İlk Kitap Neden Ermeni Sorunu Üzerine
1. Mevcut Durum;
Türkiye 21. yüzyılda olması
gerektiği konumda değildir. 'Muasır Medeniyetler'
seviyesinden uzaklaştırılmış ve hızlı bir şekilde bilim ve
ilimden koparılmaktadır. Tarihi gerçekler yok sayılarak tarihi
ve bilimsel bir temele dayanmayan ideolojiler Türk halkına
dayatmayla kabul edilmek istenmektedir. Türkiye ve Türk halkı
tarihinden uzaklaştırılmakta ve eğitim seviyesi bilinçli
hazırlanan yöntemlerle düşürülmektedir. Türkiye, Batı'nın
yüzyıldır değişmeyen isteklerini gerçekleştirebilmesi için
hazır hale getirilmektedir. Hasan Saka'nın başbakanlık, İsmet
İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde 27 Aralık1949'da ABD
ile imzalanan ortak Eğitim Komisyonu Kurulması antlaşması
(Fulbright Antlaşması) bunun en iyi örneğidir. Fulbright
Antlaşması ile Atatürk'ün gerçekleştirdiği en önemli
devrimlerinden biri olan 'Eğitim' alanındaki aydınlanma ve
bilinçlendirme çalışmaları yani 'Milli Eğitim'
kavramının yok edilmesinin önü açılmıştır. Zaman içerisinde
Türkiye'de her kurum yozlaştırılmış ve amacından
saptırılmıştır. Siyasetçisi siyasetçi, aydını aydın
değildir. Toplumun kanaat önderleri olarak ortaya çıkanlar,
Emperyalizm ile açıkça iş birliği içindedirler. Amaçları,
Atatürk'ün akıl ve bilim üzerine kurduğu 'Bağımsız Türkiye
Cumhuriyeti'ni yıkmaktır. Araştırma, okuma ve öğrenme
istekleri köreltilen Türk halkı sistemsel bir şekilde tarihi
gerçeklerden uzaklaştırılmaktadır. Batılı güçler tarafından
masa başında hazırlanıp dünya medyasına sunulan ve tarihle
örtüşmeyen sorunlar ile Türkiye ve Türk halkı büyük bir tehdit
altındadır. Bu tehditlerin en önemlisi de 'Ermeni Sorunu'dur.
2. Avrupadaki Türk dernekleri
(Almanya);
2009 yılından itibaren Almanya'da
yaşamaya başladım. Sosyal bir çevre edinebilmek için her türlü
inanç merkezi ve derneklerine, hemşehri derneklerine,
akademisyenler, işadamları, siyasi partilerin yurtdışı
örgütlenmeleri, sol, sağ ve muhafazar gruplara, kültür ve sanat
derneklerine, Atatürkçü düşünçe derneklerine ve benzeri pek
çok derneğe girdim. Tüm bu derneklerdeki en dikkat edici özellik
büyük bir ayrışma ve kutuplaşmanın göze çarpmasıydı. Her ne
kadar Türkler tarafından kurulan dernekler gibi görünselerde
sanki farklı ülkelere mesup bireylermiş gibi davranmaları ve
çatışma halinde olmaları üzücüydü. Bu cami bizim, şu cami
sizin, CHP alevilerindir, sünniden sosyal demokrat olmaz, biz evetçi
MHP'yiz, Kürtlere özgürlük verilmesini savunanlar, Fetöcüler
buraya giremez, Milli görüşçüler oraya, akademisyen olmayı
bölücülüğü desteklemekle karıştıranlar, bu Atatürkçü
düşünce dernekleri Vatan Partisine ait diğerleri bizden değil
diyen zihniyetler, siyaseti dine, dini siyasete alet edenler,
Atatürk'e hakaret etmek düşünce özgürlüğüdür, Osmanlı ruhu
geri gelecek, Ermenilere soykırım yapılmıştır, biz sizden
değiliz siz bizden değilsiniz vb söylemler. Özellikle Ermeni
sokyıkırımını savunanların emek verdiğim CHP'nin içinde yer
almaları beni çok rahatsız etmiştir. Bu kişiler CHP'nin tüzük
ve programından habersiz, siyasi görüşleri güç dengelerine göre
değişen çıkarcı gruplardır. CHP ile de ilgileri yoktur.
Karşılaştığım bu acı gerçekler Türkiye'ye tehdit olarak
kurulan dernekler değildir bilakis Türkiye'ye fayda sağlamak
amaçlı kurulmuş derneklerdir. Fakat, içimizdeki tüm bu
olumsuzluklardan Türkiye'ye tehdit oluşturan dernek ve lobiler
beslenmektedir. Kangrenli bir yapıya dönüşmüş olan bu dernekler
ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Avrupa'da yok edilmiş,
parçalanmış, kutuplaştırılmış ve birbirine düşman hale
getirilmiş bir Türk toplumu vardır. Ne yazık ki bu dernekler
inandıkları din, ilim, bilim, savundukları düşünce veya sempati
duydukları dünya görüşününe dair donanıma sahip değillerdir.
Yani araştırma, okuma ve öğrenme çabaları yoktur. Bu
derneklerin içinde iyi ve doğru çalışmalar yapanlarda yok
değildir. Fakat bu çoğunluk karşısında azınlıktadırlar.
3. Ne yapılmalıdır;
Bu oluşumların içindeki sorunlarla
uğraşmak ciddi anlamda zaman ve enerji gerektiriyor. Zaten bu
çarpıklığı gören vatanseverler bu derneklerden
uzaklaşmaktadırlar. Bu derneklerden uzaklaşan bizlerinde suya
sabuna dokunmadan yaşamaları kabul edilemez. Bunun için yanlış
gördüğümüzü eleştirerek ve sürekli olarak aynı hataların
yapılmasına engel olmaya çalışıyoruz. Okumanın, araştırmanın
ve öğrenmenin önemli olduğunun altını çiziyor ve anlatıyoruz.
Yurtdışında yaşayan Türklerin tarihini iyi öğrenmeleri ve
mevcut ayrışmalara son verilerek Türkiye için birlik olunması
gerektiğinin öneminden bahsediyoruz. Tüm farklılıklarımız
ortak zenginliklerimizdir. Bir bütün olmayı başarabilmeliyiz.
4. Ermeni Sorunu;
Yurtdışında ki Türk toplumunu daha
iyi yerelere taşıyabilmek ve aydınlatabilmek için bu yola çıktık.
Ermeni lobisi, her geçen gün güç kazanarak Avrupa
parlamentolarında bizleri zora sokacak kararlar çıkmasını
sağlamaktadır. Mücadele ancak bilgilenme ve akabinde bir bütün
olarak hareket edebilmek ile mümkündür. Prof. Dr. Kemal Arı ile
gerçekleştirdiğimiz 'Ermeni Sorunu Dün Bugün Yarın'
isimli
söyleşi kitabımız bu hedefler doğrultusunda ilk çalışmamızdır.
Kitabımız 7 Aralık 2017'de tüm kitapçılarda okuyucuların
ilgisine sunulmuştur. Bu ortak çalışmalar içinde Aralık ayının
ilk haftasında Lübek, Kiel ve Hamburg şehirlerde tanıtım, imza
ve konferanslar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarımızı 19,
20 ve 21 Ocak 2018'de Bremen, Hannover ve Hamburg'da yapacağımız
konferans, tanıtım ve 'Kanayan
Yara: Ermeni Mezalimi' isimli
sergimiz takip edecektir. Kitabımızın şuan almanca çevirisi
yapılmaktadır. En kısa zamanda 'Ermeni
Sorunu Dün Bugün Yarın' kitabımız
Almanca olarak raflarda yerini alacaktır. Bizler üstümüze düşen
görevi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.
5.
Son Söz;
Yüz
yıldır ayaklarımıza, dilimize, düşüncelerimize vurulan bu
prangalardan, okumakla kurtulabiliriz. Unutmayalım ki 'okudukça
bilgileneceğiz ve bilgilendikçe bu prangalardan kurtulacağız.'
Halil Fehmi Dağ
6
Ocak 2018
Halil
Fehmi Dağ



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder