28 Ocak 2017 Cumartesi

Donald Trump ABD'nin Erdoğan'ı Olabilir mi?

Trump ABD'nin Erdoğan'ı Olabilir mi?

Başkanlık seçimleri esnasında sanal alemde 'Papa Trump'a oy vermenizi istiyor' gibi paylaşımlar yapan Trump severler, amerikan halkını daha ilk başında din ile aldatma yoluna gitmiş ve bu durum büyük bir tepki çekmişti. Başkanlığı kazanmasının ardından değişik şehirlerde düzenlenen protestolarda halk '"Benim Başkanım değil" sloganları attı. Özellikle New York şehrindeki Trump Towers önünde düzenlenen protestolarda `New York senden nefret ediyor, Biz seçilmiş başkanı redediyoruz`` sloganıyla halk tepkisini göstererek net tavrını koydu.
20 Ocak 2017'de Washington'da daha önceki yemin törenlerine oranla daha sönük ve daha az amerikalının katılımıyla gerçekleştirilen yemin töreninin ardından ABD'nin 45. başkanı olan Obama'dan görevi devraldı.
Hiç zaman kaybetmeyen Donald Trump Obama'dan bayrağı teslim alır almaz seçim döneminde vaat ettiklerini hayata geçirmeye başladı. Daha ilk icraatlarıyla gerek amerikalıların ggerekse dünyanın dikkatini üzerine çekmeyi başardı. Şeçim döneminde ırkçı söylemleri ile çok tartışılan ve başkanlığı kazandıktan sonra, Trump neredeyse ABD'nin tamamında protesto edilmişti.
Abd'nin en zengin kabinesini oluşturmakla göreve başlayan Trump, bu görkemli kabinesini zenginler, beyazlar, yahudi ve yahudi kuruluşlarına yakın isimlerle oluşturdu.

ABD başkanlık seçim çalışmaları döneminde yani ağustos 2016'da kuzey ABD topraklarında (Dakota Access ve Keystone xl boru hattı), kızılderili rezervasyonu (kızılderili toplama kampları) topraklarında geçirilmek istenen petrol boru hattına kızılderiler karşı çıkmış ve protestolar düzenlenmiştir. Kızılderiler ABD'nin kendilerine verdiği toprakları çeşitli projelerle gaps ettiklerini ve geçirilmek istenen boru hattı üzerinde kutsal kabul ettikleri mezarlarının ve su kaynaklarının bulunduğu ve bunların zarar göreceğini savunarak projenin durdurulmasına dair süreli eylemler başlatmışlar ve Obama yönetimi projede geri adım atmıştır. O dönemde boru hattında Trump'ın da hissesinin olduğu basına sızmış ve yapılan başkanlık seçimlerimde kızılderililer oy kullanmamayı tercih etmiştir. Normalde de kzılderililer arasında oy kullanımı çok düşüktür. Başkan Trump iki boru hattına ait kararnameleri 25 Ocak'ta 2017'de imzaladı. Trump 'Şu andan itibaren ABD'de boru hatları döşemeye başlayacağız... Tıpkı eski günlerde döşediğimiz gibi' dedi. Başkan Trump seçimi kazandıktan sonra New York şehrinde ki Trump Towers'ın önünde yapılan protestolara destek veren kızılderililerden öcünü bir nebze almış oldu. Gelecek günler kızılderilerin daha ciddi eylemlere imza atacağı ve tansiyonun yükseleceğini gösteriyor.

Başkan Trump seçim çalışmaları döneminde Meksikalı göçmenlere karşı ırkçı söylemlerde bulunmuş, ABD ile Meksika arasına duvar öreceği sözünü vermişti. Bu Californiya eyaletin de öğrencilerin tüm şehirlerde sokağa çıkmasına ve `Irkçılığı desteklemiyoruz, Amerika göçmenlerle daha güclü.` solaganı atmasına neden olmuştu. Trump 25 Ocak 2017'de duvarın örülmesi ile ilgili kararnameye de imza attı. Konuyla ilgili Trump 'Yarın ulusal güvenlikle ilgili büyük bir gün planladık. Başka bir çok şeyin yanında duvarı da inşa edeceğiz. Amerika, bugünden itibaren sınırlarının kontrolünü geri alıyor' ifadelerini kullandı. Ayrıca Trump'ın Meksika'nın kesinlikle duvarın maliyetinin hepsini ödeyeceğini belirtti. Meksika Cumhurbaşkanı Enrique Pena Nieto ise duvar için ödeme yapmayacağını açıkladı. Trump'ın Amerikasını görüldüğü üzere kuzeyde olduğu gibi güneyde de sorunlu günler bekliyor. Trump'ın Meksika sınırına örmek istediği duvar, İsrail'in Kudüs'e ördüğü duvara ne kadar çok benziyor.
Gelelim Trump'ın tepki çeken bir başka vaadine, İsrail büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma sözü. Trump'ın Amerika başkanlığına resmen başlamasıyla birlikte işgal konutları projelerine ağırlık veren Siyonistler, son olarak Kudüs'e 143 konutun inşa edeceklerini açıkladı. Siyonist işgalcilere ait internet haber siteleri, işgal belediyesinin onayladığı 143 konutun ilk aşamada yapılacağını belirterek, bunun yerleşkede inşa edilecek 900 konutluk projenin bir parçası olduğunu ifade ettiler. Ayrıca Trump seçim çalışmalarında İsrail'in resmi başkenti olan Tel Aviv'deki elçiliğini. İsrail'in işgal ederek gayri resmi başkent ilan ettiği Kudüs'e (Jerusalem) taşıma vaadini unutmayan Trump İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Israel Hayom gazetesine, ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Tabi ki Kudüs ile ilgili sözümü çok iyi hatırlıyorum. Tabi ki unutmadım ve biliyorsunuz ki ben verdiğim sözlerden vazgeçmeyen bir şahsiyetim." ifadelerini kullandı. "İsrail ile çalışmaya başlamak için sabırsızlanıyorum." şeklinde konuşan Trump Tel Aviv'de ki elçiliğini Kudüs'e taşıma kararıyla, 1967'den beri İsrail işgali altında bulunan doğu Kudüs İsrail'in başkenti olduğuna dair bir resmiyet kazanacak. Bakalım ABD'nin bu tutumunu sırasıyla hangi ülkeler izleyecek hep birlikte göreceğiz.

Başkanlık seçim çalışmasında müslümalara yönelik yaptığı ırkçı açıklamalarla da ciddi bir tepki toplayan Trump, seçimi kazandıktan sonra bu olayada el etti. Suriye, Irak, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen müslüman ülkelerden ABD'ye girişi 90 günlüğüne yasaklayan kararnameyi 27 Ocak 2017 de imzaladı. FBI 2015 yılına ait raporunda, ülkede Müslümanlara yönelik nefret olaylarının, bir önceki yıla göre yüzde 67 artış gösterdiği belirtilmişti.

Trump Amerikasında yeni sorunların temelleri atılıyor, halkı rahatsız edecek kararnameler imzalanıyor. Sorun geliyorum diyor. Trump'ın bu ayrıştırıcı tavrı ve kararları ABD'nin çoğunluğunu oluşturan göçmelerin bir araya gelmesine katkı sunacak mı hep beraber izleyeceğiz.


28 Ocak 2017 Heidelberg

26 Ocak 2017 Perşembe

Donald Trump ve Yeni Kapitalist Kabinesi

Donald Trump Amerikayı ve Dünyayı Yönetecek Kapitalist Takımını Oluşturdu. Bölüm 1

Amerikanın yeni başkanı yönetimini belirlendi. Dünya Trump ve yeni ekibiyle beraber yeni bir kaosa mı sürüklenecek. Bunu ancak yaşarak öğrenebileceğiz.

Almanya'dan göç etmiş bir yahudi olan Marcus Goldman tarfından kurulan Goldman Sachs, çokuluslu bir ABD yatırım bankasıdır. Damadı Samuel Sachs hisse senedini bulan kişidir. Amerika'nın yeni başkanı Trump,  Goldman Sachs firmasının Ceo su olan Gary Cohn'u kendisine ekonomi danışmanı yaptı. Gary Cohn'da yahudidir. Çevresinde agresif ve kendini beğenmiş birisi olarak tanınmaktadır. İş dünyasında yükselmesinin en önemli aktörleri kendisini destekleyen yahudi lobisidir. Cohn ''Jewis Federation of Palm Beach County'' yahudi federasyonunun üyesidir.

Der Spiegel haberine göre;
Goldman Sachs firmasında 25 yıl çalışan Gary Cohn "New York Times" göre, 285 milyon dolarlık dev bir tazminat aldı. Cohn parasının 65 milyon dolarını peşin alırken Goldman Sachs 940.908 hissesini veriyor ve bu hisselerin tutarın 220 milyon dolar.

Trump aynı zamanda Rex Tillerson'u dışişleri başkanı olarak görevlendirmiştir. Tillerson John D. Rockefeller kurduğu1882 de Standard Oil Company ile Exxon Mobil birleşmiştir. Esso ve Mobil benzin istasyonları bunlara aittir. Tillerson Exxon Mobil firmasından 180 milyon dolar tazminat almıştır.

Trump bu yeni kapitalist takımıyla dünyaya ne kadar huzur ve huzurluk verceğini ilerileyen dönemde göreceğiz.

Trump kendisine zengin beyaz ve çoğunluğu erkekten oluşan bir çalışma grubu kurdu. Bu grubu bir sonraki yazımda sizlere tanıtacağım.


26 Ocak 2017 Heidelberg

24 Ocak 2017 Salı

Uğur Mumcu'yu Ölüme Götüren Olaylar Zinciri

Ben her 24 Ocak'ta gözlerimi kapattığımda 15 yaşındaki ben çıkar karşıma. Evet 24 ocak 1993 de ben 15 yaşındaydım ve televizyonu açtığımda insanlığımdan utandığım bir manzara ile karşılaştım. Ankarada bir sokakta bombayla bir araba patlatılmış, sokakta araba parçaları ve dahada acısı sokakta bir insanın parçaları vardı. Orada ağlayan bir kadın vardı ve ne olduğundan habersiz iki cocuk vardı. İnsanlığımızdan utanmamız gereken, insanlığımızı sorgulamamız gereken herşey vardı. Dahada kötüsü bu parçalanmış insan, halkını bilgilendirmek adına çalışan emektar bir gazeteciydi, aydındı Uğur Mumcu'ydu. Uğur Mumcu ne hırsızdı, ne terörist, ne vatan haini, ne de din taciriydi. O sokakta cehalette bırakılmak istenen bir ülkenin üstüne oynana hain bir cinayet vardı.
Peki Uğur Mumcu'yu suikasta götüren olaylar zinciri neydi.
1. 1991'in Ocak ayında Makine Kimya Enstitüsü'ne gelen çok gizli mesajda 100 bin silahın seri numaralarının silinmesi istendi. Bu işlemin ardından silahları bir subay "Jitem komutanıyım" diyerek aldı. Silahlar, sınıra getirilmeden 1 gün önce 15 Ocak 1991'de, Jandarma Albay Durmuş Coşkun Kıvrak ve askerleri 700 PKK'lıyı sardı. Bu sırada "Geri çekilin" telefonu geldi. Çünkü silah sevkiyatının yapılması gerekiyordu. Söz konusu belgeyi bulan Albay Kıvrak, dosyayı Mumcu'ya ulaştırdı.

2. Mumcu'nun kendisine gelen bu belgeyi bazı yerlere bildirmesi hayatının en büyük hatasıydı.
3. 1993 yılının Ocak ayıydı. Uğur Mumcu hem Kürt Sorunu üzerinde çalışıyordu, hem de polis-mafya-siyaset arasındaki derin bağlantıları araştırıyor ve bunlarla ilgili yazılar yazıyordu.
4. Uğur Mumcu’nun en son kaleme aldığı yazı 7 Ocak 1993 tarihinde Cumhuriyet’te yayınlanan “Mossad ve Barzani” başlıklı yazısıdır.
5. 21 Ocak 1993 Perşembe Hikmet Cetinkaya söyle anlatiyor…
Uğur Mumcu ve Cüneyt Arcayürek, Ankara’dan İstanbul’a gelmişlerdi birlikte.
Uğur oldukça tedirgindi ve İlhan Ağabey’e dönüp şöyle dedi:
İlhan Ağabey seni ve beni öldürecekler!”
Ayni gün Ugur Mumcu Ankaraya dönüyor.
6. 22 Ocak 1993'te, Saygı Öztürk'ün elindeki İsmet İnönü'nün "çok gizli" Kürt raporunun bir örneği Uğur Mumcu'nun eline geçti. Uğur Mumcu'nun yaptığı çalışmalar, belki de cumhuriyet tarihinin bir türlü çözülemeyen en büyük sorunu olan Kürt Sorunu'na ışık tutacaktı.
7. 23 Ocak 1993'te Albay Kıvrak, "Hayati bir konu" diyerek Mumcu'yu aradı ama ona ulaşamadı.
Ve 24 Ocak 1993 te Mumcu suikasta kurban gitti. Suikastten sonra " Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'ye gönderildiği iddia edilen 100 bin silaha ait belgelerin elinde olduğu iddia edildi. . O günlerde bunları yanıtlayan Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, "Zamanı geldiğinde konuşuruz" dedi. Eşref Bitlis de 25 gün sonra öldürüldü.
Cinayeti İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah, PKK üstlendi.
Ankara DGM savcısı Ülkü Çoşkun aynen şunları söylemişti ``üstüme gelmeyin devlet yapmıştır. Siyasi iktidar isterse çözer.`` dedi bunun üzerine gidilmedi. Sonrasında Çoşkun bu ifadesini geri çekmiştir. Veya geri çekmesi için zorlanmıştı.
Dönemin başbakanı Süleyman Demirel ``Olayı aydınlatmak namus borcumuzdur'' dedi ama olay aydınlatılmadı veya aydınlatılmasına kimler neden engel oldu.
Hüsamettin Cindoruk ise o dönemde daha vahim bir açıklama yapmıştı ve demişti ki ``Zaten bekliyorduk.``
24 Ocak 1993 te Mumcu suikastı ile ilgili soru isaretlerine isterseniz göz atalım.
1. O sokakta o gün delil aranmadan temizlikçiler tarafından sokak süpürüldü. Süpürenlerin ifadesine başvurulmadı, çöpler icelenmedi.
2. Devlet suikastan haberdar olmasına rağmen Mumcu'ya neden koruma verilmedi.
3. Cinayette kullanılan C4'ün adresi bilinmesine rağmen olayın üstüne gidilmedi.
4. Herkes olay yerine gelirken olay yerinden beyaz kartal bir arabayla uzaklaşanlar neden sorguya çekilmedi.
5. Savcılar neden değiştirildi ve savcı Kemal Ayhan aniden öldü ama otopsi yapılmadı ve neden öldüğü anlaşılamadı.
Yıllar sonra Güldal Mumcu'yu yani 1996 yılında bir bayram sabahı ziyaret eden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, "Olayın faillerini bulsak sizin için yeterli olur mu?" diye sorduktan sonra, Güldal Mumcu'nun verdiği "Ben gerçeği istiyorum" yanıtı üzerine, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, "Siz hepsini istiyorsunuz. O zaman üç tane gül alacağım. Birini Başbakanlık'a, birini Çeçenistan'a, birini de Uğur Bey'in öldürüldüğü yere koyacağım." diyerek cinayetin adreslerini göstermişti. Cinayeti devletin ve taşeronlarının işlediği apaçık ortadaydı.
Uğur Mumcu, halkını bilgilendirmek adına çalışan emektar bir gazeteciydi, aydındı. Uğur Mumcu ne hırsızdı, ne terörist, ne vatan haini, ne de din taciriydi. Bu olayda en acı olan 22 yıldır Güldal Mumcu'nun adalet konusunda hiç bir ilerleme sağlayamamasıdır. Daha çok yıllar geçecek ve bu cinayetler hep karanlıkta kalacak. Şunu hiç unutmayın ki Mumcu öldürülmemiş olsaydı ve gerçekten Mumcu'yu iyi anlayabilseydik, bugün Türkiye'de ki sorunların hiç biri olmayacaktı. Kürt sorunu çözülecekti ve din tacirlerinin her bir kalemizi işgal edilmesi engellenecekti. Sevgili Uğur senin korkuların gercekleşti Pkk ve din tacirleri Türkiye'yi bir uçurumun eşiğine getirdi. Türkiye patlamaya hazır bir bomba. Ve biz vatanseverler bir kıvılcım bekliyoruz, devrim için ve dünyanın en güzel devrimini yapmaya hazırız. Çünkü Mustafa Kemal'in torunlarına yenilgi değil devrim yakışır. Uyanın artık, kaldırıp atın üzerinizdeki ölü toprağını ve vatanınıza sahip çıkın ve kurtarın. Emperyalizme, siyonizme bir kez daha güzel bir ders verin. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda fazlasıyla mevcut.
24 Ocak 2015 Heidelberg


 

18 Ocak 2017 Çarşamba

AK Parti bir proje miydi?

Zaman yazarı Ali Bulaç, 2014’de Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı'nın dile getirdiği ve kendisini de şahit tuttuğu "Abdurrahman Dilipak AKP'nin ABD, İngiltere ve İsrail'in desteğiyle kurulduğunu söyledi" iddiasını doğrulayarak, "Dilipak bunları –ifadelerde bazı değişiklikler olsa da- anlattı" dedi. Milli Görüş hareketinin lideri Necmettin Erbakan'ın da vefatından önce bir görüşmede kendisine "AK Parti’nin nasıl kurulduğunu uzun uzun anlattığını ve elindeki bazı belgeleri gösterdiğini" dile getiren Bulaç, M. Ali Bulut’un yazdıklarına dayandırdığı BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve Tayyip Erdoğan arasında dikkat geçen bir diyaloğu da şöyle aktardı:
"O dönemde bu proje rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na da teklif edilmiş. Yazıcıoğlu, Erdoğan’a: “Kardeşim zaman ve hadiseler bana öğretti ki, Amerika’nın desteğindeki bir siyasete hizmet edilmiyor. Eğer millete dayanarak siyaset yapacaksan geleyim. Aksi takdirde Amerika hep kendine hizmet ettirir.” Tayyip Bey ona, “Bir müddet Amerika’nın dediklerini yaparız, sonra millete hizmet ederiz. Mani olurlarsa dirsek vurur, gideriz.” deyince rahmetli, “Amerika dirsek vurulacak bir güç değil. Fil ile gireceğin yataktan ezilerek çıkarsın.” demiş, teklifi nazikçe reddetmiş."
Bulaç'ın Zaman'da "AK Parti bir proje miydi?" başlığıyla yayımlanan (22 Aralık 2014) yazısında bakın ne diyor.
Geçenlerde Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı, +1 TV’ye verdiği röportajda Abdurrahman Dilipak’ın, “AK Parti’nin bir proje olarak ABD, İngiltere ve İsrail tarafından kurulduğunu iddia ettiğini”, kuruluşuna destek veren güçlerin, şu üç şeyi talep ettiğini söyledi:
Yankee’nin talepleri;
“1. Biz sizi iktidara taşıyalım.
2. Size iktidarda sorun çıkaracakları opere edelim.
3. Size gerekli finansal destekleri getirelim.” AK Parti’den istenenler de şunlardı:
a. İsrail’in güvenliğini artıracaksınız, önündeki engelleri kaldıracaksınız.
b. Büyük Ortadoğu Projesi yani sınırların değişmesi.
c. İslam’ın yeniden yorumlanmasında bize yardımcı olacaksınız.”
Ayrıca makalesinde ilginç açıklamalar yapmış bakın ne diyor Bulaç.
1998’lerden başlamak üzere Amerikalılar, sıklıkla bizlerle görüşmeye başladılar. Biri gidiyor, üçü geliyordu. Sordukları şuydu: “Türkiye’de dindar zemini kuvvetli bir iktidar mümkün mü?” Ben ana fikir olarak şunları söylüyordum: “Türkiye’de İslami-muhafazakâr aktörlerin belirleyici rol oynadığı bir döneme giriyoruz. Kronikleşmiş sorunlarımızı eski zihniyetle çözemeyiz; bölge gibi Türkiye de yeniden şekillenmek durumunda, Batı İslam’a, Müslümanların hayat tarzına ve kaynaklarına saygı göstermelidir. Batı ile savaşmak zorunda değiliz ama Batı’nın süren tahakküm ve hegemonyası altında Ortadoğu böyle devam edemez. İsrail sınırlanmalı, rejimler demokratikleşmeli, kaynaklar adil dağıtılmalı, İslam’ın cevaz verebileceği siyasetlere engel olunmamalı.”
Abdullah Dilipak Yeni dönemde Türkiye için mümkün bir siyasi proje hazırladı, bundan hayli saygın kişilere bahsetti. Ve onun ifadesine göre Ankara’da birilerine çalıştığı dosyayı verince, Amerikalıların görüşme trafiği değişti, bir süre sonra Dilipak, projesinin “bazı değişiklikler”le AK Parti olarak ortaya çıktığını gördü. Bundan sonrası hepimizin malumu!
Amerikalılar, ikna edebilselerdi söz konusu projeyi Erbakan hocaya uygulatmayı düşünüyorlardı, ancak o reddetti. Erbakan hoca vefatından önceki son görüşmemizde AK Parti’nin nasıl kurulduğunu uzun uzun anlattı, elindeki bazı belgeleri bana gösterdi; Ertan Yülek Bey şahittir.
Görüyorsun Amerikalılar amaçlarına ulaşmak için neredeyse kapı kapı dolaşıp bir hain aramışlar ve bu hain bulunmuş. Yurttaşlarım İsrail Büyük Ortadoğu projesinin gerçekleşmesini istemiyorsan Başkanlık sitemine Hayır de. Başkanlık sistemi emperyalizmin, Türk ulusunun ulusal birliği ve toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmaktır. Ülkene sahip çık Türkiyem.
18.Ocak 2017 Heidelberg

MEB Türkçe’ye Darbe Yaptı! Farkında mısınız?

Hızlı bir şekilde bu toprakların kimyasını değiştiriyorlar ve biz mışıl mışıl uyuyoruz. Neden?
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilkokul ve ortaokul Türkçe müfredat programında köklü değişikler yaptı. Programa göre, artık öğrencilere Türkçe derslerinde gramer ağırlıklı bir eğitim verilmeyecek. Bu kapsamda daha önceki müfredatta sekizinci sınıfa kadar toplam 494 olan Türkçe müfredat kazanımları, 366'ya indirilerek, sadeleştirildi. Yeni Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda Türkçe öğretiminin yanında zihinsel becerilerin geliştirilmesi amaçlandı. Bitişik eğik yazı uygulamasına devam edilen Türkçe programında, PISA ve PIRLS gibi uluslararası sınavlardaki kazanımların ağırlığı da artırıldı. Buna göre, Türkçe derslerinde öğrencilerin metin içerisinde açıkça verilen bilgiler doğrultusunda bilgiyi bulma, bilgileri sıralama ve gruplandırma gibi basit düzeyde işlemler yapacak. Geçmiş yıllarda 2. sınıftan itibaren başlayan dil bilgisi kazanımları, güncellenen programda 5. sınıftan itibaren sözlü iletişim, okuma ve yazma öğrenme alanlarının içerisine yerleştirildi. Güncellenen programda ilk dört sınıf seviyesinde dil bilgisi kazanımlarına yer verilmedi. Taslakta, yorum gerektiren açık uçlu ve klasik sınavlar, izleme testleri, tema sonu değerlendirme testlerinin de puanlama sistemine getirilmesi planlaması yer aldı. Yenilenen müfredatla birlikte Türkçe dersinin değer aktarımındaki rolü de göz önünde bulundurularak milli, manevi, ahlaka ve evrensel değerler ön plana çıkarıldı. İlkokullardaki hayat bilgisi ve ortaokullardaki sosyal bilgiler derslerinde, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinliklerine yer verildi. Birinci sınıftan itibaren hayat bilgisi derslerinde milli günler ve bayramlar başlığı altında işlenecek. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, altıncı sınıf sosyal bilgiler derslerinde ayrı bir ünite olarak okutulacak.
Cumhuriyetin içini oyuyorlar tüm temel taşların yerlerini değiştiriyorlar ve bizler bunları görmüyor farklı şeylerle muhatap ediliyoruz. Bu konu hakkında muhalafetin CHP herhangi bir açıklama ve itirazını görmedim. Gören varsa uyarsın lütfen. CHP mecliste kırmızı kart sallamaya devam ederken adamlar Türkiye Cumhuriyeti yıkmaya devam ediyorlar.
18.Ocak 2017 Heidelberg

17 Ocak 2017 Salı

YCHP Bizi Aldatıyor!

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, AKP'lilerin yine açık oy kullanması ve 330 rakamının geçilmesi halinde, CHP'nin durumu Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağını açıkladı.
Doğru oturup doğru konuşma vakti geldi de geçiyor bile, biz hep uyarmaya, gerçekleri anlatmaya çalıştık. 2010 referandumu öncesi CHP’nin tavrı ve söylemleri gerçeklikten uzaktı. 2010 referandumunda CHP ne dediyse tam tersi çıktı. Bugün kü durumu göz önünde bulundurduğumuzda ne yazık ki CHP’nin taktiği, söylemleri 2010 referandumunun aynısı. Tıpkı 2010 da yaptığı gibi kendi seçmeninin nabzına şerbet veriyor ve kendi seçmeninin tansiyonunu düşürüyor. Anayasa değişikliği tartışmalarında CHP'nin mecliste durması büyük bir hataydı. Hiç bir şer yapamadı zaten yapamazdı. CHP tıpkı 2010 da olduğu gibi bugünde bir şeyi gerçekten başardı. Mecliste durarak kasıtlı çıkartılan gergin ortamın içine dahil edildi ve mecliste hoş olmayan olayların çıkmasına alet oldular. Bu durum CHP’ye yarardan çok zarar vermiştir.
Gelelim Özgür Özel’in anlamsız ve gerçeklikten uzak açıklamasına. Yahu ortada Anayasa Mahkemesi yok siz hangi ülkede yaşıyorsunuz, hangi ülkenin Anayasa Mahkemesine başvuracaksınız. Kutlarım sizi CHP seçmenini bu tür boş sözlerinizle çok güzel kandırıyorsunuz. Kendinizi daha fazla suçlu duruma düşürmekten vazgeçiniz, zira olan bitenleri bizler çok rahat görebiliyor ve anlayabiliyoruz. Sizlerin ne amaçla çalıştığınızda yaptığınız açıklamalarınızdan belli. Yarattığınız YCHP ülkenin bölünmesine ve rejimin değişmesine katkı sunuyor.
CHP bu kişilere bırakılmayacak kadar kıymetli. Ülke 14 yıldır aynı politikacılar (550) sayesinde bu duruma düştü düşürüldü. Ülkene sahip çık Türkiyem. Dört bir koldan işgal altındasın ve dört bir koldan aldatılıyorsun.
16.01.2016 Heidelberg

10 Ocak 2017 Salı

AKP'nin 'Anayasa Değişikliği ve Başkanlık' taslağına HAYIR!

MHP Milletvekillerine;
Sayın Milletvekilim;
TBMM'de Milliyetciliği ve Türklüğü savunan Türk halkını temsil ettiğinizi unutmayın.
AKP'nin 'Anayasa Değişikliği ve Başkanlık' taslağına HAYIR!
Savaş meydanlarında şanlı ordumuzun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu anayasasını ortadan kaldırmaya yönelik AKP'nin bu girişimine HAYIR oyu verin.
İlk 4 madde Türkiye Cumhuriyetinin kırmızı çizgisidir, lakin o 4 madde orada durduğu halde, devamı diğer maddeler değiştirilerek bu maddelerin içini boşaltmak mümkündür. Bu 94 Yıllık Türkiye Cumhuriyetini çöpe atmaktır yıkmaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet yaşayabilmesi için HAYIR oyu verin.
Milliyetçiliği ayaklar altına aldık, Türk sözünü duymaya bile tahammülü olmayan, Türk Milleti'ni 36 etnik parçaya bölen, Anayasa'dan 'Türklüğü' çıkartmayı hedefleyen Tek Adam devleti kurmaya HAYIR oyu verin.
'Ne istediler de vermedim', 'saflığımdan yararlandılar', 'aldatıldık', Bop eşbaşkanıyım diyen,gerek eğitim, birikim ve kültürüyle Tarih ve Devlet bilincine sahip olmayan bir kişiye Türkiye Cumhuriyeti'nin namusunu teslim etme,taslağına HAYIR oyu verin.
Ülkeyi kaosa, iç savaşa, rejim değişikliğine, emperyalizme yem etmeye ve bölünmeye izin vermeyin.
PKK'nın silahla yapamadığını, AKP'nin Hukuğu ve Yargıyı ele geçirerek yapmasına izin vermeyin.
Türkiye Cumhhuriyetinin kurulmasında, her aşamada görev alan Mustafa Kemal Atatürk'ün bile sahip olmadığı yetkileri, Recep Tayyip Erdoğan'a veren 'Anayasa Değişikliği ve Başkanlık' taslağına HAYIR oyu verin.
Tarihe, simsiyah puntolarla EVET diyerek 'VATAN HAİNİ' yazılmak istemiyorsanız, 94 yıllık Türkiye Cumhuriyetine ihanet ve dalalet içinde olmayın.
Türk Halkı yapılan ihaneti unutmayacaktır. Bu nedenle Tek adamlık, Sultanlık, Diktatörlük getirecek olan;
AKP'nin 'Anayasa Değişikliği ve Başkanlık' taslağına HAYIR! Oyu veriniz
Saygılarımla.
Halil Fehmi Dağ 10 Ocak 2017 Heidelberg

7 Ocak 2017 Cumartesi

Ya Başkanlık Ya Kaos 2

Ya Başkanlık Ya Kaos 2
Başkanlığa giden yol cadı kazanı. Pkk nın silahla yapamadığını AKP hukuğu ele geçirerek yapıyor. 90 yıllık Türkiye Cumhuriyetini çöpe atma girişimi olan Anayasa Değişikliği 10 Aralık 2016 tarihinde meclise sunuldu. Sunulan taslağın daha ne olduğu anlaşılmadan patlatılan bombalarla ülke genelinde kaos yaratılmaya başlandı. Dikkatler meclisten uzaklaştırıldı. Bizler terör olaylarını konuşurken AKP tasarıyı oldubittiye getirip, mecliste 330 evet oyu alarak tasarıyı halk oylamasına götürmek istiyor. Çünkü bu tasarının halktan EVET oyu alacağını biliyor. AKP'nin sloganı belli YA BAŞKANLIK YA KAOS, BAŞKANLIĞA evet dersen ülkeye huzur gelir, şehitler olmaz.
Türkiye tehlikeli bir süreçten geçiyor kaderini ya kendisi belirleyecek yada emperyalizmin paslı neşteriyle kesilecek.

Gelin gündemin nasıl başladığına bir göz atalım.
1.12.2016 günü Başbakan Binali Yıldırım ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, anayasa değişiklik paketi üzerine yaptıkları görüşmenin ardından bir basın toplantısı düzenleyerek MHP ile görüşmeler belirli bir olgunluğa erişmiştir.Ve anyasa değişikliğini haftaya meclise sunacağız dedi. Gördüğünüz gibi MHP çantada keklik. Biz MHP'nin içinde onurlu olanların onursuz olanlardan fazla olmasını umut edelim.
Bu açıklamanın ardından Türkiye nasıl cehenneme çevrildi buyrun beraber takip edelim.
1. 07 Aralık 2016 Silvan Hükümet Konağı'nın bahçesine kimliği belirsiz kişi veya kişilerce ses bombası atıldı.
2. 9 Aralık 2016 Diyarbakır'ın Hazro ilçesinde jandarma karakoluna bomba yüklü araçla saldırı düzenledi
Ve 10 Aralık 2016'da Anayasa Değişikliği taslağı meclise sunuldu. Aynı gün öldürlmeye başlandık.
3. 10 Aralık 2016 da İstanbul Beşiktaş'ta terör saldırısı geçekleştirildi. 44 canımız öldü 166 kişi yaralandı. Saldırıyı TAK üstlendi.
4. 13 Aralık 2016 Suriye ordusunun Halep'te zafer ilan etmesinin ardından Rusya'nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde Mazlum-Der ve Özgür-Der'in organize ettiği ve hükümet yanlısı gruplar tarafından protestolar gerçekleştirildi.
5. 17 Aralık 2016'da Kayseri'de çarşı iznine çıkan askerlere yönelik terör saldırısı gerçekleştirildi. 13 askerimiz şehit oldu. 48 kişi yaralandı. Saldırıyı TAK üstlendi.

İsterseniz burada küçük bir ara verip DEVLET BÜYÜKLERİMİZ yaşanan bu olaylar terör saldırılarından sonra ne demişler bir bakalım.
Üst üste gelen bu bombalı eylemler sonrası bizi yöneten liderlerimizin açıklamaları;
RTE 'Terör örgütlerinin ortak saldırısı altındayız.'
Başbakan Binali Yıldırım, ' Zaman Zaman Bir İki Tane Bomba Gözden Kaçıyor'' dedi.
Kılıçdaroğlu ' Terörü lanetlersek olayı aşarız.'
Bahçeli 'Terörün panzehiri milli birliktir.' dediler. Ama biz öldürülmeye devam edildik.

6. 19 Aralık 2016 Fırat kalkanı Harekatı kapsamn pında düzenlenen operasyonda 1 asker şehit olurken 5 askerimiz yaralandı.
7. 19 Aralık 2016 Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'a suikast düzenlendi. Burası önemli altını çizerek okuyun. 15 Aralık 2016 da Dışişleri bakanımız Çavuşoğlu ''27 Aralık'ta Moskova'da Türkiye, İran ve Rusya Suriye meselesi için masaya oturacak'' açıklaması yaptı. 19 Aralık'ta Rus elçi suikasta kurban gitti.
8. 21 Aralık 2016 Fırat kalkanı Harekatı kapsamında düzenlenen operasyonda 14 askerimiz şehit olurken 6 askerimiz ağır yaralandı.
9. 22 Aralık 2016 Rize'de Atatürk heykeli kaldırıldı.
10. 1 Ocak 2017 Reina'ya silahlı saldırı 39 ölü 69 yaralımız var.
11. 1 Ocak 2017 de Diyarbakır Çınar ilçesinde Emniyet Amirliği binasına teröristlerce rokeatarlı saldırı düzenlendi.
12. 4 Ocak 2017 de Elbab operasyonunda 1 askerimiz şehit 4 askerimiz yaralandı.
13. 5 Ocak 2017 İzmir Bayraklı'daki adliyenin C kapısının önünde bir bombalı araç patlatıldı biri polis 2 kişi şehit olurken 10 vatandaşımız yaralandı.
14. 6 Ocak 2017 PKK'ya yönelik düzenlenen operasyonda iki askerimizşehit oldu, dört askerimiz yaralandı. Ne çok öldürülmüşüz görebildiniz mi? Eğer göremediyseniz daha öldürülmeye devam edileceğiz.
Ya Başkanlık Ya Kaos, Ya Öleceksin Ya Başkan olacağım. Mecliste sağlanacak oy çokluğu sonrasında bu taslak halka sunulacak. O tarihe kadar halkın canını yak, emdiği sütü burnundan getir, korkut, öldür, yarala ki referandumda EVET demeye mecbur kalsın. Uyan Türkiyem eğer birlik olup bu emperyalist oyunun karşısında durmazsak yarın hiç şansımız olmayacak. Bize çözüm diye sunulan Başkanlık 94 yıllık Türkiye Cumhuriyetini yıkma ve akabinde ülkeyi iç savaşa sürükleyerek daha çok kan akıtmak ve ülkeyi bölmekten ibarettir.
Bir ol Türkiyem geç olmadan bir ol diri ol ve vatanını savun Türkiyem.

Halil Fehmi Dağ 7 Ocak 2016 Heidelberg

3 Ocak 2017 Salı

Kim Darbeci Kim Hain

UNUTURSANIZ YOK OLURSUNUZ!
TSK ya Darbe, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy, Kozmik Oda kumpaslarıyla TSK'nın beli kırıldı, yurtsever ve Atatürkçü kadroları ordudan tasfiye edildi.
Egitime darbe, egitim 4+4+4 sitemi ile sekteye uğratıldı.
Yargı, yasama ve yürütmeye darbe yapıldı. Birileri tüm bu yetkileri elinde toplamak ve kendi padişahlığını ilan etmek ve yargılanmamayı istiyordu.
Üniversitelere akademisyenlere darbe yapıldı. Üniversiteler bilimden uzaklaştırıldı.
Sanata sanatçıya darbe yapıldı. Sanatçılar fiilendi hakarete ve tehdite maruz kaldılar.
Basına darbe, beni eleştirirsen seni yaşatmam mantığı ile görsel ve yazılı basın emir altına alındı.
Bu toprakların zenginliklerine darbe yapıldı. 90 yıllık enkazı kaldırdık laflarıyla, devlete ait garimenkuller, fabrikalar yabancılara ve yandaşlara satıldı. Rüşvetin, dolandırıcılığın, hırsızlığın haddi hesabı yok. Hesap soranda yok.
Tüm değerlerimize darbe yapıldı, Atatürk ve Inönüye iki ayyaş denildi. Değersizleştirmek için her tülü yola başvuruldu.
TC ve Türklüğe ye darbe yapıldı, tabelalardaki TC yazıları kaldırıldı ve her yerde Türklüğü aşağılayan açıklamalar yapıldı. Ben Türk değilim zaten söylemi moda oldu. Halk kimlik bunalımına sürüklendi.
Türk askerine ve Türk halkına darbe yapıldı. Askerler şehit edilirken masum halk patlatılan bombalarla ölüdürüldü.
Tüm bunları ve olan onca haksızlığı, hukuksuzluğu görmediniz veya görmek istemediniz.
Lakin;
15 Temmuzda ki daleveriyi hemen gördünüz sahiplendiniz. Ve camilerden verilen emirle mağarada yaiayan kara cahil adamlar sokaklara dökülüp Demokrasi adina cinayetler işledi. Dağdaki pkk ya sözü geçmeyenler veya görmemezlikten gelenler kendi vatan evladını hain ilan edip öldürdü.
Oyuna gelme Türkiyem yem sensin ve bu tür figüranlarla sende akıl karışıklığı yaratarak amaçlarına kavuşmak istiyorlar. Bu ülke topraklarında zararlı ayrık otu gibi türeyip işgal eden AKP ve Cemaat tehlikelidir. Ve her ikiside Izmirden bir kez daha denize dökülmesi gerekmektedir.
Halil Fehmi Dağ 20 Temmuz 2016 Heidelberg

Ohal=Başkanlık, RTE Amacına Ulaşıyor.

Ohal'ın ne anlama geldiğini bilmeyerek sevinenlere bir not. Ayrıca 19 Temmuz 1987 tarihinde Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 8 ilde başlayan ve bu illerde terörle mücadele ederek güvenliği sağlamak amacıyla olağanüstü hal uygulanmaya başlandı. Bu Ohal 30 Temmuz 2002 de toplanan Bakanlar kurulunun almış olduğu bir kanun hükmünde kararname ile olağanüstü hal uygulamasının 30 Kasım 2002 tarihinde kaldırılması kararlaştırılarak, anılan tarih itibariyle kaldırıldı. Halk bu olayi sevinc icinde karsiladi. Dikkatinizi cekti mi? 14 yil önce Ohal kalktı diye sevinirken şimdi Ohal geldi diye seviniyorsunuz. Çelişkiniz sizin sonunuz olacak.
Peki o halde OHAL kısaca nedir?
Recep Tayyip Erdoğan fiilen 'başkanlık sistemi'ni ilan etmiştir. Tarihte defalarca yaşadığımız OLAĞANÜSTÜ HAL KANUNU KİŞİSEL HAK VE HÜRRİYETLERE ÖNEMLİ ÖLÇÜDE MÜDAHALE EDER Bilginize: Valiler olağanüstü hal valisi olur ve geniş yetkilere sahip olurlar ilk aşamada gözaltı süresi kişisel suçlarda 24 saatten 48 saate, toplu suçlarda 4 günden 8 güne çıkarılacaktır. Ayrıca Sokağa çıkma yasağı uygulayabilirler Güvenlik güçleri kişi ve araçları arayabilirler Kimlik taşıma şartı vardır. 91. Madde kapsamında kanun hükmünde kararnameler çıkararak varolan yasaları değiştirebilir yeni yasalar çıkarabilirler. Mesela basın yayın ve sosyal medya kısıtlamalarına ilişkin yasalar çıkarılabilir.
Tehlikeyi idrak edebildiniz mi?
Halil Fehmi Dağ 22 Temmuz 2016 Heidelberg

Sen Çok Yaşama BOP

Bop yaratıcılarının memleketim üstüne kurdukları veya kurguladıkları herşey birer birer gercekleşiyor ve Türkiye bölünmeye gidiyor.
1. Türkiye sünni ve alevi olarak bölündü mü? Evet bölündü CHP nin başına alevi bir yurttaşımız getirttilerek CHP alevi partisi AKP de sünnilerin partisi oldu.
2. Memleketin resmi dilinden rahatsız olanlar meydanlara çıkıp Kürtçe de Lazca da resmi dil olsun dediler. Dil bazda da bölündük.
3. Irk bakımından memleket ise tamamen ayrıştı. Türk olmayanlar TC yi her yerden kazırken, kürtce tabelalar patentler hayatımıza girdi. Ben Türk değilim diyen politikacılarin sayesinden toplumumuzun coğu kendisini Osmanlı ve Arap görmeye basladı. Toplumu oluşturan unsurlarımız, Türklüğe karşı bir cephe oluşturarak, Türk olmayı ve Türküm demeyi utanılacak bir hale getirerek aslını kabul etmeme noktasına getirdiler. Türkiye şuan bir kimlik bunalımı yaşamaktadır. Hepimiz Ermeniyiz solganıyla içimizdeki gayri müslimlerde Türkiye topraklarında bizde varız dercesine kendilerini aç gözlü emperyalizme sundu.
4. Bir ülkenin namusu durumunda olan kolluk güçleri yani TSK ise kozmik odamızın AMERIKALILARA açılmasıyla resmen darbeye maruz kaldı ve TSK icinde gerçekleştirilen türlü kirli oyunlarla TSK kendi içinde parçalandı, itibarsızlanştırıldı ve gelinen durum artık bizi koruyabilecek bir TSK yok.
5. 15 temmuz olayından sonra memleketimin insanları sen cemaatçisin ben akp liyim diyerek ayrı bir bölünmeye maruz kaldı. Cemaat mensupları camilerden dışlandı. Cemaatin itibarı elinden alındı ve bu itibar ne yazık ki başka tehlikeli cemaatlere verildi.
Bu maddeler uzayıp gider inanın içinde bulunduğumuz durum çok vahim. ABD ve Israil amacı Ortadoğu ve dünyadaki müslümanları ve devletleri mezhep ekseninde bölmek ve parçalamak ve zayıf düşürmek, devletlerini imha etmek ve yeni sömürü sistemine uygun devletler yaratmaktır. BOP budur. Türkiyenin getirildiği durumda ortadadır. Hala uyanmak için neyi bekliyoruz.
Halil Fehmi Dağ 30 Temmuz 2016 Heidelberg

CHP nin Genel Sorunlarina Genel Bakis 1

CHP nin Genel Sorunlarina Genel Bakis 1 CHP'nin çözüm bekleyen yapısal birçok sorunu var. Bu sorunlar çözülmeden yani siyaset değişikliği olmadan mevcut problemler çözül(e)mez. Cumhuriyeti kuran, demokrasiye geçişi sağlayan, solu inşa eden ve birçok değişime imza atan CHP, geldiğimiz noktada ülkenin önünü tıkayan bir işleve bürünmüş durumda. Partinin liderlik de dâhil baştan sona yeniden yapılandırılması gerekiyor. 1990'larda ıskalanan bu fırsat bir kez daha CHP'nin önüne gelmiş vaziyette. Bugün CHP'de yaşanan mücadele gecikmiş bir reform projesinin hayata geçirilmesidir. CHP ya bu fırsatı değerlendirip Türkiye'nin partisi olacak ya da küçük bir hizbin elinde marjinal bir parti haline gelecektir.
CHP'de uzun süredir devam eden bu tartışma aslında partinin geleceğini tayin edecek bir tartışma. Bu tartışmaya 'İnönü-Ecevit' mücadelesi de diyebiliriz. İnönü'nün 'devletçi-vesayetçi-korumacı' tavrı karşısında Ecevit'in 'halkçı-demokrat-özgürlükçü' yaklaşımı CHP içinde devam eden tarihsel bir paradoksa işaret ediyor. CHP'yi dün olduğu gibi bugün de ileri götürecek olan tavır özgürlükçü tavrıdır.İnönücü ekolden bir siyasetçi olan Baykal'ın yerine Ecevitçi birinin lider olması ve partiyi daha sahih bir parti haline dönüştürmesi gerekiyor. Partideki bu 'iki tarz-ı siyaset' ülkedeki genel siyasetle örtüşen bir duruma da işaret ediyor. Ülkenin yaşadığı krizlere bağlı olarak, CHP de kriz yaşıyor. Bu anlamda ülkenin değişmesi ile CHP'nin değişmesi ya da CHP'nin değişmesi ile ülkenin değişmesi arasında doğrudan bir ilişki var.CHP'nin 'AB, demokratikleşme, Kürt meselesi, din-devlet ilişkileri, işsizlik-yoksulluk vb.' gibi konular başta olmak üzere partinin çağdaş bir sosyal demokrat partiye evrilmesi icap ediyor. Son yıllarda değişimcilik-reformculuk özelliğini yitiren, sol vasfını kaybeden, 'tek adam ve tek kimlik'li bir partiye dönüşen CHP'nin acil olarak yeniden yapılandırılması gerekiyor. Baykal döneminde 'parti iktidarının', 'ülke iktidarına' tercih edilmesi partinin içe kapanmasına ve iktidar alternatifi olamamasına yol açtı. Lakin Baykal yerine getirilen yönetim ise CHP yi daha tehlikeli bir paradoksun icine sürükledi ve sürüklemeye devam ediyor.
14.Ekim 2016 Heidelberg

CHP nin Iktidar Olamama Sorunlari;

CHP nin Iktidar Olamama Sorunlari; Cumhuriyet Halk Partisi, ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk ile Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine dayanan kökleriyle çok önemli bir siyasi parti. Bu açıdan, Türkiye Cumhuriyeti'nde CHP'nin yeri ve önemi asla yadsınamaz. Ancak, bugün geldiğimiz noktada CHP, halktan kopmuş, muhalefet etme niteliğini ve yeteneğini yitirmiş, bir avuç elitistin egemenliği ve denetimine girmiş bulunuyor. Bu gerçeği görmeden, CHP'nin geldiği noktayı tanımlamanın olanağı yok. CHP, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde 9 Eylül 1923’te “Halk Fırkası” adıyla kurulmuş, 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır. 1927 yılında “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” ve “Laiklik”, CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsenmiştir. 1935 yılında “Devletçilik” ve “Devrimcilik” ilkeleri de eklenerek CHP'nin ilkeleri altıya çıkarılmış ve partinin amblemi olan 6 OK ortaya çıkmıştır. Özgür ve eşit koşullarda yapılmış ilk seçim sayılabilecek 1950 seçimleri (1946 seçimleriyle ilgili ciddi spekülasyon iddiaları bulunmaktadır) sonrasında muhalefet olan CHP, tarihinin her döneminde Türkiye siyasi hayatında kritik roller üstlenmiştir. Bugün geldiğimiz noktada CHP, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde yeni bir kadro ile yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır. 12 Haziran Genel Seçimi ve CHP 12 Haziran 2011 seçiminde CHP, 11.1 milyon oy alarak % 25.94 oranına ulaşmış ve 135 milletvekili çıkarmıştır. Seçim öncesinde % 40 oy almak hedefi dile getirilmiş olmasına ve bu oran bazı basın açıklamalarında %30’un altına düşmeyeceği iddia edilmesine karşın, seçim sonrasında CHP yönetimi, % 26’yı bulmayan oy oranının başarılı olduğunu, milletvekili sayısını arttıra tek partinin CHP olduğu savıyla savunmaya çalışmıştır. CHP, 2007 seçimine göre oylarını % 5 dolayında arttırmış ve 23 milletvekili daha fazla kazanmıştır, ancak iktidarı hedefleyen bir parti olarak muhalefette kalan bir ana muhalefet partisinin başarılı sonuç aldığını söylemenin ne kadar doğru olduğu tartışılabilir. Bu makalede CHP'nin son seçimde aldığı sonucu tartışmaktan çok, ana muhalefet partisi olarak ve ilk yapılacak seçimde iktidar partisi adayı olan bir siyasi parti olarak performansını değerlendirmeye çalışacağım. CHP’nin çok uzun dönem boyunca iktidar dışında bulunması ve bir türlü iktidar olabilecek oy oranına ulaşamaması konusunda çok şeyler yazılmış ve değişik düşünceler seslendirilmiştir. Bu düşünceler ve iddiaların çoğu da AK Parti’nin iktidar olması örneğinde görüldüğü gibi sığ ve gerçekçi olmayan yaklaşımlar olmuştur. Buna karşın, CHP’nin muhalefete çakılı kılmasının nedenlerini analiz etmeye çalışan bazı çalışmalar da olmamış değildir. CHP, iktidar alternatifi olamayışının nedenlerini algılayabilmiş değildir. Öncelikle, seçim sonuçlarını yorumlayıp buna göre yeni bir politika ya da siyaset anlayışı benimsemek konusunda hiçbir çalışma içine girmiş değildir. Seçmen tercihleri açısından CHP’nin büyük kentlere, büyük kentlerin de merkezlerine sıkışmış durumu ile sahil bölgelerinden oy alabilmesi gerçeği, son seçimlerde de değişmemiştir. Özellikle Trakya, Ege sahil bölgesi ve Akdeniz’e sıkışmış olan CHP desteği, 2007 seçimlerinde olduğu gibi 2011 seçiminde de değişmemiştir. Bu açıdan CHP açısından bir değişim ve dönüşümden söz etmek zordur. Sosyal demokrat bir parti kimliğiyle CHP’nin işçilerin yoğun olduğu İzmir, Kırıkkale gibi kentlerde başarılı sonuçlar almaması, azınlıklardan bile yeterli ilgi görmemesi, tek bir nedenle açıklanabilir. Geniş bir seçmen kitlesi ile yakın ilişkiye girememiş olan CHP, işçi ve emekçi kitlelere bile umut verebilecek bir noktada görülmemektedir.

Halil Fehmi Dağ 16 Ekim 2016 Heidelberg

CHP'DE KİMLER NASIL LİDER OLDU

CHP'DE KİMLER NASIL LİDER OLDU CHP'nin başına gelen genel başkanların nasıl başkan olduklarını hiç düşündünüzmü? O halde, CHP'ye liderlik edenlere bir bakalım..Kimlerin nasıl lider olduklarını hatırlayalım..

İsmet İnönü devlet kararıyla geldi..

Bülent Ecevit halkın (seçmenin) kararıyla geldi..

Deniz Baykal delegenin isteğiyle.. Kemal Kılıçdaroğlu mecburiyetten.. SODEP'li, SHP'li yılları da katarsak... Erdal İnönü çaresizlikten.. 0
Halil Fehmi Dağ 02.02.2017 Heidelberg

2 Ocak 2017 Pazartesi

Katil Amerika ve Batı

Katil Amerika ve Batı
Son bir buçuk yıldır ülkemiz, patlatılan bombalarla ve çeşitli terör olaylarının gölgesinde büyük bir kaos ortamına çekilmek isteniyor. Her terör olayının ardından bildik örgütlerin çıkması (PKK,İŞİD,TAK vs.) bize aslında katilin kim olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Bugün ortdaoğuda yoktan var edilen terör örgütleri sizce arkalarında güçlü bir destek olmadan ayakta kalmaları mümkünmüdür? Amerika ve batı ortağuda istediklerini elde etmek için bu terör örgütlerini yaratmış ve bu terör örgütlerine her türlü desteği vererek kendi amaçları dogrultusunda kulanmış ve kullanmaya devam etmektedir. Amaç ülkemizdeki mevcut rejimi yıkmak, sınırların değiştirilmesi ve bölgede yeni küçük devletler kurarak sömürmektir.
Bu bağlamda tamda Noel ve yeni yıl arifesinde ülkede kasıtlı bir din tartışması başlatıldı.İstanbul Lisesi yönetimi tarafından, okulun Alman bölümüne bir e-posta göderildi. Öğretmenlerden 'derslerde Noel adetleri ve Hristiyan yortusu üzerine paylaşımlarda bulunulmaması, konu olarak işlenmemesi ve Noel şarkılarının söylenmemesi' istendi. Ardında toplumsal pek çok olayda tepkisiz kalan bir grup Müslüman Noel kutlamaz sloganıyla sokağa döküldü. Noel baba yakıldı, bildiriler dağıtıldı. Yeni yıl öncesi toplum bir kez daha kutuplaştırıldı ve huzursuz edildi. Dinci ve yandaş medya yılbaşı kutlamalarını hedef gösteren haberlere imza attı. Laikler ve dinciler arasında tansiyon yükseltidi. Ve Yeni yılın ilk dakikalarında Noel baba kıyafetli bir katil Reina eğlence kulübünde katliam yaptı. Halk ne olduğundan habersiz bir haldeyken, olayı dinci, yandaş medya yılbaşı kutlamalarını yapan kitleyi hedef alan ''Medeniyetiniz Batsın'' şeklinde başlıklara imza attılar. Katliam ne yazık ki yine dincileri ve laikleri karşı karşıya getirdi ve birbirlerini suçlayıcı yayınlar yaptılar. Bizlerin en hassas davranmamız gereken nokta burası. ABD ve Batın'nın en çok istediği olay da budur aslında. Türkiye'yi oluşturan unsurların kutuplaşması ve birbirini boğazlayacak kıvama gelmesidir. Bu tür oyunlara gelmemeli ve fırsat vermemeliyiz. Tüm bunlar yaşanırken Reina'nın sahibi Koçarslan ABD istihbaratı bunun bilgisini vermişti diye açıklama yaptı. Daha sonra bu haberi ABD konsolosluğu yalanlandı. Yapılan pek çok terör olayından önce ABD nin bundan haberdar olması ve kendi insalarına uyarıda bulunması normal mi? ABD istihbaratı topraklarımızda MİT'ten daha iyi nasıl çalışabillir ve istihbarat sahibi olabilir. Bizim topraklarımızda MİT ve biz güçlü olmamız gerekirken neden ABD ve Batı istihbaratları daha güçlü?
Katil bize sunulan o, bu, şu örgüt falan değil katil bu ülkenin kimyasını değiştirme hedefinde olan ABD ve Batı'dır. Bu topraklardan ABD ve Batı'yı kovarsak ve bu topraklarla bağlantılarını kopardığımızda terörsüz günler gelecektir. Lütfen toplumsal kutuplaşmaların daha fazla artırılmasına iyin vermeyin.

Halil Fehmi Dağ 02.01.2017 Heidelberg


1 Ocak 2017 Pazar

CHP Öldürülmemize Neden Göz Yumuyor!

CHP'nin elinden sadece kınamak mı geliyor?
Her patlama, her katliam sonrasında, umudumuz olan ve bizleri bu karanlık, yoz sistemden kurtaracağına inandığımız, Türkiye devletini kuran ve Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere iki emanetinden biri olan CHP, yeni yılın ilk saatlerinde İstanbul Reina eğlence kulübünde gerçekleştirelen katliam sonrasında yine bildik bir kınama yazısıyla yaşanan vahşeti sadece kınadı. 14 yıldır maruz kaldığımız katliamlar sonrasında CHP bu katliamları önlemek için bir çaba, bir proje üretmek yerine yaşanan vahşetleri sadece kınaması ve bir sonraki katliamları önleyecek bir önlem alamamasının nedenleri nedir? CHP nin mevcut yönetimi sadece sanal alemde ve söylem siyasetiyle zayıf bir siyaset yöntemi izlemekte ve izlenen bu zayıf siyasetten dolayı, gerek AKP, gerekse dış düşmanlar bu ülkenin kimyasını bozmak için her yolu hiç çekinmeden denemekte ve bizleri çok rahat bir şekilde öldürmeye devam etmektedirler. Aslında ülkemizde muhalefetin sadece var gibi görünmek dışında bir görevi yoktur.
CHP gerçekten ne yapmaktadır?
CHP, ülkemizde mevcut rejimi yıkmak, sınırları değiştirmek için, AKP'nin, terör unsurlarının ve dış güçlerin gerçekleştirdiği her türlü faaliyet sonrasında, bu yanlış faaliyetlere sesini yükseltebilecek, karşı koyabilecek kitlenin, nabzını düşürmek, sakinleştirmek ve tepkisiz bırakmaya teşvik edici açıklamalar yaparak, emperyalizmin işini kolaylaştırmaktır. CHP bu nedenle halktan kopuk bir siyaset izlemekte, halk ile yan yana gelmekten kaçınmaktadır. Çünkü çok iyi bilinmektedir ki, CHP halkın yanında olduğunu gösterdiği an, halk kendisini ve vatanını savunmaya başlamak için sokağa dökülecektir. İşte emperyalizmin ve emperyalizmin içimizde ki temsilcilerinin en çok korktuğu ve karşılaşmak istemediği tablo budur. CHP'de bu tablonun gerçekleşmemesi için üstüne düşen görevini söylem siyasetiyle yapmaktadır.
“AKP İntihara Gidiyor.” isimli kitapta ki ayrıntı.
Ahmet Akgül'ün “AKP İntihara Gidiyor.” isimli kitapta bu yazdıklarımızı doğrulayan çarpıcı açıklamalar mevcut. Kitapta, İngiltere'nin eski Ankara büyükelçisi Westmacott'un AKP li bir bakana ‘CHP bizimdir ve sizin en büyük yardımcınızdır’ dediği aktarılmaktadır. Bu cümle 14 yıldır AKP karşısında söylemden başka bir icraat gerçekleştiremeyen CHP nin elinin kolunun bağlı olduğunu çok açık göstermektir. Kitapta 1 Mart tezkeresi sonrasında Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi ile ilgili ve daha pek çok konuda çarpıcı açıklamalar ve bilgileri bulabilirsiniz.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP genel başkan olduğu günden bu güne kadar CHP'yi  iyi izleyip, analiz edebildiysek eğer yukarıda sözü edilen sorundan daha da fazla başka sorunların olduğunu ve CHP'nin başarısızlığını çok net görebiliriz. Bugün Reina da ki katliamdan kurtulduk, lakin bu yarın patlayacak başka bir bombalama olayında ölmeyeceğimiz anlamına gelmemektedir. Zira AKP'nin jet hızıyla oldubittiye getirip halkoylamasına sunmak istediği diktatörlük ve tek adamlık anayasasınında tehlikeli boyutunu çok iyi idrak etmeye mecburuz.

CHP'de acilen bir genel kurul şart.
 Bu bağlamda Kılıçdaroğlu'nun büyük bit siyasetci gibi adım atarak geri çekilmesi ve yerini daha genç, dinamik ve yeni yüzlere bırakarak ortak mücadeleye devam etmesi örnek bir davranış teşkil edecektir. Sosyal demokrasiyi benimsemiş bir partinin özüyle çelişen delege sisteminin derhal feshedilmesi en doğru karar olacaktır. CHP yeni lideriyle bu yoz sistemden çıkış çarelerinin halk ile ortak hareket ederek aramalı ve geç olmadan, memleketteki bu huzursuz ortamın normalleştirilme süreci başlatılmalıdır.

Halil Fehmi Dağ 01.01.2017 Heidelberg