2 Temmuz 2017 Pazar

2 Temmuz, Başbağlar, 90'lı Yıllar ve Emperyalizm.

Katil Emperyalizm

2 Temmuz, Başbağlar, 90'lı Yıllar ve Emperyalizm.


Türkiye, eğer zengin yeraltı kaynaklarına ve bölgede jeopolitik bir konuma sahip olmasaydı yani farklı bir coğrafya da yeraltı zenginlikleri bakımında fakir bir bölgede olsaydı emperyalizmin hedefi haline gelmezdi. Türkiye tarihine kara leke olarak yazılan, sünni ve alevi yurttaşlarımızı birbirine düşürmek amacıyla emperyalizm tarafından tezgahlanan kanlı olaylara maruz kalmazdı. Türkiyenin tarihin acılarla, cığlıklarla dolu. Bu noktada bu cinayetleri, yobaz diyerek ötekileştirdiğimiz insanlarımızın üzerine atmak ne kadar yanlış ise alevi oldukları için ateist diyerek öldürülmeleri caiz demekte o denli yanlış ve sakıncalıdır. Burada suçlu sünnüler değildir, aleviler değildir devlet hiç değildir. Alevi ve sünni insanlarımız gereçek katili aramayarak sadece birbirlerini katil olarak görüp ve bu şekilde yargılarlarsa, emperyalizmin gerek ülkemizde gerekse ortadoğu bölgesinde amacına ulaşmasına yardımcı oluruz. İçimize yerleştirilmiş truva atlarıyla sünniler ve alevi yurttaşlarımız birbirine düşman edilmektedir. Devleti şuçlamakta başlı başına gerçeği saptırmaktır. Hatalar ve yanlışlar elbette eleştirilmeli ve tartışılmalıdır. Bu yapılırken mevcut devleti temsil eden iktidarın ne kadar dış güçlerin etkiside olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Emperyalizmin hedefinde bulnan bir ülkenin hem devletinin hemde kolluk güçlerinin o ülkenin vatandaşları tarafından eleştirilmesi, suçlanması ve değersizleştirilerek güvenin ortadan kaldırılması en çok emperyalizmin işine gelmektedir. Bir ülkeyi yıkmanın en önemli koşulu, vatandaşının devletine karşı duyduğu güvensizlik ve korkudur. Bizler katil devlet, faşist devlet gibi sloganlarla kendi devletimizi değersizleştirmekte ve yıkılmasını kolaylaştırmaktayız. Oyuna getirildiğimiz müddetçe ölmeye ve öldürülmeye devam edileceğiz. Şayet perdenin arkasında ki gerçek katilleri görebilir ve bu katillere karşılık sünnisiyle, alevisiyle, dinsiziyle, Türküyle, Kürtüyle bir olabilir hem kendimize hemde devletimize sahip çıkabilirsek eğer oyanan oyunu bozabiliriz.

Yıl 1990 ABD kukla Kürt devletinin ilk adımını atmak ve ortadoğuyu bitmeyecek bir bataklığa sürüklemesinin ilk ayağı olan Irak'a müdahalesi başladı. Bu saldırı Turgut Özal'ın açık desteği ile ülkemiz ABD'nin hizmetine sunuldu.TSK ABD'nin Irak'ı işgalini dahil edilmek istendi. Dönemin Genelkurmay başkanı Org. Necip Torumtay Özal'ın bu isteğini kabul etmedi. Torumtay "İnandığım prensiplerle ve devlet anlayışımla hizmete devamı mümkün görmediğim için istifa ediyorum." (Orgeneral Torumtay'ın Anıları)
Ortadoğu ve Türkiyenin fitili ateşlenmişti. Terör olayları artmaya başlası. Atatürkçü ve emperyalist karşıtı aydınlarımız ABD ve Batı'nın gözli servisleriyle cinayetlere kurban gitmeye başladı. 1990'lı yıllar faili meçhul yılıydı. 31 Ocak 1990 Muammer Aksoy, 7 Mart 1990 Çetin Emeç, 4 Eylül 1990 Turan Dursun, 6 Ekim 1990 Bahriye Üçok cinayete kurban gitti. 24 Ocak 1993 de Uğur Mumcu, 17 Şubat 1993 de J.Gn.K.nı Org Eşref bitlis öldürüldü. Türkiye sancılı bir dönemdeydi, katiller kimdi ve katillerin amaçları neydi? Katiller belirsizliğini korurken amaçları 2 Temmuz 1993 Sivas'ta ateşe verilen ve 39 canın ölmesine neden olan Madımak yangınında ortaya çıktı. Madımakta 39 can yakılırken öfkeli kalabalık şu sloganı atıyordu. 'Cumhuriyet burada kuruldu ve burada yıkılacak.' Kimdi bu Cumhuriyet yıkmak isteyenler? Devlet mi? Sünni veya Alevi vatandaşlarımız mı? Yoksa Emperyalizm mi? Cumhuriyeti yıkmak isteyen güç boş durmuyordu 2 Temmuz da Sivas'ta sünni olarak karşımıza çıkan bu güç 5 Temmuz'da Erzincan'ın Kemaliye ilçesi Başbağlar köyünde cami de bulunan 29 kişi katledildi. Ardında Başbağlar köyü yakıldı ve 4 kişi daha bu yangında yanarak can verdi. O yıllar Türkiye de bir mezhep savaşı çıkartılmak için her yol deneniyor ve her kesimden insanımız öldürülerek suç diğer grubun üzerine atılıyordu. Yukarıda ki tüm cinayetlerde esas suçlu hiç bir zaman aranmadı. Aleviler sünnileri, sünniler alevileri, ve çoğu zaman hep birlikte devleti suçlayarak kısır bir döngü içinde dönüp Türkiye'yi bugünkü koşullarına getirilmesine katkı sunduk. Tüm bunları değerlendirirken Sivas Madımak katillerinin Almanya da yaşadıklarını unutmamak gerek.
Ayrıca Sivas katlimanın ardından takip eden yıllarda da bu toplumun tansiyonu dönem dönem yükseltilmiştir. Bu tüm gelişmelerin gölgesinde ABD'nin eski Ankara büyükelçilerinden, Erdoğan'ı koltuğuna oturtan adam olarak bilinen ve derin ABD'nin odak noktası CFR'nin (Dış İlişkiler Konseyi) uzmanı olan Morton Abromowitz 1994 yılında 'Türkiye parçalanabilir!' açıklamasını yapma cüretini göstermiştir.

2 Temmuz bir günde tezgahlanan sıradan insanların bir arayara getirilerek, sırf Aziz Nesin'in kışkırtması var denilerek gerçekleştirilen bir eylem değildir. Öğrencilik yıllarım Sivas'ta geçti. Değişik derneklerde iletişimim vardı. Her kesimden Sivaslı dostlarım oldu. Sivaslı aileler ile tanıştım, sofralarına oturdum, çaylarını içtim. 5 yıl bir şehri tanımak ve o şehirde yaşayan insanların özelliklerini bilmek yerterli bir süre olduğunu düşünüyorum. Tüm görüştüğüm bu Sivaslıların ortak fikirleri 2 Temmuz da Sivas'a kara leke sürenlerin Sivaslı olmadıklarıydı. Veyahut Sivaslı görünen fakat truva atı rolünde olanlardı. Zira şehirde Madımak olayından çok daha öncesinde de şehrin etnik yapısıyla oynandığı, sünni ve alevilerin bazı provokatörlerce birbirine düşman edildiğinin bizzat dinledim. Peki Sivas'ın bu etnik yapısıyla oynayan kimlerdi? Amaçları neydi? Kimler Sivas'ı 2 Temmuz cehennemine hazırlıyordu. Bugün ortadoğu bataklığına baktığımızda esas katili çok net görebiliriz. Bu katliamlara hepimiz ortak bir tepki göstermeliyiz. Bu cinayetler ABD ve Batı'nın gizli servisleriyle bize karşı, devletimizin huzur ve refahına karşılık işlenmiştir. Faili meçhul cinayetlerle ülkemiz ve ortadoğuda dönen oyunların farkına varan aydınlarımız bizleri aydınlatmamaları için öldürülürken, yaşanan katliamlar ise bizleri etnik bazda ayrıştırmak ve birbirimize düşman hale getirmek amaçlıdır. Emperyalizmin hedefi bizleri ırk ve etnik bazda bölerek parçalamak yani ufak parçalara ayırarak daha kolay yutulabilir hale getirmektir.
Tüm bu gerçekler göz önünde bulundurulduğunda şuçlanması gereken sünniler, aleviler değildir. Devlet değildir. Suçlu emperyalizmdir. Bu zamana kadar yitirdiğimiz tüm canları saygı ile anıyor ve gelecek yıllarda daha fazla öldürülmemek için birbirimizi suçlamaktan vazgeçerek birlik olmaya mecburuz.


2 Temmuz 2017 Heidelberg

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder