23 Kasım 2018 Cuma

Almanya Mölln Şehrinde ki Neo-Nazi Saldırısının Ardından


Almanya Mölln  Şehrinde ki Neo-Nazi Saldırısının Ardından

'Bu acıyı ancak yaşayan bilir, hiç bir zaman azalmıyor.' Mölln mağduru baba Faruk Arslan

23 Kasım 1992 Almanya'nın Schleswig Holstein eyaletinde bulunan Mölln kasabasında iki Neo-Nazi genç, Lars C. 19, Michael P. 25 hazırladıkları molotof kokteylleri ile önce Ratzenburger sokağı 13 numarada bulunan bir Türk ailenin evini kundakladılar. Ardından itfaiyeyi arayarak 'Ratzeburger sokağında yangın var. Heil Hitler!' diyerek telefonu kapattılar. Evde yaşayan 9 Türk ağır yaralanarak hastaneye sevk edildi. Hayatını kaybeden olmadı. 90 lı yıllarda Almanya'da patlak veren Neo-Nazilerin ilk eylemi bu şekilde başlamış olmuş. İlk saldırıda yangın söndürüldü. Ortalık sakinleşti. Fakat Neo-Nazi iki genç eylemine devam etti. İlk evi kundakladıktan yaklaşık bir saat sonra, 500 metre ileride ki Mühlen sokağındaki 9 nolu binayı hedef aldılar. Evin koridoruna benzin döküp yine molotof kokteyllerini kapıdan içeriye doğru attılar. Bir anda alev topuna dönen binada büyük bir can pazarı yaşandı. Alevler her yeri sarmıştı. Kaçmak imkansızdı. Hedef aldıkları binada Karadenizli Arslan ailesi yaşıyordu. Baba Faruk Arslan Hamburg'da kardeşinin yanındaydı. Arslan ailesinin tek çıkış yolları olan merdiven ve koridor alev içindeydi. Büyük bir can pazarı yaşandı evin içinde. Korku, panik, ateş...

Arslan ailesi çareyi pencereden atlamakta buldu. Önce 8 aylık Namık Arslan, ardından 6 yaşındaki Emrah Arslan, Havva Arslan, Ayten Arslan ve dede Nazım Arslan ikinci kattan atlayarak hayatlarını kurtarabildiler. Alevler evin her tarafını sarmıştı. Daha içeride kurtarılması gereken 4 can  vardı. Onlardan ses seda gelmiyordu. Alev topuna dönen evde canlı bir şeyleri görmek imkansızdı. Yangın söndürüldüğünde, yatak odasında babaanne Bahide Arslan (51), torunları 10 yaşındaki Yeliz Arslan ve 14 yaşındaki Ayşe Yılmaz yanmış halde bulundu. Hastaneye yetiştirilmek için ambulansa konuldular. O sırada baba Faruk Arslan olay yerine geldi. Ambulanstaki 10 yaşındaki kızı tanınmaz haldeydi. 10 yaşındaki Yeliz Arslan babasının gözlerinin içine bakarak sadece 'Baba' diyebildi. Ve ardından orada vefat etti. Baba Faruk Arslan'ın aklı karmakarışıktı. Olanları anlamakta zorluk çekiyordu. Neden? Yaşadığı bu kabus gerçek olabilir miydi?

Bu yangının en umutlu tarafı, yangın söndürüldükten sonra evin mutfağında ıslak battaniyeye sarılmış halde 7 yaşındaki İbrahim Arslan canlı olarak bulundu. O daha küçük bir çocuk. Ve bu çocuğa bu acıları yaşatan gencecik iki insan.

Oysa kimseye zararı dokunmayan bir aileydi Arslan ailesi. Mölln'de restaurant işletiyorlardı. Annane Bahide Arslan sokakta yaşayan insalara ücertsiz yemek vermeyi severdi.  Ellerinden geldiği kadarıyla başkalarına yardım ederlerdi. Paylaşmayı seviyorlardı. Fakat başlarına böyle bir felaketin geleceğinden habersizdiler. Ailenin dedesi Nazım Arslan mahkemede verdiği ifadesinde şunları söylüyor. 'Türk olduğumuzdan dolayı neden eşimin ve çocukarın ölmek mecburiyetinde olduklarını anlamam mümkün mü? Gelmemiz istendi misafir işçi olarak çıktık geldik. Misafirperverliğin Türkiye’de ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Böylesine merhametsiz bir suçu anlamam mümkün değil“


90'lı yıllarda patlak veren Neo-Nazi saldırılarının ilk kanlı eylemiydi Mölln yangını. Ve Arslan ailesi ilk mağdurları. Küçük İbrahim ise bu anlamsız savaşın ilk umutu... Umutları çoğaltmaya ve yaşatmaya mecburuz. 

Saldırı iki Almanya'nın birleşmesi sonrasında yabancılara yönelik gerçekleştirilen ilk Neo-Nazi eylemiydi. Almanya'nın iç güvenliğine yapılan ilk saldırıydı. Kundaklama olayından sonra dönemin Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel ve Çalışma Bakanı Norbert Blühm Mölln'de ki anma törenlerine katılırken, dönemin başbakanı Helmut Kohl, Berlin CDU'nun parti kongresine katılmıştı, Federal Basın konferansı'nda yürekli bir basın memuru 'Mölln anma törenine neden katılmadınız?' diye sorunca salonda soğuk rüzgarlar esti. Hükümet sözcüsü soğukkanlılıkla o unutulmaz cevabı verdi.
'Federal hükümeti taziye turizmine dönüştürmek istemiyoruz.' Taziye turizmi ne demek? Dönemin Die Zeit gazetesi ise 'Mölln kendini suçsuz hissediyor' diye başlık atmıştı. Ortada yanarak can vermiş 3 masum insan ve alevler arasında tüm dehşeti yaşamış 7 yaşadaki ibrahim var. Buna rağmen Mölln kendini suçsuz hissediyor. Söylenecek söz yok bu ayıp karşısında.

Saldırıdan sonra yakalanan iki Neo-Nazi saldırgan Lars C. 19, Michael P. 25, 3 kişiyi öldürmek, 39 kişiyi öldürmeye teşebbüsten yargılandı. 19 yaşındaki Lars C, 10 yıl gençlik cezaevinde hapis cezasına, 25 yaşındaki Michael P.'ye ise ömür boyu hapis cezası verildi. Lars C. 7 buçuk yıl sonra Haziran 2000 de, Michael P. ise 2007'de serbest bırakıldı. Katiller aramızda yeni kimlikleriyle yaşamaya devam ediyor.

Ya Arslan ailesine ne oldu. Arslan ailesinin dramı bundan sonra başladı ve halen devam ediyor. Kısaca baba Faruk Arslan, ailesi alevlerle boğuşurken onların yanında olamadığı için halen kendisini suçlu hissediyor. Ya ıslak battaniyeye sarılı halde bulunan küçük İbrahim? Bugün 33 yaşında, halen o korkuları üzerinden hissediyor. Yangın sonrasında kronik öksürük hastalığına yakalanmış. Havai fişek atıldığında, ocakta kaynayan yemekten,  ateşle ilgisi olan her şeyden korkuyor. Yılbaşlarında patlatarak zevk aldığınız havai fişekler bir çocuğun hayatını kabusa çeviriyor. Yeni yıl geliyor bu yazıyı okuduktan sonra havai fişek patlatabilecek misiniz? Kapatın gözlerinizi ve düşünün alevler arasında ıslak battaniye sarılmış bir çocuk. O çocuğun yaşadığı dehşeti, korkuyu düşünün... Hiç bir çocuğun yaşamaması gereken felaketler bunlar. Dünyayı güzelleştirmek adına, çocuklarımızı sevgiyle büyütmeye mecburuz. Büyüdükçe canavarlaşan çocuklar yetiştirmeyelim. 

Mölln saldırısı üzerinden 26 yıl geçti. Koskoca 26 yıl ama acılar düştüğü yerde halen kor halinde. Neler değişti bu zaman dilimi içinde. Almanya, yükselen ırkçılığın önüne geçebildi mi? Almanya, ırkçılık konusunda gerekli önlemleri hiç almadı. Ve bu saldırılar günümüze kadar devam etti. Türklere, müslümanlara yönelik ırkçılık halen ciddi bir sorun Almanya'da. Bir de siyaset dünyasında yıldızı parlatılan Neo-Nazi partisi AFD unutulmamalı. Yarınlar hep acılara gebe. Avrupa'da yaşadığımız acılar bizleri birleştirmeli. Büyük bir güç olabilirsek bu acıları hafifletebilir ve yarınlara daha umutlu bakabiliriz.

Son söz olarak Arslan ailesinin dedesi Nazım Arslan'ın şu cümlelerine kulak vermemiz gerekir. 'Eğer azrail kılığıyla aramızda yaşayan katiller ve onların suç artakları, tarihin imha ruhuyla yeniden hayatımızı cehenneme çevirmek istediklerini ilan ediyorlarsa, yapmamız gereken tek şey ayağı kalkmak ve karşılarına hayatın ruhuyla dikilmek olmalıdır.'

22 Kasım 2018
Halil Fehmi Dağ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder