Arakan'ın Katili Emperyalizm
Bir gün uyandığınızda yıllardır
tanıdığınız, yardımlaştığınız, gülüp ağladığınız
komşunuzu öldürmek zorunda kalıyorsunuz. Neden, çünkü o
sizinle aynı dini, dili paylaşmıyor, sizinle aynı ırktan değil.
Veya tüm bu sebeplerden dolayı siz öldürülüyorsunuz. Peki durup
dururken neden yıllardır aynı coğrafyada yaşayan halklar birden
bire kendilerini akıl almaz bir savaşın içinde bulur. Bu
savaşların körüklüyücüleri kimlerdir? Görünmeyen esas
katiller kimdir?
Son dönemde tekrar tekrar ısıtılıp
karşımıza getirilen ve kan ağlatılan bir coğrafya (ARAKAN)
var. Sahnede ne olduğundan habersiz masum Burma halkı var. Oyun
Budist ve Müslümanlar üzerinden oynanıyor. Bu iki etnik grup
taraflı medya tarafından kasıtlı olarak katil olarak
gösteriliyor. Ve bizler olaya sadece kendi tarafımızdan bakarak
Budistler müslüman halka soykırım yapıyor yada Müslümanlar
budist bir kadına tecavüz etti diyerek iç savaşın başlagıç
noktası bu diyoruz. Peki Arakan'da gerçekten neler oluyor. İpler
kimin elinde. Gerçek katiller kimler?
Myanmar Topraklarında İngiliz
Postalı.
Myanmar tarihine bakıldığında
Hindistanı sömüren İngilizler ile sürekli çatışma halinde
olduğu görülür. Hatta Arakan şehri dahi bir dönem İngilterenin
sömürüsü olmuştur. İngiltere Myamar'ı adım adım işgal
ederek ele geçirmiştir. İngiltere Myamar ülkesine Burma veya
Birmanya ismini koymuştur. 1826 dan 1948 yılına kadar İngiltere
Myamar 'ı sömürmüş ve bu sömürü sayesinde kendi sanayi
devrimini sağlamış ve refaha ulaşmıştır. Ülke 1948 de
bağımsızlığını kazanmıştır. Buna rağmen Arakan
bölgesindeki iç huzursuzluk günümüze kadar devam etmektedir.
Kanada,
İngiltere ve ABD Myamar ismini kabul etmez.
1962’de
“solcu subaylar” U NE Win önderliğinde iktidarı ele geçirir.
“Sosyalist” tek partili sivil-askeri yönetim 1989’da ülkenin
adını Myanmar Birliği Cumhuriyeti olarak değiştirir. BM
tarafından onaylanan isim değişikliğine Kanada,
İngiltere ve ABD
onay vermez. 2011 senesine kadar ülkenin mutlak hâkimiyetini elinde
tutan “sol” asker-sivil yönetim Kasım 2010’da seçim
yapılmasına izin verir.
Emperyalizmin
Kahramanı Aung San Suu Kyi
Renkli
bir kişilktir Suu Kyi, her parmağında emperyalizm tarafından
takdim edilmiş değerli ödülleri vardır. Emperyalizmin kendine
hizmet eden herkese verdiği sıfatları vardır. Şiddetsiz direniş
savucusu aktivist, düşünce mahkumu vs. Emperyalizmin gözbebeği
Suu Kyi Myanmar'da askeri diktatörlüğüne karşı gösterdiği
barışcıl ve şiddetsiz mücadele nedeniyle 1990 da Rafto ve
Sakharov Düşünce Özgürlüğü ödülü ve 1991'de de Naobel
barış ödülü ile taçlandırılır.
Brookings Enstitüsünden sonra dünyadaki en etkili ikinci düşünce
kuruluşu olarak kabul edilen Chatham
Haouse Ödülü
ile 2011 yılında ödüllendirilir. Forbes dergisi 2014 yılında
Suu Kyi dünyanın en güçlü kadınlar sıralamasında 61 sırada
olduğunu yayınlar. Myanmar için üstün yeteneklere sahip bir
kahraman hazırlanmıştır. Suu Kyi , Yüksek
lisansını1965 de Oxford yapmıştır.
BM de bütçe üzerine görevler üstlenmiştir. Londra
üniversitesinde felsefe dersleri vermiştir. Batı kendine güvenilir
bir adam yetiştirmiştir.
İsterseniz
Mehmet Yuva'nın makalesinde Suu Kyi nasıl anlatılıyor bir
bakalım.
1972’de
İngiliz asıllı Michael Aris ile evlenir. 1999’da ölen İngiliz
eşinden iki çocuğu olur. Eroin bağımlısı kocası ve eşinin
sülalesi, İngiliz casus Arap Lawrence misali, Küba, Myanmar ve
Uzak Doğu Asya’da cirit atar. İngiltere adına casusluk ama malum
hikayesiyle özgürlük ve demokrasi mücadelesi içinde aktif yer
alır. İngiltere-ABD arasında mekik dokuyan Lady Suu Kyi 1988’de
Myanmar’a giriş yapmasına izin verilir. 1989’da “yabancı
ülkeler adına casusluk faaliyeti ve ülkede birliği sağlamak
yerine yabancı çıkarlar uğruna siyasi fitne çıkarmak”
suçlamasıyla ev hapsine alınır.
1990’da yapılan seçimlerde çoğunluğu elde ettiği iddia
edilir. Askeri yönetim seçim sonuçlarını kabul etmez. 1995’te
ev hapsinden çıkarılan Lady Suu Kyi 2000’de tekrar ev hapsine
mahkûm edilir. 2002’de yeniden serbest bırakılır. 2003’te,
bugün Venezüella’dan aşikâr olduğumuz sokak eylemleri misali,
Myanmar sokaklarında hükümet yanlıları ile Lady Suu Kyi’nin
taraftarları arasında şiddetli çatışmalar yaşanır. Yeniden ev
hapsine alınır.
2009’da evine gizlice giren ABD’li John Yettaw ile yakalanır.
ABD’nin baskıları sonucu Yattaw ile birlikte Lady Suu Kyi ülkeden
çıkarılır. “Yabancı ülke ajanlarıyla işbirliği”
suçlamasıyla gıyabında hapis cezasına çarptırılır. 2010 Arap
Kanlı baharı ile başlayan süreç Hindu-Çin coğrafyasında da
tatbik edilir. 2010 seçimlerine katılması için BM Genel
Sekreterliği, İngiltere, ABD ve İsrail Myanmar hükümeti
üzerinde baskılarını artırır.
Myanmar
anayasasına binaen yabancı vatandaşlarla evli ve hapis cezası
almış olanların seçime katılması yasaktır. Seçimler Lady Suu
Kyi’nin partisi olmadan gerçekleşir.
'Batı
devletleri seçim sonuçlarını kabul etmez.' En nihayet 2012’de
yapılan seçimlere katılmasına izin verilir. Bağımsız aday
olarak seçimlerde bir koltuk kazanan Lady Suu Kyi parlamenter olur.
2015’te yapılan seçimlere Ulusal Demokrasi Birliği partisi
olarak seçime katılır ve çoğunluğu elde eder. Seçimlerde
onlarca milyon dolar rüşvet ve kazanması halinde Lady Suu Kyi
önderliğinde ülkenin Batının ekonomik yardımlarıyla
şahlanacağı ve istikrara kavuşacağı şırıngası verilir.
İngiltere
ve ABD öncülüğündeki Batı devletleri ekonomik baskı, tehdit,
şantaj, medya operasyonları, Nobel Barış ödülü ve daha nice
araçları devreye sokarak Myanmar’ı diz çökmeye zorlar. Kasım
2015’te yapılan ikinci seçimlere katılan Lady Suu Kyi hükümeti
kurması için gerekli olan sandalye sayısını elde eder. Almanya
şansölyesi Merkel misali Myanmar’ın Şansölyesi olur.
Parlamentoda çoğunluğu elde eden Lady Suu Kyi, yabancı bir
vatandaşla evli ve anayasaya binaen devlet başkanı olamadığı
için danışmanı Htin Kyaw’ı devlet başkanı tayin eder. Ancak
siyasi bir makam ve statüye haiz olması için kendisine has “Devlet
Şansölyesi” adıyla bir ofis tesis edilir. Perde arkasında
partinin ve devletin yegane yöneticisidir.
Blair’den
Clinton’a Obama’dan birçok Batılı devlet erkânı için Lady
Suu Kyi Hindu-Çin coğrafyasına açılan altın kapının anahtarı
kabul edilir. Ulusal Demokrasi Birliği Partisinin başında olan
Lady Suu Kyi “özgürlük ve demokrasi kahramanı” sıfatlarıyla
Nobel ödülüne layık görülür. Ve bu ödülü 1991 de kazanır.
Gördüğümüz
gibi Batı adamlarını ödüllendirir ve bu ödülünün karşılığı
olarak sizden görev bekler. Peki Batı'nın amacı nedir ve neden
ARAKAN çatışmanın ortasındadır. Bu bölümü ise Banu Avar'dan
okuyalım.
Burma’nın
haritadaki yerine bakın. Burma ABD’nin 2 yıl içinde deniz
kuvvetlerindeki gemilerinin yüzde 60’ını konuşlandırmayı
düşündüğü coğrafyanın en stratejik yerinde.
Bir
yanında Çin var: ABD’nin nihai hedefi! Öbür tarafı Hindistan,
içinden çıktığı ülke..
Açılımlardan
sonra Amerika’nın Burma’ya 22 yıldır uyguladığı yaptırımlar
sonlandı ve ülkeye bir ABD büyükelçiliği açıldı….. Malum
fıkrayı hatırlayın:‘Neden Amerika’da terör faaliyeti yok?
Cevap: Çünkü orada bir ABD büyükelçiliği yok!’
İşte
öyle de oldu..
Burma
Güney Asya’da gazın, petrolün, mücevherin, kerestenin,
pirincin, deniz ürünlerinin bir numaralı merkezi.. Batan bir gemi
gibiydi.. İnsanlar işsizlikle tanıştı.. Açlıkla tanıştı..
Etnik çatışmalar için düğmeye basıldı.. Tıpkı Irak’ta
yaptıkları gibi , birgün bir budist’i öldüren Müslüman
kılığındaydılar, diğer gün Müslümanı öldüren Budist..
Irak’da Şii ve Sunni ibadethaneleri bombalayan İngiliz istihbarat
örgütü ajanları yakalanmamış mıydı? Batı basını her gün
‘Şiiler Sünni camileri bombaladı!’ ‘Sünniler, Şii
ibadethanesini bastı!’ haberleri yapılmamış mıydı..? Her
ikisini de bombalayanlar, basanlar, kadınlara tecavüz edenler,
çocukları kaçıranlar, batı istihbaratı kışkırtmasıyla ayağa
kalkan, maaşa bağlanan, ‘demokrasi’ kuruluşlarıyla irtibatlı
olan çetelerdi. Başlangıç yapıldıktan sonra arkası nasılsa
gelirdi!
2011
aralığında 50 yıl sonra ilk kez bir Amerikan Dışişleri Bakanı
Clinton, Burma’yı ziyaret etti. Ardından İngiliz Dışişleri
Bakanı William Hague Burma’da boy gösterdi. O da 1955’den beri
Burma’ya gelen ilk İngiliz Dışişleri Bakanı’ydı.. Ardından
Batılı şirketlerin iş adamları sökün etti.. Telekomdan petrole
tüm şirketler ellerine geçti..
Wall
Street Journal Burma için ‘Asya’daki Son Büyük Pazar!’ diye
başlık atıyordu.. ‘Potansiyeli görmezden gelinemeyecek kadar
büyük!’ diye ekliyordu.. Küresel şirketlerin ağzının suyu
akıyordu..
Yıllardır
tüm hakları gaspedilmiş, Burma Bengladeş ve Hindistan’a
yayılmış Müslüman nüfus ülkenin batısında Arakan’da
yaşıyor.. Bir kısmı Ürdün’deki Filistinliler gibi, 1948’den
beri gecekondulaşmış mülteci kamplarındalar.. Fırsat bulunca
Bengaldeş’e Malezya’ya kaçıyor, oralardan da sınırdışı
ediliyorlar.. Ne Arakan’da ne Bengaldeş’de sevilmiyorlar.
Budistlerle aralarında zaten iş aş ev konusunda çekişme var..
Binlerce
yıldır birarada yaşayan vatandaş bakakaldı… Sokaklar savaş
alanıydı ve 30 bin kişi göçe zorlandı..
Senaryoyu
yazanlar, göç, uyuşturucu ticareti silahlı çeteler gibi
nedenlerle zaten BM örgütlerini bölgeye konuşlandırmışlardı.
İstihbaratçılar da özel birlikler de danışmanlarda Burma’da
hazır ve nazırdı…
Burma’da
insanlar ölüyor, Müslümanlar da Budistler de diğerleri de kana
bulanıyor…. Burma ‘Büyük oyun’da önemli bir nokta… Kaosa
taşınacak bir başka Güney Asya incisi.. Libya ile benzetilirdi!
Libya bombalandı varı yoğu alındı.. Burma yönetimi ise
katillerinin ayağının altına kırmızı halı serdi, Celladını
evine davet etti.. Şimdi olan, gününü kurtarmaya çalışan Tibet
ve Himalayaların barış sever insanlarına olacak! Oyunun farkına
varamazlarsa Burma kan rengine bulanacak!
Arakan’a
Angelina Jolie gelip bir dolanacak.. Kavgadan kaçanlar sınırlara
yüklenecek.. Gri bölgeler oluşacak ve Barış gücü askerleri
kavgayı ayırmak için bölgeye yerleşecek… ABD deniz gücü
Bengal Körfezi’ne ve Arakan kıyılarına gelecek…
‘Müslümanlar
öldürülüyor!’ demekle bitmiyor.. Senaryo hiç değişmiyor..
Darfur’da da Libya’da da Suriye’de de küçük farklarla aynı
oyun sahneleniyor.. Stop imperialism.comsitesi yazarı Eric Draitser
durumu özetliyor:
‘Arakan
eyaleti başkenti Sittwe, Çin’in kullandığı en büyük liman,
Çin’in içlerine kadar giren bir petrol boru hattı oradan
başlıyor. Çin’i engellemek için en iyi yol doğal olarak
Sittwe’de bir çatışma çıkarmak!’
Çatışma çıkarıldı.. Şimdi masum
insanların cehennem zamanı! Diyor banu Avar.
Myanmar küresel çetelerin kıskacında,
Myanmar küresel çetelerin iştihanı kabartacak bir zenginliğe
sahip. CIA ajanları bölgede cirit atıyor. Özel eğittikleri
katiller bölgede terör estiriyor.
ABD Emperyalizmi, yani CIA, 2012’de
Arakan’da bölgesel çatışmaları körükleyerek İslam Cihadı
için Rohingya Kurtuluş Ordusu’nu kurdurdu, silah verdi,
kışkırttı.
ABD-CIA’nın
tıpkı bölgemizde aynı dönemlerde IŞİD’ı, PKK/YPG’yi,
FETÖ’yü kurup kışkırttığı gibi…
Arakan’da İslamcı Rohingya Kurtuluş
Ordusu, tıpkı IŞİD, YPG/PKK, FETÖ gibi bir CIA operasyonu, CIA
ürünü, CIA imalatıdır!
Dün diktatör Esad
diyerek bizleri kandıranlar, Suriyede ki terör örgütlerini barış
güvercini gibi göstererek el altından destekleyerek binlerce masum
suriyeliyi katleden Batı şimdi aynı yalanlarla bizi kandırarak
cinayetlerine Arakan'da devam ediyor. Batı, Arakan'da
Müslüman-Budist çatışması var diyor. Bizi kandırmak için
hazırlanan senaryo bu. Müslüman- Budist çatışmasının gerçeği
ise ABD-Çin çatışmasıdır. ABD/CIA, Müslümanları/İslamcıları
kullanıp, Çin yanlısı Budist Myanmar Hükümeti’ni sıkıştırma
çabasında… Arka planda Çin’in Arakan bölgesinden geçen
enerji hatları kavgası da var…
ABD
Çin’e uzanan bu enerji hatlarını da‘Arakan
İslam Cihadı’ile
baltalamak istiyor!...
ABD, Kuzey Kore tehdidi
üzerinden de Çin’i çevreleme, sıkıştırma ve korkutma
kavgasında…
ABD/CIA, Arakan’da
İslamcı azınlığı, Myanmar (Burma) devletine karşı, tıpkı
bizdeki Kürt azınlığı (PKK/YPG ile), Türkiye’ye karşı
kışkırttığı gibi kışkırtıyor…
Rohingya İslam Ordusu,
Myanmar Devlet güçlerine saldırıyor, Myanmar Hükümeti de buna
karşılık Müslüman halka saldırıyor, eziyor, katliam
yapıyor…Yaşanan acı gerçek budur!
Emperyalizmin oyununu
bozmak için gerçekleri görmeye mecburuz.
4 Eylül 2017 Heidelberg

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder