3 Kasım 2017 Cuma

Said-i Kürdi kim Cumhuriyetçi olmak kim ?

Bir Cumhuriyet düşmanı zaman içinde değişime uğratılarak Cumhuriyetçi hatta Laik olabilir mi?
Şaşırmayınyaşadığımız ülke Türkiye ise olur. Zira Türkiye'de o kadar çok acayip şeyler oluyor ki...
29 Ekim 2017 Cumhuriyet bayramından bir kaç gün evvel güzel ülkemin güzel şehri İzmir'deydim. Bir kırtasiyede paylaştığım fotoğrafta görüldüğü gibi bir çocuk dergisi gördüm. Birileri Said-i Kürdi'ye sevimli bir kılıf giydirmiş ve çocuk dergisinin (Can Kardeş) kapağına resmini koyarak 'Dindar Cumhuriyetçi' başlığını atıvermişti. Çocuk dergisinde İngiliz ajanı Said Kürdi, resimli hikaye olarak anlatılıyor. Dergide renkli düşünceler köşesinde Bediüzzaman Dede olarak tanıtılıyor İngiliz ajanı. Resimlerde de görüldüğü gibi Said Kürsi eski bir cumhuriyetciymiş. Yeni nesillerin beyni resmen yıkanıyor. Bir çocuk dergisinde bir cumhuriyet düşmanı ve ingiliz ajanının Cumhuriyetçi olarak gösterilmesi ülkenin getirildiği noktanın vehametini gösteriyor.
Sadece çocuk dergisiyle kalınmıyor. Biliyoruz ki yandaş medya bile her Cumhuriyet bayramını kendi manşetlerinde Said-i Kürdi'nin Cumhuriyetçi oluşunua dair haberlerle karşılıyor. Yeni Asya'nın geçen yıl ki manşetinden verilen haberi hatırlıyor musunuz? 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajını Said Nursi ile veren Yeni Asya, "Said Nursi’nin Cumhuriyet mesajları ilanının 93. yılında hâlâ anlaşılmayı bekliyor."diye yazdı. Nursi'nin Cumhuriyet ilan edilmeden önce Cumhuriyet'i savunduğunu öne süren gazete, "Bediüzzaman Said Nursî, Cumhuriyet ilân edilmeden önce, daha II. Meşrûtiyet yıllarında ortaya koyduğu ve sonraki dönemlerde de devam ettirdiği düşüncelerle 'cumhuriyetçi' olduğunu göstermişti" ifadelerini kullandı. Haberinde laikliği de savunan gazete, Said Nursi'ye ait olduğunu belirttiği, "Eğer laik cumhuriyeti soruyorsanız, ben biliyorum ki, laik mânâsı, bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim." şeklindeki mesajı yayımladı.
Bugün paralel yapı ve terör örgütü olarak lanse edilen Gülen hareketinin fikir babasıdır Said-i Kürdi. Cemaate karşı her türlü suçlama ve tutuklamalar gerçekleştiriliyor ve terör örgütü ilan edilerek mal varlıklarına el konuluyor. Peki bu oluşumun fikir babası kim? İngiliz ajanı Said-i Kürdi. Bu oluşumun fikir babası neden araştırılmıyor, sorunun kaynağına neden inilmiyor ve problem kökten neden temizlenmiyor. Cemaati terör örgütü ilan edenler fikir babalarını serbestçe ülke içinde yayılmasına, konuşulmasına hatta sempati ve taraftar toplamasına izin veriliyor. Çocuk dergilerine Cumhuriyetçi olarak yazılarak çocuklarımız kandırılıyor. Kandırılan bu nesiller büyüdükleri zaman bir Cemaat kurarlarsa ve bizler yeni bir Cemaat terörü ile karşılaşırsak ne olacak. Maya aynı bunların olmama ihtimali yok. Sen uzantısını terör örgütü ilan et ama mayasına dokunma ve yeni nesillerin zehirlenmesine göz yum. Bu olacak şey mi? Terör örgütü dediğin Gülen cemaati Said-i Kürdi'nin fikirleriyle hareket etmiyor mu? Açtıkları okullarda, ışık evlerinde Said-i Kürdi'nin kitapları okunmuyor mu satışı yapılmıyor mu? Amaç bataklığı kurutmak değil bilakis halkı kandırmak ve oyalamaktır. Zaten günümüzde kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim den çok Risali Nurların reklamı yapılmıyor mu? Duruma bu noktadan bakıldığında bile yapılanların sözde Cemaat ile mücadele bir senaryodan ibaret olduğunu gösteriyor. Halk bu sözde mücadale ile ayrıştırılıyor, kin ve nifak tohumları ekiliyor.

Peki çocuklarımıza Cumnuriyetçi olarak tanıtılmak istenen, Bütün yazılı eserlerinde "Kürt" ve "Kürdistan" kelimelerini kullanan ve İngiliz emperyalizminin desteğiyle kurulması planlanan "Bağımsız Kürdistan" projesinin en büyük savunucularından birisi olmuş ve Ey efendiler! Ben, herşeyden evvel Müslümanım ve Kürdistan’da dünyaya geldim diyen Said-i Kürdi kimdir?

15 Şubat 1919 'da Said-i Kürdi, Mustafa Sabri ve İskilipli Atıf hoca birlikte Cemiyet-i Müderrisi kurdular. Daha sonra bu derneğin adı İslam Kurtuluş Derneği olarak değiştirilir ve başkanlığına da İskilipli Atıf Hoca getirilir. Bu derneğin asıl amacı İngilizlerle ortaklık yaparak bir islam devleti kurmaktı. Ulusal mücadele başladığında bu kişi ve dernekler ulusal savaşa karşı çıktılar. Hatta bu dernek Padişah Vahdettin ve Mustafa Sabrinin ortak imzası ile Atatürk'ün ve Anadoluda emperyalizme karşı direnenlerin öldürülmesinin dinsel bir görev olduğunu belirten fetva yayınladılar. (Zübeyde'nin Sarı Paşası Atatürk cilt 1, s.50) )Bu fetvaları yunan uçakları ile anadolu halkının üzerine atarak halkı milli mücadelecilerin karşısında olmaya davet ettiler. Kurtuluş Savaşımıza karşı faaliyet yürüten ve dış güçlerce beslenen Kürt Teali Cemiyeti'nin iki numaralı üyesi olan Said-i Kürdi,"Kürdistan" başta olmak üzere pek çok Kürtçü dergi ve gazetede, bir kısmı da tamamen Kürtçe olarak yazdığı yazılarında, "Ey Selahattin Eyyubi'nin torunları arslan Kürtler uyanın" diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırmıştır. Düşünün daha ilk derneği ile İngilizlerin boyunduruğuna giren ingiliz hayranı Said-i Nursi nasıl Cumhuriyetçi olur. Said-i Kürdi, Cumhuriyet'in ilanından sonra da faaliyetlerini sürdürmüş ve 1925'te İngilizlerle Musul için görüşmeler yaptığımız bir dönemde, Şeyh Sait'le birlikte isyan etmiş ve Türk devleti, İngiliz destekli bu isyanla uğraşırken, Türk yurdu Musul'u masa başında İngilizlere bırakmak zorunda kalmıştır.

Said-i Kürdi 31 Mart ayaklanmasında "biraderim" dediği ve aynı örgüte mensup olduğu Derviş Vahdeti ile birlikte, arkasına İngiliz emperyalizminin desteğini alarak isyan etmiş, Mustafa Kemal'in Kurmay Başkanı olduğu Hareket Ordusu tarafından yenilgiye uğratılınca da yargılanıp Isparta'ya sürgüne gönderilmiştir.
İşte bu olaydan sonra Said-i Kürdi azılı bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olup çıkmıştır.

Atatürk için ise ağza alınmayacak söylemlerde bulunmuştur Said-i Kürdi. Mustafa kemal Deccal diyen, milli mğücadeleyi yok sayan ve ingilizlerle işbirliğinden kaçınmayan bir kürt milliyetçisidir Said-i Kürdi. Bakınız ne diyor;
Ben de o garazkarlara derim ki:
Ölmüş gitmiş ve dünyadan ve hükumetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadis-i şerifin ihbarıyla Kur'ân a zararlı öyle bir adam çıkacak dediğimi ve sonra Mustafa Kemal o adam olduğunu zaman gösterdi. Mustafa Kemal ve İsmet’in verdikleri karar, Türk milletini İslâmiyet ve din cihetinden öldürmek kararıdır diyor.
Said-i Kürdi, ...Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden ve Hadis– Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı Süfyan’ dediğimizi (...)”(Emirdağ Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226–227)

Bunları çoğaltamak mümkün. Esasen bizler Said-i Kürdi'nin takipçisi cemaatin bugün hem AKP'yi hem de PKK'yı desteklediğini görmeliyiz. Ayrıca, Kürt-İslamcı güçler; Said-i Kürdi ve Şeyh Sait'in çocukları, bugün aynı ihanet cephesinin içinde Atatürkçülere ve Türk milletine savaş açmaktadırlar.
Türk milleti aradan geçen seksen yılın sonunda Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Kürt-İslamcı güçlerin yeni bir ayaklanması ile karşı karşıyadır. Her kale din tacirleri tarafından işgal edilmiştir.
1920'lerde Türk milletini yok etmek için Batılı emperyalistlerin desteği ile ayaklanan Said-i Kürdi'nin çocukları, yine batının desteği ile iktidarı ele geçirmiş ve bu yetkinin verdiği cüretle bir kez daha aynı kanlı ihanet senaryosunu hayata geçirmek niyetindedirler.

Yandaş medya ile bizlere sunulan danışıklı dövüşleri daha doğru ve akılcı izlemeli ve oynanan oyuna dahil olmamalıyız. Fetö ile mücadele adı altında Ülkemiz yok ediliyor. Yarattıkları sünni sorunlarla bizleri oyalıyor ve kandırıyorlar. Daha 1 Ekim'de 11. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumuna gönderdiği mesajda Erdoğan: Son yıllarda yaşadığımız acılar, bize dinimizin sahih kaynaklardan ve muteber alimlerden öğrenilmesi gerektiğini göstermiştir.
Yaşadığı onca sürgüne ve baskıya rağmen “Hakk’a, Halka, Kur’an’a hizmet davası”ndan asla taviz vermeyen Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı, bu bakımdan önemli bir örnektir. Üstadın dediği gibi “Sevdası büyük olanın imtihanı da büyük olur.” demiştir.
Said-i Kürdi Cumhuriyetçiymiş buna kendileri bile inanmıyor. Bakınız Mart 2014 de Başbakan Erdoğan Isparta'da Said-i Kürdi'yi nasıl anlatıyor. "Said Nursi, CHP zulmünü en ağır şekilde yaşadı. Sürgünden sürgüne gitti, hapishaneden hapishaneye gönderildi, zehirlenmek istendi, öldürülmek istendi, ama asla boyun eğmedi, CHP karşısında asla diz çökmedi, CHP ile asla işbirliği yapmadı.
Nedense bir kahraman haline getirilmek isten Saidi Kürdi milli mücadeleye verdiği zararları ve ingilizlerle yaptığı iş birliğine kimse değinmiyor. Fakat Atatürk'ün kurduğu ve bizlere armağan ettiği CHP'nin Said-i Nursi'ye yaptığı asılsız zülmden bahsediyor.
Gün Amerikan ve empeyalist işbirlikçilerin yalan dolan senaryolarına karşı bir araya gelme günüdür. Daha fazla kandırılmaya dur deme günüdür. Saidi Kürdi kim Cumhuriyetçi olmak kim.

3 Kasım 2017 Heidelberg