7 Ekim 2017 Cumartesi

Fatih Akın, Ermeni Diasporası ve Kesik Filmi 2


Kesik/The Cut filmini, Ermeni Sorununa tek taraflı yaklaşan tarihi yanıltmak amaçlı hazırlandığını daha ilk cümleden de çok rahat anlayabiliriz. Film 'Osmanlı azınlıkları bir gecede düşman ilan etti' sözüyle başlıyor. Bu size birşeyler hatırlattı mı? Çünkü bu tarzı Can Dündar'ın Sarı zeybek filminde de görüyoruz. Sarı Zeybek filmi 'Bir İmparatorluğu Yıkan Adam' cümlesiyle başlıyor. Zaten Can Dündar Kesik filmini övmek için 'bu bir hesaplaşma filmidir' diyor. Ermeni sorununu bu kadar kolay ele almak ne kadar doğru ve tarafsız bir film yapmanıza imkan sunar? Ermeni sorununun sebeplerinin temeline inilmeden, dönemin özellikleri iyi anlaşılmadan, olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurulmadan bir gecede Osmanlı azınlıkları düşman etti demek Soykırım lobisinin ekmeğine isteği marka reçeli sürmektir. Zaten lobinin istediği de bu değil mi? Oysa Ermenistan arşivlerini açarak bu filmin daha sağlam temeller üzerine kurulu daha barışçıl ve sorun çözücü bir film olmasına katkı sunabilirdi. Bu durumda dünya kamu oyunda büyük meblağların döndüğü soykırım lobisi çökerdi. 

Film de kızlarını tehcir (onlar soykırım kelimesinde iddialı) olayında kaybeden bir babanın kızlarını arama macerası anlatılıyor. Filmde Türkler Türkçe,  Kürtler Kürtçe, Kübalılar (İspanyolca) kendi dilleriyle konuşurken Ermeniler ingilizce konuşuyor. Akın bu konuda yapılan eleştirilere ben Ermenice bilmiyorum diyor ve ekliyor “Ermenice bilmiyorum. Oyuncumu yönetebilmek için bildiğim bir dilde konuşması lazımdı”. Filmde kürtçe ve İspanyolcanın'da konuşulduğunu göz önünde bulundurursak ve Akın'ın bu açıklamasına bakarsak Akın, Kürtçe ve İspanyolca biliyor görünüyor. Sizce biliyor mu? 
Akın, bu film için Erivan hükümetiyle ortak çalışıyor, oyuncuların bir kısmı Ermeni olduğu halde ve hatta senaryoyu ortak yazdığı Mardik Martin'in Ermeni olmasına rağmen filmdeki Ermeniler İngilizce konuşturulmuştur. Neden? Çünkü Ermeni soykırım yalanını dünyaya ancak bu dille pazarlayabilirsiniz. Kurnazlıkla seçilmiş bir yöntem. Filmde Türkleri  soykırımcı ve katil gösteren, Türklüğü aşağılayan çok fazla sahne var. Türklerin Halep şehrinden taşlanarak gönderilmesi  Türkleri aşağılayan  sahnelerden sadece birisi. Soykırımı savunanların en çok beğendiği sahnenin bu olduğundan ve çok alkışladıklarından eminim.     

Filmin gişede beklenilen başarıyı yakalaması Ermeni soykırımı savunucularını ve yıldızı düşen Fatih Akın için çok önemliydi. Beklenenin tersi oldu film ilgi görmedi. Bu durumda Ermeni lobisi ve Akın, adım adım farklı taktikler izlemeye başlayor. Medyada tartışma fitilleri ateşlendi. Manşetler atıldı 'Bir Türkten Soykırım filmi! Bu nasıl olur? Akın, boş durmuyor Erivana gidiyor soykırım anıtını ziyaret ediyor vs. Ayrıca Akın filminin 71. Venedik Film Festivali'nde ana yarışmada Altın Aslan için yarışacağı belli olduğunda Türkiye'deki bazı milliyetçi gruplardan ölüm tehditleri aldığını ve buna ilişkin , "Sanat için ölmeye değer" ifadelerini kullanarak ilgi çekmenin başka bir yöntemini kullanıyor. Bunlar da yeterli olmayınca kamu oyunda sunni bir tartışma yaratılıyor. Birden filmi beğenen ve beğenmeyenler tartışması başlatılıyor. Bu tartışmalara katıların hepsi neredeyse Soykırımı savunan tarafta olması ise olayı ayrıca ilginç bir hale getiriyor. 
Ermeni aktör Simon Abkarian ise, The Cut'ın, 'Ermenilerin beklediği bir film' olduğunu dile getirerirken, Can Dündar 'bu bir hesaplama filmi' diyor. Ermenistan film eleştirmenlerinde Ardvzi Bakhjinyan 'Akın'ın politik bir dava ya da soykırım kanıtlama gibi bir hedefi olmadığını anlıyoruz' gibi güya negatif eleştiri yapıyormuş gibi görünerek tartışmaya renk katıyor. Bir başka sinema eleştirmeni olan Siranuş Galstyan ise, 'Filmin başındaki sarsıcı, seyirciyi şok eden sahneler yavaş yavaş yumuşuyor ve filmin sonunda olanlar unutuluyor.' diyor. Tüm bunlar güzel bir denge içinde yapılırken sahnenin büyük aktörleri filmi yere göğe sığdıramıyor. Yaptıkları ilginç açıklamalarla sinema seyircisinin aklını karıştırmaya devam ediyorlar. Los Angeles Times’ta çıkan eleştiride ise Fatih Akın’ın ‘soykırımı ele alan en tutkulu sinema örneklerinden birini ortaya koyduğu” söyleniyor. Film ‘tarihi bir destan’ olarak tanımlanıyor
New York Times’ta çıkan makalede ise “Fatih Akın, “The Cut” filmi, kanlı zalimliği ve olayların yarattığı çalkantıyı yumuşatmadan 1915 Ermeni Soykırımı’nı anıtsal ölçekte bir destana çeviriyor” deniyor.
Guardian, “Kesik”i, duygusal derinlikten ve incelikten yoksun bulurken, Variety dergisi, Akın’ın epik filmi, Kesik’i yansıtmaya yetmedibaşlığını attı. 'Bazı sahneleri okul müsameresi düzeyinde'  diyor. Medyada ki bu yapay tartışmalarla film ilgi odağı haline getirilmek isteniyor. 

Kesik/Cut filminin iki tane senaryo danışmanı var biri Wolfgang Gust diğeri ise  Taner Akçam. Wolfgang Gust, Lepsius tarafından 1919 yılında yayınlanmış olan “Deutschland und Armenien 1914-1918” ( Almanya ve Ermenistan 1914-1918) adlı kitabını tekrar yazan kişidir. Der Spiegel dergisinin redaktörlüğünü yapmış alman ırkçılarındandır. Taner Akçam ise Türk ulusu yoktur, kemalistler 80 yıldır müslümanlara zülm ediyor diyen Alman Gladyosu’nun Türkiye masası şefi Udo Steinbach'ın öğrencisidir. Ermeni lobisinin en çalışkan, Almanya da dernek dernek dolaşarak ücret almadan Türkler Ermenilere soykırım yapmıştır yalalarını pazarlayandır. 

Akın yeteri kadar araştırma yaptım filmi çektim demesine bakmayın balık baştan kokmuş. Hocalarına bakın Akın'ın ne olduğunu anlarsanız. Sinemada kazanç elde edemeyince diaspora lobisinin emrine girdiği gayet açık.
Gişede başarı sağlayamayan The Cut/ Kesik filmi Ermeni disapora lobisini üzdü. 5 milyon Avro’ya mal olan film Akın'ın diğer filmleri arasında en maliyetli film. Film Ermeni diaspora lobisinede pahalıya patladı.

Ermeni Lobisi zengindir ve içimizdeki truva atlarını parasıyla satın alır.  Fatih Akın yeni projesi terör örgütü YPG li bir kadın teröristin filmini çekmek için kolları sıvadı bile. Ermeni lobisine sırtını yaslayanların sırtı yere gelmez. Bunu hep birlikte göreceğiz. Şimdi sırada ödüllerle Fatih Akı'nın dünyaya nasıl pazarlandığını göreceğiz. 

Halil Fehmi Dağ
7 Ekim 2017 Heidelberg

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder