24 Ekim 2018 Çarşamba

PROF. DR KEMAL ARI İLE YURTDIŞINDAKİ ERMENİ SORUNU ÇALIŞMALARI

PROF. DR KEMAL ARI İLE YURTDIŞINDAKİ ERMENİ SORUNU ÇALIŞMALARI
Halil Fehmi DAĞ*

Ermeni Lobisi, yurt dışındaki en güçlü lobilerden biridir. Temel amaçları, sözde „Ermeni Soykırım“ iddialarını dünya kamuoyuna tanıtıp kabul ettirmek ve Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum ettirmektir.  Bu nedenle bir çok ülkede etkili biçimde çalışarak, siyasetçilere ve siyasi oluşumlara kendi bakış açılarına göre tarihlerini anlatıp, özellikle 1915 yılında Türkler tarafından bir soykırıma uğradıklarına dünyayı inandırmaya çalışmaktadırlar. Bu çabalarında oldukça başarılı olduklarını söylemek durumundayız. Ermeni cemaati, yurtdışında yaşadıkları şehirlerde sayı olarak Türklerden azdır. Almanya'da yaşayan Ermeni sayısı 'Die Zeit' gazetesine  göre  60.000 civarındadır. Avusturya'nın önemli gazetelerinden birisi olan  'Die Presse'' in, Mart 2017 haberine göre Almanya'da  yaklaşık 3 milyon ile  3.5 milyon arasında Türk  yaşamaktadır. Ermeni cemaati, nüfus olarak daha az olmasına karşın, öteki cemaatlere göre Avrupa’da daha etkilidir. Bu nedenle siyaset dünyasında çok daha fazla söz sahibi ve ülkelerin siyasetlerini etkileyecek güçtedirler. Yerel yönetimlerle, siyasi partilerle, diğer lobi ve derneklerle iletişimleri Türkler’e göre çok daha fazladır.  Ciddi bir sermayeyi de ellerinde bulunduran Ermeni cemaati, bu kozları sayesinde amaçlarına daha kolay ve hızlı ulaşmaktadır. Dolayısıyla Türkler’in sayısına göre katlarca az olan Ermeni cemaati, hedeflerine adım adım yaklaşma çabasında önemli yollar almıştır.
Bu başarının sırrı nedir? Ermenilerin iş, sanat, siyaset dünyası ile sıkı ilişkiler içinde olduğu biliniyor. Bu özellikleri hedeflerine yürürken onlara önemli ayrıcalıklar yaratıyor.  Ermeni cemaati, bu ilişkilerini kullanarak ülkelerin parlamentolarında 'Ermeni Soykırım' tasarısını kabul ettirmek için uğraşmaktadır. Her ortamda güçlü bir lobi faaliyeti göstermektedirler. Bu çabaları nedeniyle ülkelerin karar mekanizmalarını da çok rahatlıkla kontrol etmektedirler. Örneğin 100 bin Türk'e karşılık 5 bin Ermeninin yaşadığı Almanya‘nın Köln şehrinde 14 Mart 2017 tarihinde Ermeni Cemaati’nin  çabalarıyla bir soykırım anıtı açıldı. Köln ve çevresinde çok fazla Türk derneği bu girişimin engellenmesi için çaba harcadı. Ancak onca çabaya karşın, başarılı olunamadı. Bu çabalarında Türk dernekler herşeyden önce organize değillerdi. Zamanında iradelerini kullanarak harekete geçemediler. Bu eksiklikler nedeniyle girişimi engelleme yolunda başarı gösteremediler. Sonuçta 100.000 kişiden oluşan büyük bir kesim, 5.000 kişinin girişimlerini engelleyemedi. Bu da ciddi anlamda lobi faliyetlerinde ve kamuoyu oluşturmada Türkler’in niçin etkili olamadıkları üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Sonuçta anıt açıldı. Üstelik, açılışı yapılan bu anıt Almanya'da açılan ilk anıt da değildi. Ermeniler bu konuya o denli önem vermektedirler ki anlaşılan bu anıt, açılan son anıt da olmayacaktır. Almanya merkezli 'Gesellschaft für bedrohte Völker, GfbV (Tehdit Altındaki Halklar Topluğu)' derneği, Avrupa'daki tüm şehirlerde 'Soykırım' anıtı açılması için yoğun çalışmalar yapmaktadır.  Bu dernek aynı zamanda 1915 olaylarında 2  milyon Ermeni ve Asuri'nin, Türkler tarafından soykırıma uğratıldığı tezini de savunmaktadır. Dernek, aynı zamanda adı 'Yüzyıllık Halk Cinayetlerini, 100 Yıldır Redetmek (100 Jahre Völkermord-100 Jahre Leugnen‘ olan bir kitap çıkartmıştır. Kitapta 'Ermeni Sorunu „yüzyılın ilk soykırımı“ olarak anlatılmaktadır.
Ermeni lobisi, yurtdışında Türkiye'nin imajını karalamak için yoğun biçimde belgeseller hazırlıyor; filmler çektiriyor, kitaplar yazdırıyor, tiyatro oyunları sahnelere koyuyor ve bu araçları kullanarak kendi düşüncelerini destekleyen kamuoyu yaratmaya çalışıyor. Şimdi de asıl hedef, Almanya’da okutulan ders kitaplarına Türkler’in ERmenileri katlederek, soykırım gerçekleştirdikleri düşüncesini koymak için düzenleme yapılmasını sağlamaktır. Sonuçta kitaplardaki bu bilgileri Almanya’daki bütün öğrenciler gibi, Türk kökenli yurttaşların çocukları da okuyacak.  Bu konunun ders kitaplarına girmesi durumunda Türk çocukları, atalarının soykırımcı olduklarını okumak durumunda kalacaklar. Belki de bu öteki çocukların yanında belli bir psikolojik ezikliğe de neden olacak. Bu durumu engellemek için Almanya’da Türkler tarafından yapılan girişimleri yeterli biçimde değerlendirmek olanaksızdır. Bu durum sorumluluk sahibi ve bilinçli Türkler arasında büyük bir kaygı yaratmakta ve önemli sıkıntılara neden olmaktadır.
Ermenilerin dünyanın genelinde başlattıkları çalışmaların onlar açısından olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir. Yalnız Almanya’da değil, Avrupa‘da 1916’te yaşanan olayların bir soykırım olduğu düşüncesi gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu her ne kadar siyasi bir oyun olsa da sonuçta dünya bu olayları „soykırım“ olarak tanıma eğilimindedir. Bugün 33 ülke bu olayları Türkler’in Ermeniler’e uyguladığı bir „soykırım“ olarak kabul etmektedir. En son Şubat 2018'de Hollanda da bu tasarıyı kabul ederek soykırımı tanıyan ülkeler arasına katılmıştır. Bu kararın alınmasında Almanya’nın 2 Haziran 2016 tarihli kararının etkili olduğu bilinmektedir. Onca Türk’ün yaşadığı Almanya’nın bu kararı sorunsuz biçimde almış oluşu son derece düşündürücüdür. Çünkü Alman karar mercileri Türk toplumundan etkili bir tepkinin gelmeyeceğini, çünkü Türklerin ses getirecek bir organisazyona ve sivil toplum örgütlenmelerine sahip olmadıklarını biliyorlardı. Türklerin Almanya‘da din, mezhep, ırk ve siyasi düşünce  temelinde küçük parçalara ayrılmış olmaları ve organik bir bütün oluşturamamaları onlara bu cesareti vermiştir. Gerçekten de Türkiye’de var olan siyasi ayrışmanın Almanya’ya yansımış görüntüsü ve her bir parçanın diğerleri ile olan iletişim ve etkileşim güçlüğü bu adımın atılmasını kolaylaştırmıştır. Oysa bu ayrışma, siyasi temelde bir bütünlüğe dönüştürülebilse, Almanya’nın bu tür siyasi kararlar alması hiç de kolay olmayabilirdi. 
Bu olup bitenler karşısında Türkler ya da Türkiye Hükümeti ne yapıyor? Almanya’da bugün itibariyle özellikle Türk tezlerini savunan ve Ermeni yalanlarını sağlam kanıtlarla dile getiren yayınlar ve öteki kültürel çalışmalar son derece azdır. Var olanlar da kamuoyunu etkilemekten son derece uzaktır. Daha da ötesi, bu çabaların Türkler dışındaki Alman kamuoyu bir yana, Türkleri de sabit bir noktada tutmakta bile yetersizdir. Türkler’in üye oldukları sivil toplum örgütlerinden dernekler son derece güçsüz bir görünüm ortaya koymaktadırlar. Bu derneklerin küçük şubeler biçiminde örgütlenmiş olmaları ve birbirleriyle organik bir bağ içinde olmamaları en büyük sorundur. Daha da ötesi, duygusal bir birliktelikten söz etmek bile zordur. Türkler büyük bir çatı altında bir araya gelmek yerine küçük dernekler bazında örgütlenmişlerdir. Bunlar da daha çok birbirleriyle rekabet halindedirler. Sanki aralarında birbirlerinden öne geçmek için bir yarış vardır ve daha da ötesi birbirleriyle mücadele etmektedirler. Türkler’in en önemli sorunlarından birisi de kültürel altyapılarındaki eksiklik nedeniyle Ermeniler kadar kendi tarihleri konusunda bilgili ve donanımlı olmayışlarıdır. Eğitim düzeyleri düşüktür. Yüksek okulu bitiren Türk sayısı, öteki topluluklara göre oldukça azdır. Yurtdışındaki Türkleri güçsüz bırakan en önemli etkenlerden birisi de dini grupların çalışmalarıdır. Bu gurupların etkilerini özellikle genç kuşaklar için bir tehdit olarak algılamak mümkündür. Eğitim düzeylerinin düşüklüğü ve kültürel uyumsuzluk gibi nedenlerle genç kuşak bu tür dini gurupların etkisine girmektedirler. Ayrıca Türkiye’ye düşmanlık hisleri bulunan değişik derneklerin gençler üzerinde asimilasyon çalışmaları da bulunmaktadır. Ermeni Lobisi, Türkler’in bu zayıf yanlarından yararlanmak çabası içine girmiş; bu nedenle tarihte kendilerine bir soykırım yapıldığı yalanını Avrupalılarla sınırlamamış, özellikle yurt dışında yaşayan Türkleri de ikna etme çabası içine girmiştir.
Bunun en belirgin örneği, Prof. Dr. Taner Akçam’ın Almanya’nın geneline yaygınlaştırılan konferanslarıdır. Bilindiği gibi Taner Akçam, 1915 olaylarının bir Ermeni Soykırımı olduğunu savunan en önemli figürlerden birisidir. O, 2018 yılı içinde Almanya’nın kendi parlamentosunda soykırım tasarısını geçirme çabaları paralelinde bu ülkede bir dizi konferanslar vererek, sözde soykırım tezini savunmuş ve bu çabalarıyla bu düşünceyi benimseyen bir zemin oluşturmaya çalışmıştır. Şahsın hedefindeki kitle özellikle Almanya’da yaşayan Türkler olmuştur. Türkler arasında alevi Türk yurttaşların yoğun olduğu dernekleri hedeflediği de dikkatlerden kaçmamaktadır.
Akçam, bu toplantılarda sahteliği ispatlanmış olan Aram Adonian'ın 1921 yılında basılan 'Naim Efendinin Anıları'nı soykırımın delili ve kaynağı olarak göstermektedir. Bu ve benzeri bilimsel olmayan dayanaklar üzerinden Akçam ve onun gibi kimi kişiler, sanki görevlendirilmişler gibi dernekleri gezerek Ermeniler’in soykırıma uğradıklarını anlatmaktadırlar. Bu konularda yeterli bilgiye sahip olmayan özellikle yeni kuşak Türk gençleri bu propagandalara inanmakta ve  Türklerin geçmişte Ermenilere soykırım yaptığını kabul eder duruma gelmektedirler. Aslında bu şahsın ve onun gibilerin yaptığı psikolojik bir algı yaratmaktır.  Tarihi konular üzerinde yeterli bilgisi olmayan Almanyalı Türkler, bu algı oluşturmanın etkisinde kalmaktadırlar. Bu olumsuz ve tek yanlı propagandaya karşı, Almanya’da yaşayan Türkler’i doğru olarak bilginendirecek etkinlikler de son derece cılız kalmıştır. Tüm bunlar yurtdışında yaşayan Türklerin bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği içinde
Prof. Dr. Kemal Arı ile şahsımın (Halil Fehmi Dağ) yaptığı uzun sohbetlerde bu konu ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Bu sorunlar üzerinde çalışılırken, bir kitap yazma ve konferanslar vererek bu olumsuz propagandanın etkilerini kırma düşüncesi oluşmuştur. En Konferansların yanı sıra paneller, sergiler açılmalı ve etki altında bulunan Türk topluluğu aydınlatma çalışmaları gerçekleştirilmeliydi. Adı geçen kitabın daha kolay okunabilmesi ve okuyanlar üzerinde etkisinin artırılması için, söyleşi yöntemi uygun bulundu. Böylece kitabı okuyanlar sıkılmadan ve rahatlıkla okuyabilecek ve tarihsel bir olay üzerinde kavrama, algılama ve sorunu net olarak görme düzeyleri yukarı çekilebilecekti. Hazırlanan kitapta soykırım kavramı ayrıntılı biçimde ele alınmakta, bu kavram açısından 1915 olaylarının neden soykırım olamayacağının kanıtları ortaya konulmakta ve gerçekler tarihsel ağırlığı ölçüsünde irdelenmekteydi.
Prof. Dr. Kemal Arı ve Halil Fehmi Dağ ortak imzasıyla 4 Aralık 2017 tarihinde  'Ermeni Sorunu Dün, Bugün, Yarın' adlı kitap raflardaki yerini aldı. Kitap 'Ermeni Sorunu 'nun can alıcı noktalarını kapsıyordu. Örneğin Türkiye'nin 'Ermeni Sorunu'na uzun bir süre ilgisiz kaldığı ve 'Ermeni Sorunu'nu görmezlikten gelindiği irdeleniyordu. Franz Werfel'in 1933 yılında yazdığı 'Musa Dağında 40 Gün' romanının Ermeni sorunu üzerine nasıl bir propaganda aracına dönüştürüldüğüne değiniliyordu. Anadolu'da yaşayan Türkler ve Ermeniler masaya yatırılarak tarihleri hakkında bilgiler verillmekteydi. Ermenilerin, Osmanlı Devleti içindeki konumları, elde ettikleri haklar ve milliyetçilik kavramının Ermeniler arasında yayılarak ihtilalci düşüncelerin oluşumu anlatılmaktaydı.. 2. Abdülhamit'e düzenlenen suikastın bilinmeyen detayları ise kitabın ilgi çeken bir diğer konusunu oluşturuyordu. Kitapta ayrıca Ermeni lobisinin çözümden çok çözümsüzlük üzerine çalıştığı belirtilmekte, soykırım iddialarının rakamsal tutarsızlığına dikkat çekilmektedir. Ermeni sorununda en çok tartışılan 'Tehcir' olayı da, kitapta incelemeye alınan konular arasında bulunmaktadır 'Tehcir'in gerekli olup olmadığı, Talat Paşa'nın bu olaylardaki konumu, Ermenilerden kalan mal ve mülklerin durumu, 'Tehcir'in aşamaları, Osmanlı devletinin aldığı önlemler gibi olayın akıl kurcalayan noktalar üzerinde durulmaktadır. Tüm tarihsel olaylar arşivler göz önünde bulundurularak tarafsız bir şekilde okuyucuya aktarılmaktadır. Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinin günümüzdeki durumu,  Asala terör örgütünün Türk diplomatlara yönelik gerçekleştirdiği cinayetler de kitabın incelediği diğer başlıklardandır  Kitap, içerdiği konular bakımından ilgi çekici ve bir o kadar da bilgilendiricidir.

Kitabın yayınının ardından, kitabın tanıtımı gerçekleştirildi. Bu çalışmaların ikinci evresinde konferanslar serisi başladı. Önce kamuoyuna açık biçimde Taner Akçam’a Prof. Dr. Kemal Arı imzasıyla bir çağrıda bulunularak; aykırı görüşlerin yer alacağı ortak konferanslar verilmesi önerildi. Bu çağrıya olumlu yanıt alınamayınca da Taner Akçam’ın konferans verdiği yerler ağırlıklı olmak üzere, onun tezlerini çürütmeye çalışan konferanslar serisi başlatıldı. Böylece Taner Akçam tarafından savunulan Ermeni tezlerinden ayrı olarak, aynı mekanlarda 1915 yılındaki olayların gerçek mahiyeti ele alınarak, Ermeni propagandasının hedef olarak gördüğü Türkler’e doğru bilgilerin verilmesine çalışıldı.
Bu amaçla 7 Aralık 2017 tarihinde Almanya’nın Lübeck kentinde ilk etkinlik yapıldı. Bu etkinlikte kitabın tanıtımı da yapıldı. Kitabın hazırlanışındaki amaç ve Ermeni sorununda gelinen nokta Halil Fehmi Dağ tarafından irdelendi. Ayrıca Prof. Dr. Kemal Arı tarafından „Neden Atatürk ve Neden Cumhuriyet' konulu bir konfreans da verilerek, Atatürk’ün öngördüğü dünya görüşünün,, Türkler ve Ortadoğu için önemi üzerinde duruldu. Bu etkinliği 8 Aralık 2017'de Kiel şehrinde bulunan Kiel Türk Toplumu Derneği‘nin ev sahipliğinde Kiel şehrindeki etkinlik izledi.

10 Aralık 2017 günü ise  Hamburg Türk Toplumunun davetlisi olarak Almanya'nın Hamburg şehrinde kitabın yeniden tanıtımı yapıldı. Kitabın yazılışındaki amaç ayrıntılı biçimde dile getirildi.  Bu tanıtıma ek olarak A 'Neden Atatürk ve Neden Cumhuriyet' konulu konferans verildi. Hem kitaba hem de konferans konularına ilişkin katılımcı soruları yanıtlandı. Kitap imzaları gerçekleştirilerek yaşanan bu anlar katılımcıların fotoğraf kareleri ile ölümsüzleştirildi. Bu üç şehirde kitap tanıtımı ve  konferansın yanı sıra kurtuluş savaşının bilinmeyen fotoğraflarından oluşan 'Mehmet'in Hikayesi' isimli sergide katılımcıların beğenisine sunuldu. Yapılan bu üç etkinlik yoğun bir ilgi ile karşılandı

Bu etkinlikler Almanya’nın değişik kentlerinde örgütlenmiş olan Türk dernekleri arasında büyük bir heyecan ve ilgi yarattı. Ocak 2018'de yine bir dizi konferans, fotoğraf sergisi ve etkinlikleri gerçekleştirildi. Bremen’de gerçekleştirilen Konferansın konusu  'Ermeni Sorununda Güncel İddialar ve Dış Tehditler' idi.  Bu konferans serisi için Genel Kurmay Arşivlerinden elde edilen özel fotoğraflardan oluşan 'Kanayan Yara Ermeni Mezalimi' isimli bir sergi hazırlandı. Serginin hazırlanmasında Halil Fehmi Dağ, Ercan Yalçın ve Yıldız Şen’in katkıları oldu. Özellikle Halil Fehmi Dağ’ın kent kent dolaşarak, serginin hazırlığı için ailece katkısı oldu.  19 Ocak 2018'de  Bremen‘de Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak Prof. Dr. Kemal Arı ve Halil Fehmi Dağ tarafından verilen konferans ve hazırlanan sergi büyük bir ilgi gördü. İkinci etkinlik, 20 Ocak 2018 tarihinde Hannover Azerbaycan Derneği ve Hannover Atatürkçü Düşünce Derneği‘nin ortak girişimiyle Hannover şehrinde gerçekleştirildi. Hannover şehrinde yapılan konferansa, Giresun Üniversitesi eski rektörü sayın Aygün Attar'da konuşmacı olarak katıldı. Üçüncü etkinlik  ise 21 Ocak 2018'de  Hamburg Sivaslılar Derneğinin ev sahipliğinde Hamburg şehrinde gerçekleştirildi. Prof. Dr. Kemal Arı ve Halil Fehmi Dağ tarafından ortaklaşa verilen bu konferanslarda hem Ermeni sorunu kapsamlı biçimde irdelendi hem de Ermeni sorununun güncel olarak geldiği düzey üzerine bilgilendirmeler yapıldı. Bunun yanı sıra;    'Kanayan Yara, Ermeni Mezalimi' fotoğraf sergisi açıldı.

11 Şubat 2018'de bu kez Dortmund Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak Dortmund şehrinde 'Ermeni Sorunu Dün, Bugün, Yarın' isimli konferans ve beraberinde 'Kanayan Yara; Ermeni Mezalimi ve Hocalı Katliamı'  isimli fotoğraf sergisi açılışı gerçekleştirildi. Burada da kitabın imzası yapıldı ve Prof. Dr. Kemal Arı ve Halil Fehmi Dağ tarafından konu ayrıntılı olarak irdelendi.

Tüm bu konferans ve serginin yanı sıra Prof. Dr. Kemal Arı 12-13-14 Şubat tarihlerinde ADD Duisburg'da, 3 gün süren 'Atatürkçülük ve Yeni Türkiye'nin Doğuşu'  konulu bir eğitim semineri verdi. Her kesimden ve yaştan kursiyerlere yönelik yapılan bu seminerlerde, Atatürkçülüğün ne olduğu ve Yeni Türkiye'nin ne kadar zor şartlar altında kurulup doğduğu anlatılıyordu.  Eğitime iştirak ederek başarılı olanlar, seminerin son gününde katılım ve başarı sertifikası almayı hak kazandılar. Ayrıca 15-16 Şubat tarihlerinde de Atatürkçü Düşünce Derneği Siegen'de, iki gün süren 'Atatürkçülük' semineri başarılı bir şekilde tamamlandı. Atatürk hakkında  bir şeyler öğrenebilmek için zamanını ayıran bu insanların varlığı, halen umudun bitmediğinin göstergesiydi.  Katılımcılardan başarılı olanlara sertifikaları verildi. 

17 Şubat günü Düsseldorf'da Avrupa Atatürk Düşünce Derneklerinin 25 yıl kutlaması gerçekleştirildi. Bu anlamlı gecede Prof. Dr. Kemal Arı 'Karikatürlerle Atatürk ve Türk Devrimi' isimli bir fotoğraf sergisi açılışı yaptı. Arı, Atatürk ve Türk Devrimlerinin gerçekleşme aşamalarını gerçek belgelerden, bilgiler vererek davetlilerin ilgisine sundu.

Berlin konferansı, 24 Şubat 2018 tarihinde bu kez Azerbaycan ve Türkiye Dostluk Derneği‘nin konukları olarak 'Ermeni Sorunu, Dün, Bugün, Yarın ve Hocalı Katliamı' konusunu edinerek gerçekleştirildi. Konferansa Azerbaycan Türkleri büyük bir destek verdiler. 26 Şubat 1992 yılında Hocalı'da işlenen  katliam ve bu katliamda hayatlarını kaybedenler saygıyla anıldı.  Yine Duisburg Merkez Ülkü Ocakları’nın katkılarıyla Hocalı Katliamı ile ilgili bir diğer etkinlik de 4 Mart 2018 günü Duisburg şehrinde gerçekleştirildi. 'Hocalı Katliamı' ve 'Ermeni Sorunu' geniş katılımlı bir konferansta konular ayrıntılı olarak ele alındı.  Prof. Dr. Kemal ARI, 29 Nisan 2018'de bir kez daha ADD Siegen davetlisi olarak Almanya'nın Siegen şehrindeydi. O,  Siegen şehrinde güncel bir sorun olan 'Türkiye'nin Afrin Politikaları ve Güncel Bakışlar' konulu konferansını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi.
Siegen'de gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğimizin önemli bir konuğu vardı: Christian Johannes Heinrich… 'Ermeni Sorunu' üzerine 2005 yılından itibaren çalışmalar yapan ve  soykırımın olmadığını savunan, tarihçi Dr. Christian Johannes Heinrich, Prof. Dr. Kemal Arı buluşup tanışması belki de yeni çalışmalar için fırsat olacaktır.  Ermeni soykırımın kabul etmeyen Heinrich,  bunun için bu konuda ters düştüğü aktif siyaset yaptığı CDU partisinden istifa etmiş bir bilim insanıdır. Dr. Henrich, Almanca ve Türkçe yayın yapan internet gazetesi  'nex24.news' ile yaptığı söyleşisinde, partisi CDU'ya ve diğer siyasi oluşumlara '1915 olaylarında ölen Müslüman sayısı Ermenilerden daha fazladır. Bunu neden anlatmıyorsunuz? Neden saklıyorsunuz?' eleştirilerini yapmaktadır. Ayrıca, gazeteye  'Uluslararası tarihçiler konferansının yapılması, Erivan hükümeti tarafından neden sürekli reddediliyor, madem ki ortada bir soykırım var, Ermenistan arşivlerini neden açmıyor?'  gibi daha pek çok ilginç açıklamalarda bulunmuştur. Konferans sonrasında yapılan yemek davetinde, Prof. Dr. Arı ile Dr. Henrich 'Ermeni Sorunu' üzerine fikir alışverişinde bulundu. Gelecek yıllarda ortak çalışmalar yapmak için planlar yapıldı.
Mainz şehrindeki Atatürkçü Düşünce Derneğinin 19 Mayıs kutlamaları nedeniyle organize ettikleri 21 Mayıs'taki özel geceye Prof. Dr. Kemal Arı konuşmacı olarak davet edildi. Arı, bu özel günde '19 Mayıs, Atatürk ve Aydınlanma'  konulu bir konferans ile salondakilere, 19 Mayıs ruhunu bir kez daha duru ve çoşkulu anlatımıyla yaşattı. 19 Mayıs Almanya'nın Mainz şehrinde büyük bir heyecanla kutlandı.

Yapılan tüm bu etkinlikler 'Tarih ve Günce' dergisinin adı altında yapılan çalışmalardı. Binlerce kilometre yol katederek binlerce kişiyle buluşuldu. 'Ermeni Sorunu'nun iç yüzü tarihi belgelerle anlatıldı, ermeni sorunu başta olmak üzere Atatürk, Atatürkçü Düşünce ve Çağdaş Türkiye’nin oluşumu üzerine  yoğun bir aydınlatma çalışması gerçekleştirildi.



Ralf Pauli, 'Armenier in Deutschland, Endlich raus aus der Opferroll', 'Die Zeit', 24 April 2015
Die Presse,  '7 Millionen Türken in der EU' März 2017
Tilman Zülch,  Armenien-Diskussion am 21. April 2005 im Bundestag- Völkermord anerkennen!, April, 2005
Gesellschaft für bedrohte Völker, GfbV, 100 Jahre Völkermord-100 Jahre Leugnen, GfbV, 2014,
Prof. Dr. Kemal Arı, Halil Fehmi Dağ, ' Ermeni Sorunu, Dün, Bugün, Yarın', Kitapana Yayınevi, İzmir, 2017
Dr. Christian Johannes Henrich, 'Protest gegen Armenien-Resolution: Nach 21 Jahren aus CDU ausgetreten.' 'nex24.news-Interview.' August 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder