Almanya Mölln Şehrinde ki Neo-Nazi Saldırısının Ardından
'Bu
acıyı ancak yaşayan bilir, hiç bir zaman azalmıyor.' Mölln
mağduru baba Faruk Arslan
23
Kasım 1992 Almanya'nın Schleswig Holstein eyaletinde bulunan Mölln
kasabasında iki Neo-Nazi genç, Lars C. 19, Michael P. 25
hazırladıkları molotof kokteylleri ile önce Ratzenburger sokağı
13 numarada bulunan bir Türk ailenin evini kundakladılar. Ardından
itfaiyeyi arayarak 'Ratzeburger sokağında yangın var. Heil
Hitler!' diyerek telefonu kapattılar. Evde yaşayan 9 Türk
ağır yaralanarak hastaneye sevk edildi. Hayatını kaybeden olmadı.
90 lı yıllarda Almanya'da patlak veren Neo-Nazilerin ilk eylemi bu
şekilde başlamış olmuş. İlk saldırıda yangın söndürüldü.
Ortalık sakinleşti. Fakat Neo-Nazi iki genç eylemine devam etti.
İlk evi kundakladıktan yaklaşık bir saat sonra, 500 metre ileride
ki Mühlen sokağındaki 9 nolu binayı hedef aldılar. Evin
koridoruna benzin döküp yine molotof kokteyllerini kapıdan içeriye
doğru attılar. Bir anda alev topuna dönen binada büyük bir can
pazarı yaşandı. Alevler her yeri sarmıştı. Kaçmak imkansızdı.
Hedef aldıkları binada Karadenizli Arslan ailesi yaşıyordu. Baba
Faruk Arslan Hamburg'da kardeşinin yanındaydı. Arslan ailesinin
tek çıkış yolları olan merdiven ve koridor alev içindeydi.
Büyük bir can pazarı yaşandı evin içinde. Korku, panik, ateş...
Arslan
ailesi çareyi pencereden atlamakta buldu. Önce 8 aylık Namık
Arslan, ardından 6 yaşındaki Emrah Arslan, Havva Arslan, Ayten
Arslan ve dede Nazım Arslan ikinci kattan atlayarak hayatlarını
kurtarabildiler. Alevler evin her tarafını sarmıştı. Daha içeride
kurtarılması gereken 4 can vardı. Onlardan ses seda
gelmiyordu. Alev topuna dönen evde canlı bir şeyleri görmek
imkansızdı. Yangın söndürüldüğünde, yatak odasında babaanne
Bahide Arslan (51), torunları 10 yaşındaki Yeliz Arslan ve 14
yaşındaki Ayşe Yılmaz yanmış halde bulundu. Hastaneye
yetiştirilmek için ambulansa konuldular. O sırada baba Faruk
Arslan olay yerine geldi. Ambulanstaki 10 yaşındaki kızı tanınmaz
haldeydi. 10 yaşındaki Yeliz Arslan babasının gözlerinin içine
bakarak sadece 'Baba' diyebildi. Ve ardından orada
vefat etti. Baba Faruk Arslan'ın aklı karmakarışıktı. Olanları
anlamakta zorluk çekiyordu. Neden? Yaşadığı bu kabus gerçek olabilir miydi?
Bu
yangının en umutlu tarafı, yangın söndürüldükten sonra evin
mutfağında ıslak battaniyeye sarılmış halde 7 yaşındaki
İbrahim Arslan canlı olarak bulundu. O daha küçük bir çocuk.
Ve bu çocuğa bu acıları yaşatan gencecik iki insan.
Oysa
kimseye zararı dokunmayan bir aileydi Arslan ailesi. Mölln'de
restaurant işletiyorlardı. Annane Bahide Arslan sokakta yaşayan
insalara ücertsiz yemek vermeyi severdi. Ellerinden geldiği kadarıyla başkalarına
yardım ederlerdi. Paylaşmayı seviyorlardı. Fakat başlarına böyle bir felaketin geleceğinden
habersizdiler. Ailenin dedesi Nazım Arslan mahkemede verdiği
ifadesinde şunları söylüyor. 'Türk
olduğumuzdan dolayı neden eşimin ve çocukarın ölmek
mecburiyetinde olduklarını anlamam mümkün mü? Gelmemiz istendi
misafir işçi olarak çıktık geldik. Misafirperverliğin
Türkiye’de ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Böylesine
merhametsiz bir suçu anlamam mümkün değil“
90'lı
yıllarda patlak veren Neo-Nazi saldırılarının ilk kanlı
eylemiydi Mölln yangını. Ve Arslan ailesi ilk mağdurları. Küçük
İbrahim ise bu anlamsız savaşın ilk umutu... Umutları çoğaltmaya ve yaşatmaya mecburuz.
Saldırı
iki Almanya'nın birleşmesi sonrasında yabancılara yönelik
gerçekleştirilen ilk Neo-Nazi eylemiydi. Almanya'nın iç
güvenliğine yapılan ilk saldırıydı. Kundaklama olayından sonra
dönemin Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel ve Çalışma Bakanı
Norbert Blühm Mölln'de ki anma törenlerine katılırken, dönemin
başbakanı Helmut Kohl, Berlin CDU'nun parti kongresine katılmıştı,
Federal Basın konferansı'nda yürekli bir basın memuru 'Mölln
anma törenine neden katılmadınız?' diye sorunca salonda
soğuk rüzgarlar esti. Hükümet sözcüsü soğukkanlılıkla o
unutulmaz cevabı verdi.
'Federal hükümeti taziye turizmine dönüştürmek istemiyoruz.' Taziye turizmi ne demek? Dönemin Die Zeit gazetesi ise 'Mölln kendini suçsuz hissediyor' diye başlık atmıştı. Ortada yanarak can vermiş 3 masum insan ve alevler arasında tüm dehşeti yaşamış 7 yaşadaki ibrahim var. Buna rağmen Mölln kendini suçsuz hissediyor. Söylenecek söz yok bu ayıp karşısında.
'Federal hükümeti taziye turizmine dönüştürmek istemiyoruz.' Taziye turizmi ne demek? Dönemin Die Zeit gazetesi ise 'Mölln kendini suçsuz hissediyor' diye başlık atmıştı. Ortada yanarak can vermiş 3 masum insan ve alevler arasında tüm dehşeti yaşamış 7 yaşadaki ibrahim var. Buna rağmen Mölln kendini suçsuz hissediyor. Söylenecek söz yok bu ayıp karşısında.
Saldırıdan
sonra yakalanan iki Neo-Nazi saldırgan Lars C. 19, Michael P. 25, 3
kişiyi öldürmek, 39 kişiyi öldürmeye teşebbüsten yargılandı.
19 yaşındaki Lars C, 10 yıl gençlik cezaevinde hapis cezasına,
25 yaşındaki Michael P.'ye ise ömür boyu hapis cezası verildi.
Lars C. 7 buçuk yıl sonra Haziran 2000 de, Michael P. ise 2007'de
serbest bırakıldı. Katiller aramızda yeni kimlikleriyle yaşamaya
devam ediyor.
Ya
Arslan ailesine ne oldu. Arslan ailesinin dramı bundan sonra başladı ve halen devam ediyor. Kısaca baba Faruk Arslan, ailesi alevlerle
boğuşurken onların yanında olamadığı için halen kendisini
suçlu hissediyor. Ya ıslak battaniyeye sarılı halde bulunan
küçük İbrahim? Bugün 33 yaşında, halen o korkuları üzerinden
hissediyor. Yangın sonrasında kronik öksürük hastalığına yakalanmış.
Havai fişek atıldığında, ocakta kaynayan yemekten, ateşle ilgisi olan her şeyden korkuyor.
Yılbaşlarında patlatarak zevk aldığınız havai fişekler bir
çocuğun hayatını kabusa çeviriyor. Yeni yıl geliyor bu yazıyı
okuduktan sonra havai fişek patlatabilecek misiniz? Kapatın
gözlerinizi ve düşünün alevler arasında ıslak battaniye
sarılmış bir çocuk. O çocuğun yaşadığı dehşeti, korkuyu
düşünün... Hiç bir çocuğun yaşamaması gereken felaketler
bunlar. Dünyayı güzelleştirmek adına, çocuklarımızı sevgiyle
büyütmeye mecburuz. Büyüdükçe canavarlaşan çocuklar yetiştirmeyelim.
Mölln
saldırısı üzerinden 26 yıl geçti. Koskoca 26 yıl ama acılar
düştüğü yerde halen kor halinde. Neler değişti bu zaman dilimi
içinde. Almanya, yükselen ırkçılığın önüne geçebildi mi?
Almanya, ırkçılık konusunda gerekli önlemleri hiç almadı. Ve
bu saldırılar günümüze kadar devam etti. Türklere, müslümanlara
yönelik ırkçılık halen ciddi bir sorun Almanya'da. Bir de
siyaset dünyasında yıldızı parlatılan Neo-Nazi partisi AFD unutulmamalı. Yarınlar hep acılara gebe. Avrupa'da yaşadığımız
acılar bizleri birleştirmeli. Büyük bir güç olabilirsek bu
acıları hafifletebilir ve yarınlara daha umutlu bakabiliriz.
Son
söz olarak Arslan ailesinin dedesi Nazım Arslan'ın şu cümlelerine kulak vermemiz gerekir.
'Eğer azrail kılığıyla aramızda yaşayan katiller ve onların
suç artakları, tarihin imha ruhuyla yeniden hayatımızı cehenneme
çevirmek istediklerini ilan ediyorlarsa, yapmamız gereken tek şey
ayağı kalkmak ve karşılarına hayatın ruhuyla dikilmek
olmalıdır.'
22
Kasım 2018
Halil Fehmi Dağ



