16 Şubat 2018 Cuma

Ermeni Lobisi, Taner Akçam, Yurtdışında ki Aleviler ve Atatürkçüler



Ermeni Lobisi ve adamları yurtdışında çok aktif bir şekilde yıllardır çalışıyor. Bunlardan en tanınmış siması Taner Akçam'dır. Akçam, özellikle Alevi yurttaşlarımızın çoğunlukta bulunduğu derneklere ücretsiz giderek sahte belgeleriyle soykırım iddiasını anlatmaktadır. 1913 ve 1916 yılları arasında Halep'te çalışan memur Naim efendinin anılarını ele alarak soykırım yapıldığını gösterme çabasındadır. Naim bey'in anıları ilk olarak Aram Andonyan'ın kitabında ele alınmıştır. Söz konusu belgeler, Halep'te tehcir ile sorumlu olan büroda çalışan Naim bey tarafından kendisine verilmiş. Andonyan'a göre Naim bey iyi bir Türkmüş. Ermenilere yapılanlara dayanamamış ve vicdanını rahatlatmak için bu belgeleri kendisine vermiş. Fakat Andonyan 1937 yılında yazdığı başka bir mektupta ise 'Naim bey kumara ve alkol bağımlısıydı ve bu belgeleri çok pahalıya bana sattı' diye yazmıştır. Şinasi Orel ve Süreyya Yuca bu konuyu araştırmış ve 'Ermenilerce Talat Paşa'ya Atfedilen Telgrafların Gerçek Yüzü' izimli kitabı yazmışlardır. Yapılan araştırmalara ve kitapta anlatıldığı üzerine, o dönemlerde Halep'te Naim bey isimli bir memur yok. O dönemde yazıldığı iddia edilen bu belgeler o dönemin kağıt ve mürekkebiyle yazılmadığı ispatlanmıştır. Tehcir yıllarında Halep'te Alman konsolosu olan Walter Rössler ise Naim bey isminde bir memuru hatırlamadığını belirtiyor. Naim beyin hatıraları ile ilgili en güzel cevabı 1985'de Orly savunmasında Mümtaz Soysal tarafından verilmiştir. Sanıkların avukatlarından olan Bourget; "Talat Paşa Halep Valisi'ne telgraf çekerek Ermenileri ortadan kaldırın diye emir vermedi mi?"Mümtaz Soysal - "O telgrafın sahte olduğu kanıtlanalı çok oldu. Sanık avukatı bunu bilmelidir. O telgraf 1921'de bir Ermeni yazar tarafından imal edilmiştir. Sonradan Türk arşivleri açılarak ispat edilmiştir ki, telgrafın ne tarihi, Osmanlıların kullandığı tarih sistemine uyuyor, ne telgrafın çekildiği Halep Valisi o zamanki Halep Valisi'dir, ne de telgrafın kağıdı Osmanlıların kulladığı kağıda benziyor. Ayrıca, üzerindeki imza da sahtedir. Bu da gösteriyor ki, bu soykırım iddialarının büyük bir kısmı bu gibi sahteciliklere dayanmaktadır" diyor.
Gelin birde dünyadan bazı aydınların Aram Andonya'nın bu kitabı 'Naim beyin hatıratı' hakkında görüşlerine bakalım.
Michael Gunter: 'Andonyan'ın kitapları bilinen sahte eserlerdir'.
Andrew Mango: 'Talat paşaya atfedilmiş şüpheli telgraflar.'
Erick-Jan Zürcher: 'Andonyan evraklarının sahte olduğu ispatlanmıştır.'
Guenter Lewy: 'Orel ve Yuca'nın bu belgeler hakkında son derece itinalı analizleri belgelerin otantikliği hakkında yeterince soru işareti doğurdu ve bu sayede bu belgelerin ciddi bilimsel araştırmalarda kullanılmaları kabul edilemez hale geldi.'
Taner Akçam'ın anlatmaktan bıkmadığı Naim efendinin anıları ve Talat Paşanın itiraflarının gerçeği bu.

Hrant Dink’i Talat Paşa’nın intikamını almak için öldürdüler.' diyen Taner Akçam'ı merak edenler Hasan Yalçın'ın 'Dönekler' kitabını okuyabilir. Akçam'ın ünlü olmasını sağlayan kişi, BND Almanya gizli istihbarat kurumu ile bağlantısı olduğu bilinen Dr. Tessa Hofmann'dır. Hofmann, Ermeni yazarlar birliğinin onur üyesidir. Hofmann, Taner Akçam’ı “Ermeni soykırımını doğrudan bir suç olarak eleştiren ilk Türk” diye dünya kamu oyuna sunmuş ve yıldız haline gelmesini sağlamıştır. Taner Akçam Türk müdür?
Hofmann, Nazilerin işlediği soykırımı Türklerin Ermenilere karşı izlediği soykırımdan esinlendiğini ve hatta gaz odalarının ilk Türklerin ermenilere karşı kullandığını yazacak kadar tarih bilgisinden yoksundur. 'Ermeniler ve Ermenistan' kitabında ise “İttihatçılar gözleri kan bürümüş ırkçılar topluluğu. Mustafa Kemal, iki milyonu aşkın Ermeni ve Rum’un katili. Ermeni isyancılar ise umutsuzluğun verdiği bir cesaretle savaşan aile reisleridir. Van, Erzurum, Bitlis ve Trabzon Ermenilerin yurdudur” yazmıştır. Uzatmanın anlamı yok, Akçam'ın kimlerle çalıştığı ortadadır. Daha detaylı bilgiye gereksinim duyanlar araştırmalarına devam edebilirler.

Gelelim Taner Akçam'ın yurtdışındaki özellikle Almanya'daki Alevi yurttaşlarımızın çoğunlukta olduğu derneklerde verdiği 'Soykırım' konferanslarına. Yurtdışındaki halkımız genel itibariyle bu konulardan, bilgilerden yoksundurlar. Alevi yurttaşlarımız gerek Ermeni lobisinin gerekse PKK'nın baskısı ve beyin yıkama tehditleriyle karşı karşıyadırlar. Anadolunun aydınlık, vatansever ve Atatürkçü yurttaşları olan Aleviler, Emperyalizmin işbirlikçileri tarafından kandırılmaktadır. Alevi yurttaşlarımızdan PKK'ya destek vermeleri, Türkiye'de ezilen halklar olarak PKK'nın verdiği sözde bağımsızlık mücadelesinde destek olmaları gibi daha pek çok konuda baskı altındadırlar. Alevi derneklerinde ciddi bir asimilasyon uygulanmaktadır. Alevi yurttaşlarımızın vatan ve Atatürk sevgileri erozyona uğratılmaktadır. Bu nedenle Alevi dernekleri arasında bölünme sözkonusudur. Yeni kuşak ne yazık ki ilk kuşak kadar vatansever ve Atatürkçü değildir. Emperyalizm ve işbirlikçileri bu genç nesli asimile etmeyi başarmıştır. Bunların içinde PKK'ya, HDP'ye sempati ile bakan ve 'Ermeni Sorunu'nu soykırım olarak nitelendirenler çoğunluktadır.

Tekrar Taner Akçam'a dönecek olursak. Geçen aylarda Hannover ve Hamburg şehirlerinde bazı alevi derneklerinde konferanlar gerçekleştirdi. Hamburg'da yapılan konferansda Akçam yine bildik sahte belgeleri delil diye göstererek katılımcıları soykırım iddiasına inandırmak için çaba sarfetti. İnamayacaksınız ama başarılı oldu. Bize aktarılan bilgiye göre, Atatürkçü olduğu bilinen ve Hamburg'un tanınmış bir siması ayağa kalkarak söz hakkı aldı. ' Sayın Akçam, bir Atatürkçü olarak Ermeni komşularımın yüzüne bakamıyorum utançtan, neden Türkiye hala soykırımı kabul etmiyor.  Atalarımızın Ermenilere uyguladığı soykırım için özürdilerim' dedi. Bu cehalete bu rezalete bakar mısınız.   Hanımefendi Atatürk'ü temsilen nasıl bir cehalete imza atıyor. ADD derneklerine yurtdışında çok görev düşüyor. Çoğu yurttaşımızın bilgisi yok ve Ermeni lobisi tarafından veya başka lobiler tarafından rahatlıkla beyni yıkanmaya müsait. Ve yıkandığıda ortada. Ciddi bir sorundur bu. Vatansever ve Atatürkçü oldukları bariz olan pek çok dernek bu konulardan ve daha pek çok konuda bilgisizdir. Kahvaltı düzenleyerek, dedikodu yapılarak nasıl bir başarı elde edebilirsiniz. Yıllardır Avrupada var olan bu dernekler gerçekten Atatürk ve Türkiye için ne yaptılar. Başarıları nedir? Bu derneklerimiz her ülkede var. Peki bu dernekler bulundukları ülkelerin diliyle Atatürk'ü anlatabildiler mi? Bulundukları ülkelerin siyasetinde söz sahibi olabildiler mi? Yaşadıkları ülkelerde tüm yurttaşlarımızı bir araya getirebildiler mi? Yoksa kendi küçük derneklerinde Kralcılık mı oynadılar? Veya Taner Akçam gibi lobinin adamlarımca beyinleri mi yıkandı. ADD derneklerine  Üzülerek belirtmeliyim ki bu konuda eksikliklerimiz çoktur. Birbiri ile mücadele eden birbirinin kuyusunu kazan, Atatürkçülüğü ve Türk tarihini bilmeyen kişilerce bu dernekler yönetilmektedir. Bazı kişiler, bu dernekleri belli siyasi partilerin arka bahçesi haline getirerek, ADD'leri o siyasi partilere rant kapısı haline getirmektedirler. Hal böylesine vahim iken Ermeni Lobisi, PKK gibi daha pek çok zararlı dernekle nasıl mücadele edilecek.

Yurtdışındaki Türklerin yeniden bir aydınlanma, bilgilenme çağına ihtiyacı vardır. Tüm ayrışma ve kutuplaşmalardan uzaklaşarak bir araya gelmeye ve güç birliği yapmalıdırlar. Emperyalizmi dize getiren Mustafa Kemal Atatürk'ü ve kurtuluş Savaşını iyice öğrenmelidirler. En önemlisi bulundukları ülkenin diliyle konuşup, yazmalılar ve o ülkenin siyasetinde yer almalıdırlar. Başka kurtuluş yok.

16 Şubat 2018 Heidelberg
Halil Fehmi Dağ




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder