Erdoğan,
Almanya ve Hollanda Sürtüşmesi
Referandumdan
Evet çıkmayacağını anlayan AKP ve Erdoğan'ın imdadına önce
Almanya sonrasında Hollanda yetişti. AKP'li bakanların ülkelerinde
propaganda amaçlı girmelerine izin vermedi bu iki ülke.
Sonrasında, ikinci bir ONE MİNUTE benzeri olaylara tanıklık
ettik. Bir devlet yönetme kültürüne, bilgi ve hoşgörüsüne
sahip olmayan devlet yetkililerinin gereksiz söylem, tehdit, küçük
düşürücü sözler sarfetmesi ile yoz bir siyaset arenasında
bulduk kendimizi. Devletlerin en üst kademesinde başlayan bu
gerilim sokaktaki sıradan bir insanın bile tek sorunu haline geldi.
Sıfır sorunla göreve başlayan AKP hükümeti neden her zora
düştüğünde hemen bir ülke ile siaysi sorun polimiğine giriyor.
Komşularımızla yaşanan sorunlar yetmezmiş gibi düşürülen Rus
uçağı sonrasında Rusya ile siyasi bir sorun yaşadık. Bu
sorunlara dün Almanya bugün ise Hollanda dahil oldu. Peki yarın
sırada hangi ülke var. Sırada Fransa, Belçika, İngiltere,
Danimarka vb gibi ülkeler hazır bekliyor. Bu tür polimiklerle
AKP'ye enerji takviyesi yapılıyor bu şekilde ki devletler arası
yapılan siyasi söylem savaşlarıyla. Erdoğan kaybediyor zira
Erdoğanın kaybetmesi demek, bu iki ülkenin, AB'nin, emperyalizmin
ve siyonizmin kaybetmesi anlamına gelmektedir. Parçalanmış bir
Türkiye'nin hayali içinde olan bu ülkelerin AKP'li bakanlara
ülkelerine girme yasağı getirerek yapmak istedikleri aslında
nedir?
İsterseniz bir hafızamızı tazeleyelim. Tarihler 18 Şubat 2017 Başbakan Yıldırım Merkel ile bir görüşme yaptı.Yeni posta gazetesi haberine göre; 'Başbakan Yıldırım, 53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı’na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Almanya’da mevkidaşı Merkel ile kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.
İsterseniz bir hafızamızı tazeleyelim. Tarihler 18 Şubat 2017 Başbakan Yıldırım Merkel ile bir görüşme yaptı.Yeni posta gazetesi haberine göre; 'Başbakan Yıldırım, 53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı’na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Almanya’da mevkidaşı Merkel ile kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.
Münih’teki Bayerischer Hof Oteli’nde basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 50 dakika sürdü.Toplantıda, AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın ile diğer yetkililer de yer aldı.' Basına kapalı yapılan bu toplantıda neler konuşuldu ne tür planlar yapıldı hiç bilinmiyor. Ama 18 Mart'tan sonra yaşanan olaylar ise Türkiye'yi sarsacak cinsten.
Bu toplantı sonrasında ise Almanya ile siyasi ortam birden gerildi. 2 Mart'ta Gaggenau şehrinde Bekir Bozdağ'ın yapacağı toplantı iptal edildi. Dakikalar sonra AKP'li Nihat Zeybekçi'nin Köln de yapacağı toplantının da iptal edildiğini öğrendik. 6 Mart'ta Enerji bakanı Tener Yıldız'ın toplantısıda iptal edildi. 7 Mart'ta Dışişleri bakanı Mevlüt Cavuşoğlu'nun Hamburg da yapacağı toplantıda iptal edildi. Merkel ile yapılan basına kapalı toplantı sonrasında arka arkaya yaşanan bu siyasi kriz sizce nedir? Yapılmak istenen ve amaç nedir? Bizler Almanya'ya esip gürlerken yani bu siyasi oyunun bilinçsiz figüranları olurken 4 Mart'ta Petrol Ofisi Hollandalı Vitol gruba satıldı. 6 Mart'ta ise THY ve Halkbank varlık fonuna aktarıldığını öğrendik. Almanya ile oluşturulan bu kargaşada bunları göremedik. 4 Mart'ta Petrol ofisinin Hollandaya satıldığı gün, Hollanda Türk yetkililerinin Rotterdam şehrinde 11 Mart'ta düzenleyeceği toplantığı iptal ettiklerini açıkladı. Reuters'a konuşan Hollanda hükümetinden bir yetkili, kararın en kısa sürede Ankara'ya iletileceğini söyledi. Birileri bizimle ciddi bir şekilde dalga geçiyor ve oyuna getiriyor.
Gelin
önce bu ülkelerde ki seçmen yapısına ve AKP'nin aldığı oy
oranına bakalım. Almanya'da 1 Kasım seçimlerinde seçmen sayısı
1.411.198
kişi olup 575.564
kişi oy kullanmıştır. AKP'nin aldığı oy %59.70 yaklaşık
340 bin oy. Hollanda genelinde ise seçmen sayısı 245.523
kişi ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde 114.555
kişi oy kullanmıştır.AKP'nin oranı %69,66 dır. Yani 78.793
kişi AKP'ye Hollanda da oy vermiştir. Bu seçimlerde gerek AKP ve
HDP çok organizeli çalışmış, daha önce tespit ettikleri
taraftarlarını seçim zamanı kiraladıkları otobüslerle oy
kullanmaları için sandıklara taşımıştır. Yani AKP ne kadar bu
iki ülke ve diğer ülkelerde propaganda yaparsa yapsın bu oy
oranlarını yükseltmesi mümkün değildir. Peki bu oy oranını
yükseltmek için ne yapılmalıdır. Devletler arasında
çıkarılacak bir siyasi gerilim sonrasında, bu ülkelerde yaşayan
muhafazakar Türklerin milliyetçiliği yükseltilecek ve yapılacak
olan referanduma katılımı çoğaltacak ve bu kesimin EVET yönünde
oy kullanmalarına neden olacaktır. Almanya'da Mhp, Saadet, Bbp vb
partilerin oy oranı yaklaşık 50 bin kişi, Hollanda da ise bu
partilerin oy oranı yaklaşık 15 bin kişidir. Tüm AB ülkelerini
ele aldığımızda Akp'nin oy oranı yaklaşık 600 bin kişidir.
Almanya ve Hollanda ile yaşanan bu siyasi gerilim, AB ülkelerinde
yaşayan Türklerin milliyetçilik duygularını alevlendirmekte ve
diğer küçük partilerin oylarının AKP'ye kaydırmaktadır ve
AKP'nin oy oranı 1 milyon sınırlarına gelmektedir. Erdoğan'a
bundan daha güzel bir destek verilebilir mi? Siyasi arenada savaşan
filler lakin arka tarafta Türkiye'yi nasıl yok edeceğiz planları
yapanlar değil midir?
Gelin birde olaya Avrupa
Birliği açısından daha genel bakalım bu süyasi gerilime. AB
sürecinin Türkiye'yi ve Türkleri kandırma, oyalama ve amaçlananın
çok farklı olduğu bilinmektedir. Bir oyalamacadır gidiyor yok AB
ye gireceğiz, yok vizesiz dolaşım hakkı alacağız gibi suni
kandırmalar sonrasında AB bizlere ağır yaptırımlar ve şartlar
sunarak bizi tuzağa düşürüyor.
AB
sürecinde Türkiye'de bütün mevzuatın elden ve gözden
geçirilmesi, özgürlük yönünden sorun yaratan maddeler varsa
bunların düzeltilmesi öne sürüldü ve bütün yasalar masaya
yatırıldı. Yasalar bugüne kadar AB nin isteği doğrultusunda
değiştirildi. Bizler AB ye gireceğiz daha mesut ve bahtiyar
olacağız havasıyla sevinirken AB'nin Türkiye'nin parçalanması
ve sömürgeleştirilmesine yönelik taleplerini tam idrak edemedik.
Ama tamda AB'nin istediği şeyler gerçekleşti Türkiye'de. Türkiye
uluslararası ilişkilerde saygınlığını ve gücünü yitirdi,
Türkiye'nin ekonomisi zayıflatıldı ve hatta çökertildi,
insanlarımız çaresizlik içinde etnik kimliğe sarıldı, tarikat
ve cemaatlerin kucağına düştü, alım güçleri düşürüldü,
can korkusu yaşamaya ve can güvenliğinin olmadığı algısı
yaratıldı, bir paket makarnaya bir çuval kömüre muhtaç hale
getirilip, yandaş medyanın yaptığı algı operasyonları
sonucunda etkisiz tepkisiz bir ülke konumuna getirildik. Yani AB'nin
asıl amacı ülkeyi zayıflatmak, insanlarımızı ayrıştırmak ve
birbirine karşı saflaştırmaktır. Ve bu isteklerini kiminle
yaptı. AKP ve Erdoğan ile yaptı. Türkiye AB kapısında
bekletilerek, ekonomik olarak sömürmek ve emperyalizm ile
Türkiye'yi parçalanabilir bir hale getirilmiştir. Bu istekleri de
BAŞKANLIK sistemi şeklinde karşımıza çıkmıştır. Halkımiz
Evet/Hayır arasına sıkıştırılmıştır. AB Türkiye'ye
sunulmuş en sinsi oyundur aslında. Talepleri ağırdır ve
Türkiye'nin uluslarası ilişkilerinin zayıflatılması, Türkiyenin
bölgesel güç olmasının engellenmesi, uluslararası düzeyde
ülkemizin itbarının zedelenmesidir. Almanya ve Hollanda'nın
yaptığı sizce bu saydığımız özellikler değil midir? Ayrıca
bu AB'nin kıbrıs ve ege adaları konularındaki talepleri, Ermeni
soykırımına ilişkin talepleri ve Türkiyenin bir bölümünü
Ermenistan'a vermeyi amaçladığı unutulmamalıdır. Patrikhane ve
Heybeliada Ruhban okuluna ilişkin talepler ile, devletimizin laik
yapısına darbe indirmek ve cemaat ve tarikatlara dayalı
bölünmelere teşvik ederek ülkemiz sınırları içinde Vatikan
türü bir yapılanmanın kapısını açmaktadır. AB Türkiyede ki
etniksiteleri birer azınlık gibi göstermekte ve onlara çeşitli
kültürel hak ve özgürlükler verme çabasındadır. AB'nin gerçek
amacı Türkiye'nin ulus devlet yapısını ve bütünlüğünü
bozmak, parçalamak, insanlarımızı birbirine düşürmek ve
topraklarımızda eyaletler yaratmaktır. 94 yıllık Türkiye
Cumhuriyetini bitirmek ve 100 yıllık Sevr hayallerine kavuşmaktır.
Bu bağlamda AB'nin Sevr den farkı yoktur. AB'nin koruyup kolladığı
Erdoğan saydığımız bu şartları bu zamana kadar yerine
getirmedi mi? AB ne istediyse Erdoğan yapmadı mı? Erdoğan 15
yıldır Türkiye'yi AB'nin istediği noktaya getirmedi mi? Tüm
bunları gözönünde bulundurduğumuzda, Almanya, Hollanda ve
Erdoğan arasında tamda kritik bir referandum öncesinde yaratılan
bu gereksiz siyasi sürtüşme sizce ne kadar inandırıcı. Bu
siyasi sürtüşme referandum sürecinde sıkıntıya giren Erdoğan'a
verilen bir dopingdir. Bu siyasi sürtüşme Erdoğan'a fayda
sağlamakta ve güçlenmesine neden olmaktadır. Bu siyasi
sürtüşmenin tek kaybedeni Türkiye, Türkiye ekonomi ve
Türklerdir. Türkiye uluslararası arenada itibarsızlaştırılmakta,
turizm sektörümüze ağır darbe vurulmakta ve yurtdışında
yaşayan vatandaşlarımıza yönelik yapılan ırkçı ve
ötekileştirici yayınlarla yurtaşlarımız yurt dışında hedef
hale getirilmektedir.
Canım
ülkem ve yurttaşlarım oyunun bir parçası olmayın, inadına bir
olun güçlü olun. Daha fazla ayrıştırılmaya ve
ötekileştirilmeye fırsat vermeyin.
12
Mart 2017 Heidelberg