28 Haziran 2017 Çarşamba

Alman Mahkemelerini What's App İle Kandırmak!

Alman Mahkemelerini What's App İle Kandırmak!
Bora'nın mahkemesinde delil ve inandırıcı şahit bulunamayınca iş, iki şahitin kendi arasında yazdığı whatsapp mesajlarına kaldı. Pozywio ailesinin mahkemeye sundukları tüm delil ve tanıklarının yanıltıcı ifadeler vererek kirli bir oyuna dahil olduklarını göstemişlerdi. Pozywio ailesi son mahkemede ki şahitler inandırıcı olamayınca son duruşmada 19 Haziran'da bir whatsapp mesaji ortaya atılar. Mahkemenin en başından bu zamana kadar açıklanmayan bu mesajların davanın bitimine doğru ortaya çıkarılması davayı kaybedecekleri anlaşılan Pozywio ailesinin yeni bir oyunu mu? Güya bu What's up mesajlaşması Polonyalı iki genç arasında ve olayın gerçekleştiği gün ve yıl da geçiyor ve gençler mesajlaşmalarında Fabian'a şişe ile vuranın Bora olduğunu gördüklerini yazıyor.

Her mahkemede tutarsız ve gerçeklerle örtüşmeyen olaylarla bağlantısı bulunmayan kişileri tanık sandalyesine oturtarak Bora'yı suçlama içine giren Pozywio ailesinin son kozu Whats'a app mesajlaşmaları. Madem ellerinde böylesine güçlü bir kanıt vardı neden bu zamana kadar sahte tanıklarla ve gerçek dışı ifadelerle zaman kaybettiniz? Pozywio ailesi bu soruyu cevaplamalı. Ayrıca hepimizin hayatında önemli bir yere sahip WhatsApp da tarihi değiştirerek bugün yaptığınız bir mesajlaşmayı istediğiniz tarihte yapmış gibi gösterebiliyorsunuz. Deneyebilirsiniz.

Alman mahkemeleri, bu zamana kadar sunulan tüm yanıltmaları, sahtelikleri, delil yetersizliğini bir tarafa bırakarak Whats app üzerinden bir çocuğun bile rahatlıkla yapabileceği bu düzmece mesajlara mı değer verecek. Bora iki Polonyalının sosyal medyadaki yazılı dedikoduları ile mi yargılanacak? Meshur Berlin hakiminin değerine ne oldu? Birileri Frankenthal mahkemesine ve Frankenthal mahkemesi ile köşe kapmaca oyanayan Pozywio ailesine Berlin de de hakimlerin olduğunu hatırlatması zamanı gelmedi mi? Koskoca Alman hukuku sosyal medyanın eline mi kaldı ? Bu nasıl bir adalet sistemi? Başarılı bir tıp öğrencisi genci, bu kadar basit bir hileyle ve aldatmayla nasıl yargılanabilir? Yeni bir sistem mi açılıyor Alman hukukunda? Yoksa Alman mahkemeleri herkese eşit hukuk dağıtmak yerine terazideki gerçekleri yok sayarak, Whats app gibi her türlü hilekarlığa açık bir sistemin güvenilmezliğini yok sayıp ve ciddiye alarak istediği kişilere mi sadece hukuk dağıtıcak. Bunu hep birlikte 5 Temmuz 2017 Frankenthal Amtsgericht de ki son durusmada göreceğiz.

5 Temmuz da bu iki polonya asıllı şahit tekrar dinlenecek. İşe bakın tüm şahitler çıktı kala kala iki Polonyalı şahit, Polonyalı mağdur Fabian ve ailesi (burada esas mağduru oynayan Fabian'ın babasıdır) ve karşılarında dik duruşlu başarılı tıp öğrencisi bir türk genci ve kararı verecek olan ALMAN mahkemesi. Frankenthal mahkemesi (Amstgericht), Postdam da ki cesur değirmencinin, 2. Frederik e karşı 'Berlinde Hakimler Var' diyerek verdiği hukukun üstünlük ve eşitlik ilkesine bağlı kalacaklar mı hep birlikte göreceğiz. Dava büyük boyutlara doğru gidiyor. Yalanlar büyüyor ve iş içinden çıklmaz bir hale bürünüyor. Bora'nın davası hepimizin davası, Bu dava Türklere karşı yapılmak isten ötekileştirmeye bir örnektir. Unutmayalım ki yarın bunun benzerlerinin bizim çocuklarımızın başlarına gelme riski çok yüksek. Sessiz ve duyarsız kalmayın.

28 Haziran 2017 Heidelberg

26 Haziran 2017 Pazartesi

CHP Köln Derneği ve CHP Nrw Köln Temsilciliği ADALET Arıyor

Hangi CHP ve Kimin İçin ADALET
CHP Köln Derneği ve CHP Nrw Köln Temsilciliği ADALET Arıyor.

AKP'nin emperyalist sistem tarafından yaratılıp, emperyalizmin ülkemiz ve ortadoğuda emellerine kavuşmada önemli bir rol üstlediği konusunda hemfikiriz. Peki bu noktada hemen şu soruyu kendimize sormalıyız. Bir ülkede mevcut iktidar emperyalizmin maşalığı görevini üstlenmişken, muhalefet ve türevleri bağımsız, özgür, milli ve saf kalabilir mi? İktidarı avucunun içine alan kan emici Batı muhalefetin muhalefet olarak kalmasına izin verir mi? Vermez hedefte ki ülkenin iktidar ve muhalefetin dizginleri emperyalizmin elindedir. Dizginlerini batıya kaptırmış olan kuklalar zaman zaman danışıklı döğüşe tutuşarak halkın yükselen nabzına şerbet olur ve nabız düşürülür. Nabız yükseltme ve düşürme görevlerini üstlenenler emperyalizmin emirlerini yerine getirmekle görevlidirler. Bunlar bazen çok iyi Atatürkçü, bazen çok dindar bir müslüman, bazen çok iyi solcudur. Bunlar devlet kadrolarına, sivil toplum kuruluşlarına, basın, medya,sanat gibi her alana yerleştirilmiştir. Halk bu kişiler aracılığı ile olabildiğince farklı gruplara bölünüp, kutuplaştırılır. Görevleri mevcut sistemin temel taşlarını zedelemek ve onu ayakta tutan tüm değerleri yok ederek halka yeni değerler, yeni bayramlar hediye ederler.

Birinci paragraf göz önünde bulundurulduğunda iktidar karşısında bulunan %50 nin bir araya gelerek ortak güç oluşturamama nedeni budur. Yani muhalefette kalan %50 bu görevliler tarafından bir araya gelmemeleri için türlü oyunların ve planların kurbanı olurlar. Bu kişiler çalışıyor görünmek amacıyla etkinlikler düzenlerler kitlelerinin yükselen tansiyonlarını düşürürler. Yaptıkları etkinliklikler kendin pişir kendin ye tarzında fayda sağlamaktan uzaktır. Gelin bunu gerçek örnekleriyle açıklamaya çalışalım. Yürüyerek adaletin gelmeyeceğini bile bile başlatılan bu eylem büyük bir kitlenin umudu olmuş durumda. İlk başlama tarihinden bu zamana kadar ADALET'in tekrar geri geleceğine dair hiç bir kanıt, işaret göremedik. Lakin gerek yurt içinde gerekse yurtdışında bu yürüyüşe destek yürüyüşü yapıldı. Hepsi verimlilikten uzak ve sanal aleme fotoğraf ve malzeme amaçlı yapılan kendin çal kendin oyna tarzı eylemlerdi. Bu eylemlerin benzerleri dün 25 Haziran 2017 de Köln şehrinde yapıldı. Köln şehrinde CHP'yi temsil ettiğini iddia eden (bu toplulukların daha önce CHP'nin tüzük ve programına aykırı davranış ve eylemlerde bulunduğunu defalarca yazdık.) iki CHP ismi taşıyan topluluk tarafından aynı şehirde, aynı saatte Adalet yürüşü etkinliği düzenlendi. Kendilerine tahsis edilen alanlarda ADALET pankartlarını taşıdılar, sanal alem için fotoğraf ve video çekimleri yaptılar, yediler içtiler, halay çekip eğlendiler. Yani kendileri çalıp kendileri oynadılar, kendileri pişirip kendileri yediler. ADALET'in gelmesi için değil daha çok yaptıkları kendileri için bir eylemden öteye geçemedi. Bu konu ile ilgili fotoğraflar aşağıda veilmiştir. Teker inceleyin ADALET adına faydası olup olmadığına siz karar verin.

Burada neden aynı şehirde iki CHP derneği olduğu ve her iki derneğinde birbirine inat olsun diye aynı gün, aynı saatte eylem yapmalarının nedenleri iyi sorgulanmalı. Bu iki dernek hangi CHP yi temsil ediyor, hangi ülke için ADALET arıyor. Temsil ettikleri CHP Mustafa Kemal Paşam'ın CHP' si ise Köln şehrinde neden bir tek CHP yerine iki tane CHP var? (Bu örnekler çoğaltılabilir.) Türkiye için ADALET arıyorlarsa neden bu topluluklar bir araya gelerek güç birliği oluşturarak daha kalabalık kitlelerle daha verimli eylemlere imza atmıyorlar da küçük ve sönük eylemler yapıyorlar. İrdelenmesi gereken ve ciddiye alınması gereken bir diğer önemli unsur ise şudur. Avrupada AKP iktidarına muhalefet pek çok dernek mevcuttur. Dönem dönem düzenledikleri küçük gösterilerle de tepkilerini dile getiriyorlar. Lakin bu dernekler Türkiyenin sorunlarını, bulundukları ülkelerde ki ve şehirlerdeki, sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetimlerine, bulundukları ülkelerin siyasi partilerinin şehir örgütlerine ve basınına anlatarak daha faydalı olabileceklerini görmelidirler. Yani yurtdışında yaşayan Türkler yaşadıkları ülkenin dilini iyi kullanmalı ve derdini o dille ilgili kurumlara anlatmalıdır.
Zaten az olan muhalafetin bölünmesinin önüne geçmek için aynı şehirde aynı isimle dernekler açmaktan vazgeçmeli ve kendin pişir kendi ye, kendin çal kendin oyna tarzı verimsiz eylemlerle kendimizi kandırmaktan vazgeçmeliyiz. Unutmayalım ki bir kibrit çöpünü kırmak kolaydır fakat 20 tane bir araya gelmiş kibrit çöpünü kırmak zordur. Bizler siyasi partilerin peşine takılıp birbirimize kin besleyerek ve gücümüzü azaltarak emperyalizm için küçük lokmalar haline gelmemek için bir araya gelmeye mecburuz. Çok geç olmadan tek kaygımız vatan olmalı.
CHP Köln Derneği ve CHP Nrw Köln Temsilciliği aynı gün aynı saatte aynı şehirde (Köln'de) ADALET aramak için toplantı afişleri. 
CHP Köln Derneği ve CHP Nrw Köln Temsilciliğinin  aynı gün, aynı saatte, aynı şehirde (Köln'de)  ADALET arama torplatılarında kendir pişir kendi ye, kendin çal kendin oyna eylemlerine dair fotoğraflar. 



26 Haziran 2017 Heidelberg

20 Haziran 2017 Salı

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü/Türkiye Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 3

Türkiye Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 3
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü

Adalet yürüyüşü tüm şaşaası ile devam ediyor. Türkiye, yürükmekle ADALET'i tekar elde edeceğini inanıyor. AKP iktidarı karşısında pasif bir muhalefet sergileyerek AKP'nin her türlü hukusuzluğu rahatça yapmasına zemin hazırlayan Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü ile AKP'den umduğunu geri alabilecek mi? Adalet yürüyüşü şimdiden milyonlarca insanın umudu haline gelmiş durumda. Adalet yürüyüşüne uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan ve wikileaks raporlarında ABD'liler ile yaptığı pazarlıkları ortaya çıkan, İstanbul belediye başkanlığı adaylığını CHP'lilerden önce Gülenin haberdar olduğu, CHP genel başkanı olmak için Amerika'lılara beni seçin pişman olmazsınız diyerek, kendisinin başbakan olarak seçimi ile dengelendiği sürece, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı ile bir sorunu olmayacağını söyleyen Mustafa Sarıgül de yürüyüşün 5. gününde ortaya çıkarak ADALET yürüyüşüne destek verdi. Mustafa Sarıgül'ün gözü hala Oscar heykelciğinde.

Bu yürüyüş ile bu ülkeye kaybedilen değerlerin ve özellikle ADALET'in geri gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Peki Türkiye bu ADALET yürüyüşüne kilitlenmişken ülkemiz ve çevremizde neler olduğuna ve nelerden habersiz kaldığımıza kısaca bir göz atalım mı?

14 Haziran'da Kılıçdaroğlu'nun Adalet yürüuyüşünden bir gün önce, 2000’lerde Pentagon’a ve eski ABD Başkan George W. Bush’a İran, Irak ve Türkiye konularında danışmanlık yapan ve çeşitli gazetelerde Türkiye ve ortadoğu bataklığı hakkında tuhaf öngörülerde bulunan ve yazılar yazan Michael Rubin twitter hesabından şu açıklamayı yaptı.
'Bugün Katar yarın Türkiye''.
2016 da Türkiye'de darbe olacağını yazan Rubin diplomasız Cumhurbaşkanımızıda ölümle tehdit etmişti. Peki tehdit gibi algılanan 'Bugün Katar yarın Türkiye' ne demek? Katar'da noldu takip edebildiniz mi? Yoksa sizin işiniz gücünüz ADALET yürüyüşü filminde ki uysal ve iyi kalpli esas oğlanda mı?
Katar arabistandaki ABD dir. Suudi ve Bahreyn de aynı özelliktedir. Bölgede her ülke söz sahibi olma derdinde ve bu bağlamda kendini ABD'ye en iyi ve en sadık şekilde pazarlayarak çıkartılmak istenen İran savaşında pastadan büyük bir dilim kapma peşindeler. Suudilerin esasen ABD himayesinde İran'a saldırmayı hedeflediklerini açıkca dile getirdiler. Bu senaryoda başka bir ülkenin söz sahibi olmasını istemiyor Suudiler. Suudilerin İran'a saldırma istekleri yeni değil bu istekleri Irak savaşında da vardı, Afganistan savaşında da. Suudiler milyar dolarlık silah anlaşmalarıyla bu sefer Trump yönetiminden benzer taleplerde bulundular.
Suudilere göz dağı verme derdinde olan Katar İran'la sıcak ilişkiler kurarak bölgede fay hatlarının gerilmesine neden oluyor. Tüm bu oyunların altında İran köşeye sıkıştırılıyor ve savaş tamtamları çalınıyor. Yoksa amerikanın kölesi olmuş küçücük ülke Katar başından büyük sorunların içinde nasıl varolabilirdi. Ve bölgenin güvenliğini sağlamak için Mehmetçik 20 Haziran'da Katar' ayak bastı. Ülkemizde hedef haline gelen Mehmetçik yemeklerle zehirleniyor, hain saldırılarla ve El Bab gibi sınır dışı operasyonlarla telef edilip güvenliği sağlanamazken Mehmetçik Katar da ne görev görecek derseniz? Mehmetçik Kore savaşında kalkan olarak kullanıldığını hatırlatırım size. Yoksa Mehmetçik'e Katar'da yine kalkan olma görevi mi verildi. Çıkacak bir İran savaşında yeni bir tezkere ile Mehmetçik yine ortadoğu bataklığında telef olmaya sürgün mü edilecek? Bunlar önemli değil önemli olan şimdi ADALET yürüyüşü değil mi?

Büyük israil gözümüzün önünde kuruluyor, Barzani Türkmen şehir Kerkük'e işgal etti 25 Eylül'de referandum yapacak. Bize ne büyük İsrail, bize ne Kerkük, bize ne referandum. Bize ADALET yürüyüşü yeter!

Ege denizinde kaybettiğimiz adalarımıza dahi sahip çıkamayan muhalefet ADALET yüyüşü yapıyor. Ve bu eylemlerle diplomasızın tüm gücüne karşılık ADALET'İ elde edeceğine inanıyor. Diplomasız nasıl bu kadar güçlü oldu hiç sorguladınız mı?
Yunanistan Ege'yi gaspetmiş, resmen kuşatma ve bir paylaşım altındayız. Ama bu sorun değil ülkem için. Çünkü tüm sorunlar ADALET yürüyüşü ile çözülecek değil mi?
Ya yıllardır yavru vatan diyerek bağrımıza bastığımız Kıbrıs'ta neler oluyor takip edeneniz varmı? 28 Haziran'da Cenevre Zirvesinde Kıbrıs için önemli bir toplantı yapılacak. Bu Kıbrıs'ın faydasına yapılan bir toplantı değil bilakis Kıbrıs yutma ve yok etme toplantısı. Bu zirve de emeperyalist güçler Kıbrıs üzerinde garantörlükten vazgeçmemiz ve asker çekmemiz konuşulacak. Rum medyası yüzde 80 asker azaltmayı kabul ettiğimizden bahsediyor... Duydunuz mu? Kıbrıs'tan bize ne bizim tek derdimiz ADALET yürüyüşü değil mi? Diplomasızı başımıza musallat ederek ve yer yer basamak görevi görerek AKP nin güçlenmesini ve her kalemizi resmen işgal etmesine izin veren muhalefet tüm varlığımızı bu dikta rejimine teslim ettikten sonra ADALET için sokaklarda. Bizler ADALET ADALET diye daha çok yanacağız, ağlayacağız, kanayacağız.
Bu arada unutmadan belirtmekte fayda var, 8 ay önce Erdoğan'ın gazetesi Sabah'ta, “Suudi Arabistan'dan İsrail'e 'Bağımsız Kürdistan'ı birlikte kuralım' teklifi” başlıklı bir haber yayınlandı. Eminim bu haberide görmediniz. Bizler ADALET yürüyüşü ile uyutulurken emperyalizm adım adım hedefe yaklaşıyor. Herşeye rağmen ADALET yürüyüşü... ADALET yavaş yavaş yok edilirken neden önlem alınmadı. Muhalefet, ADALET'in bu kadar mühim olduğunu, ADALETİ kaybettikten sonra anladıysa vay halimize.

20 Haziran 2017 Heidelberg







18 Haziran 2017 Pazar

Kemal Kılıçdaroğlu'nun ADALET yürüyüşü.Türkiye Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 2

Türkiye Üzerine Oynanan Kirli Oyunlar 2
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ADALET yürüyüşü.

ADALET'i altın tepsiyle AKP'ye sunan ve ırzına geçilmesine göz yumanlar ADALET yürüyüşüne devam ediyor. Yürüyüşe ilave eylemler eklenerek daha çok ses getirilmek isteniyor. Burada ki amaç daha çok etki yaratmak ve daha fazla kitleyi gündelik gerçek sorunlardan uzaklaştırıp bu yapay gündem ile oyalamak olabilir mi? Bu bağlamda Kılıçdaroğlu yürüyüş eylemine ilave olarak her gün saat 18:30'da iki dakikalık "DURAN ADAM" eylemi yapacak. 25 gün daha bu ADALET yürüyüşü ile meşgul olacağız. Ülkede ki tüm sorunların bu ADALET yürüyüşü ile son bulacağını sananlar, bu ADALET yürüyüşü esnasında ülkemizde ve çevresinde dönen gerçek sorunları göremeyecek ve tepkisini veremeyecek. Adalet yürüyüşü bittiğinde bizler köprülerin altından akan suyun ve yapılan pazarlıkların hesabını idrak edememiş olacağız. Bunu lütfen iyice sorgulayın.
Önce bizlerden bu yapay eylem ile neler kaçırıldığına, saklandığına geçmeden önce, bu yapay eylemin bizlere nasıl sunulduğuna ve bu eylem üzerine nasıl odaklaştırıdığımıza bir bakalım. Yandaş meyda ve muhahelefet medyası gibi görünüp aslında yine emperyalizmin kontrolünde olan medyalar bu yürüyüşü hergün maşetten vererek halkımızı sadece bu haber doğrultusunda kutuplaştırmaya devam ediyor.
İlk önce Kılıçdaroğlu bu eylemi için kendi resmini ve arkada buğulu askerlerin bulunduğu bir afiş kullandı. Bu afiş Ankara belediye başkanı Melih Gökçek tarafından eleştirildi ve 'DARBE Girşimi' olarak değerlendirdi. Fotograf daha sonra CHP'nin resmi sitesinden çıkartıldı. Gökçek'in bir diğer eleştiri okları ise Eren Erdem'in 'bıçak kemiğe dayandı' 'Bıçak kemikte' isimli paylaştığı bir şiiri provaktör olarak göstermesiydi. (Eren Erdem kim olduğunu Mehmet Beşeri'nin 'Şifre Bizim Ölülerimiz' kitabında şu cümleler ile anlatılıyor, alevi görünümlü ermeni. Şaşırdınız değil mi? İçimizdeki truva atlarına dikkat edelim .) Gökçek gibi her türlü hukuksuzluğa bulaşmış birine bu kozlar neden verilir. Neden böyle bir afiş hazırlanır, neden 'Bıçak kemikte' gibi kışkırtıcı, ayrıştırıcı paylaşımlar yapılır. Neden biliyor musunuz ortalığı kızıştırmak, tartışmaları ve şiddeti tırmandırmak için yapılır.


Başarılıda olundu, CHP'nin Ankara'dan İstanbul'a 'Adalet Yürüyüşü' başlatma kararı almasından sonra, Düzce’de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Aybek MP5 makineli tabanca ile çektirdiği fotoğrafı sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabında paylaştı. "Vur de vuralım, öl de ölelim. Reis meydanlar boş değil, emrin yeter" notunu yazması dikkat çekti. Toplum olarak tedavi edilemez bir hastalığa kapıldığımızın en güzel örneği bu. Birbirini öldürmeye hazır bir toplum haline getirilimişiz. Emperyalizm bunu başarmış.

Gerçek bir Cemaatci ve Gülen hayranı olan adalet bakanımız Bekir Bozdağ ise ADALET yürüyüşüne ilişkin olarak şu açıklamayı yaptı. Bozdağ 'Kılıçdaroğlu'nu yargıya karşı toplumu tahrik etmekle suçladı.' Yargıyı güle oynaya oy kullanarak yok edenler hala yargıdan söz edebiliyorlarsa vay halimize. Hangi yargı Bozdağ?

Diplomasız Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 'Bu yolla hukuk elde edeceklerse mümkün değil" dedi. Unutmayalım ki hukuğu beraber yok ettiler ve hukuğun bir daha geri gelmeyeceğini çok iyi biliyorlar. Çünkü ipler emperyalizmin elinde. Erdoğan "Sizin 15 Temmuz'dakilerden ne farkınız var!" diyerek sözüne devam etti. Bitti mi hayır, tüm devlet kurumlarını diploması olmamasına rağmen işgal eden Erdoğan, Adalet için yürüyen Kılıçdaroğlu'yu yargı ile tehdit etti: 'Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın.' Bu açıklamalara baktığımızda ilerleyen günlerde bizler için belirlenen gündem maddeleri belli. Kılıçdaroğlu ADALET yürüyüşünü tamamladıktan sonra yada tamamlayamadan Berberoğlu gibi hapishaneye atılma olasılığı yüksek. Eğer Kılıçdaroğlu'nun tutuklanması Emperyalizme daha fazla fayda sağlayacak ise bunun gerçekleşmesi büyük bir ihtimaldir. Biz bunları konuşurken yada bu konularla beynimize darbe yapılmasına izin verirken, ülkemizi, topraklarımız biraz daha avucumuzdan gittiğinin farkına varamayacağız. Oltadaki ülke Türkiye zoka yı gittikçe yutuyor.

Erdoğan'a muhalefet olanlar Kılıçdaroğlu'nu Gandy olarak nitelendirirken, Erdoğan destekçileri, 'Fetö'nün siyasi ayağı yürüyüşe geçti, Fetö'nün zombisi yürüyüşe geçti! tarzında haberler yayımlayarak halkı kutuplaştırmaya devam etmektedirler. Bir tarafta Gandy bir tarafta Zombi! Türkiye şimdide Gandy ve Zombi olarak bölündü. Emperyalizme birlik olup dur demezsek, İncilik'e kilit vurmazsak, ABD ve benzeri ülkelerin konsolosluklarına kilit vurmazsak ufalana ufalana buhar olacak Türkiye Cumhuriyeti.

Daha detaylara girmek istemiyorum zira bunları okumak ve yazmak için zaman yetmez. Sizden ricam bildik söylemlerle birbirimize hakaret etmeden, birbirimiz suçlamadan, fikirlerimizi tartışalım ve cözüm için ortak yol bulalım. Yapılan bu yapay gündem ile gerek Türkiye ve gerekse çevremizdeki ülkeler için hazırlanan kirli oyunların farkına varalım. Ve bu kirli oyunların üzerine gidelim. Türkiyede bağımsız bir medya neredeyse yoktur. Bizden gibi görünen medyanın haberlerine körü körüne inanmayın. Adalet yürüyüşü Türkiye'ye ADALETİ getirmez aksine Türkiye'yi daha çok sorunların içine çeker. Ankara'dan İstanbul'a yürümekle mi ADALET'i elde edebilirsiniz yoksa TBMM'nin önünde sürekli toplanarak, çadır kurarak ve tepkimizi göstererek mi daha faydalı bir eyleme imza atabiliriz. İyi düşünün. Adalet yürüyüşü ile bizlerin neler saklandığını ise bir sonraki yazımda paylaşacağım.


18 Haziran 2017 Heidelberg

16 Haziran 2017 Cuma

Kemal Kılıçdaroğlu'nun ADALET Yürüyüşü / Türkiye Üzerinde Oynanan Kirli Oyunlar 1

Türkiye Üzerinde Oynanan Kirli Oyunlar 1
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ADALET yürüyüşü.

Toplum olarak balık hafızalı olduk. Emperyalizm suyumuza, havamıza, toprağımıza, aşımıza hangi zehiri kattıysa başarılı oldu. Ve ülkemin güzel insanları dünü unutma hastalığına kapıldı.

Pasif bir siyaset anlayışı ile ülkemizin içinde bulunduğu bu kara tabloda büyük bir payı olan CHP'nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu elinde ADALET yazan bir pankart ile Ankara'dan İstanbul'a bir yürüyüş başlattı. Yürüyüşğn başlangıcında Kılıçdaroğlu şu açıklamayı yaptı. 'Kendi ülkemizde gazetecilerin, vekillerin hapiste olmasını istemiyoruz. Bir dikta yönetimi ile karşı karşıyayız. Adaletin olmadığı bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Bıçak kemiğe dayandı artık, yeter diyoruz. Bunun için yürüyüşümüzü başlatıyoruz' dedi. Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasının ardından CHP olağanüstü toplanmış ve bu kararı almıştı.

16 Nisan Referandumu sonrası CHP içinde ciddi tartışmalara maruz kalan ve istifa etmesi istenen Kılıçdaroğlu, bu yürüyüş ile yine milyonların kahramanı olmayı başarmak ve CHP'de genel başkan olarak kalmak mı istiyor. Kılıçdaroğlu'nun kangren olmuş fanatikleri sosyal paylaşım sitelerinde yine bildik o meşhur söylemlerini kullanmaya başladılar. 'Bu yürüyüşe destek vermeyen AKP'lidir, vatan hainidir, MHP lidir, Atatürk düşmanıdır.' Hatırlarsanız Bu tarz suçlamalara en çok Ekmek için Ekmeleddin ve diğer pekçok benzeri olaylarda da maruz kalmıştık. Tam da CHP içinde değişim isteyen kitleden ciddi anlamda rüzgarlar esmeye başlamışken, bu cila eylemi neden?
Sizce bu yürüyüş Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin genel başkanlık koltuğunda kalabilmesi için düzenlenmiş olabilir mi? Yapılmak istenen ve amaç nedir?
Birde geçen yıl mayıs ayında oylanan dokunulmazlıkların kaldırılmasına bakalım.
Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkların kaldırılmasında gelecekte karşılaşabilecek sorunları doğru tespit edememişti. Dokunulmazlıkların kaldırılmasında EVET oyu kullanan hatta EVET vermeleri için milletvekillerini ikna eden Kılıçdaroğlu değil miydi? Şimdi de ADALET pankartıyla yürüyüş yapan kişi yine aynı Kılıçdaroğlu.
Hatırlıyor musunuz meclis de dokunulmazlık oylamasını. Bence hatırlamıyorsunuz zira balık hafızalı olduğunuzu başta belirttik. Dokunulmazlıkların nasıl kaldırıldığını hatırlıyor olsaydınız bugün balıklar gibi ADALET yürüyüşü başlatan Kılıçdaroğlu'nu alkışlamazdınız. Ne ADALETi kardeşim adalet pankartı ile halkı aldatmaktır bu. Gelin mecliste yapılan dokunulmazlık oylamasını rakamlarla ben size bir kez daha anlatayım.
Dokunulmazlıkların kaldırılma oylamasının ilk turu 17 Mayıs 2016 de yapıldı. Ogün kü mecliste AKP'nin 316 vekili, MHP'nin de 40 vekili vardı. (CHP 133 vekil, HDP 59, bağımsız 1 vekil.) Yani EVET oyu verecek iki partinin toplam vekil sayısı 356. Referanduma gidilmeden bu oylamanın kabulü için 367 oy gerekiyordu. AKP ve MHP'nin vekil sayısı buna yetmiyordu.
17 Mayıs'ta birinci görüşmede gerekli çoğunlukla kabul oyu alamayan bir madde, ikinci görüşmede de gerekli çoğunlukta kabul oyu alamamışsa reddedilmiş olacaktı. 17 Mayıs'ta yapılan birinci turda, 1. madde 350 kabul oyu alırken, 2 madde ise 357 kabul oyu aldı. Bu maddelerin kabulü için 367 oy birinci turda sağlanamadı. İşte tam bu noktada bir can kurtarana ihtiyaç duyuldu. Bu can kurtaranın HDP'den çıkmayacağı kesindi. AKP'nin dokunulmazlıkların kaldırılması oylamasında, Kılıçdaroğlu AKP'nin can kurtaranı oldu. Ve basınada yansıdığı gibi Kılıçdaroğlu milletvekillerinden bazılarını EVET vermeye ikna etti. 20 Mayıs 2016 da ikinci tur seçimleri yapıldı. 1. madde 373 oy ile 2. madde ise 374 oy ile kabul edilerek dokunulmazlıklar kaldırıldı. Bunları ne çabuk unuttunuz.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasında kilit rolü oynayan Kiılıçdaroğlu şimdi de tutuklanan milletvekili Enis Berberoğlu 'nun ardından ADALET pankartıyla Ankara'dan İstanbul'a yürüyor.
Bu olay dahi CHP'nin dış güçlerin güdümünde hareket ettiğinin açık beyanıdır. Olmuyor Kılıçdaroğlu önce EVET de sonrada ADALET diye haykır. Sende gözünü aç artık güzel kardeşim.
Sizlerde bu oyunlara alkış tutarak kendinizi kandırmayın. CHP işgal altında, kurtarılması önemlidir. Bu nedenle CHP'de değişim desteklenmeli ve bu oyunlara son verilmelidir. Hiç kimseye müslüman mahallesinde salyangoz satmasına izin vermeyin. Bu tarz tiyatrolara alkış tutarak memleketinizin satılmasınada izin vermeyin.


16 Haziran 2017 Heidelberg



8 Haziran 2017 Perşembe

Zeytinime Geleceğime Dokunma!


Zeytin, doğduğum toprakların (Edremit körfezi) ana besin ve ana gelir kaynağıdır.  Edremit ovasında 71.100 hektarda 11 milyon zeytin ağacı vardır. Edremit körfezinde toplam zeytin ağaçların %7'si bulunmakta olup, ülkemizdeki toplam zeytinin %34'ü burada üretilmektedir. Zeytinyağının önemli bir miktarıda yine bu bölgeden sağlanmaktadır.  Bu bölgedeki zeytinin cinsi ve adı 'ayvalık' zeytinidir.
İlkbaharda zeytin ağaçları budanır, toprak sürülerek ağacın nefes alması sağlanır. Budama işlemi Nisan ayına kadar tamamlanması gerekmektedir zira nisan ayından itibaren zeytin ağacı çiçeğe durur. Haziran ayında meyve oluşumu başlar, eylül ayı zeytin tanesinin yağ toplama ayıdır. Ekim ayında ise zeytin taneleri olgunlaşma evresine girerek, sırasıyla yeşilden, sarıya, mor ve kırmızı rengine ulaşır. Kasım ayında zeytin taneleri yağ depolama işleminde  maksimum seviyeye ulaşır. Aralık ayında ise zeytin olgunlaşır, siyah rengini alır ve hasat dönemi başlar. sofralarınızın vazgeçilmez lezzeti zeytin, tanrının insanoğluna sunduğu en lezzetli ve besleyici meyvedir. Zeytin ağacının ilaçlanmasından tutun, ağaçların budanması, toprağın sürülmesi, zeytinlerin toplanması, toplanan zeytinlerin fabrikalara taşınması, fabrikalarda zeytinin işlenerek yağa dönüştürülmesi başlı başına kocaman bir hikayedir. Bu  hikayenin kahramanları o kadar çoktur ki siz bunu bilmezsiniz. Bu hikayenin esas kahramanı zeytin ağacı ve zeytininin kimlere gelir sağladığını, kaç evde ocağın tütmesine, o ocakta tencerenin kaynamasına vesile olduğunu, kaç çocuğun tahsil hayatına katkı sağladığını bilmezsiniz. Siz zeytini sofranıza gelen siyah ve yeşil  rengiyle tanır ve gerçek hikayesini bilmeden yersiniz. Hasat Aralık ayında başlar Şubat'a kadar devam eder. Bu aylar Edremit körfezinde kış aylarıdır. Sabahları kırağı olur, yağmur yağar, ayaz olur. Sabahın serin saatlerınde traktörlerle, soğuk ayaza rağmen tarlalara gider benim cefakar ve gururlu köylülerim. Toprak ve otlarda kırağı vardır ve zeytin toplayan elleri donar, parmakları kızarır. Arada bir ellerini nefesleriyle veya ovuşturarak ısıtmaya yada hemen uygun bir yere yakılan ateşle ellerini ve donmuş ayaklarını ısıtır ve zeytin toplamaya devam ederler. Zeytin tanelerini ağaçlarda düşürmek için gençler ağaça çıkar ve uzun sopalarla (yöresel ismi sırık) ağaçlar silkilir. Bazen ayaklar kayar dallardan, çoğu zaman birşey olmaz ama bazen kırık. burkma gibi sorunlar yaşanır. Öğlen yakılan bir ateş etrafına toplanılir ve çıkılar açılır (çıkı yöresel bir isimdir işçilerin yemeklerini taşıdıkları torba ve  sefer tası anlamındadır) karınlar doyurulur. Sonrasında zeytin toplamaya devam. Sesi güzel olanlar sırasıyla türküsünü söyler, fıkrasını anlatır, şakasını yapar. Gün biter.  Toplanan zeytinler bazen at arabalarına , bazen traktörlere çuvallarla yerleştirilir. Çuvalların üzerine köylülerim oturur ve eve dönüş başlar. Yollar topraktır, taştır, çakıldır, çamurdur. Kimi yerler oyuktur içine su birikir şoför derinliğini kestiremez, traktör devrilir, güne acı eklenir, yüze hüzün düşer, benim köylülerim ölür. Birazda karadır zeytinin hikayesi.  Siz bilmezsiniz sofranıza gelen yeşil ve siyah zeytinin arkasında ki hikayeleri.   Zeytin hasatı bittikten sonra dallarda kalan zeytinler rüzgarın etkisiyle düşer. Bu sefer de başak denen dönem başlar. (başak hasat sonrasında dökülen zeytinlerin yöre insanı tarafından toplanmasıdır.) Herkesin tarlasına girebilir ve dökülen zeytinleri toplabilirsiniz. Zeytin ağaçına sahip olmayanlar bu şekilde evlerine zeytini ve zeytin yağını koyar kışlığını hazırlar. Sadece insan faydalanmaz zeytinden, kuşlar, tilkiler, koyunlar, keçiler, tavşanlar ve daha pek çok hayvan zeytinle beslenir. Zeytin tanrının bu topraklara gönderdiği en değerli nimettir.

Zeytinimin üzerine yıllardır kirli bir siyasi oyun oynanıyor, Bu berektli ağaçlar yok edilmek isteniyor. 90'lı yılların başında Edremit körfezinde turizm talebi artınca özel sit statüsünde olan sahil şeridinin sit olma özelliği kaldırıldı. Sahilde büyük bir kıyım başladı. Çok kısa bir sürede yüz binlerce zeytin ağaçı kesilerek yerlerine tatil siteleri yapıldı. Şimdi beton yığını bu sahiller. Çoğu inşaat yarım, çoğu konut satılamamış. Çoğunun alt yapısı bile mevcut değil. Olan yüzyıllık canım zeytin ağaçlarına oldu. Bu işten birileri kesesini fazlasıyla doldurdu. Ziraat odaları yanlış zamanlarda zeytin ilaçlamaları yaparak ürünün düşmesine neden oldu. Kuzey ormaları olarak bilenen ve Edremit körfezinde bulunan Kaz dağlarında 6 bin küsur dan fazla alanda maden aranması Alamos Gold'a ruhsat verildi. Alamos Gold Kaz dağlarında siyanürle ve kimyasal maddeler kullanarak altın arıyor büyük bir doğa katliamı yaşanıyor.. Zeytin ağaçları. çam ağaçları. içme suları yani doğa ve tüm canlılar büyük bir tehdit altında. Doğaya telafi edemeyeceği kendini yenilemeyeceği bir darbe vuruluyor, kıyım yapılıyor. Alamos Gold bir kanada firması ama yaptığım araştırmalarda bu şirketin kime ait olduğunu tespit edemedim. Bu bilgiler bir sır.  Edremit körfezinde zeytine vurulan darbe bu kadarıyla kalmıyor. Sadece Edremit körfezinde doğrudan 500 bin ailenin ve 10 milyon insanın geçiminin kaynağı olan zeytinciliğe en büyük darbe ise Suriye'den ilkemize sokulan kaçak zeytin yağları ile yapılıyor.  2012 de Suriye'den giren kaçak zeytin yağı 6-7 ton iken bugün inanılmaz rakamlara ulaşmış ve resmen iç sektör yok olma aşamasına getirilmiştir.  Zeytincilik sektörü 5 yıldır uygulanan düşük fiyat politikaları ile yok edilmek istenmektedir. Zeytin yağı ve zeytin üretim fabrikaları birer birer kapanmaktadır.

Son yıllarda yoğun bir zeytin ağaçı katliamı ile karşı karşıyayız. Kasım 2014 de Manisa'nın Yırcalı köyünde termik santral yapımı için  6 bin zeytin ağacı kesildi. 2014 yılında Mudanya'da  zeytinlik  alanları imara açılmış ve yüzlerce zeytin ağacı kesilerek yerine konutlar yapılmıştır. Mart 2015 de İzmir'in Gaziemir ilçesinde Çatal dağı etekleri imara açıldı. Bölgedeki 400 hektar üzerinde bulunan zeytin ağaçları kesildi. Temmuz 2015 de İzmir'in Foça ilçesinde 400 yıllık olduğu tespit edilen 120 zeytin ağaçı atık su arıtma sistemi yapılmak için kesildi. Ocak 2016 da Muğla'nın Milas ilçesinde özel bir şirket golf alanı inşaat etmek için  80 bin zeytin ağacını katledildi.  Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ne yazık ki zeytinimize bilinçli dokunuyorlar ve bilinçli yok ediyorlar.
Uzun bir süredir sanal alemde zeytin ağacının yahudi ağaçı olduğu söylentileri yayılıyor. Bir grup cahil 'Zeytin Yahudi ağacıdır, tümü kesilecek' kampanyası başlattı. Güya Kıyamete yakın Müslümanlarla Yahudiler arasında bir savaş çıkacak. Müslümanlar bu savaşta galip gelecekler. Öyle ki Yahudiler ağaçların ve taşların arkasına saklanacak, ağaçlar ve taşlar da 'ey Müslüman, şu arkamdaki Yahudi’dir. Hemen gel de onu öldür' diye haber vereceklerdir. Fakat sadece zeytin ağacı haber vermeyecektir. Çünkü o bir Yahudi ağacıdır. Bugün İsrail bütün ülkelerde zeytin ağacı dikmeyi teşvik etmektedir. Çünkü bu ağaçların Yahudileri koruyacağını bilirler. Aklın ve mantığı kabul etmeyeği işler bunlar.

Hükümet zeytinciliğe en büyük darbeyi 1 Haziran'da Zeytinlik kanun tasarısı kabul ederek vurdu. Zeytinlikleri koruyan yasada, madencilik lehine değişiklik yapıldı. Zeytin ve zeytinciliğin 'idam fermanı' yasa tasarısı 2002 den beri 6 kere ret edilmesine rağmen sonunda kabul edildi.

Bu ülkenin zeyginlikleri birer birer yok edilerek 80 milyoluk ülkemiz her alanda dışa bağımlı hale getiriliyor. Tarımda küresel bir oyun oynanıyor. Ve dünya tarımı bir kaç şirkete peşkeş çekiliyor. 'Toprak Biterken' isimli kitabın yazarı Erhan Ünal, dikkatleri Mayıs 2007 de Singapurlulara satılan Mersin limanına  giren Palm yağı miktarına çekmeye çalışıyor. Mersin limanında 60 bim m3(metreküp) palm yağı depolarının bulunduğunu ve Türkiye'ye tahminen 1.7 milyon ton Palm yağı girdiğini ifade ediyor. Bu miktarın aslında tahmin edilemeyeceğini ve bu miktarın sürekli artığını söylüyor.  Zeytin kıyımına neden göz yumulduğunu anlayabildiniz mi? Anlamadıysanız devam edelim. Malezya'da yetişen palm ağacından üretilen yağın Türkiye'ye girişinin, Tayyip Erdoğan'ın Malezya ziyaretinden sonra birdenbire arttığı dikkati çekiyor. Bu yılki ithalatın 400 bin tonu bulacağı bildiriliyor.’’ Ayrıca ‘‘Türkiye'ye ayçiçeği, soya ve mısırözü yağlarının ithalinde ham olarak %30, rafine olarak da %52 gümrük vergisi ödenmesi gerekiyor. Ham palm yağının ham ve rafineri ithalinde ise gümrük vergisi % 12. Sizce bu kıyak neden yapılıyor. En büyük palmiye yağı üreticisi olan ‘Wilmar İnternational’, Singapur merkezlidir. Bu firma Singapur'da Palm yağını elde edebilmek için yerel halkın yaşam alanlarına, doğaya ve insanlara büyük zararlar vermektedir. 

2008/2009 verilerine göre zeytin ihraç redilen ülkeler sırasıyla Bulgaristan, Romanya, Almanya, Irak, ABD, Avustralya, Hollanda, İngiltere, Kıbrıs, Avusturya,  İsveç, Yunanistan, İtalya, Danimarka, İsviçre, Belçika ve diğer ülkelere toplamda 49.707 ton ve bu ihraçattan elde edilen gelir ise 77.372 dolardır. Yine 2008/2009 verilerine göre üretilen zeytinyağı mikytarı 29.685 kg,  elde edilen gelir miktarı 96.201.000 dolardır. (a) (Dünyada, Türkiye'de, Edremit Körfezi ve çevresinde Zeytin ve Zeytinyağı.)

Tarımda kendi kendine yetebilen ve bazı ürünleri ihraç edip gelir sağlayabilen ülkemizde gerek tarım gerekse hayvancılık bitme noktasındadır ve dışa bağımlı hale getirilmiştir. Bu güzel ülkemiz yok edilmeden , küresel çetelere peşkeş çekilmeden tehliklerin farkına varmalı ve acil önlemler almalıyız. Zira çocuklarımız küresel sermayenin elinde birer kukla, yer yer birer denek olacaklardır. Zeytinine, toprağına, suyuna sahip çık Türkiyem. 

8 Haziran 2017 Heidelberg




7 Haziran 2017 Çarşamba

Başarısız CHP Yurtdışı Birliklerine Plaket Neden Verildi?

Başarısız CHP Yurtdışı  Birliklerine Plaket Neden Verildi?
ve
CHP'nin etkisiz lideri Kemal Kılıçdaroğlu

Başarısız CHP Yurtdışı birlikleri, başarısız yurtdışı sorumlusu ve genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl'ün organizesi ile 3-4 Haziran'da Ankara'da toplantı. Bu zamana kadar yapılan çalıştaylarda verimli bir sonuç elde edemeyen CHP yurtdışı birliklerin bu çalıtayı da   aynı sonuçla sonuçlandı. Gelen bilgilere göre, başarısızlıkların masaya yatırılmadığı ve daha çok her birliğin en çok ve en iyi ben çalıştım edasıyla kendisini pazarlamaya çalışıldığı gözlendi. Çalıştayın en can alıcı konusu, yurtdışı seçim bölgesi olsun ve millet vekili seçilme şansımız olsun istekleriydi.  Daha doğru dürüst bir başarıya imza atamamış CHP yurtdışı birliklerinde en üst koltukta oturandan tutun en aşağıdaki kişi dahi milletvekili olmak derdinde. Bu durum dahi gelecekte bu birliklerin kendi aralarında yapacakları savaşın hebercisi. Ki bu konu ile ilgili çatışmalar kuruldukları ilk günden beri süreklilik arz ediyor. Gelen diğer bir duyum ise, daha düne kadar fanatik halde Kemal Kılıçdaroğlu destekçisi olan bu birlikler, Kılıçdaroğlu'nun başarısızlıkları sonrasında CHP de kaybeden taraf olduğunu ve o koltukta uzun soluklu kalamayacağının farkına varmışlar ve CHP'de değişen güç dengesine paralel bir tavır sergilemişler. Yani daha düne kadar Kılıçdaroğlu'na en yakın rakip görülen Muharrem İnce bu birlikler tarafından sevilmeyen ve üstü çizilmesi gereken isim olarak görülüyordu. Fakat parti içinde güç dengesinin değiştiğini ve Muharrem İnce'nin bu gücün merkezinde olduğunu gören birlikler, bu çalıştayda Kılıçdaroğlundan daha çok İnce'ye ilgi göstermiştir.

Uzun zamandır CHP 'nin Kemal Kılıçdaroğlu tarafındn değilde çevresindekiler tarafından yönetildiği zaten yazılıp çiziliyordu. Çalıştayda çekilen ve aşağıda yayınladığımız video da bu durum bir kez daha su yüzüne çıktı. CHP yurtdışı sorumlusu ve genel başkan yardımcı Tekin Bingöl, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan habersiz deyim yerindeyse kafasına göre bir organizasyon yapmış ve ayrıca bu çalıştaya katılan başarısız birlik başkanlarına plaket dahi hazırlamıştır. Videoda da görüldüğü gibi teşekkür ederek konuşmasını tamamlayan Kılıçdaroğlu'nun yanına Tekin Bingöl yaklaşarak, sizin adınıza birlik başkanlarına plaket hazırladık takdim ederseniz memnun oluruz diyor. Kılıçdaroğlu önce şaşırıyor ve yapılan bu çalışmadan hiç haberinin olmadığını, hiç onayının alınmadığını  'Bakalım nasıl bir plaket hazırlamışlar' cümlesiyle  ifade ediyor. Ve başarısız birlik başkanları teker teker takdim edilerek plaketleri veriliyor. Kılıçdaroğlu CHP'de etkisiz eleman. CHP'yi yöneten Kılıçdaroğlu değil. Bu nedenle bunca başarısızlığa imza atan bu kişilerin ve bu kişilere bu fırsatı veren Kılıçdaroğlu'nun değişmesi gerektiğini savunuyoruz. CHP'ye CHP'de etkili eleman olabilecek bir lider gerekmektedir.

Yazımızın başında başarısız CHP Yurtdışı birlikleri, başarısız yurtdışı sorumlusu ve genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl cümlesini kullandık. Şimdi buradaki başarısız kelimesine kısaca değinelim.  Plaket, başarılara imza atmış kişileri, onure etmek ve daha başarılı işlere imza atabilmesi için teşvik etmek amacıyla verilir. Bu plaket manavda satılan domates midir ki her önüne gelene verilsin. CHP yurtdışı birlikleri başarısız bir örgütlenmedir. Aksini iddia eden gerçekçi değildir. CHP yurtdışı birlikleri birer alevi derneği, hemşehri ve aile şirketi konumuna getirilmiştir. HDP'yi kardeş parti ilan edip ortak paneller düzenleyen birlikerl vardır.  Apo posterleri altında yürüyüşlere katılıp bunu face sayfalarda utanmadan paylaşma cüreti gösteren birlik başkanları ve yöneticileri vardır. Atatürk'e hakaret etmek düşünce özgürlüğüdür diyen birlik başkanları vardır.. Yapılan toplantılarda Atatürk ve Türk bayrağı açmanın şovenizm olduğunu savunan yöentici ve temsilcileri vardır.  Mustafa kemal paşam ve manevi kızı Sabihan Gökçen'in katil olarak gösterildiği ve pkk lıların organize ettiği Fransa'da ki Tunceli olaylarını anma etkinliklerine üyelerinin katılmalarını sağlamak  için CHP Fransa sayfasında etkinliği paylaşanlarda mevcuttur. Bu kişiler  94 yıllık CHP değerlerinden çok HDP nin değerlerine yakındır. Atatürkçülükten uzaktırlar.  Gerek PM seçimlerinde gerekse milletvekili seçilmek için kendi aralarında türlü ali cengiz oyunları çeviren ve CHP yi yönetme bilgi, kültür, ahlak ve disiplinine sahip olmayanlar tarafından CHP avrupada ele geçirilmiştir. Bu kadar olumsuzluğun sorumlusuda Tekin Bingöl dür. Yaşanan sıkıntılara zamanında müdahale etmemiş iyileştirici önlemler almamıştır. Ki sürekli olarak bu hatalar tekrarlanmıştır. İşte tam bu nokta da neyin plaketi kardeşim bu diye sormak gerekir. İnanıyorum ki siz etten püften bir başarı örneği gösterir pireyi deve yapar, allayıp pullayıp halka arz ederek halkı yanıltma girişiminde bulunabilirsiniz. Gerçeği biz size söylüyoruz bu plaketler başarısız CHP  yurtdışı birliklerine başarısız Tekin Bingöl tarafından kendi başarısızlıklarını örtmek ve başarısızlıklarını kutlamak için hazırlanmış ve takdim edilmiştir. Başarısızlık palketleriniz vatana millete hayırlı olamayacak bunun bilincedeyiz. Bu başarısızlık plaketlerinizi yerleştirin evininizin en değerli köşesine ve baktıkça başarısızılıklarınızı, koltuklarınızı sağlamlaştırmak adına çevirdiğiniz düğmenleri, attığı iftira ve karalamalarınızı, ve kaç kişiyi haksız yere yargılayarak hedef haline getirdiğinizi kısaca kendi küçük iktidarlarınızı sağlamlaştırmak adına ne kadar onursuz davranışlar sergilediğinizi hatırlayın.

https://www.youtube.com/watch?v=NuEZOOWsR54&feature=share


7 Haziran 2017 Heidelberg

5 Haziran 2017 Pazartesi

Avrupada İşçi Partililerin Dayanılmaz Hafifliği ve Akıl Almaz Seviyesizlikleri

Avrupada İşçi Partililerin Dayanılmaz Hafifliği ve Akıl Almaz Seviyesizlikleri

Bu yazı Avrupada İşçi partisinin seviye sorunu ile ilgilidir.

Almanyada İşçi partisine emek vermiş ve işçi partisinin avrupada önemli bir ismi olan ve tabela üzerinde yapılacak değişimden umutlu ve yeni bir isimle daha büyük işler yapılacağına inanan bir İşçi partili emektarı kişi, tabela değişimi sonrasında Perinçek'in yine koltukta kalmasını kabul etmemiştir. Çünkü ona göre başarı yeni bir isimle mümkündür. Sonraki günlerde bu değerli isim Perinçek ile hiç bir yere varılamayacağını kendi Face sayfasında yazarak paylaşmış ve haklı olarak tepkisini göstermiştir. Yıllardır bilgisine saygı duydukları bu kişiyi diğer işçi partililer sanal alemde linç girişiminde bulundu. Tanrı hiç bir kuluna bir işçi partiliyi düşman yapmasın. Bir insanın başına gelebilecek en büyük tehlike budur. Yani denize düştüğünüzde yılana sarılın ama işçi partilinin uzattığı eli asla tutmayın.

Esas konuya gelirsek ADD Hildesheim'ı ele geçiremeyen İşçi partililerin Hildesheim'da yeni bir ADD derneği kurma girişimi ile ilgili olarak 'Atatürkçülüğünüz Kaç Gram' isminde bir yazı yazmış ve bu durumu eleştirmiştim. İşçi partisinin seviyesizliği tam bu noktada başlıyor. Avrupada işçi partisini temsil eden onca akıllı kişi varken, yine işçi partisinin gençlik yapılanması olan TGB de onca akıllı kişi varken, yine İşçi partisinin tekelinde olan ADD derneklerinin onca akıllı insanı varken, yine tüm avrupadaki ADD derneklerinin bir çatı altında birleştirildiği ve işçi partisinin bir projesi olan Avrupa Atatürkçü Düşünce Birliğinin onca akıllı insanı varken işçi pattisinin savunuculuğu deli lakaplı Osman Özcan yapsın.  Olacak şey değil. Demek ki yukardaki işçi partisinin kurumlarında deli Osman'dan başka akıllı adam yok. Osman Özcan Add Hildesheim başkanını hedef alarak 'Ağzıkenef Sultan ...' isminde bir yazı yazmış. Ne güzel. Herkes birbirini eleştirebilir bu güzel bir şeydir. Eleştirinin, özellikle olumsuz eleştirilerin kişilerin eksikliklerini tamamlama konusunda pozitif bir yanı olduğu inkar edilemez bir gerçektir.  Lakin lakabı deli olan, dişlerini fırçalamayan giyimine dikkat etmeyen ve kendini Perinçek'in korumalığını yaptım diyerek masallar anlatan ve kadınlara kur yapan, Evet/Hayır seçimlerinde sandık başında karnı CHP tarafından doyurulan Osman Özcan 'Ağzıkenef Sultan...'  isminde eleştiriden ziyade bir seviyesizlik ve cehalet örneği olan yazısını yazıyor. (Yazıyı aşağıda paylaşıyorum okuyun ve İşçi partisini temsil edenlerin kimler olduğunu görün.) Karşımıza çıkmaya cesareti olmayanları yani her yönden mat olacaklarını çok iyi bilenler deli Osmanı sahneye sürmüş ve sonrasında da deli Osman'ı yazdığı yazı için arayarak tebrik ediyor ve seviyesizliği için kutluyor. yazısını paylaşıyor ve akıllarınca yorum yazarak bu rezilliğin bir parçası oluyorlar ve İşçi partisinin kalitesizliğini kamuoyuna sunuyorlar. Yağtığınız bu büyük iyilik için teşekkürediyoruz. Deli Osman'ı çok seviyoruz.

Osman Özcan ile bir kez ayaküstü Mannheim tren garında tanıştık sadece tanıştık hepsi bu. Yazısında beni tanıdığını iddia etmiş. CHP nin dersimli cephesinde yer aldığımı ve benzeri şeyler yazmış. Deli olduğu kadar cahil birisi bu deli Osman ,  CHP yi veya başka bir partiyi başındaki liderlerin memleketlerine göre mi sınıflandırcağız. Bu nasıl bir ayrımcılık örneğidir. Ayrıca CHP nin Dersim cephesi ne demektir. Türkiye'de dersim diye bir şehir var mıdır? PKK ve bölücü tipler güzel Tuncelimize ısrarla Dersim demektedir. Bu durumda Osman Özcan neden Tunceli değilde Dersim demektedir. Bizler Perinçek için Ermenidir diyormuyuz ki öyledir.  Dün farklı bir siyaset kulvarında olan Perinçek'in bugün Atatürkçü kesilmesine bizler inanmayız. Bizler neredeyse 50 yıldır siyaset arenasında pinpon topu gibi gidip gelen Perinçek'ten Türkiye'yi kurtaracak bir liderin çıkabileceğinede inanmayız.  Perinçek ile bir yerlere varılamayacağını artık işçi partililer bile farketti. İlk parafrafı tekrar okuyun. İşçi partisini ve Perinçek'in kim olduğunu öğrenmek isteyenler Perinçek'in 50 yılını belgeleriye anlatan 'Vatan partisi gerçekleri' isimli kitabı okumalarını tavsiyederim.

Bilgi ve benzeri konularda Deli Osman bizimle yarışamaz ADD Hildesheim'ın mevcut başkanı ile hiç yarışamaz. Kenef Sultan en çok sana yakışır deli Osman. Ve senin içine pisleyenlerde seni kukla gibi öne sürerek kullananlardır, yazdığın seviyesiz yazı sonrasında seni arayarak tebrik edenlerdir, yazını paylaşarak, yorum yaparak senin rezilliğine ortak olanlar ve İşçi partisini avrupada rezil edenlerdir. Siz bu zihniyet ile bir arpa boyu yol gidemezsiniz. Zaten gidemiyorsunuz.
Yazdıklarımı ve birde işçi partisini temsil eden deli Osman'ın yazdıklarını lütfen karşılaştırmalı okuyun ve sizi karar verin.
 Deli Osmanı İşçi partisinin seviyesizliğini gösteren yazısı için tebrik ediyoruz. Kendisi bu yazıyı  tüm işçi partilileri temsil ederek yazmıştır. Yazmıştır diyorum çünkü bu seviyesizliği diğer işçi partililerin okuduğunu beğendiğini vb. gelişmeleri biliyoruz. Aklı başında bir işçi partili bu rezilliğe engel olurdu ama engel olunulmadı. Bu durumda avrupadaki işçi partisinin kalitesini, seviyesini bir kez daha ortaya serdi. Hepinize teşekkürederiz.
5 Haziran 2017 Heidelberg

Sahte Atatürkçüler Anıtkabirde

Sahte Atatürkçüler Göz Boyama Derdindeler.
Mustafa Kemal Paşam'ın huzuruna çıkmayı haketmeyen Atatürkçülüğe saygısı bulunmayan sözde Atamın partisi CHP'yi yurtdışında temsil eden ama CHP'nin değerlerine ihanet edenler göstermelik olarak Anıtkabir de. Takıyye yaparak kimseyi kandıramazsınız. Öyle her Anıtkabir'e giderek fotoğraf çektirip göstermelik face de paylaşanlara inanmayın.  Bu kişiler kim biliyor musunuz? Ne acıdır ki bu fotoğraf karesinde Mustafa Kemal Paşam'a hakeret etmeyi düşünce özgürlüğü olarak değerlendiren tipler var. Ayrıca Fransa'da Pkk'nın bikuruluşunun Mustafa Kemal Paşam ve manevi kızı Sabiha Gökçen'i Tunceli olayında katil gibi gösteren ve Tunceli olaylarını anma etkinliklerine destek veren tiplerde var. Pkk ve Apo posterleri altında yürüyerek CHP'ye Atatürk'e ihanet edenler  var. HDP'yi kardeş parti ilan edenler var. Yani daha varda var. Devam etmemek en doğrusu. Hepsini toplayıp sıksanız bir gram Atatürkçülük elde edemezsiniz bunlardan. Bu kişilerin yaşadığı şehirlerde veya yakın şehirlerde mutlaka bir tane ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ var.  Bu kişilerin kaç tanesi CHP'nin kurucusu Atatürk'ün derneğine üye.  Kuşlar sıfır (0) diyor. Atatürk'e karşı fobisi bulunanlar Atatürk'ün kurduğu CHP'de bir çıkar ve menfaat beklentisi içinde koltuk işgal ediyor. Sadece kendilerine yarar sağlama amacı taşıyanlar CHP'ye yurtdışında zarar veriyor.