3 Ocak 2017 Salı

Kim Darbeci Kim Hain

UNUTURSANIZ YOK OLURSUNUZ!
TSK ya Darbe, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy, Kozmik Oda kumpaslarıyla TSK'nın beli kırıldı, yurtsever ve Atatürkçü kadroları ordudan tasfiye edildi.
Egitime darbe, egitim 4+4+4 sitemi ile sekteye uğratıldı.
Yargı, yasama ve yürütmeye darbe yapıldı. Birileri tüm bu yetkileri elinde toplamak ve kendi padişahlığını ilan etmek ve yargılanmamayı istiyordu.
Üniversitelere akademisyenlere darbe yapıldı. Üniversiteler bilimden uzaklaştırıldı.
Sanata sanatçıya darbe yapıldı. Sanatçılar fiilendi hakarete ve tehdite maruz kaldılar.
Basına darbe, beni eleştirirsen seni yaşatmam mantığı ile görsel ve yazılı basın emir altına alındı.
Bu toprakların zenginliklerine darbe yapıldı. 90 yıllık enkazı kaldırdık laflarıyla, devlete ait garimenkuller, fabrikalar yabancılara ve yandaşlara satıldı. Rüşvetin, dolandırıcılığın, hırsızlığın haddi hesabı yok. Hesap soranda yok.
Tüm değerlerimize darbe yapıldı, Atatürk ve Inönüye iki ayyaş denildi. Değersizleştirmek için her tülü yola başvuruldu.
TC ve Türklüğe ye darbe yapıldı, tabelalardaki TC yazıları kaldırıldı ve her yerde Türklüğü aşağılayan açıklamalar yapıldı. Ben Türk değilim zaten söylemi moda oldu. Halk kimlik bunalımına sürüklendi.
Türk askerine ve Türk halkına darbe yapıldı. Askerler şehit edilirken masum halk patlatılan bombalarla ölüdürüldü.
Tüm bunları ve olan onca haksızlığı, hukuksuzluğu görmediniz veya görmek istemediniz.
Lakin;
15 Temmuzda ki daleveriyi hemen gördünüz sahiplendiniz. Ve camilerden verilen emirle mağarada yaiayan kara cahil adamlar sokaklara dökülüp Demokrasi adina cinayetler işledi. Dağdaki pkk ya sözü geçmeyenler veya görmemezlikten gelenler kendi vatan evladını hain ilan edip öldürdü.
Oyuna gelme Türkiyem yem sensin ve bu tür figüranlarla sende akıl karışıklığı yaratarak amaçlarına kavuşmak istiyorlar. Bu ülke topraklarında zararlı ayrık otu gibi türeyip işgal eden AKP ve Cemaat tehlikelidir. Ve her ikiside Izmirden bir kez daha denize dökülmesi gerekmektedir.
Halil Fehmi Dağ 20 Temmuz 2016 Heidelberg

Ohal=Başkanlık, RTE Amacına Ulaşıyor.

Ohal'ın ne anlama geldiğini bilmeyerek sevinenlere bir not. Ayrıca 19 Temmuz 1987 tarihinde Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 8 ilde başlayan ve bu illerde terörle mücadele ederek güvenliği sağlamak amacıyla olağanüstü hal uygulanmaya başlandı. Bu Ohal 30 Temmuz 2002 de toplanan Bakanlar kurulunun almış olduğu bir kanun hükmünde kararname ile olağanüstü hal uygulamasının 30 Kasım 2002 tarihinde kaldırılması kararlaştırılarak, anılan tarih itibariyle kaldırıldı. Halk bu olayi sevinc icinde karsiladi. Dikkatinizi cekti mi? 14 yil önce Ohal kalktı diye sevinirken şimdi Ohal geldi diye seviniyorsunuz. Çelişkiniz sizin sonunuz olacak.
Peki o halde OHAL kısaca nedir?
Recep Tayyip Erdoğan fiilen 'başkanlık sistemi'ni ilan etmiştir. Tarihte defalarca yaşadığımız OLAĞANÜSTÜ HAL KANUNU KİŞİSEL HAK VE HÜRRİYETLERE ÖNEMLİ ÖLÇÜDE MÜDAHALE EDER Bilginize: Valiler olağanüstü hal valisi olur ve geniş yetkilere sahip olurlar ilk aşamada gözaltı süresi kişisel suçlarda 24 saatten 48 saate, toplu suçlarda 4 günden 8 güne çıkarılacaktır. Ayrıca Sokağa çıkma yasağı uygulayabilirler Güvenlik güçleri kişi ve araçları arayabilirler Kimlik taşıma şartı vardır. 91. Madde kapsamında kanun hükmünde kararnameler çıkararak varolan yasaları değiştirebilir yeni yasalar çıkarabilirler. Mesela basın yayın ve sosyal medya kısıtlamalarına ilişkin yasalar çıkarılabilir.
Tehlikeyi idrak edebildiniz mi?
Halil Fehmi Dağ 22 Temmuz 2016 Heidelberg

Sen Çok Yaşama BOP

Bop yaratıcılarının memleketim üstüne kurdukları veya kurguladıkları herşey birer birer gercekleşiyor ve Türkiye bölünmeye gidiyor.
1. Türkiye sünni ve alevi olarak bölündü mü? Evet bölündü CHP nin başına alevi bir yurttaşımız getirttilerek CHP alevi partisi AKP de sünnilerin partisi oldu.
2. Memleketin resmi dilinden rahatsız olanlar meydanlara çıkıp Kürtçe de Lazca da resmi dil olsun dediler. Dil bazda da bölündük.
3. Irk bakımından memleket ise tamamen ayrıştı. Türk olmayanlar TC yi her yerden kazırken, kürtce tabelalar patentler hayatımıza girdi. Ben Türk değilim diyen politikacılarin sayesinden toplumumuzun coğu kendisini Osmanlı ve Arap görmeye basladı. Toplumu oluşturan unsurlarımız, Türklüğe karşı bir cephe oluşturarak, Türk olmayı ve Türküm demeyi utanılacak bir hale getirerek aslını kabul etmeme noktasına getirdiler. Türkiye şuan bir kimlik bunalımı yaşamaktadır. Hepimiz Ermeniyiz solganıyla içimizdeki gayri müslimlerde Türkiye topraklarında bizde varız dercesine kendilerini aç gözlü emperyalizme sundu.
4. Bir ülkenin namusu durumunda olan kolluk güçleri yani TSK ise kozmik odamızın AMERIKALILARA açılmasıyla resmen darbeye maruz kaldı ve TSK icinde gerçekleştirilen türlü kirli oyunlarla TSK kendi içinde parçalandı, itibarsızlanştırıldı ve gelinen durum artık bizi koruyabilecek bir TSK yok.
5. 15 temmuz olayından sonra memleketimin insanları sen cemaatçisin ben akp liyim diyerek ayrı bir bölünmeye maruz kaldı. Cemaat mensupları camilerden dışlandı. Cemaatin itibarı elinden alındı ve bu itibar ne yazık ki başka tehlikeli cemaatlere verildi.
Bu maddeler uzayıp gider inanın içinde bulunduğumuz durum çok vahim. ABD ve Israil amacı Ortadoğu ve dünyadaki müslümanları ve devletleri mezhep ekseninde bölmek ve parçalamak ve zayıf düşürmek, devletlerini imha etmek ve yeni sömürü sistemine uygun devletler yaratmaktır. BOP budur. Türkiyenin getirildiği durumda ortadadır. Hala uyanmak için neyi bekliyoruz.
Halil Fehmi Dağ 30 Temmuz 2016 Heidelberg

CHP nin Genel Sorunlarina Genel Bakis 1

CHP nin Genel Sorunlarina Genel Bakis 1 CHP'nin çözüm bekleyen yapısal birçok sorunu var. Bu sorunlar çözülmeden yani siyaset değişikliği olmadan mevcut problemler çözül(e)mez. Cumhuriyeti kuran, demokrasiye geçişi sağlayan, solu inşa eden ve birçok değişime imza atan CHP, geldiğimiz noktada ülkenin önünü tıkayan bir işleve bürünmüş durumda. Partinin liderlik de dâhil baştan sona yeniden yapılandırılması gerekiyor. 1990'larda ıskalanan bu fırsat bir kez daha CHP'nin önüne gelmiş vaziyette. Bugün CHP'de yaşanan mücadele gecikmiş bir reform projesinin hayata geçirilmesidir. CHP ya bu fırsatı değerlendirip Türkiye'nin partisi olacak ya da küçük bir hizbin elinde marjinal bir parti haline gelecektir.
CHP'de uzun süredir devam eden bu tartışma aslında partinin geleceğini tayin edecek bir tartışma. Bu tartışmaya 'İnönü-Ecevit' mücadelesi de diyebiliriz. İnönü'nün 'devletçi-vesayetçi-korumacı' tavrı karşısında Ecevit'in 'halkçı-demokrat-özgürlükçü' yaklaşımı CHP içinde devam eden tarihsel bir paradoksa işaret ediyor. CHP'yi dün olduğu gibi bugün de ileri götürecek olan tavır özgürlükçü tavrıdır.İnönücü ekolden bir siyasetçi olan Baykal'ın yerine Ecevitçi birinin lider olması ve partiyi daha sahih bir parti haline dönüştürmesi gerekiyor. Partideki bu 'iki tarz-ı siyaset' ülkedeki genel siyasetle örtüşen bir duruma da işaret ediyor. Ülkenin yaşadığı krizlere bağlı olarak, CHP de kriz yaşıyor. Bu anlamda ülkenin değişmesi ile CHP'nin değişmesi ya da CHP'nin değişmesi ile ülkenin değişmesi arasında doğrudan bir ilişki var.CHP'nin 'AB, demokratikleşme, Kürt meselesi, din-devlet ilişkileri, işsizlik-yoksulluk vb.' gibi konular başta olmak üzere partinin çağdaş bir sosyal demokrat partiye evrilmesi icap ediyor. Son yıllarda değişimcilik-reformculuk özelliğini yitiren, sol vasfını kaybeden, 'tek adam ve tek kimlik'li bir partiye dönüşen CHP'nin acil olarak yeniden yapılandırılması gerekiyor. Baykal döneminde 'parti iktidarının', 'ülke iktidarına' tercih edilmesi partinin içe kapanmasına ve iktidar alternatifi olamamasına yol açtı. Lakin Baykal yerine getirilen yönetim ise CHP yi daha tehlikeli bir paradoksun icine sürükledi ve sürüklemeye devam ediyor.
14.Ekim 2016 Heidelberg

CHP nin Iktidar Olamama Sorunlari;

CHP nin Iktidar Olamama Sorunlari; Cumhuriyet Halk Partisi, ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk ile Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine dayanan kökleriyle çok önemli bir siyasi parti. Bu açıdan, Türkiye Cumhuriyeti'nde CHP'nin yeri ve önemi asla yadsınamaz. Ancak, bugün geldiğimiz noktada CHP, halktan kopmuş, muhalefet etme niteliğini ve yeteneğini yitirmiş, bir avuç elitistin egemenliği ve denetimine girmiş bulunuyor. Bu gerçeği görmeden, CHP'nin geldiği noktayı tanımlamanın olanağı yok. CHP, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde 9 Eylül 1923’te “Halk Fırkası” adıyla kurulmuş, 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır. 1927 yılında “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” ve “Laiklik”, CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsenmiştir. 1935 yılında “Devletçilik” ve “Devrimcilik” ilkeleri de eklenerek CHP'nin ilkeleri altıya çıkarılmış ve partinin amblemi olan 6 OK ortaya çıkmıştır. Özgür ve eşit koşullarda yapılmış ilk seçim sayılabilecek 1950 seçimleri (1946 seçimleriyle ilgili ciddi spekülasyon iddiaları bulunmaktadır) sonrasında muhalefet olan CHP, tarihinin her döneminde Türkiye siyasi hayatında kritik roller üstlenmiştir. Bugün geldiğimiz noktada CHP, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde yeni bir kadro ile yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır. 12 Haziran Genel Seçimi ve CHP 12 Haziran 2011 seçiminde CHP, 11.1 milyon oy alarak % 25.94 oranına ulaşmış ve 135 milletvekili çıkarmıştır. Seçim öncesinde % 40 oy almak hedefi dile getirilmiş olmasına ve bu oran bazı basın açıklamalarında %30’un altına düşmeyeceği iddia edilmesine karşın, seçim sonrasında CHP yönetimi, % 26’yı bulmayan oy oranının başarılı olduğunu, milletvekili sayısını arttıra tek partinin CHP olduğu savıyla savunmaya çalışmıştır. CHP, 2007 seçimine göre oylarını % 5 dolayında arttırmış ve 23 milletvekili daha fazla kazanmıştır, ancak iktidarı hedefleyen bir parti olarak muhalefette kalan bir ana muhalefet partisinin başarılı sonuç aldığını söylemenin ne kadar doğru olduğu tartışılabilir. Bu makalede CHP'nin son seçimde aldığı sonucu tartışmaktan çok, ana muhalefet partisi olarak ve ilk yapılacak seçimde iktidar partisi adayı olan bir siyasi parti olarak performansını değerlendirmeye çalışacağım. CHP’nin çok uzun dönem boyunca iktidar dışında bulunması ve bir türlü iktidar olabilecek oy oranına ulaşamaması konusunda çok şeyler yazılmış ve değişik düşünceler seslendirilmiştir. Bu düşünceler ve iddiaların çoğu da AK Parti’nin iktidar olması örneğinde görüldüğü gibi sığ ve gerçekçi olmayan yaklaşımlar olmuştur. Buna karşın, CHP’nin muhalefete çakılı kılmasının nedenlerini analiz etmeye çalışan bazı çalışmalar da olmamış değildir. CHP, iktidar alternatifi olamayışının nedenlerini algılayabilmiş değildir. Öncelikle, seçim sonuçlarını yorumlayıp buna göre yeni bir politika ya da siyaset anlayışı benimsemek konusunda hiçbir çalışma içine girmiş değildir. Seçmen tercihleri açısından CHP’nin büyük kentlere, büyük kentlerin de merkezlerine sıkışmış durumu ile sahil bölgelerinden oy alabilmesi gerçeği, son seçimlerde de değişmemiştir. Özellikle Trakya, Ege sahil bölgesi ve Akdeniz’e sıkışmış olan CHP desteği, 2007 seçimlerinde olduğu gibi 2011 seçiminde de değişmemiştir. Bu açıdan CHP açısından bir değişim ve dönüşümden söz etmek zordur. Sosyal demokrat bir parti kimliğiyle CHP’nin işçilerin yoğun olduğu İzmir, Kırıkkale gibi kentlerde başarılı sonuçlar almaması, azınlıklardan bile yeterli ilgi görmemesi, tek bir nedenle açıklanabilir. Geniş bir seçmen kitlesi ile yakın ilişkiye girememiş olan CHP, işçi ve emekçi kitlelere bile umut verebilecek bir noktada görülmemektedir.

Halil Fehmi Dağ 16 Ekim 2016 Heidelberg

CHP'DE KİMLER NASIL LİDER OLDU

CHP'DE KİMLER NASIL LİDER OLDU CHP'nin başına gelen genel başkanların nasıl başkan olduklarını hiç düşündünüzmü? O halde, CHP'ye liderlik edenlere bir bakalım..Kimlerin nasıl lider olduklarını hatırlayalım..

İsmet İnönü devlet kararıyla geldi..

Bülent Ecevit halkın (seçmenin) kararıyla geldi..

Deniz Baykal delegenin isteğiyle.. Kemal Kılıçdaroğlu mecburiyetten.. SODEP'li, SHP'li yılları da katarsak... Erdal İnönü çaresizlikten.. 0
Halil Fehmi Dağ 02.02.2017 Heidelberg