6 Ekim 2017 Cuma

CHP Belçika Birliğinde Koltuk Kapma Savaşları

Avrupa da yaşanan bu olumsuzluklar CHP'ye hiç bir zaman yakışmadı, yakışmıyor.  Fakat o koltukları işgal edenler nedense birden en iyi politikacı oluyor, koltukları kabarıyor ve cin olmadan adam çarpmaya başlıyorlar. Hemen muhalif olanlarla kılıçlar çekiliyor ve düzeysizce savaşlar gerçekleşiyor. Hiç  biri yahu memleket yangın yeri bari biz bu yangına körükle gitmeyelim ortak ne yapabiliriz memlekete nasıl fayda sağlayabiliriz deme cüretinni göstermiyor. Hele birde Kılıçdaroğlu ile yanyana bir fotoğraf çektirdiyseniz tamam sizde daha kralı yok.  
Dev çınarımız, Mustafa Kemal Paşam 'ın partisi Chp nin Avrupa da getirildiği durum utanç verici. Başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz gerekiyor. Vatan ve Chp için mi yoksa kendi menfaatlerimiz için mi çaba harcıyoruz.CHP Belçika birliğinde yaklaşan genel kurul için iç hesaplaşmalar ortaya saçıldı.' Tratışma sanal ortama sıçradı. Aşağıdaki yazıyı CHP Belçika Birliğinin  başkanı İsmet Yılmaz kendi Facebook hesabında 1 Ekim de paylaşttı.  Derken sanal alemde hiç olmayan bir tartışmaya neden oldu. Gelin fazla yoruma girmeden paylaşılan yazı ve yapılan yorumllara göz atalım.  
KAMUOYUNA DUYURULUR
Kurucuları arasında bulunmaktan onur duyduğum CHP Belçika Birliği’nin, birliğimize daha sonra katılan ve katıldığı andan itibaren kişisel koltuk ihtirası yolunda her şeyi göze almasıyla dikkat çeken sayın Zuhal Kayhan’ın CHP Belçika Birliği başkanlığına aday olduğunu basın ve sosyal medyadan öğrendim. Açıklamasında belirtmesine ragmen kendisinin henüz birliğimize yapılmış resmi bir başvurusu yoktur. Bu da bu kişinin manipülasyon ve gerçekleri çarpıtma becerisinin bir örneğidir. Avrupa Birliği temsilcimiz sayın Kader Sevinç’e kişisel hakaretler yapan ve gerçek dışı ithamlarda bulunan sayın Zuhal Kayhan, genel merkezimiz tarafından da kavgacı kişiliğiyle bilinen biridir. Rakip partililere karşı kullandığı dil ve söylemlerinin partimize zarar verdiği ise aşikardır.
Sayın genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun defalarca vurguladığı gibi “yalancıdan başkan olmaz”. Genel Başkan Yardımcımız Gürsel Tekin’in 1 Aralık 2014 tarihinde Brüksel’de lokalimizde verdiği konferansta o zamanki CHP Belçika Birliği başkanı olarak hiç yüzü kızarmadan birliğimizin 3 bin üyesi olduğunu açıklamıştır. Bu konuda basında çıkan haberlerde bu yalanı bulabilirsiniz.Başkanlığı döneminde yapılan yurt dışı birliklerinin çalıştaylarında da bu yalanı tekrarlamış ve birliğimizi komik duruma düşürmüştür.
Ortalıkta kendisini CHP Belçika Birliği’ne yüklü bir şekilde finansal destek yapan zengin işkadını olarak gösteren ve birliğimize 10 bin Euro para verdiğini yayan sayın Zuhal Kayhan’ın bu iddiaları da tamamen yalana dayanmaktadır. Birliğimizin içine düştüğü son mali kriz sırasında sadece 500 Euro bağışta bulunmuştur. Bu kişi medyayı yanıltarak rakiplerine saldırılmasını sağlamakta ve Facebook’ta hakaretler yağdırmaktadır.
Bu özelliklerdeki bir kişinin CHP Belçika Birliği’nde başkanlığının söz konusu olması beni tekrar başkan adayı olmaya zorladı. Sağlık ve iş nedeniyle devretmeyi düşündüğüm bu bayrak yarışını birliğimizin ve partimizin geleceğini düşünerek sürdürmeye karar verdim ve yeniden başkanlığa aday oluyorum.
Geçen dönemde özellikle sayın Zuhal Kayhan’ın listesindeki kişilerin yönetime girmesi ve bu arkadaşların çalışmaları bloke ederek beni engellemesi nedeniyle gerçekleştiremediğim Gençlik Kolu, Parti Okulu, Kadınlar Kolu ve sahada çalışma ve örgütlenme gibi tüm projelerimi bu dönemde hayata geçirmek istiyorum. Partimizin ilkelerine uyan kişisel ihtiras ve koltuk savaşı yerine hizmet yarışını esas alan diğer tüm başkan adaylarına başarılar dilerim.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İsmet Yılmaz
CHP Belçika Birliği Başkanı


Bu paylaşıma yapılan yorumlar ise aşağıdaki gibidir. Tartışma büyüyünce CHP Belçika Birliği Başkanı paylaşımı silerek tartışmalara son noktayı koydu. 







Biz yinede bir şeylerin değişeceğini umut edelim. 
Halil Fehmi Dağ
6 Ekim 2017 Heidelberg

Cumhuriyet Bayramı Yerine ADALET Gecesi/ CHP İsviçre

Cumhuriyet Bayramı Yerine ADALET Gecesi

CHP İsviçre hangi zihniyete hizmet ediyor.

Ne ADALET miş yahu. Sizler Adaletin gözlerimizin önünde taciz edilerek, kevgir gibi delik deşik edilmesi seyirci kalın, hem de dolaylı yoldan destek verin, Türkiye'nin boynuna emperyazlimin 100 yıldır geçirmek istediği halatın geçirilmesinde emek verin sonrada meydanlarda ADALET ADALET diye bağırın. Atalarımız boşuna dememiş 'Akılsız başın cezasını ayaklar  çeker'. Bizlerde cezayı çekmiş ayakların resimlerine bakıp ahlayıp pohlayıp ah derisi kalkmış vah tırnakları çıkmış diyerek kendimize mazlumdan bir kahraman yarattık. Türkiyenin mazlumlardan kahramana ihtiyacı yok.  Türkiye'nin Atatürk'ün gösterdiği hedeflere emin adımlarla yüreyebilecek ve Emperyalizme boğun eğmeyecek vatanperverler ihtiyacı var. Muhalafet gerçekten muhalafet görevini yapsaydı AKP bu kadar rahat bu coğrafyada özgürce at koşturabilir miydi?

AKP'nin hayatımıza yerleştirmek istediği çakma darbe, kurtuluş ve bayramlar gibi CHP de hayatımıza yeni bayramlar ve kutlamalar eklemeye mi çalışıyor? Yoksa yakında Cumhuriyet bayramımızın yerine ADALET bayramı mı kutlamaya başlayacağız. Akıl ve kavram karmaşıklığımıza bir de törpülenmemiş cehaletimizi ekleyince ortaya akıl almaz sonuçlar çıkıyor.  Bakınız afişte de görüldüğü gibi CHP İsviçre Birliği 4 Kasım'da 'ADALET GECESİ' düzenliyor. Oysa bu tarihlerde Avrupa da yaşayan biz Cumhuriyetçiler Cumhuriyet bayramını kutluyoruz. Cumhuriyet karşıtı olanlarda kendi aralarında yeni kutlamalar ve etkinlikler yaparak kutlanan Cumhuriyet kutlamalarına katılımı engellemeye önemini yok etmeye  çalışılıyor. Bu engellemeler neredeyse tüm milli bayramlar için geçerli.

Gelelim afişimize CHP İsviçre birliği yöneticileri Cumhuriyet bayramını pek önemli görmemiş olacaklar ki 'CHP İşviçre Birliği Cumhuriyet Bayramının 29 Ekimde kutlandığını bilmiyor da olabilir.' kutlamayı akıllarına dahi getirmemiş ve 4 Kasım da ADALET GECESİ yapmanın daha dahiyane bir fikir olduğuna karar vermişler. Şaşılacak bir durum  neredeyse 20 ye yakın yöneticisi var belli şehirlerde örgütlenmeleri ve bu örgütlenmelerinden sorumlu yetkilileri var ve düzenleyecekleri 'ADALET GECESİ' etkinliklerini sorunsuz gerçekleştirmek için fikir alışverişinde bulunuyorlar da yahu içlerinden biri çıkıpta o tarihlerde bizim CUMHURİYET BAYRAMIMIZ var bu önemli günümüz dururken ADALET GECESİ de nedir diye sormuyor. Bu zor bir soru akıllarına gelmemiş olabilir. Ama yine içlerinden biri çıkıp o tarihlerde CUMHURİYET BAYRAMIMIZ var onuda afişe yazalım birlikte kutlama yapalım diyemiyor.  Cumhuriyet Bayramının önemini idrak edemiş olan bu kişiler ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisini yönetiyor veya ynettiğini sanıyor. Acaba bunlar CHP'nin ne anlama geldiğni idrak edebildiler. Yoksa CHP'yi  kendilerine bir yol açarak mecliste ki kırmızı deri koltuklara taşıyacak bir araç olarak mı görüyorlar.


Ne büyük bir yaman çelişkidir ki ADALET GECESİni düzenleyen CUMHURİYET Halk Partisi İşviçre Birliği, konuk katılımcılar CUMHURİYET Halk Partisi milletvekilleri ve Pm üyesi ama bu kadar Cumhuriyetin olduğu bir ortamda Cumhuriyet Bayramı yok ADALET GECESİ var.

Milli duygularınız, eğitiminiz, vatan ve millet kavramlarınız eksik olabilir. Alınan kararları enine boyuna düşünerek karara bağlayın. Memleketin içinde bulunduğu zor koşullarda amacınız menfaat ve çıkar odaklı değil bilakis vatan ve vatanın refahı olmalı.  Amaç önce milli benlik ve değerlerimize sahip çıkmak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak olmalıdır.

6 Ekim 2017 Heidelberg
Halil Fehmi Dağ


Çıplak Kız Kim Phuc, Bir Fotoğrafın Öyküsü


8 Haziran 1972’de, Kuzey Vietnam’da saklandıkları tapınağa bir Amerikan uçağından dört napalm bombası atıldı. Sağ kalan çocuklar, elbiseleri, saçları, vücutları yanık içinde, çığlıklar atarak kaçışırken, foto muhabiri Nick Ut kendisine Pulitzer ödülünü getirecek olan kareyi çekti. Ortada, çığlık çığlığa koşan çıplak kız, Vietnam Savaşı’nın bütün dehşetinin isimsiz simgesi haline geldi. Amerika’yı dünya kamuoyunun önünde mahkum eden bir simge… * * * 1982’de bir Alman gazeteci “Resimdeki Kızın” peşine düştü. Kızın adının Kim Phuc olduğu ortaya çıktı. Bütün vücudu yandığı için Saigon’da 14 ay hastanede yatmış, yanık derisi ayıklanırken her seferinde acıdan bayılmıştı. İleri bir yaşta, kocasıyla gittiği Moskova dönüşü siyasi mülteci olarak Kanada’ya sığınmıştı Kim. O günlerde 34 yaşındaydı. Evliydi, 3 yaşında bir oğlu vardı. Astım ve şeker hastasıydı, sık sık migren krizi geçiriyordu. Vücudunda, her vesileyle azan, silinmek bilmez yaralar taşıyordu, cildi nefes alma yeteneğini kaybetmişti, ama “Ama ne talihliymişim ki yüzümde en küçük bir leke bile yok!” diye avunuyordu. 1995 senesinde Washington’da Vietnam Savaşı’nı anmak için bir tören yapıldı. Kim Phuc da oradaydı… Kürsüde konuşurken, “O bombaları atan pilotla karşılaşsam, ona “Geçmişi değiştiremeyiz…” derdim,”Ama bugün ve yarın, barışa hizmet etmek için elimizden geleni yapabiliriz!” Salondan sessizce ayrılıyordu ki, eline bir kağıt sıkıştırdılar, göndereni işaret ettiler. Kim Phuc önce dönüp adama baktı. Adam orada öylece durmuş, eli ayağı titreyerek Kim Phuc’a bakıyordu. Sonra elindeki notu okudu Kim Phuc… “Kim, o adam benim!” yazıyordu. 8 Haziran 1972 günü, Vietnam’daki o mabede napalm atan uçağın pilotu John Plummer’di orada duran… Savaştan sonra yıllarca kendine gelememiş, ne yapacağını bilememiş, din adamı olmuş, “O küçük kızın” resmini gazeteden kesip her an cüzdanında taşımıştı. Kim bir an adama baktı, sonra kollarını açarak ona doğru koştu… Hangisinin yarası daha derindi dersiniz?
Halil Fehmi Dağ
6 Ekim 2015 Heidelberg