Zeytin, doğduğum toprakların (Edremit körfezi) ana besin ve ana gelir kaynağıdır. Edremit ovasında 71.100 hektarda 11 milyon zeytin ağacı vardır. Edremit körfezinde toplam zeytin ağaçların %7'si bulunmakta olup, ülkemizdeki toplam zeytinin %34'ü burada üretilmektedir. Zeytinyağının önemli bir miktarıda yine bu bölgeden sağlanmaktadır. Bu bölgedeki zeytinin cinsi ve adı 'ayvalık' zeytinidir.
İlkbaharda zeytin ağaçları budanır, toprak sürülerek ağacın nefes alması sağlanır. Budama işlemi Nisan ayına kadar tamamlanması gerekmektedir zira nisan ayından itibaren zeytin ağacı çiçeğe durur. Haziran ayında meyve oluşumu başlar, eylül ayı zeytin tanesinin yağ toplama ayıdır. Ekim ayında ise zeytin taneleri olgunlaşma evresine girerek, sırasıyla yeşilden, sarıya, mor ve kırmızı rengine ulaşır. Kasım ayında zeytin taneleri yağ depolama işleminde maksimum seviyeye ulaşır. Aralık ayında ise zeytin olgunlaşır, siyah rengini alır ve hasat dönemi başlar. sofralarınızın vazgeçilmez lezzeti zeytin, tanrının insanoğluna sunduğu en lezzetli ve besleyici meyvedir. Zeytin ağacının ilaçlanmasından tutun, ağaçların budanması, toprağın sürülmesi, zeytinlerin toplanması, toplanan zeytinlerin fabrikalara taşınması, fabrikalarda zeytinin işlenerek yağa dönüştürülmesi başlı başına kocaman bir hikayedir. Bu hikayenin kahramanları o kadar çoktur ki siz bunu bilmezsiniz. Bu hikayenin esas kahramanı zeytin ağacı ve zeytininin kimlere gelir sağladığını, kaç evde ocağın tütmesine, o ocakta tencerenin kaynamasına vesile olduğunu, kaç çocuğun tahsil hayatına katkı sağladığını bilmezsiniz. Siz zeytini sofranıza gelen siyah ve yeşil rengiyle tanır ve gerçek hikayesini bilmeden yersiniz. Hasat Aralık ayında başlar Şubat'a kadar devam eder. Bu aylar Edremit körfezinde kış aylarıdır. Sabahları kırağı olur, yağmur yağar, ayaz olur. Sabahın serin saatlerınde traktörlerle, soğuk ayaza rağmen tarlalara gider benim cefakar ve gururlu köylülerim. Toprak ve otlarda kırağı vardır ve zeytin toplayan elleri donar, parmakları kızarır. Arada bir ellerini nefesleriyle veya ovuşturarak ısıtmaya yada hemen uygun bir yere yakılan ateşle ellerini ve donmuş ayaklarını ısıtır ve zeytin toplamaya devam ederler. Zeytin tanelerini ağaçlarda düşürmek için gençler ağaça çıkar ve uzun sopalarla (yöresel ismi sırık) ağaçlar silkilir. Bazen ayaklar kayar dallardan, çoğu zaman birşey olmaz ama bazen kırık. burkma gibi sorunlar yaşanır. Öğlen yakılan bir ateş etrafına toplanılir ve çıkılar açılır (çıkı yöresel bir isimdir işçilerin yemeklerini taşıdıkları torba ve sefer tası anlamındadır) karınlar doyurulur. Sonrasında zeytin toplamaya devam. Sesi güzel olanlar sırasıyla türküsünü söyler, fıkrasını anlatır, şakasını yapar. Gün biter. Toplanan zeytinler bazen at arabalarına , bazen traktörlere çuvallarla yerleştirilir. Çuvalların üzerine köylülerim oturur ve eve dönüş başlar. Yollar topraktır, taştır, çakıldır, çamurdur. Kimi yerler oyuktur içine su birikir şoför derinliğini kestiremez, traktör devrilir, güne acı eklenir, yüze hüzün düşer, benim köylülerim ölür. Birazda karadır zeytinin hikayesi. Siz bilmezsiniz sofranıza gelen yeşil ve siyah zeytinin arkasında ki hikayeleri. Zeytin hasatı bittikten sonra dallarda kalan zeytinler rüzgarın etkisiyle düşer. Bu sefer de başak denen dönem başlar. (başak hasat sonrasında dökülen zeytinlerin yöre insanı tarafından toplanmasıdır.) Herkesin tarlasına girebilir ve dökülen zeytinleri toplabilirsiniz. Zeytin ağaçına sahip olmayanlar bu şekilde evlerine zeytini ve zeytin yağını koyar kışlığını hazırlar. Sadece insan faydalanmaz zeytinden, kuşlar, tilkiler, koyunlar, keçiler, tavşanlar ve daha pek çok hayvan zeytinle beslenir. Zeytin tanrının bu topraklara gönderdiği en değerli nimettir.
Zeytinimin üzerine yıllardır kirli bir siyasi oyun oynanıyor, Bu berektli ağaçlar yok edilmek isteniyor. 90'lı yılların başında Edremit körfezinde turizm talebi artınca özel sit statüsünde olan sahil şeridinin sit olma özelliği kaldırıldı. Sahilde büyük bir kıyım başladı. Çok kısa bir sürede yüz binlerce zeytin ağaçı kesilerek yerlerine tatil siteleri yapıldı. Şimdi beton yığını bu sahiller. Çoğu inşaat yarım, çoğu konut satılamamış. Çoğunun alt yapısı bile mevcut değil. Olan yüzyıllık canım zeytin ağaçlarına oldu. Bu işten birileri kesesini fazlasıyla doldurdu. Ziraat odaları yanlış zamanlarda zeytin ilaçlamaları yaparak ürünün düşmesine neden oldu. Kuzey ormaları olarak bilenen ve Edremit körfezinde bulunan Kaz dağlarında 6 bin küsur dan fazla alanda maden aranması Alamos Gold'a ruhsat verildi. Alamos Gold Kaz dağlarında siyanürle ve kimyasal maddeler kullanarak altın arıyor büyük bir doğa katliamı yaşanıyor.. Zeytin ağaçları. çam ağaçları. içme suları yani doğa ve tüm canlılar büyük bir tehdit altında. Doğaya telafi edemeyeceği kendini yenilemeyeceği bir darbe vuruluyor, kıyım yapılıyor. Alamos Gold bir kanada firması ama yaptığım araştırmalarda bu şirketin kime ait olduğunu tespit edemedim. Bu bilgiler bir sır. Edremit körfezinde zeytine vurulan darbe bu kadarıyla kalmıyor. Sadece Edremit körfezinde doğrudan 500 bin ailenin ve 10 milyon insanın geçiminin kaynağı olan zeytinciliğe en büyük darbe ise Suriye'den ilkemize sokulan kaçak zeytin yağları ile yapılıyor. 2012 de Suriye'den giren kaçak zeytin yağı 6-7 ton iken bugün inanılmaz rakamlara ulaşmış ve resmen iç sektör yok olma aşamasına getirilmiştir. Zeytincilik sektörü 5 yıldır uygulanan düşük fiyat politikaları ile yok edilmek istenmektedir. Zeytin yağı ve zeytin üretim fabrikaları birer birer kapanmaktadır.
Son yıllarda yoğun bir zeytin ağaçı katliamı ile karşı karşıyayız. Kasım 2014 de Manisa'nın Yırcalı köyünde termik santral yapımı için 6 bin zeytin ağacı kesildi. 2014 yılında Mudanya'da zeytinlik alanları imara açılmış ve yüzlerce zeytin ağacı kesilerek yerine konutlar yapılmıştır. Mart 2015 de İzmir'in Gaziemir ilçesinde Çatal dağı etekleri imara açıldı. Bölgedeki 400 hektar üzerinde bulunan zeytin ağaçları kesildi. Temmuz 2015 de İzmir'in Foça ilçesinde 400 yıllık olduğu tespit edilen 120 zeytin ağaçı atık su arıtma sistemi yapılmak için kesildi. Ocak 2016 da Muğla'nın Milas ilçesinde özel bir şirket golf alanı inşaat etmek için 80 bin zeytin ağacını katledildi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ne yazık ki zeytinimize bilinçli dokunuyorlar ve bilinçli yok ediyorlar.
Uzun bir süredir sanal alemde zeytin ağacının yahudi ağaçı olduğu söylentileri yayılıyor. Bir grup cahil
'Zeytin Yahudi ağacıdır, tümü kesilecek' kampanyası başlattı. Güya “Kıyamete yakın Müslümanlarla Yahudiler arasında bir savaş çıkacak. Müslümanlar bu savaşta galip gelecekler. Öyle ki Yahudiler ağaçların ve taşların arkasına saklanacak, ağaçlar ve taşlar da 'ey Müslüman, şu arkamdaki Yahudi’dir. Hemen gel de onu öldür' diye haber vereceklerdir. Fakat sadece zeytin ağacı haber vermeyecektir. Çünkü o bir Yahudi ağacıdır. Bugün İsrail bütün ülkelerde zeytin ağacı dikmeyi teşvik etmektedir. Çünkü bu ağaçların Yahudileri koruyacağını bilirler. Aklın ve mantığı kabul etmeyeği işler bunlar.
Hükümet zeytinciliğe en büyük darbeyi
1 Haziran'da Zeytinlik kanun tasarısı kabul ederek vurdu. Zeytinlikleri koruyan yasada, madencilik lehine değişiklik yapıldı. Zeytin ve zeytinciliğin 'idam fermanı' yasa tasarısı 2002 den beri 6 kere ret edilmesine rağmen sonunda kabul edildi.
Bu ülkenin zeyginlikleri birer birer yok edilerek 80 milyoluk ülkemiz her alanda dışa bağımlı hale getiriliyor. Tarımda küresel bir oyun oynanıyor. Ve dünya tarımı bir kaç şirkete peşkeş çekiliyor. 'Toprak Biterken' isimli kitabın yazarı Erhan Ünal, dikkatleri Mayıs 2007 de Singapurlulara satılan Mersin limanına giren Palm yağı miktarına çekmeye çalışıyor. Mersin limanında 60 bim m3(metreküp) palm yağı depolarının bulunduğunu ve Türkiye'ye tahminen 1.7 milyon ton Palm yağı girdiğini ifade ediyor. Bu miktarın aslında tahmin edilemeyeceğini ve bu miktarın sürekli artığını söylüyor.
Zeytin kıyımına neden göz yumulduğunu anlayabildiniz mi? Anlamadıysanız devam edelim. Malezya'da yetişen palm ağacından üretilen yağın Türkiye'ye girişinin, Tayyip Erdoğan'ın Malezya ziyaretinden sonra birdenbire arttığı dikkati çekiyor. Bu yılki ithalatın 400 bin tonu bulacağı bildiriliyor.’’ Ayrıca ‘‘Türkiye'ye ayçiçeği, soya ve mısırözü yağlarının ithalinde ham olarak %30, rafine olarak da %52 gümrük vergisi ödenmesi gerekiyor. Ham palm yağının ham ve rafineri ithalinde ise gümrük vergisi % 12. Sizce bu kıyak neden yapılıyor. En büyük palmiye yağı üreticisi olan ‘Wilmar İnternational’, Singapur merkezlidir. Bu firma Singapur'da Palm yağını elde edebilmek için yerel halkın yaşam alanlarına, doğaya ve insanlara büyük zararlar vermektedir.
2008/2009 verilerine göre zeytin ihraç redilen ülkeler sırasıyla Bulgaristan, Romanya, Almanya, Irak, ABD, Avustralya, Hollanda, İngiltere, Kıbrıs, Avusturya, İsveç, Yunanistan, İtalya, Danimarka, İsviçre, Belçika ve diğer ülkelere toplamda 49.707 ton ve bu ihraçattan elde edilen gelir ise 77.372 dolardır. Yine 2008/2009 verilerine göre üretilen zeytinyağı mikytarı 29.685 kg, elde edilen gelir miktarı 96.201.000 dolardır. (a) (Dünyada, Türkiye'de, Edremit Körfezi ve çevresinde Zeytin ve Zeytinyağı.)
Tarımda kendi kendine yetebilen ve bazı ürünleri ihraç edip gelir sağlayabilen ülkemizde gerek tarım gerekse hayvancılık bitme noktasındadır ve dışa bağımlı hale getirilmiştir. Bu güzel ülkemiz yok edilmeden , küresel çetelere peşkeş çekilmeden tehliklerin farkına varmalı ve acil önlemler almalıyız. Zira çocuklarımız küresel sermayenin elinde birer kukla, yer yer birer denek olacaklardır. Zeytinine, toprağına, suyuna sahip çık Türkiyem.
8 Haziran 2017 Heidelberg