12 Temmuz 2017 Çarşamba

CHP'nin 35. Kurultayından Adalet Yürüyüşüne Bir Bakış

CHP'nin 35. Kurultayından Adalet Yürüyüşüne Bir Bakış
Yapılmak istenen ne?
CHP 35. kurultay hazırlıklarından sorumlu Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları düşünerek, kurultaya Demokrasi, Değişim ve Kardeşlik” ismini verdiklerini belirtti. Israrla bu üç maddenin seçilmiş olması manidar değil midir? Ayrıca Kurultay öncesi bir CHP vekil makan odasında bulunan Atatürk resmini, 'artık yeni şeyler söylemek gerek' diyerek indirdiğini hatırlatırım. Başka neler olmuştu o kurultayda. Biraz hafızamızı tazelemek ister misiniz? CHP Bağcılar Gençlik Örgütü'nün astığı Kürtçe,Türkçe ve İngilizce"Barış"ve"Bu sese kulak ver"pankartı asıldı. 35. genel kurutal sonuç bildirgesinde ki en önemli madde ise; 'Kürt sorunu eşit yurttaşlık temelinde, milletin temsil edildiği TBMM zemininde toplumsal uzlaşma ve ortak akıl ekseninde çözülmelidir.' diyor. Bu madde Maltepe manifestosunda da karşımıza çıktı.
Adalet yürüyüşü 9 Mayıs'ta Maltepe de son buldu. Kılıçdaroğlu 10 maddelik istek ve dileklerini açıkladı. 9. Madde de Kılıçdaroğlunun dileği şu;
'Toplumsal barışımızı bozan tüm anti demokratik uygulamaların eşit yurttaşlık temelinde sona erdirilmesini istiyoruz.' deniliyor.
CHP gerçekten ne yapmak istiyor?
Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs 2017 günü Bursa'da, "CHP olarak asıl öncelikli hedefimiz, 12 Eylül mevzuatından arınık bir anayasa oluşturmak, 16 Nisan günü 'evet' diyen toplumsal kesimleri de kucaklayacak bir toplumsal sözleşme metnini ortaya koymaktır. Hazırladığımız anayasa taslağını bu süreçte olgunlaştıracağız." demişti.
Şimdi de Kılıçdaroğlu, "Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara, eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir" diyor. Arslan Bulut bu cümlenin nasıl yorumlanması gerektiğinin altını çiziyor 'Yürüyüşün asıl hedefi netleşti' isimli yazısında. Bunun nedenlerini araştırıp şöyle diyor; Kılıçdaroğlu'nun kullandığı kavram ise "kanun önünde eşitlik" değil Abdullah Öcalan'ın yazdığı Dolmabahçe mutabakatındaki "eşit yurttaşlık"tır.
Geçen Nevruz'da yani 21 Mart 2017'de İstanbul'da konuşan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli, "Dolmabahçe mutabakatı tüm halklara eşit yurttaşlık temelinde nasıl anayasa yapabiliriz formülüydü. Eşit yurttaşlık temelinde anayasa istiyor ve bu yüzden hayır diyoruz." demişti!..
Dolmabahçe mutabakatı metninde "eşit yurttaşlık temelinde Yeni Anayasa" ve "ortak vatan" isteniyordu!
"Maltepe çağrısı"nı kim yazmışsa, "eşit yurttaşlık temelinde"yi, bilinçli kullandığı belli...
Yürüyüşe HDP'nin katılmasının sebebi de bu muydu? Diyerek sorguluyor.



Genel itibariyle CHP bir kürt zihniyetiyle veya kürtlere karşı sevgi besleyenler tarafından kontrol edildiği ortadadır.
Maltepe manifestosunun üstünde düşünülmesi gereken bir diğer maddesi ise 10. maddedir.
10. Madde de ise şöyledir. 'Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.' Bu madde de sorgulanması gereken nokta ise; 'Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.' Soruyorum size Türkiye'nin yüzünü cevireceği, insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesi kimdir, hangi kıtadadır. Dünyamızda bu değerlere önem veren ülke var mıdır? Kılıçdaroğlu'nun burada bahsettiği kan emici Emperyalizm ve Batı dır. Peki bugün ülkemizi, ortadoğuyu ve dünyanın neredeyse her ülkesini kontrolünde tutan, sömüren, silah satıp savaşlar çıkartan ve kandan beslenenler Emperyalizm ve Batı değil midir? Neden toz bembe bir Batı imajı çiziliyor bize. Ve neden hala Batı'dan medet umuluyor? Ülkemiz küresel çetenin yani Batı'nın cenderesine düştüğü günden beri, (Nato, IMF, Dünya bankası, AB) bir fiil işgal altında değilmidir? Batı merkezli bir siyaseti kendilerine hedef seçenler Batı'nın güdümünde hareket edenlerdir. Mustafa Kemal Atatürk ile tam tersi bir dış politikayı benimseyenlerdir. Mustafa Kemal Atatürk hiç bir zaman Batı yanlısı olmamış bilakis Batı'dan gelebilecek tehlikeleri çok iyi idrak edebildiği için , Türkiye'nin Batı yerine Avrasyacı olmasını savunmuştur. Türkiye Mustafa Kemal Atatürk'ün ışığından uzaklaştıkça karanlıklara gömülmektedir. Artık bu gerçeği görmenin zamanı geldi.
12 Temmuz 2017 Heidelberg



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder