27 Aralık 2016 Salı

Alman vekillerden HDP‘ye destek

Batı besleyip büyüttügü HDP yi korumaya ve destek vermeye devam ediyor.
1. Hatırlasanız, HDP vekillerinin tutaklanmasından sonra, HDP'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısına Belçika Büyükelçisi Yunanistan, Finlandiya, Avusturya, Almanya, İspanya Büyükelçiliklerinden temsilciler, AB Türkiye Delegasyonu temsilcisi katilmis ve Belçika Büyükelçisi Trenteseau neden geldiğine ilişkin soruya, "Bu ciddi bir konu, dinlemeye geldim" diye cevaplayarak besledikleri PKK nin siyasi uzantisina destek vermişlerdi. Akabinde Avrupanın pek çok şehrinde çadır kurup HDP vekilleri için özgürlük kampanyası başlatılmıştır. Avrupanın pek çok ülkesinde terör örgütü ilan edilen ve yasak olmasina rağmen bu çadirlarda PKK bayrakları açılmış fakat hiç bir engellenmeyle karşılaşılmamıştır.
Gelin biraz ezber bozalım ABD ve Batının HDP ye bakışını analiz edelim.
HDP’ye İlk Sahip Çıkan PYD/PKK’ya “Kara Gücüm” Diyen ABD Oldu
2. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, 5 Ekim 2016’da yapmış olduğu günlük basın toplantısında Türkiye'de son günlerde yaşanan gelişmelere ilişkin “kaygılarını” dile getirirken, ABD Başkanı Barack Obama ile birlikte Kuzey Carolina'da bulunan Beyaz Saray Sözcüsü John Earnest da “HDP'li milletvekilleri hakkında derin kaygı duyduğunu” dillendirdi. ABD’nin tepkileri bunlarla sınırlı kalmadı. Amerika'nın Ankara Büyükelçiliği HDP'ye yönelik operasyonla ilgili Twitter adresinden "Türk hükümetinin HDP liderlerini ve diğer milletvekillerini tutuklayıp, internete erişimi engellemesi dost ve müttefik olarak bizi derinden rahatsız etti." şeklinde kurumsal merkezde bir açıklama yaptı. (1)
3. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz yapmış olduğu yazılı açıklamasında “HDP, TBMM’deki en büyük 3. gruptur. Selahttin Demirtaş’la birçok defa bir araya geldim. Barış sürecinden yanadır, şiddete karşıdır. Siyasi diyalog ve hukukun üstünlüğüne bağlıdır. Onunla Eylül ayındaki son görüşmemizde bir sonraki gözaltına alınacak kişinin kendisi olmasından korkuyordu” derken, açıklamasına Türkiye’ye dönük tehditle devam ediyor : “Türkiye, AB’ye aday bir ülkedir ve Gümrük Birliği’nin üyesidir. Hükümetin tutumu AB ile Türkiye arasında sürdürülebilir bir ilişkiyi ve Türkiye’nin demokratik değerlere ve Avrupa eğilimini şüpheli hale getirmektedir,” (2)
4. Ayrica İsveç eski Başbakan ve Dışişleri Bakanlarından AB Dış İlişkiler Konseyi üyesi Carl Bildt ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland adına sözcüsü Daniel Höltgen de PKK’nın legal uzantısı HDP’ye destek olan odaklar oldu. (3)(1.2.3. Mithat Akar)
Gelelim Almanya`ya yabancılar siyasetinde özellikle Türkiye`ye karşı çok sert bir siyasi politika izlemektedir. Kapitalizmin bize dayattığı Ermeni soykırımı ve kürt sorunu gibi sorunları çok ateşli bir şekilde savunmaktadır.
2 haziran 2016 günü Almanya Federal Meclisi, 1915 olaylarını "soykırım" olarak nitelendiren tasarıyı kabul etti. Almanya bir kez daha kimin tarafında olduğunu açıkca belli etti.
5. 14 Aralik 2016 günü Federal Alman Meclisi'nde grubu bulunan tüm partilerden milletvekilleri HDP'li siyasetçilerle dayanışma içinde bulunduklarını göstermek amacıyla bir araya geldi. "Parlamenterler Parlamenterleri Koruyor" adını taşıyan program kapsamında çok sayıda vekil salı günü Alman meclis binası önünde HDP'li milletvekillerinin fotoğraflarını taşıdılar. Türkiye`ye karsi dost bir tavir sergilemeyen siyasi partilerin temsilcilerinden, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nden Frank Heinrich, Sosyal Demokrat Parti'den Frank Schwabe ve Cansel Kızıltepe, Yeşiller Partisi‘nden Tom Koenigs ve Sol Parti’den Sevim Dağdelen basın açıklaması yaptı. Ortak basın açıklamasında, "Milletvekillerinin haklarına saygı gösterilmesini ve kovuşturmaya uğramamalarını bekliyoruz" denildi. Alman vekiller ayrıca Türk hükümetine tutukluların derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Alman vekiller, Türkiye’de cumartesi günü gerçekleşen "insanlık dışı terör saldırıları karşısında dehşete düşmüş olduklarını da" dile getirdiler.
Teröristlerin kimler tarafından desteklendiği ve teröristlerin kullandıkları silahların hangi ülkeler tarafından temin edildiği incelendiğinde yapılan bu son açıklama değerini yitiriyor. Terörden ölenler icin üzülmek yerine terörü desteklemekten ve silah satmaktan vazgectiğiniz gün yani bu kirli silah ticaretinden artık kanli Para Kazanmak Istemiyoruz gibi insanlik tarihine altın harflerle yazılacak bir karar aldığınız gün terör gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada sona ereceği kanatindeyim. HDP seviciliğine soyunmuş başta ABD ve Batı neden HDP nin silahlı uzantısı olan PKK ve diğer örgütlerin Türkiyede yaptığı terör saldırılarına kayıtsız kalıyor ve kınayamıyor. Neden bu terör örgütlerine hala silah temin etmeye devam ediyor. Unutmayalım ki 10 Aralık`ta Beşiktaş`ta yapılan terör saldırısında 38 vatandaşımız şehit, 136 vatandaşımızda yaralanmıştır. Saldırıyı PKK nın TAK uzantısı üslenmiştir. Kullanılan patlayıcılar RDX (Royal Demolition Explosive) İngiliz menşeli bir patlayıcıdır , TNT ve 3. kimyasal bir madde kullanıldığı tespit edildi. İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, kulanılan patlayıcının fabrikasyon olduğunu belirterek, "Bu patlayıcı bir devet envanterinde olması gerekiyor. Bu da arkasında devlet desteği olduğunu gösteriyor" dedi. Gerçek ortaya çıkarsa belkide bu terörist devletin kim olduğunu hep birlikte öğreneceğiz.
Türkiye`nin yıllardır mücadele etmekte olduğu PKK terörünün hangi devletler tarafından desteklendığı açikca ortadir. Cünkü Ülkemizde yasanan terör olaylarına karşı ortak bir tavır ve PKK ve uzantılarını kınayamayan batı zihniyeti, HDP ye yapılan tutuklamaları sonuna kadar savunabiliyor. HDP yi hala barış güvercini gibi göstermeye çalışanlara HDP nin ne olduğunu bir kez daha hatırlatmakta yarar olacağını düşünüyorum.
Mithat Akar HDP yi yerinde ve doğru tespitlerle analiz etmiştir. Buna göre HDP ( ve öncelleri olan BDP, DTP, DEHAP, HADEP… ) bölücü terör örgütü PKK’nın legal uzantısıdır. Temel görevi, terör örgütünün kırsalda ve kent merkezlerinde gerçekleştirdiği terörist faaliyetleri meşru zemine oturtmaya çalışmak, terör örgütünün doğrudan nüfuz edemediği kurumlara “belediye başkanı”, “millet vekili” gibi “yasal” sıfatlarla dahil olmak, terör örgütünün dağdaki kadrolarının temel stratejisini parlamento zeminine siyasal açıdan taşımaktır. Terör örgütü, doğrudan temas kuramadığı yabancı devletlerin kimi diplomat ve siyasetçileri ile “vekil “sıfatındaki şahıslar aracılığı ile doğrudan temas sağlayarak bir "siyasi kordon" oluşturmaktadır. Bu “siyasi kordon” sayesinde Türk Devletine karşı tarihsel düşmanlık besleyen devletlerle bölücü terör örgütü bir nevi “diplomatik ilişki” kurabiliyor.
Yok olmadan uyan Türkiyem.
Kenetlendikçe kazanacaksın Türkiyem.
Halil Fehmi Dag 16 Aralik 2016 Heidelberg.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder