Ermeni lobisi, gerçek dışı belgelerle, belgesel ve fimlerle,
Üniversitelerde yapılan tek taraflı 'Soykırım' çalıştaylarıyla,
batılı devletlerin kendi içlerinde maddi olarak destekledikleri
Enstitülerle Soykırımı tüm dünyaya kabul ettirmeye
çalışmaktadır. Ayrıca içimizden seçtikleri kişilere yani
bizlerin ağzından 'Ermeni
soykırımı'
vardır cümlesini söyleterek, Türkler de 1915 olaylarına
soykırım diye bakıyor demeye getirmekte ve algı yaratmaktadırlar. Gelin hep birlikte
bu isimleri ele alalım ve lobi çalışması içinde neler
yaptıklarına bakalım.Bu konu kapsamında ilk ele almak istediğim kişi Duvar filmiyle yıldızı parlayan, popürlerliği Almanya
sınırlarının dışına taşan fakat sonraki yıllarda başarısını
sürdüremeyen ve büyük kan kaybeden Fatih Akın'ın Ermeni
Soykırımı'nı savunan Kesik/Cut filmi ile başlayalım.
Film vizyona girdikten sonra Uğur Vardar'ın Fatih Akın ile gerçekleştirdiği bir söyleşi 09.12.2014 tarihinde Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde yayınlandı. Öncelikle bu söyleşide dikkat çeken açıklamalara bir bakalım.
Film vizyona girdikten sonra Uğur Vardar'ın Fatih Akın ile gerçekleştirdiği bir söyleşi 09.12.2014 tarihinde Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde yayınlandı. Öncelikle bu söyleşide dikkat çeken açıklamalara bir bakalım.
Yapılan
söyleşide Akın 1915 Ermeni meselesi için 'Ermeni Soykırımı'nı
kulandığını açıkca söylüyor. Kendi ifadesine göre Soykırım'a
ilişkin fikirleri ve düşünceleri ilk kez 17-18 yaşlarında
kafasını kurcalamaya başlıyor. Akın Osmanlı İmparatorluğunun
çöktüğünü, çok kısa bir zaman diliminde çok büyük
toprakların, Balkanların, Kafkasların kaybedildiğini ve
Anadoluya doğru bir çekilmenin başladığını söylüyor. Bu
durumun Osmanlı için büyük bir travmaya neden olduğunu ve
yaşadıkları travmanın nefrete ve şiddete dönüştüğünü ve
Enver, Talat, Cemal paşaların bu travmayı başka noktalara,
yerlere kanalize ettiklerini 'Anadolu artık eldeki tek yer, onu da
içimizdekilere kaptırmayalım' fikrinin baş gösterdiğini
söylüyor. Akın'ın yaptığı araştırmalar sonrasında ulaştığı bu sonuçlar yıllardır Ermeni Lobisi tarafından dillendirilen gerçek dışı ithamlardır. Batı cephesinin değişmeyen söylemleridir bunlar.
Akın
söyleşisinde Ermeni sorunundan uzaklaşıp konuya 'Mübadele'yi de ekliyor ve
diyor ki, 'Yunanlıların
zaten bir ülkesi var ki onlarla daha sonra 'Mübadele' vasıtasıyla
hesap görülüyor'
diyor. Akın'ın Mübadele konusunda da hiç bir şey bilmediğini bu
cümlesinde rahatlıkla anlayabiliyoruz. Fakat bu açıklamasında
hedefe Atatürk'ü oturtmaya çalıştığını görmeliyiz.
Mübadele İngilterenin fikri olduğu ve Lozan da masaya
yatırıldığını ve Mübadele olayının yeni Cumhhuriyetin
kuluşunun ilk yıllarına denk geldiğini düşünürsek, yani 1923 ile 1924 yılları arasında gerçekleştiğine
göre Akın'ın hedefi Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürktür. Zira
yukarda belirttiği açıklamada Yeni Türkiye Cumhuriyeti yani
Atatürk Mübadele ile Yunanistan'dan hesap soruyor anlamı çıkmaktadır. Fatih Akın'ın söyleşide emperyalizmin yıllardır değişmeyen fikirlerini kendi fikirlerim diye açıklıyor
Bu
eksik bilgi sonrasında Akın'ın Ermeni sorunu ile ilgili ne kadar
bilgisiz olduğunu ve 1915 olaylarına noktayı koyacak şu açıklamayı
yapıyor. Akın'a göre Enver, Talat, Cemal paşalar 'Ermeniler
yarın bir gün çıkar, başımıza iç açarlar'
diye düşüyorlarmış. 'Hele bir de arkalarına Rusya Fransa gibi ülkeleri alırlarsa korkusu
da varmış'.
Böylece soykırım gerekçesinin şekillendiğini söylüyor.
Soykırım yapılırken yani etnik gruplar arasında problemler
yaşanırken bizimkiler araya girmeyerek , ezenlere ezme hakkını,
tecavüz etme ve öldürebilme hakkı tanındı diyor. Bizler Ermeni
meselesi üzerine boşuna kafa yoruyor ve zaman kaybediyoruz zira
Akın olayı çözmüş ve noktayı koymuş. Akın, aleni bir şekilde Ermeni lobisinin sinemadaki propaganda aracı haline gelmiş.
Akın
1973 doğumlu söyleşi tarihinde 41 yaşında ve Soykırım
olaylarıyla 17- 18 yaşında ilgilemeye başladığını belirtiyor. Cut/Kesik filmi için 7 yıl çalışma yaptığını, film dolayısıyla
çok şey öğrendiğini, çok fazla kitap okuduğunu, araştırma
yaptığını, Erivan'a gittiğini insanlarla konuştuğunu
söylüyor. Neredeyse 23 yıldır bu konuda çalışma yapan Akın
ortaya Soykırımı savunan bir tavırla Soykırım filmini
çıkartıyor. Akın, tarafını açıkca belli ederek toplumsal barışa bir baltada kendisi vuruyor. Ermeni Meselesinde 23 yıl araştırma yapan birisinin
ve yahut gerçekten bu konu hakkında kitaplar okuyan birisinin Ermeni Meselesine
Soykırım gözüyle bakması akla ve mantığa aykırıdır. Bu
konularda Akın'ın açıklamalarının gerçeklikle uzaktan yakından
ilgisi yoktur. Akın, açıklamalarıyla kendisiyle sürekli çelişiyor. Şöyle ki 30.07.2014 de Evrim Kaya ile yaptığı söyleşide (Uğur Vardar'ın söyleşisi Aralık 2014 de yapılmıştır.) Evrim Kaya, Fatih Akın'a aynen şunları söylüyor; 'Dört yıl önce (2010) konuştuğumuzda Ermenilerle ilgili pek az şey bildiğinizi anlatmıştınız' diyor. Fakat Akın bu söyleşiden neredeyse 5 ay sonra Uğur Vardar ile yaptığı bu söyleşide ise kendisinin Ermeni Sorunu ile 17 yaşında ilgilenmeye başladığını söylüyor. Her iki söyleşi ve diğer söyleşileri incelendiğinde ortada çok fazla çelişki çıkıyor. Akın, Ermeni sorunu ile gerçekten ne zaman ilgilendiğini dair farklı açıklamalar yapıyor.
Uğur
Vardar filme yapılan eleştiriler ve popüleritesini kaybetmesi hakkında bir soru soruyor ve şu
cevabı alıyor.
'Evet hep el üstünde tutuluyordum, çok şımartılmıştım! Ama bu, bu işin bir parçası, Boks gibi bir şey, yeniyorsun yeniliyorsun, yumruk atıyorsun, yumruk yiyorsun, Rock'de vardı ya hani, 'önemli olan yediğin yumruğun sertliği değil ayağa kalkma çaban' türü yaklaşımlar. Biraz böyle bir durum yaşadım.
'Evet hep el üstünde tutuluyordum, çok şımartılmıştım! Ama bu, bu işin bir parçası, Boks gibi bir şey, yeniyorsun yeniliyorsun, yumruk atıyorsun, yumruk yiyorsun, Rock'de vardı ya hani, 'önemli olan yediğin yumruğun sertliği değil ayağa kalkma çaban' türü yaklaşımlar. Biraz böyle bir durum yaşadım.
Söyleşinin
tam bu noktasında acı bir gerçeği dile getiriyor Akın bu
açıklamasında yeniden ayağa kalkmaktan bahsediyor. Yani Duvar
Filmiyle birlikte çok ünlendiğini, şımartıldığını ve
devamında aynı popülaritede kalamadığını, yere düştüğünü,
yenildiğini ve çöküş yaşadığını açıklıyor. Yok olmakla karşı karşıya kalan Fatih Akın zorluklardan
kurtulabilmek ve tekrar ayağa kalkmak, şaşalı yıllarına geri dönmek için Ermeni Lobisiyle iyi ilişkiler kurarak Cut/Kesik filmine imza atıyor.
Akın
Hollywood'da çalışmayı çok istiyorum diyerek amacı belli ediyor. Bu
amaca ulaşmak ve yahudilerin elinde bulunan Hollwood'da
merdivenleri tırmanmak için yaptığı bu Kesik filmi bir başlangıç
olabilir. Belki çekeceği diğer bir filmde amacına daha kolay
ulaşabilir. Zira düşüşe geçen bir yönetmen yeniden parlak günlerine geri dönmek istiyor. Bunun için herşeyi rahatlıkla yapabilir. Fatih Akın gelecekte bu tarz filmlere daha çok imza atacağı belli. Sinemada verilen Altın küre, Oscar gibi heykelcikleri rahatlıkla alabilir. Yeterki Türk'ü Ermeni katili olarak göster!
Halil Fehmi Dağ
7
Ekim 2017 Heidelberg
Söyleşin
devamını bu adreste bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder