gözlerim açmakta zorlandım. Yarı uyur bir halde döndüm evime.
Dortmund'a büyük
bir emek ve ilgi vardı. Add Dortmund Başkanı Ahmet Singör ve
ekibine, sevgili Neslişah'a değerli basın mensubu Ahmet
Birinci'ye, sevgili Ali Özgün'e ve İlknur Yorulmaz'a, yumurtaları
kırmadan teslim ettiğim Nariye öüretmenim ve ailesine, pazar
gününü bizlere ayırarak orda bulunan herkese sonsuz
teşekkürlerimizle. Artık konuşma zamanı. Konuşacağımız
anlatacağımız çok konularımız var. Teşekkürler Dortmund.
13 Şubat 2017
Kiel
Halil Fehmi Dağ
























