Kesik/The Cut filmini, Ermeni Sorununa tek taraflı yaklaşan tarihi yanıltmak
amaçlı hazırlandığını daha ilk cümleden de çok rahat
anlayabiliriz. Film 'Osmanlı
azınlıkları bir gecede düşman ilan etti' sözüyle
başlıyor. Bu size birşeyler hatırlattı mı? Çünkü bu tarzı
Can Dündar'ın Sarı zeybek filminde de görüyoruz. Sarı Zeybek
filmi 'Bir
İmparatorluğu Yıkan Adam'
cümlesiyle başlıyor. Zaten Can Dündar Kesik filmini övmek için 'bu
bir hesaplaşma filmidir' diyor. Ermeni sorununu bu kadar kolay ele
almak ne kadar doğru ve tarafsız bir film yapmanıza imkan sunar?
Ermeni sorununun sebeplerinin temeline inilmeden, dönemin
özellikleri iyi anlaşılmadan, olaylar arasında neden sonuç
ilişkisi kurulmadan bir gecede Osmanlı azınlıkları düşman etti
demek Soykırım lobisinin ekmeğine isteği marka reçeli sürmektir.
Zaten lobinin istediği de bu değil mi? Oysa Ermenistan arşivlerini
açarak bu filmin daha sağlam temeller üzerine kurulu daha barışçıl ve sorun çözücü bir film
olmasına katkı sunabilirdi. Bu durumda dünya kamu oyunda büyük
meblağların döndüğü soykırım lobisi çökerdi.
Film
de kızlarını tehcir (onlar soykırım kelimesinde iddialı)
olayında kaybeden bir babanın kızlarını arama macerası
anlatılıyor. Filmde Türkler Türkçe, Kürtler Kürtçe, Kübalılar (İspanyolca)
kendi dilleriyle konuşurken Ermeniler ingilizce konuşuyor. Akın bu
konuda yapılan eleştirilere ben Ermenice bilmiyorum diyor ve
ekliyor “Ermenice
bilmiyorum. Oyuncumu yönetebilmek için bildiğim bir dilde
konuşması lazımdı”.
Filmde kürtçe ve İspanyolcanın'da konuşulduğunu göz önünde
bulundurursak ve Akın'ın bu açıklamasına bakarsak Akın, Kürtçe
ve İspanyolca biliyor görünüyor. Sizce biliyor mu?
Akın, bu film için Erivan hükümetiyle ortak çalışıyor, oyuncuların bir kısmı Ermeni olduğu halde ve hatta senaryoyu ortak yazdığı Mardik Martin'in Ermeni olmasına rağmen filmdeki Ermeniler İngilizce konuşturulmuştur. Neden? Çünkü Ermeni soykırım yalanını dünyaya ancak bu dille pazarlayabilirsiniz. Kurnazlıkla seçilmiş bir yöntem. Filmde Türkleri soykırımcı ve katil gösteren, Türklüğü aşağılayan çok fazla sahne var. Türklerin Halep şehrinden taşlanarak gönderilmesi Türkleri aşağılayan sahnelerden sadece birisi. Soykırımı savunanların en çok beğendiği sahnenin bu olduğundan ve çok alkışladıklarından eminim.
Akın, bu film için Erivan hükümetiyle ortak çalışıyor, oyuncuların bir kısmı Ermeni olduğu halde ve hatta senaryoyu ortak yazdığı Mardik Martin'in Ermeni olmasına rağmen filmdeki Ermeniler İngilizce konuşturulmuştur. Neden? Çünkü Ermeni soykırım yalanını dünyaya ancak bu dille pazarlayabilirsiniz. Kurnazlıkla seçilmiş bir yöntem. Filmde Türkleri soykırımcı ve katil gösteren, Türklüğü aşağılayan çok fazla sahne var. Türklerin Halep şehrinden taşlanarak gönderilmesi Türkleri aşağılayan sahnelerden sadece birisi. Soykırımı savunanların en çok beğendiği sahnenin bu olduğundan ve çok alkışladıklarından eminim.
Filmin gişede beklenilen başarıyı yakalaması Ermeni soykırımı
savunucularını ve yıldızı düşen Fatih Akın için çok
önemliydi. Beklenenin tersi oldu film ilgi görmedi. Bu durumda
Ermeni lobisi ve Akın, adım adım farklı taktikler izlemeye
başlayor. Medyada tartışma fitilleri ateşlendi. Manşetler atıldı 'Bir Türkten Soykırım filmi! Bu
nasıl olur? Akın, boş durmuyor Erivana gidiyor soykırım anıtını
ziyaret ediyor vs. Ayrıca Akın filminin
71. Venedik Film Festivali'nde ana yarışmada Altın Aslan için
yarışacağı belli olduğunda Türkiye'deki
bazı milliyetçi gruplardan ölüm tehditleri aldığını ve buna
ilişkin , "Sanat için ölmeye değer" ifadelerini
kullanarak ilgi çekmenin başka bir yöntemini kullanıyor. Bunlar
da yeterli olmayınca kamu oyunda sunni bir tartışma yaratılıyor.
Birden filmi beğenen ve beğenmeyenler tartışması başlatılıyor.
Bu tartışmalara katıların hepsi neredeyse Soykırımı savunan
tarafta olması ise olayı ayrıca ilginç bir hale getiriyor.
Ermeni aktör Simon Abkarian ise, The Cut'ın, 'Ermenilerin beklediği bir film' olduğunu dile getirerirken, Can Dündar 'bu bir hesaplama filmi' diyor. Ermenistan film eleştirmenlerinde Ardvzi Bakhjinyan 'Akın'ın politik bir dava ya da soykırım kanıtlama gibi bir hedefi olmadığını anlıyoruz' gibi güya negatif eleştiri yapıyormuş gibi görünerek tartışmaya renk katıyor. Bir başka sinema eleştirmeni olan Siranuş Galstyan ise, 'Filmin başındaki sarsıcı, seyirciyi şok eden sahneler yavaş yavaş yumuşuyor ve filmin sonunda olanlar unutuluyor.' diyor. Tüm bunlar güzel bir denge içinde yapılırken sahnenin büyük aktörleri filmi yere göğe sığdıramıyor. Yaptıkları ilginç açıklamalarla sinema seyircisinin aklını karıştırmaya devam ediyorlar. Los Angeles Times’ta çıkan eleştiride ise Fatih Akın’ın ‘soykırımı ele alan en tutkulu sinema örneklerinden birini ortaya koyduğu” söyleniyor. Film ‘tarihi bir destan’ olarak tanımlanıyor
Ermeni aktör Simon Abkarian ise, The Cut'ın, 'Ermenilerin beklediği bir film' olduğunu dile getirerirken, Can Dündar 'bu bir hesaplama filmi' diyor. Ermenistan film eleştirmenlerinde Ardvzi Bakhjinyan 'Akın'ın politik bir dava ya da soykırım kanıtlama gibi bir hedefi olmadığını anlıyoruz' gibi güya negatif eleştiri yapıyormuş gibi görünerek tartışmaya renk katıyor. Bir başka sinema eleştirmeni olan Siranuş Galstyan ise, 'Filmin başındaki sarsıcı, seyirciyi şok eden sahneler yavaş yavaş yumuşuyor ve filmin sonunda olanlar unutuluyor.' diyor. Tüm bunlar güzel bir denge içinde yapılırken sahnenin büyük aktörleri filmi yere göğe sığdıramıyor. Yaptıkları ilginç açıklamalarla sinema seyircisinin aklını karıştırmaya devam ediyorlar. Los Angeles Times’ta çıkan eleştiride ise Fatih Akın’ın ‘soykırımı ele alan en tutkulu sinema örneklerinden birini ortaya koyduğu” söyleniyor. Film ‘tarihi bir destan’ olarak tanımlanıyor
New
York Times’ta çıkan makalede ise “Fatih Akın, “The Cut”
filmi, kanlı zalimliği ve olayların yarattığı çalkantıyı
yumuşatmadan 1915 Ermeni Soykırımı’nı anıtsal ölçekte bir
destana çeviriyor” deniyor.
Guardian,
“Kesik”i,
“duygusal
derinlikten ve incelikten yoksun”
bulurken, Variety
dergisi,
“Akın’ın
epik filmi, Kesik’i yansıtmaya yetmedi”
başlığını attı. 'Bazı sahneleri okul müsameresi düzeyinde' diyor. Medyada ki bu yapay tartışmalarla film ilgi odağı haline getirilmek isteniyor.
Kesik/Cut filminin iki tane senaryo danışmanı var biri Wolfgang Gust diğeri ise Taner Akçam. Wolfgang Gust, Lepsius
tarafından 1919 yılında yayınlanmış olan “Deutschland
und Armenien 1914-1918” ( Almanya ve Ermenistan 1914-1918) adlı kitabını tekrar yazan kişidir. Der Spiegel dergisinin
redaktörlüğünü yapmış alman ırkçılarındandır. Taner Akçam
ise Türk ulusu yoktur, kemalistler 80
yıldır müslümanlara zülm ediyor diyen Alman
Gladyosu’nun Türkiye masası şefi
Udo
Steinbach'ın öğrencisidir. Ermeni lobisinin en çalışkan, Almanya da dernek dernek dolaşarak ücret almadan Türkler Ermenilere soykırım yapmıştır yalalarını pazarlayandır.
Akın
yeteri kadar araştırma yaptım filmi çektim demesine bakmayın
balık baştan kokmuş. Hocalarına bakın Akın'ın ne olduğunu
anlarsanız. Sinemada kazanç elde edemeyince diaspora lobisinin
emrine girdiği gayet açık.
Gişede başarı sağlayamayan The Cut/ Kesik filmi Ermeni disapora lobisini üzdü. 5 milyon Avro’ya mal olan film Akın'ın diğer filmleri arasında en
maliyetli film. Film Ermeni diaspora lobisinede pahalıya patladı.
Ermeni Lobisi zengindir ve içimizdeki truva atlarını parasıyla satın alır. Fatih Akın yeni
projesi terör örgütü YPG li bir kadın teröristin filmini
çekmek için kolları sıvadı bile. Ermeni lobisine sırtını yaslayanların sırtı yere gelmez. Bunu hep birlikte göreceğiz. Şimdi sırada ödüllerle Fatih Akı'nın dünyaya nasıl pazarlandığını göreceğiz.
7
Ekim 2017 Heidelberg

