6 Ocak 2018 Cumartesi

İlk Kitap Neden Ermeni Sorunu Üzerine

İlk Kitap Neden Ermeni Sorunu Üzerine

1. Mevcut Durum;
Türkiye 21. yüzyılda olması gerektiği konumda değildir. 'Muasır Medeniyetler' seviyesinden uzaklaştırılmış ve hızlı bir şekilde bilim ve ilimden koparılmaktadır. Tarihi gerçekler yok sayılarak tarihi ve bilimsel bir temele dayanmayan ideolojiler Türk halkına dayatmayla kabul edilmek istenmektedir. Türkiye ve Türk halkı tarihinden uzaklaştırılmakta ve eğitim seviyesi bilinçli hazırlanan yöntemlerle düşürülmektedir. Türkiye, Batı'nın yüzyıldır değişmeyen isteklerini gerçekleştirebilmesi için hazır hale getirilmektedir. Hasan Saka'nın başbakanlık, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde 27 Aralık1949'da ABD ile imzalanan ortak Eğitim Komisyonu Kurulması antlaşması (Fulbright Antlaşması) bunun en iyi örneğidir. Fulbright Antlaşması ile Atatürk'ün gerçekleştirdiği en önemli devrimlerinden biri olan 'Eğitim' alanındaki aydınlanma ve bilinçlendirme çalışmaları yani 'Milli Eğitim' kavramının yok edilmesinin önü açılmıştır. Zaman içerisinde Türkiye'de her kurum yozlaştırılmış ve amacından saptırılmıştır. Siyasetçisi siyasetçi, aydını aydın değildir. Toplumun kanaat önderleri olarak ortaya çıkanlar, Emperyalizm ile açıkça iş birliği içindedirler. Amaçları, Atatürk'ün akıl ve bilim üzerine kurduğu 'Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaktır. Araştırma, okuma ve öğrenme istekleri köreltilen Türk halkı sistemsel bir şekilde tarihi gerçeklerden uzaklaştırılmaktadır. Batılı güçler tarafından masa başında hazırlanıp dünya medyasına sunulan ve tarihle örtüşmeyen sorunlar ile Türkiye ve Türk halkı büyük bir tehdit altındadır. Bu tehditlerin en önemlisi de 'Ermeni Sorunu'dur.

2. Avrupadaki Türk dernekleri (Almanya);

2009 yılından itibaren Almanya'da yaşamaya başladım. Sosyal bir çevre edinebilmek için her türlü inanç merkezi ve derneklerine, hemşehri derneklerine, akademisyenler, işadamları, siyasi partilerin yurtdışı örgütlenmeleri, sol, sağ ve muhafazar gruplara, kültür ve sanat derneklerine, Atatürkçü düşünçe derneklerine ve benzeri pek çok derneğe girdim. Tüm bu derneklerdeki en dikkat edici özellik büyük bir ayrışma ve kutuplaşmanın göze çarpmasıydı. Her ne kadar Türkler tarafından kurulan dernekler gibi görünselerde sanki farklı ülkelere mesup bireylermiş gibi davranmaları ve çatışma halinde olmaları üzücüydü. Bu cami bizim, şu cami sizin, CHP alevilerindir, sünniden sosyal demokrat olmaz, biz evetçi MHP'yiz, Kürtlere özgürlük verilmesini savunanlar, Fetöcüler buraya giremez, Milli görüşçüler oraya, akademisyen olmayı bölücülüğü desteklemekle karıştıranlar, bu Atatürkçü düşünce dernekleri Vatan Partisine ait diğerleri bizden değil diyen zihniyetler, siyaseti dine, dini siyasete alet edenler, Atatürk'e hakaret etmek düşünce özgürlüğüdür, Osmanlı ruhu geri gelecek, Ermenilere soykırım yapılmıştır, biz sizden değiliz siz bizden değilsiniz vb söylemler. Özellikle Ermeni sokyıkırımını savunanların emek verdiğim CHP'nin içinde yer almaları beni çok rahatsız etmiştir. Bu kişiler CHP'nin tüzük ve programından habersiz, siyasi görüşleri güç dengelerine göre değişen çıkarcı gruplardır. CHP ile de ilgileri yoktur. Karşılaştığım bu acı gerçekler Türkiye'ye tehdit olarak kurulan dernekler değildir bilakis Türkiye'ye fayda sağlamak amaçlı kurulmuş derneklerdir. Fakat, içimizdeki tüm bu olumsuzluklardan Türkiye'ye tehdit oluşturan dernek ve lobiler beslenmektedir. Kangrenli bir yapıya dönüşmüş olan bu dernekler ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Avrupa'da yok edilmiş, parçalanmış, kutuplaştırılmış ve birbirine düşman hale getirilmiş bir Türk toplumu vardır. Ne yazık ki bu dernekler inandıkları din, ilim, bilim, savundukları düşünce veya sempati duydukları dünya görüşününe dair donanıma sahip değillerdir. Yani araştırma, okuma ve öğrenme çabaları yoktur. Bu derneklerin içinde iyi ve doğru çalışmalar yapanlarda yok değildir. Fakat bu çoğunluk karşısında azınlıktadırlar.
3. Ne yapılmalıdır;

Bu oluşumların içindeki sorunlarla uğraşmak ciddi anlamda zaman ve enerji gerektiriyor. Zaten bu çarpıklığı gören vatanseverler bu derneklerden uzaklaşmaktadırlar. Bu derneklerden uzaklaşan bizlerinde suya sabuna dokunmadan yaşamaları kabul edilemez. Bunun için yanlış gördüğümüzü eleştirerek ve sürekli olarak aynı hataların yapılmasına engel olmaya çalışıyoruz. Okumanın, araştırmanın ve öğrenmenin önemli olduğunun altını çiziyor ve anlatıyoruz. Yurtdışında yaşayan Türklerin tarihini iyi öğrenmeleri ve mevcut ayrışmalara son verilerek Türkiye için birlik olunması gerektiğinin öneminden bahsediyoruz. Tüm farklılıklarımız ortak zenginliklerimizdir. Bir bütün olmayı başarabilmeliyiz.

4. Ermeni Sorunu;

Yurtdışında ki Türk toplumunu daha iyi yerelere taşıyabilmek ve aydınlatabilmek için bu yola çıktık. Ermeni lobisi, her geçen gün güç kazanarak Avrupa parlamentolarında bizleri zora sokacak kararlar çıkmasını sağlamaktadır. Mücadele ancak bilgilenme ve akabinde bir bütün olarak hareket edebilmek ile mümkündür. Prof. Dr. Kemal Arı ile gerçekleştirdiğimiz 'Ermeni Sorunu Dün Bugün Yarın' isimli söyleşi kitabımız bu hedefler doğrultusunda ilk çalışmamızdır. Kitabımız 7 Aralık 2017'de tüm kitapçılarda okuyucuların ilgisine sunulmuştur. Bu ortak çalışmalar içinde Aralık ayının ilk haftasında Lübek, Kiel ve Hamburg şehirlerde tanıtım, imza ve konferanslar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarımızı 19, 20 ve 21 Ocak 2018'de Bremen, Hannover ve Hamburg'da yapacağımız konferans, tanıtım ve 'Kanayan Yara: Ermeni Mezalimi' isimli sergimiz takip edecektir. Kitabımızın şuan almanca çevirisi yapılmaktadır. En kısa zamanda 'Ermeni Sorunu Dün Bugün Yarın' kitabımız Almanca olarak raflarda yerini alacaktır. Bizler üstümüze düşen görevi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.

5. Son Söz;
Yüz yıldır ayaklarımıza, dilimize, düşüncelerimize vurulan bu prangalardan, okumakla kurtulabiliriz. Unutmayalım ki 'okudukça bilgileneceğiz ve bilgilendikçe bu prangalardan kurtulacağız.'
Halil Fehmi Dağ
6 Ocak 2018
Halil Fehmi Dağ


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder