CHP'nin 35. Kurultayından Adalet
Yürüyüşüne Bir Bakış
Yapılmak istenen ne?
CHP 35. kurultay
hazırlıklarından sorumlu Tunceli Milletvekili Gürsel Erol,
Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları düşünerek, kurultaya
“Demokrasi,
Değişim ve Kardeşlik” ismini
verdiklerini belirtti.
Israrla bu üç maddenin seçilmiş olması manidar değil midir?
Ayrıca Kurultay öncesi bir CHP vekil makan odasında bulunan
Atatürk resmini, 'artık yeni şeyler
söylemek gerek' diyerek indirdiğini
hatırlatırım. Başka neler olmuştu o kurultayda. Biraz hafızamızı
tazelemek ister misiniz? CHP
Bağcılar Gençlik Örgütü'nün astığı Kürtçe,Türkçe
ve İngilizce"Barış"ve"Bu
sese kulak ver"pankartı
asıldı.
35. genel kurutal sonuç bildirgesinde ki en önemli madde ise; 'Kürt
sorunu eşit yurttaşlık temelinde, milletin temsil edildiği TBMM
zemininde toplumsal uzlaşma ve ortak akıl ekseninde çözülmelidir.'
diyor.
Bu madde Maltepe manifestosunda da karşımıza çıktı.
Adalet yürüyüşü 9 Mayıs'ta
Maltepe de son buldu. Kılıçdaroğlu 10 maddelik istek ve
dileklerini açıkladı. 9. Madde de Kılıçdaroğlunun dileği şu;
'Toplumsal barışımızı bozan
tüm anti demokratik uygulamaların eşit yurttaşlık temelinde sona
erdirilmesini istiyoruz.' deniliyor.
CHP gerçekten
ne yapmak istiyor?
Kılıçdaroğlu, 14
Mayıs 2017 günü Bursa'da, "CHP
olarak asıl öncelikli hedefimiz, 12 Eylül mevzuatından arınık
bir anayasa oluşturmak, 16 Nisan günü 'evet'
diyen toplumsal kesimleri de kucaklayacak bir toplumsal sözleşme
metnini ortaya koymaktır. Hazırladığımız anayasa taslağını
bu süreçte olgunlaştıracağız." demişti.
Şimdi de Kılıçdaroğlu,
"Toplumsal barışımızı
bozan tüm antidemokratik uygulamalara, eşit yurttaşlık temelinde
son verilmelidir" diyor.
Arslan Bulut bu cümlenin nasıl yorumlanması gerektiğinin altını
çiziyor
'Yürüyüşün asıl hedefi netleşti' isimli
yazısında. Bunun nedenlerini araştırıp şöyle diyor;
Kılıçdaroğlu'nun
kullandığı kavram ise "kanun önünde
eşitlik"
değil Abdullah
Öcalan'ın
yazdığı Dolmabahçe mutabakatındaki "eşit
yurttaşlık"tır.
Geçen Nevruz'da yani 21 Mart 2017'de İstanbul'da konuşan HDP Eş
Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli,
"Dolmabahçe mutabakatı tüm halklara eşit yurttaşlık
temelinde nasıl anayasa yapabiliriz formülüydü. Eşit yurttaşlık
temelinde anayasa istiyor ve bu yüzden hayır diyoruz."
demişti!..Dolmabahçe mutabakatı metninde "eşit yurttaşlık temelinde Yeni Anayasa" ve "ortak vatan" isteniyordu!
"Maltepe çağrısı"nı kim yazmışsa, "eşit yurttaşlık temelinde"yi, bilinçli kullandığı belli...
Yürüyüşe HDP'nin katılmasının sebebi de bu muydu? Diyerek sorguluyor.
Genel itibariyle CHP bir kürt zihniyetiyle veya kürtlere karşı sevgi besleyenler tarafından kontrol edildiği ortadadır.
Maltepe manifestosunun üstünde düşünülmesi gereken bir diğer maddesi ise 10. maddedir.
10. Madde de ise şöyledir. 'Son
zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki
adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır.
Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası
ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm
halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl
ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş
yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine,
adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.'
Bu madde
de sorgulanması gereken nokta ise; 'Türkiye yüzünü insan
haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine
çevirmelidir.' Soruyorum
size Türkiye'nin yüzünü cevireceği, insan haklarına, hukuk
devletine, adalete önem veren milletler ailesi kimdir, hangi
kıtadadır. Dünyamızda bu değerlere önem veren ülke var mıdır?
Kılıçdaroğlu'nun burada bahsettiği kan emici Emperyalizm ve
Batı dır. Peki bugün ülkemizi, ortadoğuyu ve dünyanın
neredeyse her ülkesini kontrolünde tutan, sömüren, silah satıp
savaşlar çıkartan ve kandan beslenenler Emperyalizm ve Batı değil
midir? Neden toz bembe bir Batı imajı çiziliyor bize. Ve neden
hala Batı'dan medet umuluyor? Ülkemiz küresel çetenin yani
Batı'nın cenderesine düştüğü günden beri, (Nato, IMF, Dünya
bankası, AB) bir fiil işgal altında değilmidir? Batı merkezli
bir siyaseti kendilerine hedef seçenler Batı'nın güdümünde
hareket edenlerdir. Mustafa Kemal Atatürk ile tam tersi bir dış
politikayı benimseyenlerdir. Mustafa Kemal Atatürk hiç bir zaman
Batı yanlısı olmamış bilakis Batı'dan gelebilecek tehlikeleri
çok iyi idrak edebildiği için , Türkiye'nin Batı yerine
Avrasyacı olmasını savunmuştur. Türkiye Mustafa Kemal
Atatürk'ün ışığından uzaklaştıkça karanlıklara
gömülmektedir. Artık bu gerçeği görmenin zamanı geldi.
12
Temmuz 2017 Heidelberg
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder