Bir
Cumhuriyet düşmanı zaman içinde değişime uğratılarak
Cumhuriyetçi hatta Laik olabilir mi?
Şaşırmayınyaşadığımız
ülke Türkiye ise olur. Zira Türkiye'de o kadar çok acayip şeyler
oluyor ki...
29
Ekim 2017 Cumhuriyet bayramından bir kaç gün evvel güzel ülkemin
güzel şehri İzmir'deydim. Bir kırtasiyede paylaştığım
fotoğrafta görüldüğü gibi bir çocuk dergisi gördüm. Birileri
Said-i Kürdi'ye sevimli bir kılıf giydirmiş ve çocuk dergisinin
(Can Kardeş) kapağına resmini koyarak 'Dindar Cumhuriyetçi'
başlığını atıvermişti. Çocuk dergisinde İngiliz ajanı Said
Kürdi, resimli hikaye olarak anlatılıyor. Dergide renkli
düşünceler köşesinde Bediüzzaman Dede olarak tanıtılıyor
İngiliz ajanı. Resimlerde de görüldüğü gibi Said Kürsi eski
bir cumhuriyetciymiş. Yeni nesillerin beyni resmen yıkanıyor. Bir
çocuk dergisinde bir cumhuriyet düşmanı ve ingiliz ajanının
Cumhuriyetçi olarak gösterilmesi ülkenin getirildiği noktanın
vehametini gösteriyor.
Sadece
çocuk dergisiyle kalınmıyor. Biliyoruz ki yandaş medya bile her
Cumhuriyet bayramını kendi manşetlerinde Said-i Kürdi'nin
Cumhuriyetçi oluşunua dair haberlerle karşılıyor. Yeni Asya'nın
geçen yıl ki manşetinden verilen haberi hatırlıyor musunuz? 29
Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajını Said Nursi ile veren Yeni Asya,
"Said
Nursi’nin Cumhuriyet mesajları ilanının 93. yılında hâlâ
anlaşılmayı bekliyor."diye
yazdı. Nursi'nin Cumhuriyet ilan edilmeden önce Cumhuriyet'i
savunduğunu öne süren gazete,
"Bediüzzaman
Said Nursî, Cumhuriyet ilân edilmeden önce, daha II. Meşrûtiyet
yıllarında ortaya koyduğu ve sonraki dönemlerde de devam
ettirdiği düşüncelerle 'cumhuriyetçi' olduğunu göstermişti"
ifadelerini
kullandı. Haberinde laikliği de savunan gazete, Said Nursi'ye ait
olduğunu belirttiği, "Eğer
laik cumhuriyeti soruyorsanız, ben biliyorum ki, laik mânâsı,
bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve
sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da
ilişmez bir hükûmet telâkki ederim." şeklindeki
mesajı yayımladı.
Bugün
paralel yapı ve terör örgütü olarak lanse edilen Gülen
hareketinin fikir babasıdır Said-i Kürdi. Cemaate karşı her
türlü suçlama ve tutuklamalar gerçekleştiriliyor ve terör
örgütü ilan edilerek mal varlıklarına el konuluyor. Peki bu
oluşumun fikir babası kim? İngiliz ajanı Said-i Kürdi. Bu
oluşumun fikir babası neden araştırılmıyor, sorunun kaynağına
neden inilmiyor ve problem kökten neden temizlenmiyor. Cemaati
terör örgütü ilan edenler fikir babalarını serbestçe ülke
içinde yayılmasına, konuşulmasına hatta sempati ve taraftar
toplamasına izin veriliyor. Çocuk dergilerine Cumhuriyetçi olarak
yazılarak çocuklarımız kandırılıyor. Kandırılan bu nesiller
büyüdükleri zaman bir Cemaat kurarlarsa ve bizler yeni bir Cemaat
terörü ile karşılaşırsak ne olacak. Maya aynı bunların olmama
ihtimali yok. Sen uzantısını terör örgütü ilan et ama mayasına
dokunma ve yeni nesillerin zehirlenmesine göz yum. Bu olacak şey
mi? Terör örgütü dediğin Gülen cemaati Said-i Kürdi'nin
fikirleriyle hareket etmiyor mu? Açtıkları okullarda, ışık
evlerinde Said-i Kürdi'nin kitapları okunmuyor mu satışı
yapılmıyor mu? Amaç bataklığı kurutmak değil bilakis halkı
kandırmak ve oyalamaktır. Zaten günümüzde kutsal kitabımız
Kuran-ı Kerim den çok Risali Nurların reklamı yapılmıyor mu?
Duruma bu noktadan bakıldığında bile yapılanların sözde Cemaat
ile mücadele bir senaryodan ibaret olduğunu gösteriyor. Halk bu
sözde mücadale ile ayrıştırılıyor, kin ve nifak tohumları
ekiliyor.
Peki
çocuklarımıza Cumnuriyetçi olarak tanıtılmak istenen, Bütün
yazılı eserlerinde "Kürt"
ve
"Kürdistan"
kelimelerini
kullanan ve İngiliz emperyalizminin desteğiyle kurulması planlanan
"Bağımsız Kürdistan" projesinin en büyük
savunucularından birisi olmuş
ve Ey
efendiler!
Ben,
herşeyden evvel Müslümanım ve Kürdistan’da dünyaya geldim
diyen
Said-i Kürdi kimdir?
15
Şubat 1919
'da Said-i Kürdi,
Mustafa
Sabri ve İskilipli Atıf hoca birlikte Cemiyet-i
Müderrisi kurdular. Daha sonra bu derneğin adı İslam Kurtuluş
Derneği olarak değiştirilir ve başkanlığına da İskilipli
Atıf Hoca getirilir. Bu derneğin asıl amacı İngilizlerle
ortaklık yaparak bir islam devleti kurmaktı. Ulusal mücadele
başladığında bu kişi ve dernekler ulusal savaşa karşı
çıktılar. Hatta bu dernek Padişah Vahdettin ve Mustafa Sabrinin
ortak imzası ile Atatürk'ün ve Anadoluda emperyalizme karşı
direnenlerin öldürülmesinin dinsel bir görev olduğunu belirten
fetva yayınladılar. (Zübeyde'nin Sarı Paşası Atatürk cilt 1,
s.50) )Bu fetvaları yunan uçakları ile anadolu halkının üzerine
atarak halkı milli mücadelecilerin karşısında olmaya davet
ettiler. Kurtuluş Savaşımıza karşı faaliyet yürüten ve dış
güçlerce beslenen Kürt Teali Cemiyeti'nin iki numaralı üyesi
olan Said-i Kürdi,"Kürdistan"
başta
olmak üzere pek çok Kürtçü dergi ve gazetede, bir kısmı da
tamamen Kürtçe olarak yazdığı yazılarında, "Ey
Selahattin Eyyubi'nin torunları arslan Kürtler uyanın"
diyerek
Kürtleri ayaklanmaya çağırmıştır. Düşünün daha ilk
derneği ile İngilizlerin boyunduruğuna giren ingiliz hayranı
Said-i Nursi nasıl Cumhuriyetçi olur. Said-i Kürdi, Cumhuriyet'in
ilanından sonra da faaliyetlerini sürdürmüş ve 1925'te
İngilizlerle Musul için görüşmeler yaptığımız bir dönemde,
Şeyh Sait'le birlikte isyan etmiş ve Türk devleti, İngiliz
destekli bu isyanla uğraşırken, Türk yurdu Musul'u masa başında
İngilizlere bırakmak zorunda kalmıştır.
İşte
bu olaydan sonra Said-i Kürdi azılı bir Atatürk ve Cumhuriyet
düşmanı olup çıkmıştır.
Atatürk
için ise ağza alınmayacak söylemlerde bulunmuştur Said-i Kürdi.
Mustafa kemal Deccal diyen, milli mğücadeleyi yok sayan ve
ingilizlerle işbirliğinden kaçınmayan bir kürt milliyetçisidir
Said-i Kürdi.
Bakınız ne diyor;
Ben
de o garazkarlara derim ki:
Ölmüş gitmiş ve dünyadan ve hükumetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadis-i şerifin ihbarıyla Kur'ân a zararlı öyle bir adam çıkacak dediğimi ve sonra Mustafa Kemal o adam olduğunu zaman gösterdi. Mustafa Kemal ve İsmet’in verdikleri karar, Türk milletini İslâmiyet ve din cihetinden öldürmek kararıdır diyor.
Ölmüş gitmiş ve dünyadan ve hükumetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadis-i şerifin ihbarıyla Kur'ân a zararlı öyle bir adam çıkacak dediğimi ve sonra Mustafa Kemal o adam olduğunu zaman gösterdi. Mustafa Kemal ve İsmet’in verdikleri karar, Türk milletini İslâmiyet ve din cihetinden öldürmek kararıdır diyor.
Said-i
Kürdi, “...Lozan
Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına
rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve
Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden
ve Hadis– Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi
olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa
Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı Süfyan’ dediğimizi
(...)”(Emirdağ
Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya
Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır,
Ayrıca Müdafaalar, 226–227)
Bunları
çoğaltamak mümkün. Esasen bizler Said-i Kürdi'nin takipçisi
cemaatin bugün hem AKP'yi hem de PKK'yı desteklediğini görmeliyiz.
Ayrıca, Kürt-İslamcı güçler; Said-i Kürdi ve Şeyh Sait'in
çocukları, bugün aynı ihanet cephesinin içinde Atatürkçülere
ve Türk milletine savaş açmaktadırlar.
Türk
milleti aradan geçen seksen yılın sonunda Atatürk ve Cumhuriyet
düşmanı Kürt-İslamcı güçlerin yeni bir ayaklanması ile karşı
karşıyadır. Her kale din tacirleri tarafından işgal edilmiştir.
1920'lerde
Türk milletini yok etmek için Batılı emperyalistlerin desteği
ile ayaklanan Said-i Kürdi'nin çocukları, yine batının desteği
ile iktidarı ele geçirmiş ve bu yetkinin verdiği cüretle bir
kez daha aynı kanlı ihanet senaryosunu hayata geçirmek
niyetindedirler.
Yandaş
medya ile bizlere sunulan danışıklı dövüşleri daha doğru ve
akılcı izlemeli ve oynanan oyuna dahil olmamalıyız. Fetö ile
mücadele adı altında Ülkemiz yok ediliyor. Yarattıkları sünni
sorunlarla bizleri oyalıyor ve kandırıyorlar. Daha 1 Ekim'de 11.
Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumuna gönderdiği mesajda
Erdoğan: Son yıllarda yaşadığımız
acılar, bize dinimizin sahih kaynaklardan ve muteber alimlerden
öğrenilmesi gerektiğini göstermiştir.
Yaşadığı onca sürgüne ve baskıya rağmen “Hakk’a,
Halka, Kur’an’a hizmet davası”ndan asla taviz vermeyen
Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı, bu bakımdan önemli bir
örnektir. Üstadın dediği gibi “Sevdası büyük olanın
imtihanı da büyük olur.” demiştir.Said-i Kürdi Cumhuriyetçiymiş buna kendileri bile inanmıyor. Bakınız Mart 2014 de Başbakan Erdoğan Isparta'da Said-i Kürdi'yi nasıl anlatıyor. "Said Nursi, CHP zulmünü en ağır şekilde yaşadı. Sürgünden sürgüne gitti, hapishaneden hapishaneye gönderildi, zehirlenmek istendi, öldürülmek istendi, ama asla boyun eğmedi, CHP karşısında asla diz çökmedi, CHP ile asla işbirliği yapmadı.
Nedense bir kahraman haline getirilmek isten Saidi Kürdi milli mücadeleye verdiği zararları ve ingilizlerle yaptığı iş birliğine kimse değinmiyor. Fakat Atatürk'ün kurduğu ve bizlere armağan ettiği CHP'nin Said-i Nursi'ye yaptığı asılsız zülmden bahsediyor.
Gün Amerikan ve empeyalist işbirlikçilerin yalan dolan senaryolarına karşı bir araya gelme günüdür. Daha fazla kandırılmaya dur deme günüdür. Saidi Kürdi kim Cumhuriyetçi olmak kim.
3 Kasım 2017 Heidelberg



